Connect with us

Kozmik Anafor Arşivi

Big Data ve Astronomi

Bu yazıyı yaklaşık 7 dakikada okuyabilirsiniz.

Son zamanlarda katıldığım tüm astronomi konferanslarında hep aynı söze rast geliyorum. Diyorlar ki “Orta ölçekli bir teleskop bir gecede insanlığın şimdiye kadar ürettiği data (veri) kadar data üretiyor.

Hal böyle olunca bu datanın işlenmesi ve insanlığın hizmetine sunulması için bir, on , 100 hatta 500 bilgisayar bile yetersiz kalıyor. Peki çözüm ne? Çözüm: Big Data ve Hadoop.

Bu Big Data nedir, nasıl bir şeydir, nimetlerinden faydalanıp üzerine fazla kafa yormayalım mı? Big Data Astronomi de nasıl kullanılıyor?

Big Data Bilgisayar Mühendisliğinin yeni bir koludur. Birçok bilgisayar mühendisi arkadaşımın bile henüz ismini duymadığı, şu an piyasada en fazla yetişmiş elemana ihtiyaç duyulan, yıllık geliri en az 120  bin dolardan (bugünkü dolar kuruna göre yıllık 451 bin 800 Türk lirası) başlayan ve 200 bin dolara kadar çıkan, geleceği en parlak ve 4,5 milyon yazılımcıya ihtiyacın olduğu bir programcılık alanıdır.

big data 1

Standart veri tabanı programlarında bir server (sunucu bilgisayar) bilgileri tutar ve üzerinde alan isimleri tanımlanmış tablolar olur ve bilgisayar programları bu sunucuya bağlanıp istenilen verileri SQL denilen program kodlarıyla alıp program içerisinde işleyip, kullanıcıya uygun bir arayüzle gösterip, işi bittiğinde de bağlantıyı keser. Big Data’da ise standart SQL komutları çalışmaz. Çünkü veri bütünlüğü yoktur ve işlenilecek veri çok çok çok büyüktür. Bilgisayarların RAM’i yetmez.

Mesela Facebook’u ele alalım. Her gün, biz de dahil, milyonlarca insan milyarlarca resim, video, yazı ve doküman yüklemektedir. Öyle ki Facebook verilerine göre günlük 500 Terabyte(TB) data işlenmektedir. Bütün bunları yapmaya tek bir bilgisayarın hatta 500 bilgisayarın, hatta 1000 bilgisayarın ne hızı yetişir, ne hard diski. Peki Facebook bu işin altından nasıl kalkıyor? Üstelik her gün bu kadar data daha geliyor. Daha da ilginci Facebook kullanıcılarının verileri üzerinde veri analizi yapıp, konum bilgisini alıp oturduğu semte ve beğendiği resimlere göre aylık gelirini tahmin etmekte ve ne kadar harcama yapabilir diye hesap yapılmaktadır.

Paylaşılan resimler, yazılar ve beğenmelerden kişilik analizi yapılmakta ve siyasi görüşü, dini yönü, ekonomik durumu saniye saniye takip edilip kaydedilmekte ve reklamcılara bu bilgiler dolaylı yönlerden satılmaktadır. Yani doğrudan şu kişinin bilgileri bunlardır denmiyor fakat bize reklam verirseniz şu kişiler görür deniliyor. Bir yerde sosyal medya da varlık gösterirken aslında kendi kendimize yaptığımız her şeyi, uğradığımız her yeri rapor edip, ilgili yerlere bildiriyoruz. İstihbarat örgütleri trilyon dolar harcasa bu bilgileri toplayamaz. 🙂

0x600

Bilgisayarınızda sosyal medyada, facebook, instagram, twitter gibi platformlarda, google aramalarında yaptığınız her hareket, dev sunucularda depolanıp, bilgisayarlarda işlenerek bu platformların “sizlere uygun reklam” göstermesi ve daha iyi para kazanmaları için kullanılıyor.

 

Diğer bir örnek Twitter. Her gün milyonlarca Tweet atılıyor, resim ve video yükleniyor. Bu kadar datayı işlemek, kaydetmek ve istenildiğinde tekrar sunmak nasıl mümkün oluyor? Twitter yine veri analizinde çok ilerlemiş vaziyette. John Hopkins Universitesi ve Güney California Üniversitesi (USC) öğrencilerine Big Data dersi verirken real time analiz örnekleri yaptırmaktadırlar.

Buna göre herhangi bir ülkenin herhangi bir mahallesine kadar araştırma alanını daraltıp, orada neler konuşuluyorsa ona göre analiz yapılıp, TV kanallarına ve online reklam ajanslarına hangi reklamın o sırada yayınlanması gerektiğini söyleyebilmektedirler. Bu sayede işletmeler de profillerinde olmayan kişilere reklam yapmamış oluyorlar. Akıllı televizyonlarda akıllı reklamcılık yapılıyor. Mesela sadece kadınları alakadar eden bir ürün sadece kadınlara gösteriliyor.

Eski ABD başkanı Obama’nın seçim kampanyasında kulanılan bir Twitter analizi Big Data derslerinin ana konularından birisidir. Kocasından boşanmış veya evlenmeden çocuk sahibi olmuş anneler için Obama’nın bir reklam videosu hazırlanıyor ve bu anneler Facebook üzerinden tespit ediliyor ve bu video bu anneler facebook hesaplarına girdiklerinde karşılarına çıkıyor ve Obama doğrudan bu hanımlara sesleniyor. Başkan seçildiğinde yalnız annelere nasıl yardımcı olacağını anlatıyor. Obama bu sayede milyonlarca kadından oy almayı başarıyor.

Obama’nın seçim kampanyasının başarısı, milyonlarca kadın Obama fanatiğinin ortaya çıkmasını sağlamıştı.

 

Bu misallerimize Youtube, Google, Instagram, Amazon, Ebay gibi siteleri ekleyebiliriz. Google kendine veritabanı olarak bütün internet sitelerini görüyor. Yani önceden planlayıp, alanlarını tanımladığı bir veri değil. İnternette kim ne yüklemişse öyle duruyor. Bu verinin bir veri bütünlüğü yok. İşte tam burada standart veritabanı programları devre dışı kalıyor. Ne Oracle, ne Microsoft SQL, ne MySQL bu verinin altından kalkabilecek gibi değil.

İşte bütün bunlar Hadoop isimli bedava bir veritabanı programı sayesinde çözülüyor. DFS (Distributed File System) denilen bir yöntemle data Dünya’nın neresinde boş duran bir bilgisayar varsa oraya yerleştiriliyor. Mesela Facebook’a yüklediğiniz resmin bir parçası Çin’deki bir bilgisayarda dururken diğer parçası Kanada’daki bir bilgisayarda tutulabiliyor. Siz görmek için tıkladığınızda Hadoop bu iki bilgiyi milisaniyeler içinde birleştirip size gösteriyor.

Peki Astronomi’de Big Data nasıl kullanılıyor ve kullanılacak?

Astronomi de “Astrostatistics” ve “Astroinformatics” denilen iki ana alan geliştirildi. Astrostatistics, İstatistik biliminin astronomi ve astrofizik bilimine uygulanması olarak özetlenebilir. Astroinformatics ise, teleskoplardan gelen büyük verileri işlemek için geliştirilen bilgisayar programları ve analiz etme yöntemleri olarak tanımlanabilir.

Mesela Palomar Gözlemevi’nin ürettiği data 3 TB iken, CALTECH’in uzay teleskopu GALEX (The Galaxy Evolution Explorer) 30 TB, Avustralya’nın teleskobu SkyMapper ( Southern Sky Survey) 500 Terabyte, NASA JPL’in Hawaii’deki teleskobu PanSTARRS 40 PB data üretiyor. Dünya’daki bütün teleskopları birleştirdiğimizde oluşan datanın miktarı nerdeyse zettabytelara ulaşıyor.

big data

Bu maksatla kurulan Uluslararası Sanal Gözlemevi Birliği (http://www.ivoa.net/ ) Dünya’daki bütün teleskoplardan gelen bilgileri Hadoop ile birleştirip her astronomun ulaşabileceği bir ortam kurmak için yapılandırıldı. Sanal bir gözlemevi kuruldu ve şimdiye kadar teleskoplardan gelen bütün veriler paylaşıma açıldı ve astronomlar bir bölge hakkında analiz yapmak istediklerinde daha önce teleskoplardan alınan bilgilere tek bir ekrandan erişebiliyor ve sanal gözlem yapabiliyor. Kısacası Sanal Gözlemevi (The Virtual Observatory (VO))  bilim adamlarına daha kolay bilim yapmalarını sağlıyor.

Dünya’da ve uzayda gözlem yapan bütün verileri topladık ve  Sanal Gözlemevi ile paylaşıma açtık. Peki bu datayı nasıl işleyeceğiz. İşte bunlar için geliştirilmiş veritabanı madenciği yapılabilen programlar burda devreye giriyor. CALTECH dokuzuncu gezegenin varlığını buralardan aldığı verileri analiz edip, matematik hesaplarını yaptığı için iddia ediyor. Başlıca astronomi veri analiz programları şunlardır:

1- StatCodes (http://astrostatistics.psu.edu/statcodes/)
2- VOStat (http://astrostatistics.psu.edu:8080/vostat/)
3- Weka (http://www.cs.waikato.ac.nz/ml/weka/index.html)
4- AstroML (http://github.com/astroML/astroML)
5- DAME (Data Mining & Exploration) (http://dame.dsf.unina.it/)
6- Auton Lab (http://www.autonlab.org/autonweb/2.html)

Bu programlar ve bu datalar tek başına astronomların baş edebileceği bir durum değildir. Bu işleri yapabilmek için bilgisayar mühendislerine, Big Data uzmanlarına, istatistikçilere ihtiyaç vardır. Bunları bir araya getirmek için 7 ayrı organizasyon faaliyet göstermektedir. Bu listenin tamamına bu linkten ulaşılabilir:(ASAIP) (http://asaip.psu.edu)

Teleskoplardan datayı topladık, sanal gözlemevi açtık, bu bilgilere eriştik ve yazılımlarla analiz ettik. İşte bu çalışmaların sonucu yıllık yapılan bir konferansta değelendiriliyor. Bu konferansın adı ise Astronomik Veri Analizi Yazılım ve Sistemleri. Son 6 senedir her yıl yapılan konferansta bir yıllık çalışmalar gözden geçiriliyor ve analizlerdeki yöntemler karşılaştırılıyor. Bu konferansın websitesine ise bu linkten erişilebilir: (ADASS) (http://www.adass.org/)

Big Data is the new Oil!
Sonuç olarak diyebiliriz ki Big Data hem normal hayatta hem de astronomi de geleceği elinde tutacak bir teknoloji. Programcılar Big Data’yı şimdiden “Geleceğin Petrolü” olarak nitelendiriyorlar. Bilgi güçtür.

Programcılığın en fazla elemana ihtiyacı olan alanı Big Data. Yıllık 200 bin dolara yakın gelir vaaden bir bölüm. Yakında devreye girecek büyük teleskoplardan gelecek veri düşünüldüğünde bilim adına önümüzde inanılmaz fırsatlar bizi bekliyor. Hem yüksek miktarda gelir, hem kariyer, hem bilim bir arada. Buyrun Hodri Meydan!!!

Hazırlayan: Zafer Acar

1-http://datascience.codata.org/articles/10.5334/dsj-2015-011/
2- http://www.galex.caltech.edu/index.html
3- http://www.datasciencecentral.com/

Evrenin Keşfi

Adli Astronomi Nedir? Yerel Hukukta Adli Astronomi Kullanımı

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 3 dakikada okuyabilirsiniz.

Neredeyse bütün bilim dalları iç içe olan astronomi en eski ama kendisini sürekli güncellemesiyle en yeni bilim dallarından biridir.

Geleceğin meslekleri arasında gösterilen uzay hukuku, uzay mimarisi, asteroid madenciliği gibi alanlarda ülkeler personel yetiştirmek istiyor ise astronomi eğitimine gerekli önemi vermek zorundadır. Adli astronomi de gelişmek için kendisine yatırım bekleyen adli bilim dalıdır.

Adli astronomi nedir ve ne iş yapar?

Adli astronomi, gökyüzünün geçmiş zamanlarda olan görünümünü ve gök cisimlerinin konumlarını göstermeye yarayan adli bilimin bir dalıdır. Adli bilimde, edebiyatta, tarihsel olaylarda ve sanat tarihinde adli astronomi kullanılmaktadır. Ülkemizde bazı davalarda astronomi, adaletin sağlanmasında katkı sağlıyor. Bu alanda Kandilli Rasathanesi’ne gerekli davalarda başvurular olmaktadır.

Örneğin; 1992 yılında bir asteğmen, bir yüzbaşına fiziksel şiddet uyguluyor. Asteğmen kendisini savunduğunda havanın çok karanlık olduğunu ve kişinin yüzünü göremediğini, bu nedenle onun bir er olduğunu düşünerek “dövdüğünü” ifade ediyor. Burada astronomi devreye giriyor ve kavganın olduğu gün Ay’ın dolunay evresinde olduğu belirleniyor. Bu bilgiden hareketle o tarihte hiçbir ışık kaynağı olmasa da insanların birbirlerinin yüzünün seçilebileceği anlaşılıyor.

Bir trafik kazası olduğunu düşünelim. Bu kazanın davası kazadan 3 ay sonra görüldü diyelim. Eğer kaza yapan kişi; “Hava çok karanlıktı, etrafta aydınlatmalar yoktu, bu yüzden göremedim” gibi bir ifade kullanıyorsa burada devreye yine adli astronomi giriyor. O dönemde Ay’ın hangi evrede olduğu önemli. Kaza yapan kişi asteğmenin durumuna düşebilir.

Van Gogh’un Tablosu ve Adli Astronomi

Van Gogh’un tablosu ile adli astronomi arasında bir bağlantı bulmakta zorlanmış olabilirsiniz. Ancak aslında, Van Gogh’un ünlü eserlerinden birisi olan Evening Landscape with Rising Moon tablosundaki gizem adli astronomi sayesinde çözülmüştür.

Vincent Van Gogh’un Evening Landscape with Rising Moon (Akşam Manzarası ve Yükselen Ay) tablosu

 

2003 yılında SWT fizik profesörleri Donald Olson ve Russell Doescher, İngiliz Profesör Marilynn Olson ile birlikte Sky & Telescope dergisinin Temmuz 2003 sayısında bu ünlü tablo hakkında bir makale yayınladılar. Tablonun tam olarak ne zaman resmedildiği bilinmemekteydi.

Bu tabloda ilk zamanlarda dağın arkasından Güneş’in battığı düşünülmüş. Tablonun üzerinde derin bir çalışma yapan bilim insanları; oradaki gök cisminin Güneş değil Ay olduğunu; Ay’ın doğmaya başladığını, tabloda yer alan buğdayın hangi tarihler arasında hasat edileceği, bu tabloda çizilmiş yerin gerçek bir yer olduğunu, Ay’ın resimde yer alan bölgeden tam olarak hangi günde doğacağını ve bazı diğer önemli sonuçları adli astronomi sayesinde bulabilmişlerdir. Benzer biçimde, geçmiş yıllarda oluşmuş meteor olaylarını incelerken de aslında yine adli astronomiye başvurmuş oluyoruz.

Frederic Edwin Church, The Meteor of 1860 (Görsel Kaynağı: https://www.wikiart.org/en/frederic-edwin-church/the-meteor-of-1860)

 

Astronomlar ve astrofizikçiler sürekli evreni incelemeye çalışırlar. Yıldızlardan ve galaksilerden alınan tek şey ışıktır. Bu ışığı inceleyerek yıldızlar, galaksiler ve diğer gök cisimleri hakkında bilgi edinmeye çalışırlar. Peki, burada astronomların yaptığı çalışmalar da adli astronomiye girmiyor mu? Belki ölmüş bir yıldızın kalıntısı hakkında bilgi edinmek ve bu ölümden sonra yakında yer alan komşu yıldızların nasıl etkilendiğini incelemek de mizansen bir açıdan adli astronomi olarak değerlendirebilir.

Hazırlayan: Sinan Koçak
Düzenleyen: Kemal Cihat Toprakçı

Kaynaklar ve Referanslar:

  1. Güral, N. Adli astronomi. Erişim Tarihi: Şubat 10, 2021, Erişim Adresi: http://egegural.com/adliastronomi.htm
  2. Güral, N. Astronomi ve adli tıp. Erişim Tarihi: 10, 2021, Erişim Adresi: http://egegural.com/ASTVADLI.HTM
  3. Moonrise061003. (2016, Haziran 08). SWT astronomers SLEUTH van Gogh “Moonrise” mystery. Erişim Tarihi: February 10, 2021, Erişim Adresi: https://www.txstate.edu/news/news_releases/news_archive/2003/06/moonrise061003.html
  4. Forensic astronomy. (2020, Kasım 25). Erişim Tarihi: February 10, 2021, Erişim Adresi: https://en.wikipedia.org/wiki/Forensic_astronomy
  5. Ash, S. (2018, April 17). “Forensic astronomy” reveals the secrets of an iconic ansel adams photo. Erişim Tarihi: Şubat 10, 2021, Erişim Adresi: https://www.scientificamerican.com/article/forensic-astronomy-reveals-the-secrets-of-an-iconic-ansel-adams-photo/

Okumaya devam et

Evrenin Keşfi

Perseverance Mars’a İniyor! Yeni Bir Mars Gezginimiz Daha Olacak

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 5 dakikada okuyabilirsiniz.

NASA’nın son Mars yüzey aracı Perseverance, Mars yolculuğunun sonuna yaklaşıyor. Bu zamana kadar yapılmış en büyük Mars aracı olan Perseverance, 18 Şubat 2021 tarihinde kızıl gezegenin yüzeyine iniş yapmaya çalışacak.

Mars’a iniş yapmak oldukça zordur ve bu zamana kadar yapılan görevlerin yaklaşık %60’ı başarısız olmuştur. Perseverance’ın iniş şekli ise 2012 yılında başarılı bir şekilde Mars’a inen Curiosity aracının iniş şekli ile benzer olacak. Yani, aracın ısı kalkanı ve sahip olduğu paraşüt Perseverance’ı saatte yaklaşık 20.000 km hızdan saatte 4 km’den daha az bir hıza indirecek. Daha sonra ise bir “gökyüzü vinci” aracı yavaşça yüzeye koyacak.

Perseverance, kuru bir göl yatağı olduğu düşünülen Jezero kraterine inecek ancak tam olarak hangi noktaya iniş yapacağı bu aşamada bilinmiyor. Bu noktanın tam olarak tahmin edilememesinin sebebi ise Mars’ın atmosferine girildiğinde rüzgarların aracı sarsması ve bu durumun tahmin yürütmeyi zorlaştırmasıdır. Bu durumun üzerine arazinin engebeli olması da Jezero’yu iniş yapmak için tehlikeli bir yer haline getiriyor ancak Perseverance, zemine yaklaşırken fotoğraflar çekerek otonom bir şekilde güvenli bir iniş yeri bulmasına yardımcı olacak yeni bir navigasyon sistemine sahip.

Perseverance’in gökyüzü vinci ile Mars yüzeyine inişini gösteren animasyon. (Telif: NASA/JPL)

 

2012 yılında Curiosity’nin gerçekleştirdiği iniş, daha önce yapılmadığı için görev kontrolün başında olan bilim insanları bu durumu rahatsızlık verici bir “yedi dakikalık dehşet” olarak nitelendirmişti. Araç, iniş sırasında atmosfere girişten, paraşütünün açılmasına ve hatta zemine temas etmek için roket yardımıyla yapılan hava manevrasına kadar her şeyi kendisi yapmak zorunda kaldı. Çünkü iniş, Mars’tan Dünya’ya ulaşan sinyallerin gelme süresinden daha kısa bir süre içerisinde gerçekleşmişti. Perseverance için de aynı durum söz konusu olacak ve bütün Mars’a iniş görevleri başarıya ulaşamadığından aynı dehşet yine yaşanacak.

Perseverance’ın iniş detaylarına geri dönecek olursak, araç özel gökyüzü vinci ile birlikte yapacağı kontrollü inişten önce roketler ile yapılan manevralar aracılığıyla iniş alanı için son ayarlamalarını yapacak. Aracın tekerlekleri Mars toprağına değer değmez, vinç Perseverance’dan ayrılarak araçtan güvenli bir uzaklıkta gezegene çarpacak. Daha sonra rutin sistem kontrolleri her şeyin yolunda olduğunu belirlediği anda da araç çalışmaya başlayacak.

Perseverance’ın asıl görevi nedir? Neden bu aracı oraya gönderdik?

Mars 2020 Perseverance Gezgin aracı, NASA’nın bir zamanlar Mars’ta yaşam olup olmadığı konusundaki araştırmasını ileriye götürecek eski mikrobik yaşamın izlerini arayacak. Araçta Mars kaya ve toprak örneği toplayacak bir sondaj cihazı bulunuyor. Araç, gelecekte yapılacak bir görev ile Dünya’ya getirilip detaylı analizleri yapılabilsin diye bu örnekleri mühürlü tüplerde saklayacak. Perseverance, ayrıca Mars’ta gerçekleşecek insanlı keşif programlarının yolunu açmaya yardım edecek teknolojileri de test edecek.

Perseverance, Mars Keşif Programı’nın bilimsel hedeflerini destekleyecek dört tane amaca sahip. Bunlardan ilki, gezegenin yaşanabilir olup olmadığını araştırmak. Yani kısaca geçmiş çevre koşullarının mikrobik yaşamı destekleyip desteklemediğini belirlemeye çalışacak. İkinci amacı, biyolojik imzalar aramak. Özellikle de zaman içinde yaşam belirtilerini koruduğu bilinen özel kayalarda, olası geçmiş mikrobiyal yaşamın işaretlerini arayacak. Üçüncü amacı da kaya ve toprak numunelerini toplayarak Mars yüzeyinde onları saklamak. Dördüncü ve son amacı ise insanlı keşiflere yardımcı olacak Mars atmosferinden oksijen üretimini test etmek.

Perseverance’ın uzun menzilli hareketlilik sistemi, aracın Mars yüzeyinde 5 ila 20 km arasında yol kat etmesine olanak veriyor. Ayrıca bu araç ile getirilen bir diğer yenilik de daha yetenekli bir tekerlek tasarımıdır.

Mars’ta Bir İlk Daha: Mars Helikopteri Ingenuity

Perseverance, aslında ufak bir sürprize de sahip. Araç, Mars yüzeyine indikten sonra alt kısmından çıkaracağı ufak bir helikopteri de Mars ile tanıştıracak. Ve bu helikopterin adı da Ingenuity. Eğer helikopter çalışmayı başarırsa, bizim için tam bir Wright Kardeşler anı olacak, çünkü bu zamana kadar Dünya atmosferi dışında hiçbir yerde helikopter uçurmayı denemedik.

Ingenuity’nin NASA tarafından yapılan görsel tasviri.

 

Ingenuity, sadece bir teknoloji tanıtımı olacak ve çok ince Mars atmosferinde (Dünya atmosferinin %1’i yoğunlukta) en fazla 15 dakika kadar uçabilecek. Ancak bu helikopter başarı ile çalışırsa gelecekte ulaşılamayan yerlere gitmek için bu tarz helikopterler kullanılabilir. Ayrıca daha sonra göndereceğimiz araçlar ve astronotlar için kılavuz olması adına da bu helikopterlerden faydalanabiliriz.

Ingenuity dışında araçta başka bir teknoloji tanıtımı daha mevcut. Bu aygıt, Mars’ın zayıf atmosferinde yer alan karbondioksitten oksijen elde etmek için kullanılacak ki bu teknoloji önemli çünkü gelecekte oraya gidecek kaşiflerin Mars’ta hayatta kalabilmeleri için bu gerekli olacak.

Hazırlayan: Burcu Ergül
Düzenleyen: Kemal Cihat Toprakçı

Kaynaklar:

  1. Crane, L. (n.d.). NASA has launched its Perseverance Mars Rover and INGENUITY HELICOPTER. Erişim Tarihi: Şubat 15, 2021, Erişim Adresi: https://www.newscientist.com/article/2250181-nasa-has-launched-its-perseverance-mars-rover-and-ingenuity-helicopter/
  2. Crane, L. (2021, Şubat 11). NASA’s perseverance rover is about to land on Mars and look for life. Erişim Tarihi: Şubat 15, 2021, Erişim Adresi: https://www.newscientist.com/article/2267509-nasas-perseverance-rover-is-about-to-land-on-mars-and-look-for-life/
  3. Howell, E. (2021, Şubat 11). NASA’s perseverance rover is one week away from a DARING landing on MARS. watch how it works. Erişim Tarihi: Şubat 15, 2021, Erişim Adresi: https://www.space.com/mars-rover-perseverance-landing-4k-video-animation
  4. Mission overview. (n.d.). Erişim Tarihi: Şubat 15, 2021, Erişim Adresi: https://mars.nasa.gov/mars2020/mission/overview/

Okumaya devam et

Amatör Astronomi

Kuğu Takımyıldızı (Cygnus)

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 2 dakikada okuyabilirsiniz.

Kuğu Takımyıldızı, gökyüzünün en bilinen ve astronomi gözlemlerinde yön tayini için sıkça kullanılan takımyıldızlardan biridir.

Yaz aylarında, gece gökyüzüne bakarsanız eğer, tam tepenizde kanatlarını açmış güneye doğru uçan devasa ve bir o kadar da heybetli bir kuş görürsünüz. Hemen yanı başında yer alan Kertenkele (Lacerta) Takımyıldızı’ndan kaçar gibi bir hali olan bu dev kuş, Kuğu (Cygnus) Takımyıldızı’dır ve kuzey yarımkürenin en parlak takımyıldızlarından biridir.

Bizden bir hayli uzakta yer alıyor olmasına rağmen gökyüzünün en parlak 19. Yıldızı olan Deneb Yıldızı, Kuğu’nun kuyruğunda yer almaktadır. Zaten adı da bu yüzden Deneb’dir, çünkü Deneb Arapçakuyruk” anlamına gelmektedir.

Yaz Üçgeni, yaz aylarının en belirgin gökyüzü desenidir.

 

Deneb, milyonlarca yıl içerisinde bir süpernovaya dönüşerek yok olacağı düşünülen, çok büyük boyutlarda ve bir o kadar da parlak beyaz rengiyle kendini gösteren bir dev yıldızdır. Deneb ayrıca, Kuğu Takımyıldızı’nın komşusu olan Lir Takımyıldızı’ndaki Vega ve Kartal Takımyıldızı’ndaki Altair’le birlikte yaz üçgeninin köşelerini oluşturan yıldızlardan biridir. Debeb yıldızının tam karşı noktasında yani Kuğunun kafasının bulunduğu yerde Albiero Beta yıldızı yer almaktadır. Kappa Kuğu ve Mü Kuğu yıldızları ise sağlı sollu olarak Kuğunun kanatlarını oluşturan yıldızlardır.

Kuğu takımyıldızı, arkaplanında görülen Samanyolu Gökadası şeridi nedeniyle bir hayli zengin bir içeriğe sahiptir. Bu sebeple bu bölgeye basit dürbün ile baksanız bile rahatlıkla göz alabildiğine sayısız yıldız bulutları ile karşılaşabilirsiniz.

Eski dönemlerde insanlar yıldızların dizilimlerini bir şeylere benzetme konusunda oldukça yaratıcıydılar. Kuğu Takımyıldızı da bu yaratıcı benzetimlerin güzel bir örneğidir.

 

Samanyolu Gökadası, tam olarak Kuğu Takımyıldızının yer aldığı noktada ikiye ayrılır ve iki ayrı kol olarak gökyüzünde yoluna devam eder. Gökadanın bu noktada bu şekilde görünüyor olmasının en temel sebebi, arka planda yer alan yıldızları gölgeleyen ve “Büyük Çöküntü” adı ile de bilinen devasa toz bulutlarının bu bölgedeki varlığıdır.

Kuğu Takımyıldızında yer alan ve bilinen en meşhur derin uzay cisimleri; Kuzey Amerika Bulutsusu (NGC 7000), Pelikan Bulutsusu (IC 5067) ve elbette ki Peçe Bulutsusu‘dur

Hazırlayan: Sinan DUYGULU

Okumaya devam et

Evrenin Keşfi

Türkiye Uzay Ajansı (TUA), Milli Uzay Programı Açıklandı!

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 1 dakikada okuyabilirsiniz.

Türkiye Uzay Ajansı (TUA), 9 Şubat 2021 Salı günü iki yıldan uzun süredir duyurulması beklenen programını ve yol haritasını açıklandı.

Açıklamada dile getirilen olan proje ve hedefleri, Kozmik Anafor Youtube kanalında, Dr. Umut Yıldız, Prof. Dr. Lokman Kuzu, Prof. Dr. Yurdanur Tulunay, Prof. Dr. İbrahim Küçük, gibi uzmanlar eşliğinde canlı yayında yorumladık. Milli uzay programını detaylıca öğrenmek için, aşağıdan veya bu linkten ulaşabileceğiniz yayınımızı izleyebilirsiniz.

Ülkemizde Uzay Ajansı kurulması hedefi 57’nci Hükûmet döneminde gündeme gelmiş, 2000 yılında oluşturulan “Vizyon 2023” perspektifi de Türkiye’nin uzay çalışmalarına yönelik bir öncü olmasını da ortaya koymuştur. Akabinde 26 Şubat 2001 tarihinde Millî Güvenlik Kurulu kararı, daha sonra 2 Mart 2001 tarihinde Bakanlar Kurulu kararı ile “‘Türkiye Uzay Kurumu” kurulması için çalışma başlatılmıştır. 15 Mayıs 2002 tarihli Başbakanlık genelgesiyle TÜBİTAK görevlendirilmiştir. 2017 yılında meclise iletilen Türkiye Uzay Ajansı kanun tasarısını, bu linkteki yazımızda detaylıca incelemiştik.

Türkiye Uzay Ajansı’nın, ülkemiz açısından oldukça önemli olan uzay ve havacılık sektörlerinde teknolojide dışa bağımlı olmayan, rekabetçi bir sanayinin geliştirilmesi, uzay ve havacılık teknolojileri alanında bilimsel ve teknolojik altyapıların ve insan kaynaklarının geliştirilmesi, uzay teknolojilerinin kullanımının yaygınlaştırılması, ülkemizin uzaya yönelik hak ve menfaatlerinin korunması yolunda başarılı olmasını temenni ederiz.

Okumaya devam et

Çok Okunanlar