Connect with us

Evrenin Keşfi

Gerçek Tony Stark; Elon Musk!

Bu yazıyı yaklaşık 11 dakikada okuyabilirsiniz.

Elon Musk; zamanının ötesinde, kelimenin tam anlamıyla geleceği satın almak için kolları sıvamış, “Bu adamla aynı dönemde yaşamak Messi ile aynı dönemde yaşamaktan bile güzel!” dedirten bir girişimci.

“Abartmayın yahu!” diyenlerinizin, yazının sonunda hak vereceklerini düşünüyoruz, bu amaçla bulabileceğiniz en kapsamlı yazıyı hazırlamaya çalıştık.

Musk, 28 Haziran 1971’de Güney Afrika Cumhuriyeti’nin başkenti Pretoria’da doğdu. Sıkıntılı bir çocukluk geçiren Musk, diğer sıra dışı insanlar gibi kendi kendine öğrenmeye ve kendini geliştirmeye başladı.

İlkokulda zamanını genelde ansiklopedilere gömülmüş şekilde geçirdiğini ve öğrendiği çoğu şeyi kendisi okuyarak öğrendiğini söylüyor. Sebebi ise, okul derslerini dinlemeyi sıkıcı bulması. Çünkü Musk, insanları bir bilgisayar olarak görüyor ve aslında bakarsanız, gerçekten öyle. Beyin ve vücut, bir insanın donanımıdır. Yazılımı ise düşünme tarzı, değer sistemi, alışkanlıkları ve kişiliği… Onun için öğrenme ise beyne veri ve algoritma download etme süreci. Sınıf eğitimini sevmeme sebebi ise, öğretmeni bir şeyi açıklarken dinleme eyleminin sunduğu kabul edilemez yavaşlıktaki download hızı…

Elon Musk

İlk kişisel bilgisayarı Commodore VIC-20’ye sahip olduğunda 9 yaşındaydı. Bir bilgisayara sahip olduktan sonra programlama üzerinde araştırmaya ve öğrenmeye başladı. 10 yaşında IBM’in özel bir sınavına katıldı ve en yüksek puanlardan birini alarak bilgisayar programcılığına olan yatkınlığını kanıtladı. 12 yaşında ise programlama hakkında edindiği bilgilerle Blastar adlı bir oyun geliştirdi ve bu oyuna 1983 yılında PC and Office Technology dergisi talip oldu. Musk oyunu 500 Amerikan dolarına satarak ilk kazancını 12 yaşında kazanmış oldu.
Elon Musk ve kardeşi Kimball Musk ile yapılan röportajlarda, o döneme ait şöyle bir şey anlatılıyor;

Elon 12 yaşında iken bunalım benzeri bir ruh hali içerisindeymiş ve bulabildiği her psikolojik kitabı okuyormuş. Fakat bu rahatlamasına yardımcı olmamış. Bunun üzerine kardeşi ona okuması için Otostopçunun Galaksi Rehberi adlı kitabı vermiş. Elon kitaba bayılmış ve hayatta asıl önemli olan şeyin, insanın hayatındaki ve evrendeki görüşünü geliştirmek olduğuna kanaat getirmiş. Hayat felsefesi de bu şekilde oturmaya başlamış.

1988 yılında 17 yaşındayken Güney Afrika ordusunda askerlik yapmamak için evden ayrıldı ve Amerika’ya gitme planları yapmaya başladı. Amerika hakkında, “Orası muhteşem şeylerin mümkün olduğu yer.” diyordu, ve gerçekten de öyle oldu. İlk olarak Kanada’ya gidip Queen University’ye başladı ve ilk eşiyle de orada tanıştı. İkinci yılında Pensilvanya Üniversitesi’ne geçiş yaparak, ABD’ye girmiş oldu.
Üniversite hayatı boyunca, insanların geleceğini en çok nelerin etkileyeceğini düşünerek çalıştı. Kafasında 6 maddelik bir liste vardı;
-İnternet
-Sürdürülebilir Enerji
-Uzay Keşfi
-Dünya dışı kalıcı yaşam alanları
-Yapay zeka
-İnsan geninin tekrar programlanması.
Ardından, sürdürülebilir enerji konusuna odaklanmaya karar verdi, ama aynı zamanda internetin gelişimini ve internet ihtiyacını gözden çıkarmak istemiyordu, ve internet üzerine çalışmak, onu iyileştirmek istedi. Bunun üzerine Musk, Stanford Üniversitesi’nde uygulamalı fizik ve malzeme bilimi üzerine yaptığı yükseklisans eğitimini 2. gününde bırakarak, ABD’ye gelen kardeşi Kimball ile çevirimiçi içerik yayınlama yazılımı olan Zip2 projeleri üzerinde çalışmaya başladı. Musk, ilk ticari başarısı olan Zip2 projesini COMPAC’a 307 milyon dolar nakit ve 37 milyon dolar değerinde hisse karşılığında sattı.

PayPal

Okulu bıraktıktan sonra, 1999 yılında Musk, elektronik ödeme sistemleri üzerinde çalışmaya başladı, çünkü bu sektör git gide popüler olmaya başlıyordu. Silikon Vadisi’nde 4 ortağı ile birlikte geliştirdiği yeni projesinin adı X.COM oldu, X.COM bir çevirimiçi finans ve ödeme servisiydi. 2001 yılında şirketin adı PayPal olarak değiştirildi ve bir yıl sonra şirket, eBay tarafından 1.5 milyar dolara satın alındı.SpaceX

2002 yılında henüz PayPal satılmamışken Musk roket teknolojisiyle yakından ilgilenmeye başladı. Ve yılın sonlarına doğru 100 Milyon dolar sermaye ile en büyük girişimini başlattı. 31 yaşındaydı ve ticari uzay yolculuğunu mümkün kılmak için üçüncü şirketi Space Exploration Technologies, yani SpaceX’i Haziran 2002’de kurdu.
Yola çıkış amacı; uzay yolculuklarının güvenliğini artırmak, maliyeti düşürmek, roketleri tekrar kullanılabilecek şekilde tasarlayarak uzay yolculuklarını kolaylaştırmak ve Musk’ın kafasındaki en sıradışı hedef olan: Mars’ı kolonileştirmekti.

Elon Musk

 

Katıldığı TED konuşmasında; SpaceX’in en büyük hedeflerinden birinin tekrar tekrar kullanılabilecek roketler üretmek olduğunu anlattı. “Kullandığımız tüm ulaşım araçları; arabalar, bisikletler, at arabası, tren… Hepsi tekrar kullanılabilir araçlar, ama roketler değil. Uzaya ulaşabilen bir medeniyet olabilmek için bu sorunu çözmeliyiz.” diyerek uzaya ulaşmayı ve uzay yolculuklarını, hem kolay hem daha düşük maliyetli yapma konusundaki isteğini ortaya koydu. Bir yandan da, roket üretiminde yüksek maliyetin bürokrasiden kaynaklandığını düşünüyordu, bu yüzden özel bir şirket olarak daha düşük maliyetli roketler tasarlayabileceğine inancı tamdı. Geri dünüşümlü roketler üretmek için ihtiyaç duyacağı araç gereçler piyasada yoktu ve Musk SpaceX bünyesinde yeni tasarım ve bileşenler üreterek Falcon roketleri projesini hayata geçirmek için ilk adımı atmış oldu. Şu ana kadar, tekrar kullanılabilir roket misyonu doğrultusunda iki roket tasarlandı; Falcon 1 ve Falcon 9. Şirketin Dragon uzay aracı ise, Uluslararası Uzay İstasyonu’na erzak temin etmek üzere geliştirildi ve şimdi, Dragon’un insanlı hali için çalışmalar devam etmekte.
Falcon 1 roketi küçük ve bir kaç yüz kg ağırlığındaki yükleri yörüngeye çıkarabilecek şekilde tasarlanmıştı. Çünkü Musk, çok büyük bir roketle işe başlarsa başarısızlık durumunda tüm bütçeyi yerle bir edeceğini düşünüyordu. Bu sayede Falcon 1 roketini, daha büyük olan Falcon 9 roketi için deneme tahtası olarak da kullandı.

Baştan sona SpaceX tarafından tasarlanan Falcon 1 roketi bugüne kadar 2’si başarılı 3’ü başarısız olmak üzere 5 adet fırlatma gerçekleştirdi. 28 Eylül 2008’de gerçekleşen ilk fırlatması 4. denemede yörüngeye ulaşmıştı. İlk üç denemenin başarısız olması sonrası Musk sadece 4. fırlatmaya yetecek kadar kısıtlı bir bütçeleri kalmasına rağmen bu riski göze aldı ve 2008 sonlarında 4. fırlatmayı gerçekleştirip başarılı oldu. Bu, ilk başarılı fırlatmaydı. İkinci başarılı fırlatma, 14 Temmuz 2009’da, Malezya’ya ait RazakSAT uydusunu yörüngeye ilk denemede fırlatarak gerçekleştirdi. Bu fırlatmadan sonra Falcon 1’in kullanımı sonlandırıldı.

Yine tamamı ile SpaceX tarafından tasarlanıp geliştirilen Falcon 9 roketleri, 16’sı başarılı olmak üzere tamı tamına 17 fırlatma gerçekleştirdi. Falcon 9 araçları; Falcon 9 v1.0, Falcon 9 v1.1 ve Falcon 9-R modellerinden oluşuyor. Bu üç araç da, orta ölçekteki fırlatma sistemleri sınıfında bulunuyor. İlk kez, yörüngeye çıkıp başarılı şekilde geri dönen ve okyanus üzerindeki rampaya indirilen Falcon 9 roketinin de geçtiğimiz günlerde kullanımı sonlandırıldı ve roket müzede sergilenmeye başlandı. Bu roketler dışında çeşitli nedenlerle iptal edilen iki roket projesi daha bulunmakta; Falcon 5 ve Falcon 9 Air.

Elon Musk’ın ortaya koyduğu, dikey iniş kalkış yapabilen Falcon roketi.

 

SpaceX’in en önemli işlerini özet geçmek gerekirse;
– Falcon 1 roketi, özel sektör tarafından finanse edilen ve yörüngeye ulaşan ilk sıvı yakıtlı roket. (28 Eylül 2008)
– Dragon uzay aracı, özel bir şirketin uzaya fırlattığı, yörüngeye oturttuğu ve başarılı bir şekilde dünyaya geri getirttiği ilk uzay aracı. (9 Aralık 2010)
– SpaceX, Uluslararası Uzay İstasyonu’na bir uzay aracı (Dragon) yollayan ilk özel şirket. (25 Mayıs 2012)
– SpaceX’in yer eşzamanlı yörüngeye ilk teslimatı; SES-8 uydusu’nun fırlatılışı olmuştur. (3 Aralık 2013)
– Bir uzay aracının ilk aşamasını yere başarılı bir şekilde indiren ilk şirket. (22 Aralık 2015)
– Bir uzay aracının ilk aşamasını su üzerine başarılı bir şekilde indiren ilk şirket. (8 Nisan 2016)

NASA 2006’da Uluslararası Uzay İstasyonu’na yük tedarik edebilecek bir fırlatma/taşıma sistemi yapması için SpaceX ile Ticari Yörüngesel Taşımacılık (COTS) sözleşmesi imzalamıştı ve bu saydığımız gelişmelerden sonra, uzaya nakliye işi oldukça kolaylaşmış ve ucuz hale gelmiştir. Öncelerde, büyük roketlerle uzaya malzeme gönderilir, roketin ilk aşama kısmı roketten ayrılıp okyanusa düşerdi. SpaceX, tüm roketi tek parça halinde dünyaya geri getiriyor ve malzemeden tasarruf yapıyor. Okyanus üzerindeki platforma indirmek ise, roketin işi bittikten sonra en yakın okyanus yüzeyine inmesini sağlayarak yakıttan da oldukça büyük tasarruf yapılmasını sağlıyor. Yani bu adamlar birer dahi!

Tesla Motors

Tahmin ettiğiniz gibi, Nikola Tesla…

 

Bu büyük uzay girişimciliği yetmiyormuş gibi Musk 2004’de, roket projeleri devam ederken, çılgınca bir girişimde daha bulundu ve elektrikli taşıtların gündelik hayata dahil olmasını hızlandırmayı amaçlayarak insanlığa sürdürülebilir geleceğe doğru büyük bir adım attıracak bir otomotiv şirketini 70 milyon dolarla kişisel olarak fonladı. Evet, o şirket; Tesla.

Elon Musk, 2003 yılında Martin Eberhard ve Marc Tarpenning adlı iki mühendis tarafından kurulan ve yatırımcıları arasında Google’ın kurucuları Larry Page ve Sergey Brin’in bulunduğu Tesla Motors’a katıldıktan 4 yıl sonra da şirketin CEO’su ve genel tasarımcısı oldu.
Yakın gelecekte arabaların Apple’ı olabilecek olan Tesla, elektrikli araba algısını kökten değiştiriyor. Elektrikli araba diyince aklımıza ufak tefek, akülü çocuk arabası gibi tasarlanmış, 50 km’yi ağır ağır, zar zor kat eden araçlar geliyor. Bu noktada Tesla’nın yaptığı, elektrik devrimi oluyor sanırım.

Tesla’nın ilk elektrikli spor otomobil üretimi Tesla Roadster oldu. Çok konuşulan ikinci araç ise tamamı elektrikli lüks Sedan; Tesla Model S.

Tesla Model S, 0-100 hızlanmasını 2,9 saniyede yapabilen, tek bir şarj dolumuyla 450 km giden bir araç. AR-GE ile belirlenen hedef ise 800 km!
Araç her prizden şarj olabiliyor ama hızlı şarj için özel 240 voltluk prizler veya duvara bağlanan özel adaptörleri mevcut. Aynı zamanda yol üzerinde sayısı bu yıl oldukça artırılan süpercharger istasyonları var. İstasyonda 20 dakikada aracı şarj edebiliyorsunuz ama eğer “çok acelem var” diyor ve dolumu beklemek istemiyorsanız uzun yollar için belli bir ücret karşılığında pil değişimi de yapılıyor ve bu da yaklaşık 2-3 dakika sürüyor.

Amerika’nın Güney sahilinin dört bir yanı şarj istasyonlarıyla dolmaya başladı.

Tesla Motors 2008’den bu yana 90.000’e yakın elektrikli araba teslim etti. Geçtiğimiz günlerde 0-100 hızlanması 2,5 saniye olan Tesla Model S Plood versiyonu piyasaya sürüldü ve sıradaki iki yeni araç ise merakla beklenen Model X ve Model 3.

Ayrıca, Tesla Motors Türkiye ayağını da 2015 Kasım ayı itibariyle “Tesla Motorları Satış ve Hizmetleri Limited Şirketi” adıyla açtı ve bu yıl 9 adet süpercharger istasyonuyla başlayıp, istasyon sayısını zamanla artıracaklarını duyurdu. Hadi yine iyiyiz.

SolarCity

Musk birkaç yıl sonra kafasına koyduğu sürdürülebilir enerji olayını herkese benimsetmeyi ve hayata geçişini hızlandırmayı amaçlayarak bir firma kurdu, hem de bu sefer bu işi kuzenleriyle yaptı. 10 milyon doları gözden çıkarıp firmayı 2008 de kurdu.

SolarCity, amacı ABD’deki her evin çatısını güneş panelleriyle kaplamak olan, yenilenebilir enerji depolama şirketidir. Aynı zamanda elektrikli araçlar için de güneş enerjisi depolamakla ilgili projeler üretmekteler. Yani kısacası enerji ihtiyacının tamamını güneş enerjisiyle gidermeyi planlıyorlar. Günümüzde kullanılan güneş panelleri, topladıkları güneş ışınlarının %20 kadarını enerjiye dönüştürebiliyorken, SolarCity’nin tasarladığı paneller %30 oranında daha fazla enerji üretiyor ve maliyetin de düşürülmesi için çalışmalar sürüyor. Panellerin üretimine de 2017’de başlamayı planlıyorlar.

Elon Musk, aynı zamanda 2013’te Hyperloop adlı üst düzey bir hızlı ulaşım aracı tasarımı üzerinde çalışmaya başladı. Bu proje bir süre sadece fikir olarak kaldı ama Ocak 2016’da bu araç için Nevada Çölü’nde test yolu inşaası başladı. Bu yolun ve araç örneğinin 2016 yılı sonunda tamamlanması bekleniyor.

Hyperloop

Elon Musk şuan aşağıdaki sektörlerin tamamının içerisinde:
– Otomotiv
– Uzay ve havacılık
– Güneş enerjisi
– Enerji depolama
– Uydu
– Yüksek hızda kara taşımacılığı
– Gezegenler arası ulaşım, yerleşim.

Bu çalışmaların ve daha bir çok projenin, fikrin adamı olan Elon Musk; “Eğer sizin için önemli bir şeyler varsa ve elinizdeki veriler yapmamanızı öneriyorsa, siz yine de yapmaya devam edin.” diyor. Çünkü o, bu projelerde başarılı sonuç alana kadar bir çok başarısızlık, iflas ve depresyon atlatmış bir girişimci, kelimenin tam anlamıyla, ezber bozan adam.
Peki ya Iron Man filmindeki Tony Stark için Elon Musk’dan ilham alındığını biliyor muydunuz? Evet evet, Tony Stark aslında Elon Musk! Üstelik ikinci filmde rol bile aldı. Ne kadar harika, değil mi?

Richard Branson’ın, Elon Musk hakkında çok güzel bir açıklaması var;
“Şüphecilerin ‘yapılamaz’ dediği ne varsa Elon gitti ve yaptı. 1990’larda tanımadığımız insanları arayıp kredi kartı numaralarımızı verdiğimiz günleri hatırlıyor musunuz? Elon, PayPal denen küçük bir şeyin hayalini kurdu. Şirketleri Tesla Motors ve SolarCity temiz, yenilenebilir enerji üzerine kurulan bir geleceği gerçeğe dönüştürüyor. SpaceX, uzay keşif faaliyetlerini tekrar gündeme sokuyor. Elon’un bir taraftan gezegeni iyileştirmek için çalışırken diğer taraftan terk etmemiz için uzay gemileri inşaa etmesi bir paradoks.”

Son olarak Elon Musk’dan bir tavsiye; “Her zaman bir şeyleri nasıl daha iyi yapabileceğinizi düşünün ve kendinizi sorgulayın.”

Berfin Dağ

waitbutwhy.com/2015/05/elon-musk-the-worlds-raddest-man.html
www.spacex.com/about
www.forbes.com/profile/elon-musk/
https://tr.wikipedia.org/wiki/Elon_Musk

Evrenin Keşfi

Adli Astronomi Nedir? Yerel Hukukta Adli Astronomi Kullanımı

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 3 dakikada okuyabilirsiniz.

Neredeyse bütün bilim dalları iç içe olan astronomi en eski ama kendisini sürekli güncellemesiyle en yeni bilim dallarından biridir.

Geleceğin meslekleri arasında gösterilen uzay hukuku, uzay mimarisi, asteroid madenciliği gibi alanlarda ülkeler personel yetiştirmek istiyor ise astronomi eğitimine gerekli önemi vermek zorundadır. Adli astronomi de gelişmek için kendisine yatırım bekleyen adli bilim dalıdır.

Adli astronomi nedir ve ne iş yapar?

Adli astronomi, gökyüzünün geçmiş zamanlarda olan görünümünü ve gök cisimlerinin konumlarını göstermeye yarayan adli bilimin bir dalıdır. Adli bilimde, edebiyatta, tarihsel olaylarda ve sanat tarihinde adli astronomi kullanılmaktadır. Ülkemizde bazı davalarda astronomi, adaletin sağlanmasında katkı sağlıyor. Bu alanda Kandilli Rasathanesi’ne gerekli davalarda başvurular olmaktadır.

Örneğin; 1992 yılında bir asteğmen, bir yüzbaşına fiziksel şiddet uyguluyor. Asteğmen kendisini savunduğunda havanın çok karanlık olduğunu ve kişinin yüzünü göremediğini, bu nedenle onun bir er olduğunu düşünerek “dövdüğünü” ifade ediyor. Burada astronomi devreye giriyor ve kavganın olduğu gün Ay’ın dolunay evresinde olduğu belirleniyor. Bu bilgiden hareketle o tarihte hiçbir ışık kaynağı olmasa da insanların birbirlerinin yüzünün seçilebileceği anlaşılıyor.

Bir trafik kazası olduğunu düşünelim. Bu kazanın davası kazadan 3 ay sonra görüldü diyelim. Eğer kaza yapan kişi; “Hava çok karanlıktı, etrafta aydınlatmalar yoktu, bu yüzden göremedim” gibi bir ifade kullanıyorsa burada devreye yine adli astronomi giriyor. O dönemde Ay’ın hangi evrede olduğu önemli. Kaza yapan kişi asteğmenin durumuna düşebilir.

Van Gogh’un Tablosu ve Adli Astronomi

Van Gogh’un tablosu ile adli astronomi arasında bir bağlantı bulmakta zorlanmış olabilirsiniz. Ancak aslında, Van Gogh’un ünlü eserlerinden birisi olan Evening Landscape with Rising Moon tablosundaki gizem adli astronomi sayesinde çözülmüştür.

Vincent Van Gogh’un Evening Landscape with Rising Moon (Akşam Manzarası ve Yükselen Ay) tablosu

 

2003 yılında SWT fizik profesörleri Donald Olson ve Russell Doescher, İngiliz Profesör Marilynn Olson ile birlikte Sky & Telescope dergisinin Temmuz 2003 sayısında bu ünlü tablo hakkında bir makale yayınladılar. Tablonun tam olarak ne zaman resmedildiği bilinmemekteydi.

Bu tabloda ilk zamanlarda dağın arkasından Güneş’in battığı düşünülmüş. Tablonun üzerinde derin bir çalışma yapan bilim insanları; oradaki gök cisminin Güneş değil Ay olduğunu; Ay’ın doğmaya başladığını, tabloda yer alan buğdayın hangi tarihler arasında hasat edileceği, bu tabloda çizilmiş yerin gerçek bir yer olduğunu, Ay’ın resimde yer alan bölgeden tam olarak hangi günde doğacağını ve bazı diğer önemli sonuçları adli astronomi sayesinde bulabilmişlerdir. Benzer biçimde, geçmiş yıllarda oluşmuş meteor olaylarını incelerken de aslında yine adli astronomiye başvurmuş oluyoruz.

Frederic Edwin Church, The Meteor of 1860 (Görsel Kaynağı: https://www.wikiart.org/en/frederic-edwin-church/the-meteor-of-1860)

 

Astronomlar ve astrofizikçiler sürekli evreni incelemeye çalışırlar. Yıldızlardan ve galaksilerden alınan tek şey ışıktır. Bu ışığı inceleyerek yıldızlar, galaksiler ve diğer gök cisimleri hakkında bilgi edinmeye çalışırlar. Peki, burada astronomların yaptığı çalışmalar da adli astronomiye girmiyor mu? Belki ölmüş bir yıldızın kalıntısı hakkında bilgi edinmek ve bu ölümden sonra yakında yer alan komşu yıldızların nasıl etkilendiğini incelemek de mizansen bir açıdan adli astronomi olarak değerlendirebilir.

Hazırlayan: Sinan Koçak
Düzenleyen: Kemal Cihat Toprakçı

Kaynaklar ve Referanslar:

  1. Güral, N. Adli astronomi. Erişim Tarihi: Şubat 10, 2021, Erişim Adresi: http://egegural.com/adliastronomi.htm
  2. Güral, N. Astronomi ve adli tıp. Erişim Tarihi: 10, 2021, Erişim Adresi: http://egegural.com/ASTVADLI.HTM
  3. Moonrise061003. (2016, Haziran 08). SWT astronomers SLEUTH van Gogh “Moonrise” mystery. Erişim Tarihi: February 10, 2021, Erişim Adresi: https://www.txstate.edu/news/news_releases/news_archive/2003/06/moonrise061003.html
  4. Forensic astronomy. (2020, Kasım 25). Erişim Tarihi: February 10, 2021, Erişim Adresi: https://en.wikipedia.org/wiki/Forensic_astronomy
  5. Ash, S. (2018, April 17). “Forensic astronomy” reveals the secrets of an iconic ansel adams photo. Erişim Tarihi: Şubat 10, 2021, Erişim Adresi: https://www.scientificamerican.com/article/forensic-astronomy-reveals-the-secrets-of-an-iconic-ansel-adams-photo/

Okumaya devam et

Evrenin Keşfi

Perseverance Mars’a İniyor! Yeni Bir Mars Gezginimiz Daha Olacak

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 5 dakikada okuyabilirsiniz.

NASA’nın son Mars yüzey aracı Perseverance, Mars yolculuğunun sonuna yaklaşıyor. Bu zamana kadar yapılmış en büyük Mars aracı olan Perseverance, 18 Şubat 2021 tarihinde kızıl gezegenin yüzeyine iniş yapmaya çalışacak.

Mars’a iniş yapmak oldukça zordur ve bu zamana kadar yapılan görevlerin yaklaşık %60’ı başarısız olmuştur. Perseverance’ın iniş şekli ise 2012 yılında başarılı bir şekilde Mars’a inen Curiosity aracının iniş şekli ile benzer olacak. Yani, aracın ısı kalkanı ve sahip olduğu paraşüt Perseverance’ı saatte yaklaşık 20.000 km hızdan saatte 4 km’den daha az bir hıza indirecek. Daha sonra ise bir “gökyüzü vinci” aracı yavaşça yüzeye koyacak.

Perseverance, kuru bir göl yatağı olduğu düşünülen Jezero kraterine inecek ancak tam olarak hangi noktaya iniş yapacağı bu aşamada bilinmiyor. Bu noktanın tam olarak tahmin edilememesinin sebebi ise Mars’ın atmosferine girildiğinde rüzgarların aracı sarsması ve bu durumun tahmin yürütmeyi zorlaştırmasıdır. Bu durumun üzerine arazinin engebeli olması da Jezero’yu iniş yapmak için tehlikeli bir yer haline getiriyor ancak Perseverance, zemine yaklaşırken fotoğraflar çekerek otonom bir şekilde güvenli bir iniş yeri bulmasına yardımcı olacak yeni bir navigasyon sistemine sahip.

Perseverance’in gökyüzü vinci ile Mars yüzeyine inişini gösteren animasyon. (Telif: NASA/JPL)

 

2012 yılında Curiosity’nin gerçekleştirdiği iniş, daha önce yapılmadığı için görev kontrolün başında olan bilim insanları bu durumu rahatsızlık verici bir “yedi dakikalık dehşet” olarak nitelendirmişti. Araç, iniş sırasında atmosfere girişten, paraşütünün açılmasına ve hatta zemine temas etmek için roket yardımıyla yapılan hava manevrasına kadar her şeyi kendisi yapmak zorunda kaldı. Çünkü iniş, Mars’tan Dünya’ya ulaşan sinyallerin gelme süresinden daha kısa bir süre içerisinde gerçekleşmişti. Perseverance için de aynı durum söz konusu olacak ve bütün Mars’a iniş görevleri başarıya ulaşamadığından aynı dehşet yine yaşanacak.

Perseverance’ın iniş detaylarına geri dönecek olursak, araç özel gökyüzü vinci ile birlikte yapacağı kontrollü inişten önce roketler ile yapılan manevralar aracılığıyla iniş alanı için son ayarlamalarını yapacak. Aracın tekerlekleri Mars toprağına değer değmez, vinç Perseverance’dan ayrılarak araçtan güvenli bir uzaklıkta gezegene çarpacak. Daha sonra rutin sistem kontrolleri her şeyin yolunda olduğunu belirlediği anda da araç çalışmaya başlayacak.

Perseverance’ın asıl görevi nedir? Neden bu aracı oraya gönderdik?

Mars 2020 Perseverance Gezgin aracı, NASA’nın bir zamanlar Mars’ta yaşam olup olmadığı konusundaki araştırmasını ileriye götürecek eski mikrobik yaşamın izlerini arayacak. Araçta Mars kaya ve toprak örneği toplayacak bir sondaj cihazı bulunuyor. Araç, gelecekte yapılacak bir görev ile Dünya’ya getirilip detaylı analizleri yapılabilsin diye bu örnekleri mühürlü tüplerde saklayacak. Perseverance, ayrıca Mars’ta gerçekleşecek insanlı keşif programlarının yolunu açmaya yardım edecek teknolojileri de test edecek.

Perseverance, Mars Keşif Programı’nın bilimsel hedeflerini destekleyecek dört tane amaca sahip. Bunlardan ilki, gezegenin yaşanabilir olup olmadığını araştırmak. Yani kısaca geçmiş çevre koşullarının mikrobik yaşamı destekleyip desteklemediğini belirlemeye çalışacak. İkinci amacı, biyolojik imzalar aramak. Özellikle de zaman içinde yaşam belirtilerini koruduğu bilinen özel kayalarda, olası geçmiş mikrobiyal yaşamın işaretlerini arayacak. Üçüncü amacı da kaya ve toprak numunelerini toplayarak Mars yüzeyinde onları saklamak. Dördüncü ve son amacı ise insanlı keşiflere yardımcı olacak Mars atmosferinden oksijen üretimini test etmek.

Perseverance’ın uzun menzilli hareketlilik sistemi, aracın Mars yüzeyinde 5 ila 20 km arasında yol kat etmesine olanak veriyor. Ayrıca bu araç ile getirilen bir diğer yenilik de daha yetenekli bir tekerlek tasarımıdır.

Mars’ta Bir İlk Daha: Mars Helikopteri Ingenuity

Perseverance, aslında ufak bir sürprize de sahip. Araç, Mars yüzeyine indikten sonra alt kısmından çıkaracağı ufak bir helikopteri de Mars ile tanıştıracak. Ve bu helikopterin adı da Ingenuity. Eğer helikopter çalışmayı başarırsa, bizim için tam bir Wright Kardeşler anı olacak, çünkü bu zamana kadar Dünya atmosferi dışında hiçbir yerde helikopter uçurmayı denemedik.

Ingenuity’nin NASA tarafından yapılan görsel tasviri.

 

Ingenuity, sadece bir teknoloji tanıtımı olacak ve çok ince Mars atmosferinde (Dünya atmosferinin %1’i yoğunlukta) en fazla 15 dakika kadar uçabilecek. Ancak bu helikopter başarı ile çalışırsa gelecekte ulaşılamayan yerlere gitmek için bu tarz helikopterler kullanılabilir. Ayrıca daha sonra göndereceğimiz araçlar ve astronotlar için kılavuz olması adına da bu helikopterlerden faydalanabiliriz.

Ingenuity dışında araçta başka bir teknoloji tanıtımı daha mevcut. Bu aygıt, Mars’ın zayıf atmosferinde yer alan karbondioksitten oksijen elde etmek için kullanılacak ki bu teknoloji önemli çünkü gelecekte oraya gidecek kaşiflerin Mars’ta hayatta kalabilmeleri için bu gerekli olacak.

Hazırlayan: Burcu Ergül
Düzenleyen: Kemal Cihat Toprakçı

Kaynaklar:

  1. Crane, L. (n.d.). NASA has launched its Perseverance Mars Rover and INGENUITY HELICOPTER. Erişim Tarihi: Şubat 15, 2021, Erişim Adresi: https://www.newscientist.com/article/2250181-nasa-has-launched-its-perseverance-mars-rover-and-ingenuity-helicopter/
  2. Crane, L. (2021, Şubat 11). NASA’s perseverance rover is about to land on Mars and look for life. Erişim Tarihi: Şubat 15, 2021, Erişim Adresi: https://www.newscientist.com/article/2267509-nasas-perseverance-rover-is-about-to-land-on-mars-and-look-for-life/
  3. Howell, E. (2021, Şubat 11). NASA’s perseverance rover is one week away from a DARING landing on MARS. watch how it works. Erişim Tarihi: Şubat 15, 2021, Erişim Adresi: https://www.space.com/mars-rover-perseverance-landing-4k-video-animation
  4. Mission overview. (n.d.). Erişim Tarihi: Şubat 15, 2021, Erişim Adresi: https://mars.nasa.gov/mars2020/mission/overview/

Okumaya devam et

Evrenin Keşfi

Türkiye Uzay Ajansı (TUA), Milli Uzay Programı Açıklandı!

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 1 dakikada okuyabilirsiniz.

Türkiye Uzay Ajansı (TUA), 9 Şubat 2021 Salı günü iki yıldan uzun süredir duyurulması beklenen programını ve yol haritasını açıklandı.

Açıklamada dile getirilen olan proje ve hedefleri, Kozmik Anafor Youtube kanalında, Dr. Umut Yıldız, Prof. Dr. Lokman Kuzu, Prof. Dr. Yurdanur Tulunay, Prof. Dr. İbrahim Küçük, gibi uzmanlar eşliğinde canlı yayında yorumladık. Milli uzay programını detaylıca öğrenmek için, aşağıdan veya bu linkten ulaşabileceğiniz yayınımızı izleyebilirsiniz.

Ülkemizde Uzay Ajansı kurulması hedefi 57’nci Hükûmet döneminde gündeme gelmiş, 2000 yılında oluşturulan “Vizyon 2023” perspektifi de Türkiye’nin uzay çalışmalarına yönelik bir öncü olmasını da ortaya koymuştur. Akabinde 26 Şubat 2001 tarihinde Millî Güvenlik Kurulu kararı, daha sonra 2 Mart 2001 tarihinde Bakanlar Kurulu kararı ile “‘Türkiye Uzay Kurumu” kurulması için çalışma başlatılmıştır. 15 Mayıs 2002 tarihli Başbakanlık genelgesiyle TÜBİTAK görevlendirilmiştir. 2017 yılında meclise iletilen Türkiye Uzay Ajansı kanun tasarısını, bu linkteki yazımızda detaylıca incelemiştik.

Türkiye Uzay Ajansı’nın, ülkemiz açısından oldukça önemli olan uzay ve havacılık sektörlerinde teknolojide dışa bağımlı olmayan, rekabetçi bir sanayinin geliştirilmesi, uzay ve havacılık teknolojileri alanında bilimsel ve teknolojik altyapıların ve insan kaynaklarının geliştirilmesi, uzay teknolojilerinin kullanımının yaygınlaştırılması, ülkemizin uzaya yönelik hak ve menfaatlerinin korunması yolunda başarılı olmasını temenni ederiz.

Okumaya devam et

Evrenin Keşfi

Uzayda Bugün: İlk Serbest Uzay Yürüyüşü (7 Şubat 1984)

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 2 dakikada okuyabilirsiniz.

3 Şubat 1984 yılında fırlatılan Challenger Uzay Mekiği ile gerçekleştirilen, STS-41b görevinin bize verdiği en ikonik görsel, astronot Bruce McCandless’in Dünya üzerinde araca bağlı olmadan uzay yürüyüşü yaptığı fotoğraf oldu.

McCandless, ABD ile SSCB arasındaki Ay yarışının ortasında hızlanan uzay programlarına katılmak için 1966 yılında seçilen 19 astronotun yer aldığı prestijli bir grup olan 5. Astronot Grubu’nun bir üyesiydi. Ayrıca Challenger astronotları arasında Apollo, Skylab ve Uzay Mekiği programlarına muazzam katkılarda bulunmuş ve bu görevin kumandanı da olan Vance D. Brand de bulunuyordu. Brand ve McCandless dışında ekipte pilot Robert L. Gibson ile görev uzmanları olan Robert L.Steward ve Ronald E. McNair yer alıyordu.

Brand’in kumandanlık yaptığı ilk görev olan STS-5 ile ticari uyduların taşınıp yerleştirilmesi planlanmıştı. Uydu yerleştirilmesi başarılı oldu ancak, astronot kıyafetlerindeki problemler sebebi ile planlanan uzay yürüyüşleri yapılamayıp iptal edildi. STS-41b görevinde ise durum tersi oldu. Mürettebatın görevin başında iki iletişim uydusunu yerleştirmeyi başarmasına rağmen iki uyduda da bulunan takviye roketlerin sadece 20 saniye sonra beklenmedik şekilde kapanmasından dolayı bu uydular yere eş zamanlı yörüngeye ulaşamadı. Fakat diğer yandan uzay yürüyüşleri ise olağanüstü bir başarıya ulaştı.

7 Şubat’ta ve daha sonrasında 9 Şubat’ta McCandless ve Steward ‘İnsanlı Manevra Birimlerini” taktılar ve hiç bir yere bağlı olmadan uzayda yürüyüşe çıktılar. Bu İnsanlı Manevra Birimi, yaklaşık 85 cm genişliğinde, 72 cm derinliğinde ve 127 cm uzunluğundaydı. Alüminyum çerçevesi, nitrojen (azot) ile doldurulmuş iki tane kevlar kaplı alüminyum tankı barındırıyordu. Bu da altı saatten uzun bir uzay yürüyüşü için yeterli bir itici güçtü.

McCandless ve Steward, mekikten yaklaşık 100 metre uzaklaştı ve bir çok kere bu mesafeyi gidip döndüler. Hem astronotlar hem de mekik saatte yaklaşık 18,000 mil hızla yol alıyorlardı. Uzay yürüyüşündeki rollerini bir çok kez pratik yapan mekiğin içerisindeki ekip ise, astronotların hareketlerini Challenger’ın radarı ve diğer aygıtlarıyla izlediler.

Eğer uzay yürüyüşü yapan astronotlar arıza sonucu uzaklaşmaya başlasaydı Brand’ın onları takip edip mekiğe manevra yaptırmak gibi bir planı vardı. Bu sayede de McCandless ve Steward, kendilerini güvenli bir şekilde kollara tutunarak manevra yapabilecekleri mekiğin yük bölmesinde bulacaklardı. Neyse ki yürüyüşlerde bu tarz beklenmedik bir durum oluşmadı. Bir fotoğraf tutkunu olan Gibson ise bu yürüyüşün ikonik karelerini fotoğrafladı.

Çeviri: Burcu Ergül Emecan

Kaynak:
https://appel.nasa.gov/2020/02/06/this-month-in-nasa-history-astronauts-make-first-untethered-spacewalk/

Okumaya devam et

Çok Okunanlar