Connect with us

Amatör Astronomi

Astrofotoğrafçılık: Nasıl Başlanır?

Bu yazıyı yaklaşık 8 dakikada okuyabilirsiniz.

Astrofotoğrafçılık (gökyüzü fotoğrafçılığı), her ne kadar fotoğrafçılığın bir alt dalıymış gibi görünse de fotoğrafçılıktan birçok yönüyle ayrılır.

Astrofotoğrafçılık yapan herkes fotoğrafçılıktan anlamalıdır, fakat fotoğrafçılık yapan herkesin astrofotoğrafçılıktan anlamasına gerek yok. Dolayısıyla gökyüzü fotoğrafları çekmek için kullandığınız kameranın teknik detayları hakkında az çok bilgi sahibi olmanız gerekir.

Eğer elinize normal bir kamera alıp, otomatik ayarlarda yıldızları çekmeye çalışırsanız muhtemelen hiçbir sonuç alamazsınız. Bunun sebebi kameraların gökyüzünün karanlığına uygun değil, gündüz çekimlerine uygun otomatik ayarlara göre tasarlanmış olmasıdır. Dolayısıyla sizin bu ayarları bilerek farklı şekillerde uygulamanız gerekir. Neyse ki günümüzde birçok fotoğraf makinesi bunu yapabilecek kapasiteye sahip. Geriye sadece bize birkaç ayarlama yapmak kalıyor.

Peki gökyüzü fotoğrafları çekmek için özel bir ekipmana sahip olmak zorunda mıyım? Ekipman ihtiyacından yola çıkarak astrofotoğrafçılığı iki gruba ayıralım.

1) Teleskopla yapılan astrofotoğrafçılık (derin uzay).
2) Sadece kamera ile yapılan astrofotoğrafçılık (geniş açı).

Bu yazıda işin tekniğini anlatmayı amaçladığımız için sadece kamera ile olana odaklanacağız, bu sırada teleskopla olana da temel atmış olacağız. Ne de olsa kameranın objektifi de basit bir teleskoptur.

Nasıl bir kameraya sahip olmalıyım?

En basit şekliyle ifade edecek olursak bir DSLR fotoğraf makinesi gereklidir. Aslında temel ihtiyacımız basittir. Yıldızlar çok çok sönük ışık kaynaklarıdır ve onları görebilmek için onlardan fazla sayıda foton almamız gerekir. Bunun için temelde “Uzun Pozlama” dediğimiz işlemi yapabilmemiz gerekir. Bu çektiğimiz fotoğraftaki yıldızları görünür kılabilmek için yapmamız gereken en temel işlemdir. Dolayısıyla kameramızın bu özelliğe sahip olması gerekir.

Unutmayın, astrofotoğrafçılığa yeni başlıyorsunuz ve öğrenmeniz gereken “temel anlamda” çok şey var. Yani, pahalı bir makinaya bu aşamada ihtiyacınız yok, herhangi bir DSLR makina size her türlü yeterli gelecektir.

Canon EOS 550D

Canon EOS 550D

 

Astrofotoğrafçıların sıklıkla tercih ettiği modeller Canon EOS serisidir. Bunun en temel sebebi her kameranın yazılımsal olarak çekilen görüntüyü belirli miktarda işlemesidir. Canon EOS serisi genelde bu özellik bakımından bize daha “ham” veri sunar. Yani görüntü üzerinde fazla oynamamasını ona söyleyebiliyoruz, böylece biz görüntü üzerinde istediğimizi yapabiliyoruz. Buradaki en temel problem, bazı yazılımların yıldızları otomatik olarak silmesidir. Oldukça ufak göründükleri için yazılım bunları “gürültü” olarak algılar ve görüntü kalitesini iyileştirmek adına yok eder. Tabi ki bu bizim hiç de istemediğimiz bir şey.

Ayrıca özel olarak birçok marka astrofotoğrafçılığa uygun modeller üretiyor. Fakat bunlar fiyat bakımından diğerlerine oranla daha pahalı. Eğer zaten elinizde olan iyi bir modeliniz varsa ayrıca böyle bir seçim yapmanıza gerek yok, elde edeceğiniz sonuçlar arasında ciddi bir fark olmayacaktır. Çok istisnai durumlar hariç. Burada belirtmek gerekiyor ki diğer markaların modelleri de bu konularda oldukça başarılı. Yalnızca fiyat/performans açısından Canon EOS serisi daha çok tercih ediliyor.

Diyafram – Açıklık

Diyaframı kelime karşılığı olarak perde veya açıklık olarak ifade edebiliriz. İngilizcedeki karşılığı “Aperture” yani “Açıklık” anlamına gelir. İçeriye ne kadarlık bir bölgeden, açıdan ışık gireceğini belirler. Burada diyafram bıçakları adını verdiğimiz bir perde vardır ve bu perde ayarlara göre kısılıp açılır. Fotoğrafçılıkta F değeri olarak ifade edilir ve F/3.5, F/5.6, F/11… gibi değerler alabilir. Bu değerler kullandığınız objektife göre değişim gösterir.

Diyafram aralığı

Diyafram aralığı

 

Bunun sonucunda fotoğraftaki alan derinliği değişir. Aşağıdaki görselde bununla ilgili bir örnek bulunuyor.

aperture

Her ne kadar yıldızları sonsuz uzaklıkta kabul ettiğimiz için bu özelliğe ihtiyacımız yokmuş gibi görünse de bilinmesi gereken bir detaydır. Bunun temelde iki sonucu olduğunu söyleyebiliriz. Birincisi her objektifin en iyi keskinliğe sahip olduğu bir değer vardır, dolayısıyla bunu bilmek hatta gerekirse deneyerek bulmak önemlidir. Diğeri ise bazı değerlerde yıldızların diyaframdan ötürü + ve x şekillerinde görülmesine sebep olmasıdır. Diyaframda kaç bıçak bulunuyorsa yıldızda da o kadar çizgi varmış gibi görülür.

Uzun Pozlama – Enstantane Hızı

Çekilen her fotoğraf bir zaman aralığını ifade eder. Gördüğünüz her görüntü aslında içerisinde bir süreci barındırır, hiç bir fotoğraf “o an” değildir, kısa da olsa bir zaman aralığına sahiptir. Biz bu çekim aralığına, pozlama süresi diyoruz. Deklanşöre basarsınız ve makinenin sensörü üzerine ışık düşmeye başlar. Belirlediğiniz pozlama süresi boyunca sensöre ışık düşer, sonra perde kapanır ve fotoğraf işlenir.

Bu çekim aralığı çoğunlukla en yüksek hızda saniyenin 4000’de birine kadar düşerken, en uzun pozlamada ise sınırsızdır. Saniyeler hatta dakikalar ile ifade edilebilir. Aşağıdaki fotoğrafta pozlama süresi betimlenmiş.

Fotoğrafta soldan sağa gidildikçe pozlama süresi artıyor

Fotoğrafta soldan sağa gidildikçe pozlama süresi artıyor

 

Aynı hızda dönen rüzgar güllerini farklı enstantane hızlarında pozlarsak yukarıdaki gibi bir görüntü elde ederiz. Soldaki rüzgar gülü gayet net bir şekilde görülürken, sağdaki hareketli görünüyor. Bunun sebebi soldaki fotoğrafın daha az bir zaman aralığında çekilmiş olması sebebiyle rüzgar gülünün hareketinin çok az olmasıdır. Sağdaki fotoğrafın çekim süresinde ise rüzgar gülü epeyce bir dönmüştür. Örneğin soldaki karenin enstantane hızı 1/640 iken(saniyenin 640’da 1’i), sağdaki karede 1/25’tir. Hatta işi abartıp belirli bir zaman aralığında rüzgar gülünün ne kadar döndüğünü hesap ederek dönüş hızını bile bulabilirsiniz.

Eğer çektiğiniz nesne sabit duruyorsa bu durumda olacak olan şey, aynı noktadan daha fazla ışık almak olacaktır. Dolayısıyla daha uzun pozlayarak aynı nesne daha parlak görülür. İşte aradığımız şey tam olarak da budur. Bu sebeple yıldız fotoğrafları çekerken uzun pozlama yaparız. Fakat burada da bir problem vardır. Dünya’nın dönüşü sebebiyle yavaş da olsa yıldızlar da gökyüzünde hareket ediyor gibi görünürler!

ISO Değeri

Sensörün ışık hassasiyetini belirleyen değerdir. ISO değeri 100-200-400-800-1600-3200-6400 gibi değerlerde olabilir. Değer yükseldikçe alınan ışık miktarı artar, fakat aynı zamanda “gürültü” de artar. Dolayısıyla görüntü kalitesi bozulur. Yani daha çok ışık toplamak için ISO’yu sonuna kadar artırmak mantıklı bir fikir değildir. Bunun yerine pozlama süresiyle arasında bir denge yakalamaya çalışmak gerekir.

Diğer Gereksinimler

Daha çok ışık toplayabilmek için hedefi sabit tutmak gerekliliğinden bahsettik. Dolayısıyla yıldız fotoğraflarını çekerken uzun pozlama sırasında kamera sabit olmalıdır. Bunun için kameranın üzerinde sabit duracağı bir üç ayak gereklidir. Ayrıca deklanşöre basarken makinenin titrememesi için ya zaman ayarlı pozda ya da kumanda ile çekim yapılmalıdır. Bir diğer alternatif ise kamerayı bilgisayara bağlayarak yazılımdan kontrolle fotoğraf çekmektir.

Her şey tamam, fotoğrafınızı çektiniz. Fakat burada da bir sorun başlıyor. Eğer standart lens olan 18-55mm lenste 18mm değerinde 30 saniye gibi bir pozlama yaptıysanız, çektiğinizde fotoğrafta yıldızlara yakınlaştığınızda uzadıklarını göreceksiniz. Bunun sebebi gece boyunca Dünya’nın kendi etrafında dönmesinden ötürü yıldızların da görünürde dönüş hareketi yapmasıdır. Ne kadar yakınlaştırma yaparsanız bu hareketin hızı o kadar bariz hale gelir. 18mm değerinde en uygun uzun pozlama süresi 10-13 saniye iken 55mm’de bu 6 saniyelere kadar düşer. Dolayısıyla bir takip sisteminiz yoksa en geniş açıda pozlama yapmak en iyi seçenektir.

Bir yıldız izi çalışması

Bir yıldız izi çalışması (Telif: Catalin Paduraru)

 

Ya da yukarıdaki fotoğraftaki gibi bu yıldız hareketinden faydalanarak bir “yıldızizi” çalışması yapabilirsiniz. Eğer hiçbir takip yapmıyorsanız, yıldızlar uzun pozlamadan ötürü hareketlerini gösterecektir. Burada da işi abartıp yıldızların kaç derecelik dönüş yaptığından poz süresini çıkartabilirsiniz. Bir saatmiş gibi düşünebilirsiniz, yıldızların hareketi akrebin hareketidir. Yukarıdaki fotoğrafta yaklaşık 1 buçuk saatlik pozlama varmış gibi görülüyor.

İlerleyen Aşamalar

Büyük çoğunlukla tek kare fotoğraf astrofotoğrafçılıkta işe yaramaz. Amaç her zaman daha fazla ışık elde etmek olduğundan bizi zorlayan teknik problemleri farklı şekillerde aşmaya çalışırız. Bunun için aynı bölgenin fotoğrafını üst üste çeker, sonra da bu fotoğrafları birleştiririz. Dolayısıyla ortada daha fazla ışık ve detay barındıran tek bir kare olmuş olur.

Örneğin iyi bir takip yaparak 30 saniyelik 10 adet poz aldığımızı varsayalım. Bunu 10×30″(10 tane 30 saniye) olarak ifade ederiz. Bu fotoğrafları bu iş için geliştirilmiş bir yazılım aracılığıyla birleştirerek daha çok yıldızı görmemizi sağlayan tek bir kare elde ederiz. Bu yazılımlar sıklıkla PixInsight, DeepSkyStacker ve ImagePlus’tır.

2

Solda tek kare fotoğraf, sağda 15 tane karenin birleştirilmiş ve işlenmiş hali

 

Solda görülen fotoğraf, 60 saniyelik bir poz süresiyle elde edildi. Sağda görülen fotoğraf ise aynı poz süresiyle çekilen aynı bölgeden elde edilmiş 15 fotoğrafın(soldaki) birleştirilmesi sonucu oluşturuldu. Burada işin içerisinde farklı detaylar da bulunuyor, bunları bir sonraki konuda detaylıca ele alacağız. Fakat görüntüdeki değişim çok bariz bir şekilde ortada. Burada şunu belirtmekte de fayda var, soldaki fotoğraf da gözünüzün gördüğünden çok daha iyi bir görüntüdür.

Ögetay Kayalı

Amatör Astronomi

Kuğu Takımyıldızı (Cygnus)

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 2 dakikada okuyabilirsiniz.

Kuğu Takımyıldızı, gökyüzünün en bilinen ve astronomi gözlemlerinde yön tayini için sıkça kullanılan takımyıldızlardan biridir.

Yaz aylarında, gece gökyüzüne bakarsanız eğer, tam tepenizde kanatlarını açmış güneye doğru uçan devasa ve bir o kadar da heybetli bir kuş görürsünüz. Hemen yanı başında yer alan Kertenkele (Lacerta) Takımyıldızı’ndan kaçar gibi bir hali olan bu dev kuş, Kuğu (Cygnus) Takımyıldızı’dır ve kuzey yarımkürenin en parlak takımyıldızlarından biridir.

Bizden bir hayli uzakta yer alıyor olmasına rağmen gökyüzünün en parlak 19. Yıldızı olan Deneb Yıldızı, Kuğu’nun kuyruğunda yer almaktadır. Zaten adı da bu yüzden Deneb’dir, çünkü Deneb Arapçakuyruk” anlamına gelmektedir.

Yaz Üçgeni, yaz aylarının en belirgin gökyüzü desenidir.

 

Deneb, milyonlarca yıl içerisinde bir süpernovaya dönüşerek yok olacağı düşünülen, çok büyük boyutlarda ve bir o kadar da parlak beyaz rengiyle kendini gösteren bir dev yıldızdır. Deneb ayrıca, Kuğu Takımyıldızı’nın komşusu olan Lir Takımyıldızı’ndaki Vega ve Kartal Takımyıldızı’ndaki Altair’le birlikte yaz üçgeninin köşelerini oluşturan yıldızlardan biridir. Debeb yıldızının tam karşı noktasında yani Kuğunun kafasının bulunduğu yerde Albiero Beta yıldızı yer almaktadır. Kappa Kuğu ve Mü Kuğu yıldızları ise sağlı sollu olarak Kuğunun kanatlarını oluşturan yıldızlardır.

Kuğu takımyıldızı, arkaplanında görülen Samanyolu Gökadası şeridi nedeniyle bir hayli zengin bir içeriğe sahiptir. Bu sebeple bu bölgeye basit dürbün ile baksanız bile rahatlıkla göz alabildiğine sayısız yıldız bulutları ile karşılaşabilirsiniz.

Eski dönemlerde insanlar yıldızların dizilimlerini bir şeylere benzetme konusunda oldukça yaratıcıydılar. Kuğu Takımyıldızı da bu yaratıcı benzetimlerin güzel bir örneğidir.

 

Samanyolu Gökadası, tam olarak Kuğu Takımyıldızının yer aldığı noktada ikiye ayrılır ve iki ayrı kol olarak gökyüzünde yoluna devam eder. Gökadanın bu noktada bu şekilde görünüyor olmasının en temel sebebi, arka planda yer alan yıldızları gölgeleyen ve “Büyük Çöküntü” adı ile de bilinen devasa toz bulutlarının bu bölgedeki varlığıdır.

Kuğu Takımyıldızında yer alan ve bilinen en meşhur derin uzay cisimleri; Kuzey Amerika Bulutsusu (NGC 7000), Pelikan Bulutsusu (IC 5067) ve elbette ki Peçe Bulutsusu‘dur

Hazırlayan: Sinan DUYGULU

Okumaya devam et

Amatör Astronomi

Kömür Çuvalı Bulutsusu (Caldwell 99 / Coalsack Nebula)

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 5 dakikada okuyabilirsiniz.

Kömür Çuvalı Bulutsusu, soğurma bulutsuları olarak da adlandırılan karanlık bulutsular grubuna dahildir. 109 uzay cisminin kataloglandığı ve Messier Kataloğu’nun tamamlayıcısı olarak hazırlanan Caldwell Kataloğu’nda C99 koduyla yerini almıştır.

Kömür Çuvalı (Coalsack) Bulutsusu, geceleyin gökyüzüne baktığımızda siyahlığıyla en belirgin bir bulutsu olarak karşımıza çıkar. Dünyamızdan 180 parsek (590 ışık yılı) uzaklıkta yer alan bu meşhur bulutsu; Güney Haçı (Crux) Takımyıldızı’nın bize göre güneydoğu kısmında yer alır ve Centaurus (Erboğa) ve Musca (Sinek) takımyıldızları ile de komşudur.

Fotoğraf Telif: ESO 1539b

 

Kömür Çuvalı Bulutsusu, insanlık tarihini de içine alan bir zaman diliminde, özellikle Güney Yarımküre göklerini süslemiş ve coğrafi keşiflerde kayıtlara geçirilene kadar birçok kültürün mitolojik anlatılarında yer etmiştir.

Avustralya’daki Aborjinlere göre bu nebula, gökyüzündeki “emu“ların (büyük, uçamayan bir kuş) lideri vasfındadır. Bir başka Avustralya halkı Wardamanlılara göre bu bulutsu, özellikle şekli itibariyle bir yargıcın başı ve omuzları olarak yorumlanmış ve bu yargıç, geleneksel yasaları her daim gözetlemiştir.

Avustralyalı bir yazar olan W. E. Harney’e göre Utdjungon adı verilmiş olan bu yargıç; aynı zamanda geleneksel yasalara bağlı kalındığı müddetçe yeryüzünü yok edecek olan ateşli bir yıldızın hiddetinden insanları korumaktadır. Avustralya’dan epey uzakta, Güney Amerika’daki İnkalar ise Kömür Çuvalı Bulutsusu’nu, bir tür keklik gibi düşünebileceğimiz, o bölgeye özgü tinamulara benzetmişler ve Yutu adını vermişlerdir.

Kömür Çuvalı Bulutsusu’nun emu ile olan benzerliğini ifade eden bir görsel. (Görsel Telif: abc.net.au)

 

Kristof Kolomb’un, Amerika’yı keşif yolculuğunda bulunurken filosuna ait gemilerden Nina’da kaptanlık yapan İspanyol denizci Vicente Yáñez Pinzón; 1499 yılında bu bulutsuya dair ilk gözlemi ve kaydı oluşturmuştur. Bir başka denizci ve kâşif Amerigo Vespucci tarafından ‘’il Canopo fosco’’ (İt. Kasvetli Canopus) olarak adlandırılmış ve Magellan Bulutları’nın zıttı bir yapı olarak düşünmüş olduğundan –biliyoruz ki Magellan Bulutları, göz alıcı parlaklığa sahip, birer cüce galaksilerdir– “Magellan’s Spot, Black Magellanic Cloud” (Kara Magellan Bulutu) olarak da ifade edilmiştir.

Kömür Çuvalı Bulutsusu’nun içeriğinde, birçok karanlık bulutsuda gözlemlediğimiz element ve bileşiklere rastlarız. Bunlar; donmuş su, azot, karbonmonoksit ve diğer basit organik moleküllerdir. Karanlık bulutsular; oldukça yoğun yapıda oldukları için içlerinden görünür dalga boyundan ışık geçemez ve kızılötesi dalga boyunda yapılan gözlemler sayesinde içeriğine ve ardındaki yapılara dair bilgi edinilebilir.

Bu bulutsunun ne kadar karanlık olduğunu anlamak için 1970’lerde Finlandiyalı gökbilimci Kalevi Mattila deneysel bir çalışma yayınlamış ve Samanyolu’nun parlaklığının onda biri kadar olduğunu tahmin etmiştir. Adeta dökülmüş bir mürekkep koyuluğundaki bu bulutsunun içerisinden, arkasındaki bazı yıldızların ışığı geçmeyi başarmış ve bu da yeni ESO görüntüsünde ve modern teleskoplarla yapılan diğer gözlemlerde ortaya çıkarılmıştır. Bu bulutsunun arkasında da zengin bir yıldız kümelenmesi olduğu bu sayede bilinmektedir. Bulutsu içerisinden geçerek gelen ışık bir miktar değişime uğramaktadır.

Kömür Çuvalı Bulutsusu’nun Uzun Pozlamayla Çekilmiş Bir Fotoğrafı (Fotoğraf Telif: astrophoton)

 

Görüntüde gördüğümüz ışık normalde olduğundan daha kırmızı görülmektedir. Bunun nedeni karanlık bulutsulardaki toz parçacıklarının yıldızlardan gelen ışıktaki mavi ışığı, kırmızı ışığa göre daha çok soğurması, yıldızları normalde göründüklerinden daha koyu kırmızı halde göstermeleridir. Kömür Çuvalı Bulutsusu, elbette varlığını bu şekilde karanlık bir toz ve gaz yığını olarak sürdürmeyecek; önümüzdeki milyon yıllar içinde devasa boyutlarda yıldızların, orta ölçekli yıldızların meydana geldiği ve belki de bu yıldızların oluşturduğu gezegen sistemlerine ev sahipliği yapan ışıltılı bir yapı hâline gelecek.

Yazarın Notu: Türkçemize İthaki Yayınları tarafından kazandırılmış olan, Jerry Pournelle ve Larry Niven’ın ünlü “Tanrı’nın Gözündeki Zerre” (Çev. Kerem Sanatel, 2020) adlı eseri, bu içeriği yazmamda bana ilham vermiştir. İnsanlığın 3000’li yıllarını yaşadığı ve uzayda imparatorluklar kurduğu bir gelecekten bahseden bu romanda; Kömür Çuvalı Bulutsusu, kapüşonlu bir kişinin silüeti olarak tasvir edilir ve oradaki parlak iki cisimde (biri yıldız, diğeri gezegen) uzaylıların varlığından insanlar emin olur ve onlarla ilk temas için harekete geçerler…

Yazar: Volkan Yılmaz
Editör: Kemal Cihat Toprakçı

Kaynaklar ve Referanslar: 

  1. Alındığı Tarih: Ocak 27, 2021, Alındığı Yer: http://www.bulutsu.org/evreninharitasi/darknebs.php
  2. [email protected] Bir Çuval Dolusu Kozmik Kömür – Kömür Çuvalı Bulutsusu’na yakından bakış. Alındığı Tarih: Ocak 27, 2021, Alındığı Yer: https://www.eso.org/public/turkey/news/eso1539/
  3. Coalsack Nebula. Alındığı Tarih: Ocak 29, 2021, Alındığı Yer: https://en.wikipedia.org/wiki/Coalsack_Nebula#cite_ref-6
  4. Caldwell catalogue. Alındığı Tarih: Ocak 28, 2021, Alındığı Yer: https://en.wikipedia.org/wiki/Caldwell_catalogue

İleri Okumalar İçin Kaynaklar:

  1. Dekker, E., (1990). The Light and the Dark: A Reassesment of the Discovery of the Coalsack
    Nebula, the Magellanic Clouds and the Southern Cross, Annals of Science, 47, 529-560.
  2. Henry, R., C., Holberg, J., B., & Murthy, J., (1994). Voyager Obervations of Dust
    Scattering Near the Coalsack Nebula, The Astrophysical Journal, 428, 233-236.
  3. Kerr, F., & Garzoli, S., (1968). A Search for Hydrogen in the Southern Coalsack, The
    Astrophysical Journal, 152, 51-59.

Okumaya devam et

Amatör Astronomi

Akrep Takımyıldızı (Scorpius)

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 4 dakikada okuyabilirsiniz.

Akrep Takımyıldızı Yay ve Terazi burçlarının arasında, ufka yakın ve enlemesine konumlanmış bir takımyıldızdır. Bu yazımızda onun hikayesinden, ilginç özelliklerinden, içerdiği önemli gök cisimlerinden bahsedeceğiz…

Bazı takımyıldızlar farklı kültürlerde çeşitli isimler ile anılırken Akrep Takımyıldızı için bu durum geçerli olmamıştır. İsmi konusunda genel olarak kültürler arası bir söz birliğinden bahsetmek mümkündür. Sadece eski Türkler ‘’Kuyruklu’’ ya da ‘’Uzun Kuyruklu’’ olarak isimlendirmiştir.

Bu takımyıldız ile ilgili eski hikayelerin ve anlatıların hemen hemen hepsi Orion’a (Avcı) bir atıf içermektedir. Klasik mitolojiye göre Avcı ile Akrep arasında ezeli bir husumet vardır. Zeus’un eşi Baş Tanrıça Hera, Avcı’nın kendini beğenmişliğinden ötürü onu cezalandırmak için Akrep’i görevlendirmiş ancak yaptıkları savaşta Avcı Akrep’i mağlup ederek, tabiri caizse ‘’bir daha gözüme görünme’’ diyerek çok uzaklara sürgün etmiştir. Bu öyle bir sürgün olmuştur ki gökyüzünde hiçbir zaman aynı anda görünmemektedirler. Ama yine de bu ebedi kovalamaca devam etmektedir; Avcı doğarken Akrep batmakta, Akrep batarken Avcı doğmaktadır…

Görsel Kaynağı: Constellation of Words

 

Ne zaman nereye bakacağımızı bilmek gökyüzü gözlemciliğinin altın kuralıdır. Akrep de Temmuz – Ağustos aylarında güneş battıktan hemen sonra güney ufkunda kendini gösterir. Avcı ile olan husumetinden ötürü geç saatlere kadar kalamayacağını tekrar hatırlatalım.

Akrep Takımyıldızı 47 üyeden oluşmakta olup, aralarından bazıları adını verecek kadar yüksek kadir seviyesinde (< 3) parlak olarak tanımlanır. Bu minvalde Akrep’e şeklini ve dolayısıyla ismini veren bazı önemli yıldızlar aşağıdaki gibidir:

  • Antares / 1,05
  • Shaula – λ Scorpii (Lambda Scorpii) /  1,60
  • Lesath – u Scorpii /  2,70
  • Acrab (Graffias) – β Scorpii (Beta Scorpii) /  2,60
  • Dschubba – δ Scorpii (Delta Scorpii) / 2,35
  • Sargas – θ Scorpii (Theta Scorpii) / 1,85
  • ε Scorpii (Epsilon Scorpii) /  1,85
  • Girtab – κ Scorpii (Kappa Scorpii) /  2,35
  • Alniyat – t Scorpii /  2,80

Yaklaşık 2000 yıl kadar önce Terazi burcunun bazı üyeleri de bu takımyıldız dahilinde sayılırdı. Ancak zaman içinde tüm gök cisimleri uzayda hareket ederek konumlarını değiştirirler. Bu konum değişimine bağlı olarak da takımyıldızların şekilleri ile isimleri arasında tutarsızlıklar görülebilir. Akrep’ten Terazi’ye kayan yıldızların isimleri, burada da aynı durumun geçerli olduğunu göstermektedir. Daha önceden Akrep’te yer alıp şu an Terazi’de bulunan, bin yıllar alan süreçte bu bölgenin çehresini değiştiren yıldızlar şunlardır:

  • Zubeneschamali (Kuzey Kıskacı) – Arapça
  • Zubenelgenubi (Güney Pençe) – Arapça
  • Brachium (Kol) – Latince

Akrep’in Yüreği Antares

Akrep Takımyıldızından bahsederken Antares’e değinmeden geçmeyelim. Antares gökyüzünün en parlak 15. yıldızı, takımyıldızının ise en parlak yıldızıdır. Dolayısıyla bu yönde yapılacak gözlemlerde önemli bir referans noktasıdır. Ömrünün son demlerine gelip kırmızı dev aşamasında olan Antares’i bizatihi diğer yıldızlardan ayırt etmek oldukça kolaydır. Kızılımtırak rengi bize Mars gezegenini hatırlatır. Zaten adı da Mars ile bağlantılıdır. Mars gezegeninin eski Grekçede adı Ares iken Antares de ‘’Anti-Ares’’ birleşimiyle isimlendirilerek, isminde hem benzerlik hem de karşıtlık barındıran tek yıldız olmuştur.

Akrep Takımyıldızı’nda Antares’in konumu.

 

Antares’in takımyıldızdaki konumu, bildiğimiz akrep hayvanının kalbinin vücudunda bulunduğu anatomik pozisyona benzerlik göstermektedir. Hem bu benzerlik hem de takımyıldızdaki en parlak yıldız olmasından ötürü Antares ‘’Akrep Kalbi’’ olarak unvan almıştır.

Bunların yanı sıra Akrep Takmıyıldızı uygun gözlem şartları altında basit bir dürbünle bile gözlemlenebilecek baş kısmında M4 ve M80, iğne/kuyruk kısmında Kelebek Kümesi ve Ptolemy/Batlamyus Kümesi gibi önemli gök yapılarını ihtiva etmektedir.

Bu güzellikler için serin yaz akşamlarında gözünüzü güney semadan ayırmayın…

Hazırlayan: Umut Can Güven
Editör: Kemal Cihat Toprakçı

Kaynaklar ve Referanslar: 

  1. Gökyüzünü Tanıyalım, M. Emin Özel, Talat Saygaç, Tübitak, 2018
  2. https://starregistration.net/constellations/scorpius-constellation.html

Okumaya devam et

Amatör Astronomi

Sigma Octantis: Güney Yarımkürenin Kutup Yıldızı

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 7 dakikada okuyabilirsiniz.

Sigma Octantis, Güney Yarımkürede tıpkı Kuzey Yarımküredeki Kutup Yıldızının kuzey kutbu üzerinde yer alması gibi, güney kutbu üzerinde yer alan sabit bir yıldızdır.

Bizim gibi kuzey yarımkürede yaşayan insanların yüzyıllardır kolayca yön bulmasına yarayan Kutup Yıldızı (Polaris veya Türkçesi Demir Kazık), Dünya’nın yaklaşık 23 derecelik dönüş ekseniyle neredeyse aynı hizada yer alır. Yani dünyanın tam ortasından bir çizgi çekip, bu çizgiyi 23 derece eğik olacak şekilde hayal ederseniz, çizginin bir ucunun bitişine yakın bir noktaya Polaris Yıldızı denk gelir. Bu nedenle dünya kendi ekseni etrafında dönmeye devam ettiğinde dahi, kuzey yarımküreden bakıldığında bu yıldız daima sabit duruyormuş gibi gözükür.

Ancak bu durum kutup yıldızının sonsuza dek Dünya’dan sabit görüneceği anlamına da gelmiyor. Çünkü dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüşünün yanı sıra bir de presesyon (yalpalanma) hareketi var. Bunu da zaman içinde enerjisi tükenen bir topacın durmaya yakın bir zamanda yaptığı yalpalanma hareketi ile gözünüzde canlandırabilirsiniz. İşte bu presesyon hareketi zaman içerisinde dünyanın dönüş ekseni noktalarının değişmesine neden olur.

Ancak bunun için endişe etmemize gerek yok, çünkü bu presesyon hareketi görece yavaş biçimde devam ediyor. Yine de bu yalpalanma hareketi nedeniyle bundan yaklaşık 13.000 yıl sonra kuzey yarımküre kutup yıldızının Vega olarak değişeceğini de söylemek gerekiyor. Dünya, bu presesyonun bir tam turunu yaklaşık 25.800 yılda tamamlıyor.

Şili, Atacama'dan yaklaşık 2 saatlik pozlamayla elde edilmiş bir yıldız izi çalışması. (Kaynak: https://www.astrobin.com/245069/)

Güney yarımkürede bulunan Şili, Atacama’dan yaklaşık 2 saatlik pozlamayla elde edilmiş bir yıldız izi çalışması. Burada merkezdeki görünmeyen yıldız Sigma Octantis’tir. (Kaynak: https://www.astrobin.com/245069/)

Kutup yıldızının gökyüzündeki sabit duruşunu, yıldız izi fotoğraf çalışmalarında etkileyici biçimde gözlemleyebiliyoruz. Bu fotoğraf çalışmalarında kutup yıldızı hariç diğer bütün yıldızların hareket ettiğini, diğer tüm yıldızların kutup yıldızı etrafında döndüğünü görüyoruz. Elbette yıldızlar aslında hareket etmiyor, bu yıldız izleri Dünya’nın hareketi nedeniyle oluşuyor.

Peki, güney yarımküreden elde edilen yıldız izi fotoğraf çalışmalarına ne demeli? Bu fotoğraflarda da sabit bir yıldız ve etrafında hareket eden yıldızlar görüyoruz. O halde bu, güney yarımkürede de sabit ve yön belirten bir yıldızın varlığı anlamına mı geliyor?

Gerçek şu ki, güney yarımkürede de Dünya’nın dönüş ekseniyle neredeyse aynı eksende bulunan sabit bir yıldız bulunuyor. Ancak bu yıldız ile bizim kutup yıldızımız arasında önemli farklılıklar var. “Sigma Octantis”, “Polaris Australis”, “σ Oct” ve “σ Octantis” adlarıyla geçen bu yıldız Octans ya da Türkçe adıyla Sekizlik takımyıldızında bulunuyor. 5.47 kadir parlaklığıyla Sigma Octantis, gökyüzünde 1.95 kadire sahip Polaris’ten yaklaşık 25 kat daha sönük görünüyor.

Sekizlik Takımyıldızı ve daire içerisinde Sigma Octantis yıldızı…

Yani güney yarımkürede yaşayan insanların, Kutup Yıldızı ile yön bulmak konusunda bizim kadar şanslı olmadıkları söylenebilir. Çünkü Sigma Octantis’ten 25 kat daha parlak olan Polaris bile, yıldız parlaklıkları sıralamasında 50. sırada yer alıyor. Yani kutup yıldızı Polaris, normal şartlarda gökyüzündeki diğer yıldızlarla kıyaslandığında oldukça sönük bir yıldız olarak görülüyor. Bu kıyaslamadan, Sigma Octantis’in çıplak gözle fark edilmesinin ne kadar zor bir hedef olduğunu anlayabilirsiniz.

Bununla birlikte, yıldız izi fotoğrafları çekerken astrofotoğrafçılar, uzun pozlama tekniğini kullanır. Bu da aslında olduğundan daha sönük gözüken bazı cisimlerin fotoğraf üzerinde daha parlak gözükmesini sağlar. O nedenle güney yarımküreden çekilen yıldız izi fotoğraf çalışmalarında güneyin kutup yıldızını daha rahat bir biçimde görebiliyoruz.

Peki, Sigma Octantis neden dünyadan bu kadar sönük gözüküyor?

Kuzeyin kutup yıldızı Polaris bizden 430 ışık yılı uzaklıktayken, güneyin kutup yıldızı Sigma Octantis yaklaşık 270 ışık yılı uzaklıkta bulunuyor. Yani F tayf türünden bir anakol yıldızı olan Sigma Octantis, Polaris’ten çok daha yakında olmasına rağmen daha sönük bir yıldızdır.

F tayf tipi anakol yıldızları, Güneş’ten bir miktar daha fazla kütleye sahiptirler ve doğal olarak çok daha parlaktırlar. Sigma Octantis’in kütlesi Güneş’in yaklaşık 1.6 katı kadardır ve bu sayede ışınım gücü (parlaklığı) Güneş’ten yaklaşık 40 kat daha fazladır. Ancak, böylesine parlak olmasına karşın uzaklığı nedeniyle yeryüzünden çıplak gözle görülebilmesi mümkün olmaz.

Sigma Octantis yıldızının teleskopla alınmış bir fotoğrafı (Telif: DSS-2 “Digital Sky Survey” / ESO)

Oysa yine F tayf türünde bir anakol yıldızı olan kuzey yarımküredeki Kutup Yıldızı’nın ana bileşeni, Güneş’ten yaklaşık 4.5 kat daha büyük kütleye ve yaklaşık 2.500 kat daha fazla ışınım gücüne sahip olduğu için Sigma Octantis’ten çok daha parlaktır. (Bizim kutup yıldızımız olan Polaris aslında üçlü bir yıldız sistemidir. Ana bileşeni Güneş’ten 4.5 kat büyüktür ve sistemin diğer iki bileşeni de sırasıyla Güneş’ten 1.4 ve 1.3 kat büyük kütleye sahiptir. Biz yeryüzünden bu üç yıldızın ortak parlaklığını tek bir yıldız olarak görüyoruz).

Her ne kadar hafif irice bir yıldız olan Sigma Octantis ve dev yıldız sınıfına giren Polaris arasında önemli farklılıklar bulunsa da iki yıldızın benzer yanları da yok değil. Örneğin bir cepheid (sefe) değişen yıldızı olarak kabul edilen Polaris, bu açıdan Delta Scuti değişen yıldızı olan Octantis’e benziyor.

Çünkü Delta Scuti değişen yıldızları, cepheid değişeni olamayacak kadar küçük yıldızların parlaklıklarındaki değişimi tanımlamak için kullanılıyor. Örneğin bir Delta Scuti değişeni olması dolayısıyla Octantis’in parlaklığı her 2.3 saatte bir 0.03 kadir oranında değişkenlik gösteriyor. Polaris’in parlaklığı ise 4 günlük periyotlar halinde değişiyor.

Yani Sigma Octantis, uzaklığı ve mutlak parlaklığı gibi etkenlerden dolayı çıplak gözle görülemeyen, oldukça soluk bir yıldız. Bu nedenle güney yarımkürede, bizim kuzey yarımkürede Polaris’i kullandığımız gibi yön bulmak için kullanılamıyor. Bu yüzden güney yarımkürede Sigma Octantis yerine Güney Haçı (Crux) Takımyıldızı kullanılıyor. Çünkü Güney Haçı Takımyıldızı sabit olmasa bile, yön bulma konusunda tecrübeli kişiler tarafından tolore edilebilecek bir yalpalanma hareketi ile güney yönünü gösterebiliyor.

Güney yarım kürenin en büyük ülkesi Brezilya’nın bayrağında her yıldız bir eyaleti temsil eder ve her eyalet kendine sembol olarak gökyüzündeki bir yıldızı seçmiştir. Sigma Octantis, bayrağın en alt tarafında bulunan yıldızdır ve başkent yakınındaki federal bölgeyi temsil eder. Bu yıldız, aynı zamanda Brezilya’nın da sembollerinden biridir ve halk arasında büyük saygı görür. Çoğu Brezilyalı, bu saygıdan dolayı yıldızı vücuduna dövme olarak yaptırır.

O halde güney yarımküredeyseniz, ve güney kutbunu Güney Haçı Takımyıldızı ile bulmak için nasıl bir yol izlemeniz gerecek?

Öncelikle Güney Haçı Takımyıldızında, haç şeklinin tabanını oluşturan Acrux yıldızını bulmak gerekiyor. Acrux yıldızından hayali düz bir çizgi çekerek, haçın en üst tarafını, yani Gacrux yıldızını buluyoruz. Bu iki yıldız arasındaki çizgiyi dik biçimde kesen hayali çizginin iki tarafındaki Mimoza ve Imai yıldızları ise haç şeklinin bütünün oluşturuyor. Acrux yıldızından düz bir hat çekerseniz, 1 veya 2 derecelik bir hata payı ile güney kutbuna ve Sigma Octantis’e ulaşabilirsiniz.

Hazırlayan: Kemal Cihat Toprakçı
Geliştiren: Zafer Emecan

Kaynaklar ve Referanslar

  • “The North Star: PolarisFacts, Location, and How toFindIt.” AstroBackyard, 26 Mar. 2020, www.astrobackyard.com/the-north-star/.
  • SigmaOctantis, stars.astro.illinois.edu/sow/polaust.html.
  • Constellation Guide, www.constellation-guide.com/constellation-list/octans-constellation/.
  • “PolarisAustralis – σ Octantis (SigmaOctantis) – Variable Star in Octans.” Variable Star in Octans | TheSkyLive.com, theskylive.com/sky/stars/polaris-australis-sigma-octantis-star.
  • Whitworth, N. “PolarisAustralis (SigmaOctantis) Star Facts.” Universe Guide, Universe Guide, 13 Sept. 2020, www.universeguide.com/star/104382/polarisaustralis.

Okumaya devam et

Çok Okunanlar