Connect with us

Evrenin Keşfi

Ay’a Gidilmedi İddiaları

Bu yazıyı yaklaşık 10 dakikada okuyabilirsiniz.

Cehaletle dalga geçmek, cehaletin başka bir tezahürüdür. Bu nedenle “Ay’a gidilmedi, Amerikalılar herkesi kandırıyor” diyen çoğunluğu komplo teoricisi, az bir kısmı ise “bilmemek değil, öğrenmemek ayıptır” diyen cahil insanlarla dalga geçmek yerine, bu iddialarına dayanak gösterdikleri konuları ele alıp cevaplamak istedik.

Öncelikle bilmeniz ve aklınıza kazımanız gereken şu: Ne Türkiye’de, ne de Dünya üzerinde, uzmanlık alanı astronomi ve uzay olup da, “Ay’a gidilmedi” diyen, Ay yolculuklarından şüphe duyan 1 (bir) tane bilim insanı dahi yoktur.

Bununla birlikte, ABD ile “uzay yarışı” içinde olup, kendi Ay yolculuğu programını sürdüren SSCB (Sovyetler Birliği), ABD’nin Ay’a insanlı ziyareti gerçekleştirdiği ilk seferden, son insanlı yolculuğa kadar hiçbir zaman “Bu yalan, kandırıyorlar bizi” dememiştir. Gerek dev teleskopları, gerekse Dünya ve Ay yörüngesinde yer alan uyduları ile ABD’nin attığı her adımı izleyen SSCB, Ay inişlerinin ve insanlı seyahatlerin gerçek olduğunu “en büyük düşmanı olmasına rağmen“, açık ve net bir şekilde onaylamıştır.

Ayrıca, o dönem uzay yarışı içinde küçük de olsa kendine yer bulmaya çalışan ve uzaya uydular gönderen Fransa, İngiltere, Japonya ve İtalya gibi ülkeler de, Ay yolculuklarını takip etmiş, yine onlar da onaylamıştır. Son dönemde Ay’a robot araçlar gönderen ve insanlı yolculuk planları yapan Çin de ABD’nin insanlı Ay yolculuklarının doğru ve gerçek olduğunu onaylayan, aksi yönde tek bir açıklaması bile olmayan ülkeler arasındadır.

Bunun yanında, ilkinden sonuncusuna kadar Dünya genelindeki sayıları yüzbinleri bulan tüm amatör astronomlar da Ay yolculuklarını takip etmiş, gerçek olduklarını onaylamışlardır. Bugün, ABD’nin ezeli düşmanlarının da aralarında bulunduğu hiç ama hiçbir devlet ya da bilim insanı; “Ay’a gidilmedi, Ay yolculukları uydurmaydı, film onlar” gibi saçma sapan bir söylem içinde değildir.

“Bilim şüpheciliktir” düsturu, bilimin her alanında geçerli değildir. Kabak gibi ortada duran gerçekler üzerinden senaryo yazıp yalanlamaya çalışmak, bilimle bağdaşmaz. Nasıl ki, “Yaa 1071’de Bizans ordusunu Malazgirt’te yenip Anadolu’ya girmedik, borç içinde yüzen Bizans’a para verip toprak satın aldık aslında. Savaştıysak hani nerede kanıt? Malazgirt ovasında niçin hiç düşman iskeleti, ok, mızrak, kılıç kalıntısı yok?” demek son derece saçma ise, Ay’a gidilmedi, stüdyoda çekildi bunlar, hani kanıt nerede demek de aynı biçimde saçmadır. Kısa kesip başlayalım:

1) Ay’daki fotoğraflarda niye hiç yıldız yok?

Cevaplamaktan bıktığımız bir soru. Aslında herkesin elinde iyi kötü bir fotoğraf makinası olduğu günümüzde sormaya bile gerek yok ama, yine de soruyorlar ısrarla. Aya gidilmediğini iddia eden paranoyak kesim, Ay’da çekilen fotoğraflarda gökyüzünde niçin yıldız görünmediğini sorarak, sözde bunu savlarına delil diye sunar. Peki Ay fotoğraflarında niçin hiç yıldız yok?

1006315_307545009391985_1536186055_n

Astronotların Ay’da çektiği fotoğraflarda yıldızlar görünmez. Ki zaten görünmemesi gerekir. Eğer görünseydi, tam anlamıyla bir kurgudan söz edebilirdik…

 

Uzun uzun anlatmayalım. Yapabileceğiniz çok basit bir deneyle bunun nedenini kendiniz anlayabilirsiniz:

Karanlık, bol yıldızlı, ışıl ışıl bir gecede fotoğraf makinanızı gökyüzüne doğrultun ve deklanşöre basın. Fotoğrafa baktığınızda yıldızları göremeyeceksiniz. Allah allaah, oysa gözünüzün önünde pırıl pırıl parlıyorlar. Tamam, diyaframı biraz daha açın ve enstantane hızını düşürüp yeniden deneyin. Yine göremeyeceksiniz. Niye çıkmıyor ki bunlar?

Üşenmeyin; asayı yükseltin, diyaframı en fazla ışık alacak şekilde, enstantaneyi on saniyelik pozlama için ayarlayın. Evvvet!! İşte yıldızlar! Ama maalesef eliniz titrediği için hepsi bulanık, çizgi çizgi…

Deneyinize devam edin, yıldızları göstermeyi başardığınız bu ayarlar ile önünüzden geçen, tercihen üzerine ışık tutarak “aydınlattığınız” bir arkadaşınızın fotoğrafını çekmeye çalışın. Yapamadığınızı göreceksiniz… Ya yıldızlar görünecek, ya da arkadaşınız. Karar sizin, deneyin ve kendinizi Ay’daki astronotların yerine koyun…

2) Eheh ufuk çizgisi niye bu kadar yakın? Stüdyoda çekmişler işte, yoksa ufuk çok çok uzakta olmalıydı.

Komplo teorisyenlerinin savları bitmek bilmiyor. İşte az bilinen ama uzmanı olmayınca pek cevaplanamayan bir soru:
1014153_301044476708705_36506803_n
“Aldrin ve Armstrong’un Ay yürüyüşleri sırasındaki ufuk çizgisi (sol alttaki resimdeki gibi) 1-2 kilometre uzaklıkta görünüyor. Ay’ın çapının 3.474 km ve bu ölçünün Dünya’nın çapının yaklaşık dörtte biri olduğu göz önüne alınırsa, üzerinden ufka bakıldığında yuvarlak olduğu anlaşılabilecek kadar küçük bir cisim değil. Ufuk çizgisi çok daha uzakta olmalıydı; Dünya’nın dörtte birinden bahsediyoruz, koskoca bir gezegen bu. Stüdyo olduğu bariz belli…”

Mantıklı bir iddia gibi görünüyor. Ama gerçekten öyle mi?


679px-Horizons_tr.svg copy

Arazi yapısı, eğimi vs. gibi konular ufuk çizgisinin uzaklığını ciddi biçimde etkiler. Dünya’da alabildiğince uzanan dümdüz bir alan üzerinde (deniz mesela) duran 1,70 boyundaki biri için ufuk çizgisinin uzaklığı 4,6 km’dir. Şöyle hesaplanır:

 (Vikipedi’deki ufuk çizgisi konusundan alıntıdır)

 

Fakat yine düz fakat dalgalı eğimleri bulunan bir yerdeyseniz (mesela bir çöl) ufuk çizgisi çok daha yakın olur. Bulunduğunuz yer ile 500 metre uzaktaki zemin arasındaki yükseklik farkının 2-3 metre olduğunu düşünün. Boyunuz 1,70 civarında ise, sizin için ufuk uzaklığı maalesef 500 metreden fazla olamayacaktır. Hele ki o 500 metre uzaktaki sırtın arkasında, daha yüksek dağlar tepeler yoksa, gördüğünüz sadece yakın düz bir sırt olur.

Şimdi Ay’da olduğunuzu, boyunuzun 1,70 m olduğunu farz edin. Dünya’da en düz satıh olan deniz yüzeyinde ufuk çizgisi sizin için en fazla 4,5 km uzakta olabileceğine göre; Dünya’nın 1/4′ü kadar olan Ay üzerinde “dümdüz uzanan” bir yüzeyde en fazla 2,4 km uzağı görebileceğinizin farkına vardınız. Ay’da daha uzağı göremezsiniz, ufuk çizgisinin 2 km uzakta olması kadar normal bir durum yok. Daha uzağı görebilmeniz için yüksekçe bir yere çıkmak zorundasınız.

Tabii bu “dümdüz” bir arazi için geçerli. Ay yüzeyinin normal arazi yapısı düşünüldüğünde, bir tepenin üzerinde değilseniz, ortalama görebileceğiniz en uzak yer çoğunlukla 500-600 metre, hatta 150-200 metre uzakta olacaktır. E bu durumda bir zahmet Ay’ın yuvarlak olduğunu anlayıverin. İnsanoğlu Dünya’yı yüzyıllarca aptal oduğu için değil, çok büyük bir gezegende yaşadığı için düz sanıyordu.

3) Van Allen kuşakları var. Oradan insan geçemez, yanar, radyasyondan ölür bi kere.

Yorulmak bilmez Ay inkarcılarının bir savı da, Dünya’yı çevreleyen Van Allen kuşaklarından insanların “canlı” geçmesinin mümkün olmayacağı ve bu nedenle Ay’a gidilemediği şeklinde. Ellerindeki bu “en bilimsel” savı hiçbir dayanak göstermeden sunmalarına karşın, konunun uzmanı olmayan kişiler tarafından cevaplanması da çok zor olduğundan genelde bu iddiayı ortaya atar ve arkalarına keyifle yaslanırlar. Biz cevaplayalım:

Van Allen kuşakları, Dünya’nın manyetik alanı tarafından yönlendirilip bir kutuptan diğerine giden küresel bir yapı oluşturacak biçimde birikmiş yüklü parçacıklar ve serbest elektronlardan oluşuyor. Aslında iki kuşak var; iç kısımda, dünyaya daha yakın olanda çoğunlukla yüklü atom çekirdekleri yer alırken, dış kısımda yer alan kuşak elektronlardan oluşuyor. Ayrıca kuşak, kutuplarda neredeyse “yok” sayılabilecek kadar inceyken, Ekvator üzerinde oldukça kalın. Bunun nedeni de, kutuplarda Dünya’nın manyetik alanının oldukça zayıf, Ekvator çevresinde ise güçlü olması. Güneş kaynaklı yüklü partiküller manyetik alanın da kutuplarını oluşturan bu kutup bölgelerinden Dünya atmosferinin üst katmanlarına ulaşır ve buralarda “kutup ışıkları”nı meydana getirir.

527129_135221043291050_799330455_n

Van Allen kuşakları elektrik yükü olan parçacıklarla doludur. Ancak, buradan geçmek insan için zarar verici bir durum değil. Uzay araçlarının basit kalkanları bu bölgedeki radyasyonu insan sağlığına zarar vermeyecek düzeye indirir.

 

Zaten bu son cümlede zihninde bir ışık parlamış ve şunu demiş olanlarınız vardır: “Madem bu kuşaklar ölümcül radyasyon içeriyor, o halde uzaya Ekvator üzerinden değil de kuşakların çok ince olduğu, neredeyse yok sayıldığı kutup bölgesinden çıkalım.” Evet, bunu yapabilirsiniz. Biraz daha fazla yakıt harcarsınız ama, Van Allen kuşaklarıyla hiç muhatap olmadan kutuplar üzerinden uzay boşluğuna güle oynaya ulaşabilir, aynı yoldan dönebilirsiniz.

Ama Ay yolculuklarında böyle yapılmadı. Van Allen kuşaklarının yine ince bir bölgesinden olsa da doğrudan içinden geçildi. Bu geçiş süresi yaklaşık olarak dört saati bulmasına karşın, astronotların aldığı radyasyon oranı Güneş altında tarlada çalışarak geçimini sağlayan bir çiftçinin birkaç yılda aldığı “doğal” radyasyondan fazla değildi. Hem bu kuşaktan geçerken giydikleri uzay elbiseleri, hem de Apollo araçlarının gövde kaplamaları radyasyona olabildiğince dayanaklı olarak tasarlanmışlardı. Ayrıca fotoğraf çekiminde kullanacakları (ve kullandıkları) filmler ile hassas ekipmanlar özel kurşun kaplamalı kutularda korunuyorlardı.

Bir de işin komik yönü vardır ki, Van Allen Radyasyon kuşaklarını keşfeden James Van Allen; ne Ay yolculukları sırasında, ne de daha sonrasında “buradan insanlar geçemez” dedi. Aksine, keşfettiği kuşağın radyasyon oranının Apollo astronotlarına zarar veremeyeceğini, tüm bu iddiaların birer saçmalık olduğunu defalarca açıkladı.

Ayrıca; Van Allen kuşaklarının içinden geçen yörüngelerde bugün yüzlerce uydu yer alıyor ve onca kozmik parçacığa, radyasyona rağmen tıkır tıkır çalışıyorlar.

Evet, gördüğünüz gibi eğer isterseniz radyasyon kuşaklarıyla hiç muhatap olmadan Ay’a gidebilir, dilerseniz de “belki romatizmama iyi gelir” diye kuşağın tam ortasından geçip gidebilirsiniz. Tercih sizin…

4) Hadi kocaman füzeyle Ay’a gittiler. Peki ordan nasıl döndüler o küçücük araçla? Mümkünü yok, o araçla Ay’ın çekiminden kurtulamazlar.

Uzatmadan sizi şu makalemize alalım. Ek olarak biraz da bunu okumanız iyi olur.

5) Ahaha bayrak dalgalanıyor. Bi kere Ay’da hava yok nasıl dalgalanacak o bayrak?

En güzel soruyu sona sakladık 🙂 Ay’a gidilmediğini iddia edenlerin birincil argümanı; “Ay’da hava yok, peki nasıl dalgalanıyor o bayrak?” şeklinde. Çoğu insan da “düşünmeden” bu sava kanıp Ay yolculuklarının gerçek olmadığına inanıyor. Şimdi muazzam bir zekanın ürünü olan bu soruyu cevaplamaya çalışalım:

488378_131001537046334_280364552_n

Bayrağın üstündeki kocaman tel çubuğu görmeyip hala “bayrak nasıl dalgalanıyor havasız ortamda” demek için cahillikte çığır açmak gerekir.

Oysa çok çok az bir dikkatle, bayrağın üst kısmının direğe telle sabitlenmiş olduğu, bu nedenle açık durabildiği fark edilebiliyor. Dahası; “her nasılsa” Ay’da hava olmadığını bilen komplocular, havasız ortamda bir kere “sallanan” bir cismin rüzgar direnci olmadığı için Dünya’da olduğundan çok daha uzun süre sallanmaya devam edeceği gerçeğini görmezden geliyorlar.

Üstten telle sabitlenmiş bir bayrağın havasız ortamda normalden çok daha uzun süre sallanacağı deney yapmadan da bilinebilecek bir durumken, komplocuları “ikna edebilmek” için Dünya üzerinde havasız ortamlarda yapılan deneylerde bayrağın aynı Ay yüzeyinde olduğu gibi uzun süre hareket ettiği de defalarca gösterildi.

Bu makaleyi daha da uzatmamız mümkün. “Gölgeler niye yamuk?”, “Taşın üzerinde harfler var” gibi başka yaratıcı savlar da mevcut çünkü. Şimdilik burada keselim, aklımıza geldikçe ekleriz.

O zamana kadar Ay görevleriyle ilgili Evrim Ağacı‘nda yayınlanan şu harika makalelere biraz göz atabilirsiniz:

Ay’a kaç kere gidildi?
Komplo Teorileri

Zafer Emecan


Amacınıza en uygun ve en kaliteli teleskop ya da dürbünü, en uygun fiyata sadece Gökbilim Dükkanı‘nda bulabilir, satın alma ve kullanım sürecinde her zaman bize danışabilirsiniz.
GÖKBİLİM DÜKKANI’NA GİT

Evrenin Keşfi

Adli Astronomi Nedir? Yerel Hukukta Adli Astronomi Kullanımı

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 3 dakikada okuyabilirsiniz.

Neredeyse bütün bilim dalları iç içe olan astronomi en eski ama kendisini sürekli güncellemesiyle en yeni bilim dallarından biridir.

Geleceğin meslekleri arasında gösterilen uzay hukuku, uzay mimarisi, asteroid madenciliği gibi alanlarda ülkeler personel yetiştirmek istiyor ise astronomi eğitimine gerekli önemi vermek zorundadır. Adli astronomi de gelişmek için kendisine yatırım bekleyen adli bilim dalıdır.

Adli astronomi nedir ve ne iş yapar?

Adli astronomi, gökyüzünün geçmiş zamanlarda olan görünümünü ve gök cisimlerinin konumlarını göstermeye yarayan adli bilimin bir dalıdır. Adli bilimde, edebiyatta, tarihsel olaylarda ve sanat tarihinde adli astronomi kullanılmaktadır. Ülkemizde bazı davalarda astronomi, adaletin sağlanmasında katkı sağlıyor. Bu alanda Kandilli Rasathanesi’ne gerekli davalarda başvurular olmaktadır.

Örneğin; 1992 yılında bir asteğmen, bir yüzbaşına fiziksel şiddet uyguluyor. Asteğmen kendisini savunduğunda havanın çok karanlık olduğunu ve kişinin yüzünü göremediğini, bu nedenle onun bir er olduğunu düşünerek “dövdüğünü” ifade ediyor. Burada astronomi devreye giriyor ve kavganın olduğu gün Ay’ın dolunay evresinde olduğu belirleniyor. Bu bilgiden hareketle o tarihte hiçbir ışık kaynağı olmasa da insanların birbirlerinin yüzünün seçilebileceği anlaşılıyor.

Bir trafik kazası olduğunu düşünelim. Bu kazanın davası kazadan 3 ay sonra görüldü diyelim. Eğer kaza yapan kişi; “Hava çok karanlıktı, etrafta aydınlatmalar yoktu, bu yüzden göremedim” gibi bir ifade kullanıyorsa burada devreye yine adli astronomi giriyor. O dönemde Ay’ın hangi evrede olduğu önemli. Kaza yapan kişi asteğmenin durumuna düşebilir.

Van Gogh’un Tablosu ve Adli Astronomi

Van Gogh’un tablosu ile adli astronomi arasında bir bağlantı bulmakta zorlanmış olabilirsiniz. Ancak aslında, Van Gogh’un ünlü eserlerinden birisi olan Evening Landscape with Rising Moon tablosundaki gizem adli astronomi sayesinde çözülmüştür.

Vincent Van Gogh’un Evening Landscape with Rising Moon (Akşam Manzarası ve Yükselen Ay) tablosu

 

2003 yılında SWT fizik profesörleri Donald Olson ve Russell Doescher, İngiliz Profesör Marilynn Olson ile birlikte Sky & Telescope dergisinin Temmuz 2003 sayısında bu ünlü tablo hakkında bir makale yayınladılar. Tablonun tam olarak ne zaman resmedildiği bilinmemekteydi.

Bu tabloda ilk zamanlarda dağın arkasından Güneş’in battığı düşünülmüş. Tablonun üzerinde derin bir çalışma yapan bilim insanları; oradaki gök cisminin Güneş değil Ay olduğunu; Ay’ın doğmaya başladığını, tabloda yer alan buğdayın hangi tarihler arasında hasat edileceği, bu tabloda çizilmiş yerin gerçek bir yer olduğunu, Ay’ın resimde yer alan bölgeden tam olarak hangi günde doğacağını ve bazı diğer önemli sonuçları adli astronomi sayesinde bulabilmişlerdir. Benzer biçimde, geçmiş yıllarda oluşmuş meteor olaylarını incelerken de aslında yine adli astronomiye başvurmuş oluyoruz.

Frederic Edwin Church, The Meteor of 1860 (Görsel Kaynağı: https://www.wikiart.org/en/frederic-edwin-church/the-meteor-of-1860)

 

Astronomlar ve astrofizikçiler sürekli evreni incelemeye çalışırlar. Yıldızlardan ve galaksilerden alınan tek şey ışıktır. Bu ışığı inceleyerek yıldızlar, galaksiler ve diğer gök cisimleri hakkında bilgi edinmeye çalışırlar. Peki, burada astronomların yaptığı çalışmalar da adli astronomiye girmiyor mu? Belki ölmüş bir yıldızın kalıntısı hakkında bilgi edinmek ve bu ölümden sonra yakında yer alan komşu yıldızların nasıl etkilendiğini incelemek de mizansen bir açıdan adli astronomi olarak değerlendirebilir.

Hazırlayan: Sinan Koçak
Düzenleyen: Kemal Cihat Toprakçı

Kaynaklar ve Referanslar:

  1. Güral, N. Adli astronomi. Erişim Tarihi: Şubat 10, 2021, Erişim Adresi: http://egegural.com/adliastronomi.htm
  2. Güral, N. Astronomi ve adli tıp. Erişim Tarihi: 10, 2021, Erişim Adresi: http://egegural.com/ASTVADLI.HTM
  3. Moonrise061003. (2016, Haziran 08). SWT astronomers SLEUTH van Gogh “Moonrise” mystery. Erişim Tarihi: February 10, 2021, Erişim Adresi: https://www.txstate.edu/news/news_releases/news_archive/2003/06/moonrise061003.html
  4. Forensic astronomy. (2020, Kasım 25). Erişim Tarihi: February 10, 2021, Erişim Adresi: https://en.wikipedia.org/wiki/Forensic_astronomy
  5. Ash, S. (2018, April 17). “Forensic astronomy” reveals the secrets of an iconic ansel adams photo. Erişim Tarihi: Şubat 10, 2021, Erişim Adresi: https://www.scientificamerican.com/article/forensic-astronomy-reveals-the-secrets-of-an-iconic-ansel-adams-photo/

Okumaya devam et

Evrenin Keşfi

Perseverance Mars’a İniyor! Yeni Bir Mars Gezginimiz Daha Olacak

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 5 dakikada okuyabilirsiniz.

NASA’nın son Mars yüzey aracı Perseverance, Mars yolculuğunun sonuna yaklaşıyor. Bu zamana kadar yapılmış en büyük Mars aracı olan Perseverance, 18 Şubat 2021 tarihinde kızıl gezegenin yüzeyine iniş yapmaya çalışacak.

Mars’a iniş yapmak oldukça zordur ve bu zamana kadar yapılan görevlerin yaklaşık %60’ı başarısız olmuştur. Perseverance’ın iniş şekli ise 2012 yılında başarılı bir şekilde Mars’a inen Curiosity aracının iniş şekli ile benzer olacak. Yani, aracın ısı kalkanı ve sahip olduğu paraşüt Perseverance’ı saatte yaklaşık 20.000 km hızdan saatte 4 km’den daha az bir hıza indirecek. Daha sonra ise bir “gökyüzü vinci” aracı yavaşça yüzeye koyacak.

Perseverance, kuru bir göl yatağı olduğu düşünülen Jezero kraterine inecek ancak tam olarak hangi noktaya iniş yapacağı bu aşamada bilinmiyor. Bu noktanın tam olarak tahmin edilememesinin sebebi ise Mars’ın atmosferine girildiğinde rüzgarların aracı sarsması ve bu durumun tahmin yürütmeyi zorlaştırmasıdır. Bu durumun üzerine arazinin engebeli olması da Jezero’yu iniş yapmak için tehlikeli bir yer haline getiriyor ancak Perseverance, zemine yaklaşırken fotoğraflar çekerek otonom bir şekilde güvenli bir iniş yeri bulmasına yardımcı olacak yeni bir navigasyon sistemine sahip.

Perseverance’in gökyüzü vinci ile Mars yüzeyine inişini gösteren animasyon. (Telif: NASA/JPL)

 

2012 yılında Curiosity’nin gerçekleştirdiği iniş, daha önce yapılmadığı için görev kontrolün başında olan bilim insanları bu durumu rahatsızlık verici bir “yedi dakikalık dehşet” olarak nitelendirmişti. Araç, iniş sırasında atmosfere girişten, paraşütünün açılmasına ve hatta zemine temas etmek için roket yardımıyla yapılan hava manevrasına kadar her şeyi kendisi yapmak zorunda kaldı. Çünkü iniş, Mars’tan Dünya’ya ulaşan sinyallerin gelme süresinden daha kısa bir süre içerisinde gerçekleşmişti. Perseverance için de aynı durum söz konusu olacak ve bütün Mars’a iniş görevleri başarıya ulaşamadığından aynı dehşet yine yaşanacak.

Perseverance’ın iniş detaylarına geri dönecek olursak, araç özel gökyüzü vinci ile birlikte yapacağı kontrollü inişten önce roketler ile yapılan manevralar aracılığıyla iniş alanı için son ayarlamalarını yapacak. Aracın tekerlekleri Mars toprağına değer değmez, vinç Perseverance’dan ayrılarak araçtan güvenli bir uzaklıkta gezegene çarpacak. Daha sonra rutin sistem kontrolleri her şeyin yolunda olduğunu belirlediği anda da araç çalışmaya başlayacak.

Perseverance’ın asıl görevi nedir? Neden bu aracı oraya gönderdik?

Mars 2020 Perseverance Gezgin aracı, NASA’nın bir zamanlar Mars’ta yaşam olup olmadığı konusundaki araştırmasını ileriye götürecek eski mikrobik yaşamın izlerini arayacak. Araçta Mars kaya ve toprak örneği toplayacak bir sondaj cihazı bulunuyor. Araç, gelecekte yapılacak bir görev ile Dünya’ya getirilip detaylı analizleri yapılabilsin diye bu örnekleri mühürlü tüplerde saklayacak. Perseverance, ayrıca Mars’ta gerçekleşecek insanlı keşif programlarının yolunu açmaya yardım edecek teknolojileri de test edecek.

Perseverance, Mars Keşif Programı’nın bilimsel hedeflerini destekleyecek dört tane amaca sahip. Bunlardan ilki, gezegenin yaşanabilir olup olmadığını araştırmak. Yani kısaca geçmiş çevre koşullarının mikrobik yaşamı destekleyip desteklemediğini belirlemeye çalışacak. İkinci amacı, biyolojik imzalar aramak. Özellikle de zaman içinde yaşam belirtilerini koruduğu bilinen özel kayalarda, olası geçmiş mikrobiyal yaşamın işaretlerini arayacak. Üçüncü amacı da kaya ve toprak numunelerini toplayarak Mars yüzeyinde onları saklamak. Dördüncü ve son amacı ise insanlı keşiflere yardımcı olacak Mars atmosferinden oksijen üretimini test etmek.

Perseverance’ın uzun menzilli hareketlilik sistemi, aracın Mars yüzeyinde 5 ila 20 km arasında yol kat etmesine olanak veriyor. Ayrıca bu araç ile getirilen bir diğer yenilik de daha yetenekli bir tekerlek tasarımıdır.

Mars’ta Bir İlk Daha: Mars Helikopteri Ingenuity

Perseverance, aslında ufak bir sürprize de sahip. Araç, Mars yüzeyine indikten sonra alt kısmından çıkaracağı ufak bir helikopteri de Mars ile tanıştıracak. Ve bu helikopterin adı da Ingenuity. Eğer helikopter çalışmayı başarırsa, bizim için tam bir Wright Kardeşler anı olacak, çünkü bu zamana kadar Dünya atmosferi dışında hiçbir yerde helikopter uçurmayı denemedik.

Ingenuity’nin NASA tarafından yapılan görsel tasviri.

 

Ingenuity, sadece bir teknoloji tanıtımı olacak ve çok ince Mars atmosferinde (Dünya atmosferinin %1’i yoğunlukta) en fazla 15 dakika kadar uçabilecek. Ancak bu helikopter başarı ile çalışırsa gelecekte ulaşılamayan yerlere gitmek için bu tarz helikopterler kullanılabilir. Ayrıca daha sonra göndereceğimiz araçlar ve astronotlar için kılavuz olması adına da bu helikopterlerden faydalanabiliriz.

Ingenuity dışında araçta başka bir teknoloji tanıtımı daha mevcut. Bu aygıt, Mars’ın zayıf atmosferinde yer alan karbondioksitten oksijen elde etmek için kullanılacak ki bu teknoloji önemli çünkü gelecekte oraya gidecek kaşiflerin Mars’ta hayatta kalabilmeleri için bu gerekli olacak.

Hazırlayan: Burcu Ergül
Düzenleyen: Kemal Cihat Toprakçı

Kaynaklar:

  1. Crane, L. (n.d.). NASA has launched its Perseverance Mars Rover and INGENUITY HELICOPTER. Erişim Tarihi: Şubat 15, 2021, Erişim Adresi: https://www.newscientist.com/article/2250181-nasa-has-launched-its-perseverance-mars-rover-and-ingenuity-helicopter/
  2. Crane, L. (2021, Şubat 11). NASA’s perseverance rover is about to land on Mars and look for life. Erişim Tarihi: Şubat 15, 2021, Erişim Adresi: https://www.newscientist.com/article/2267509-nasas-perseverance-rover-is-about-to-land-on-mars-and-look-for-life/
  3. Howell, E. (2021, Şubat 11). NASA’s perseverance rover is one week away from a DARING landing on MARS. watch how it works. Erişim Tarihi: Şubat 15, 2021, Erişim Adresi: https://www.space.com/mars-rover-perseverance-landing-4k-video-animation
  4. Mission overview. (n.d.). Erişim Tarihi: Şubat 15, 2021, Erişim Adresi: https://mars.nasa.gov/mars2020/mission/overview/

Okumaya devam et

Evrenin Keşfi

Türkiye Uzay Ajansı (TUA), Milli Uzay Programı Açıklandı!

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 1 dakikada okuyabilirsiniz.

Türkiye Uzay Ajansı (TUA), 9 Şubat 2021 Salı günü iki yıldan uzun süredir duyurulması beklenen programını ve yol haritasını açıklandı.

Açıklamada dile getirilen olan proje ve hedefleri, Kozmik Anafor Youtube kanalında, Dr. Umut Yıldız, Prof. Dr. Lokman Kuzu, Prof. Dr. Yurdanur Tulunay, Prof. Dr. İbrahim Küçük, gibi uzmanlar eşliğinde canlı yayında yorumladık. Milli uzay programını detaylıca öğrenmek için, aşağıdan veya bu linkten ulaşabileceğiniz yayınımızı izleyebilirsiniz.

Ülkemizde Uzay Ajansı kurulması hedefi 57’nci Hükûmet döneminde gündeme gelmiş, 2000 yılında oluşturulan “Vizyon 2023” perspektifi de Türkiye’nin uzay çalışmalarına yönelik bir öncü olmasını da ortaya koymuştur. Akabinde 26 Şubat 2001 tarihinde Millî Güvenlik Kurulu kararı, daha sonra 2 Mart 2001 tarihinde Bakanlar Kurulu kararı ile “‘Türkiye Uzay Kurumu” kurulması için çalışma başlatılmıştır. 15 Mayıs 2002 tarihli Başbakanlık genelgesiyle TÜBİTAK görevlendirilmiştir. 2017 yılında meclise iletilen Türkiye Uzay Ajansı kanun tasarısını, bu linkteki yazımızda detaylıca incelemiştik.

Türkiye Uzay Ajansı’nın, ülkemiz açısından oldukça önemli olan uzay ve havacılık sektörlerinde teknolojide dışa bağımlı olmayan, rekabetçi bir sanayinin geliştirilmesi, uzay ve havacılık teknolojileri alanında bilimsel ve teknolojik altyapıların ve insan kaynaklarının geliştirilmesi, uzay teknolojilerinin kullanımının yaygınlaştırılması, ülkemizin uzaya yönelik hak ve menfaatlerinin korunması yolunda başarılı olmasını temenni ederiz.

Okumaya devam et

Evrenin Keşfi

Uzayda Bugün: İlk Serbest Uzay Yürüyüşü (7 Şubat 1984)

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 2 dakikada okuyabilirsiniz.

3 Şubat 1984 yılında fırlatılan Challenger Uzay Mekiği ile gerçekleştirilen, STS-41b görevinin bize verdiği en ikonik görsel, astronot Bruce McCandless’in Dünya üzerinde araca bağlı olmadan uzay yürüyüşü yaptığı fotoğraf oldu.

McCandless, ABD ile SSCB arasındaki Ay yarışının ortasında hızlanan uzay programlarına katılmak için 1966 yılında seçilen 19 astronotun yer aldığı prestijli bir grup olan 5. Astronot Grubu’nun bir üyesiydi. Ayrıca Challenger astronotları arasında Apollo, Skylab ve Uzay Mekiği programlarına muazzam katkılarda bulunmuş ve bu görevin kumandanı da olan Vance D. Brand de bulunuyordu. Brand ve McCandless dışında ekipte pilot Robert L. Gibson ile görev uzmanları olan Robert L.Steward ve Ronald E. McNair yer alıyordu.

Brand’in kumandanlık yaptığı ilk görev olan STS-5 ile ticari uyduların taşınıp yerleştirilmesi planlanmıştı. Uydu yerleştirilmesi başarılı oldu ancak, astronot kıyafetlerindeki problemler sebebi ile planlanan uzay yürüyüşleri yapılamayıp iptal edildi. STS-41b görevinde ise durum tersi oldu. Mürettebatın görevin başında iki iletişim uydusunu yerleştirmeyi başarmasına rağmen iki uyduda da bulunan takviye roketlerin sadece 20 saniye sonra beklenmedik şekilde kapanmasından dolayı bu uydular yere eş zamanlı yörüngeye ulaşamadı. Fakat diğer yandan uzay yürüyüşleri ise olağanüstü bir başarıya ulaştı.

7 Şubat’ta ve daha sonrasında 9 Şubat’ta McCandless ve Steward ‘İnsanlı Manevra Birimlerini” taktılar ve hiç bir yere bağlı olmadan uzayda yürüyüşe çıktılar. Bu İnsanlı Manevra Birimi, yaklaşık 85 cm genişliğinde, 72 cm derinliğinde ve 127 cm uzunluğundaydı. Alüminyum çerçevesi, nitrojen (azot) ile doldurulmuş iki tane kevlar kaplı alüminyum tankı barındırıyordu. Bu da altı saatten uzun bir uzay yürüyüşü için yeterli bir itici güçtü.

McCandless ve Steward, mekikten yaklaşık 100 metre uzaklaştı ve bir çok kere bu mesafeyi gidip döndüler. Hem astronotlar hem de mekik saatte yaklaşık 18,000 mil hızla yol alıyorlardı. Uzay yürüyüşündeki rollerini bir çok kez pratik yapan mekiğin içerisindeki ekip ise, astronotların hareketlerini Challenger’ın radarı ve diğer aygıtlarıyla izlediler.

Eğer uzay yürüyüşü yapan astronotlar arıza sonucu uzaklaşmaya başlasaydı Brand’ın onları takip edip mekiğe manevra yaptırmak gibi bir planı vardı. Bu sayede de McCandless ve Steward, kendilerini güvenli bir şekilde kollara tutunarak manevra yapabilecekleri mekiğin yük bölmesinde bulacaklardı. Neyse ki yürüyüşlerde bu tarz beklenmedik bir durum oluşmadı. Bir fotoğraf tutkunu olan Gibson ise bu yürüyüşün ikonik karelerini fotoğrafladı.

Çeviri: Burcu Ergül Emecan

Kaynak:
https://appel.nasa.gov/2020/02/06/this-month-in-nasa-history-astronauts-make-first-untethered-spacewalk/

Okumaya devam et

Çok Okunanlar