Connect with us

Evrenin Keşfi

James Webb Uzay Teleskobu

Bu yazıyı yaklaşık 11 dakikada okuyabilirsiniz.

Uzun yıllardır, NASA Goddard Uzay Uçuş Merkezi’nde telaşlı bir montaj çalışması sürüyor. 30 Nisan 2021’de bir Fransız Ariana 5 roketi ile fırlatılmak üzere yeni bir teleskop hazırlanıyor.

Kısaca “Webb” diyebileceğimiz bu teleskop öyle hassas ve gelişmiş bir enstrüman olacak ki; evrenin ilk yıldızlarının, galaksilerinin oluşumunu ve başka yıldızların yörüngelerindeki gezegenlerin doğrudan gözlemini mümkün kılacak.

James Webb

Öncelikle biraz tarih… Kimdir bu James Webb?

James Edwin Webb, 1961-68 yılları arasında görev yapmış NASA’nın ikinci yöneticisidir. Amerika’nın ilk insanlı uzay uçuşlarını, Mercury ve Gemini programlarını kendi döneminde gerçekleştiren Webb, bunun yanında insanlığın Ay’a ulaşmasını sağlayan Apollo programlarını da başlatmıştır. Sadece insanlı görevlerle ilgilenmekle kalmayan Webb, NASA’nın Mariner ve Pioneer robotik sondaları üzerinde çalışmaya başlamasını da sağlamıştır.

James Webb 7 Ağustos 1965'te Gemini kenetlenme simulatörünü test ederken. Fotoğraf Kredisi: NASA

James Webb, 7 Ağustos 1965’te Gemini kenetlenme simulatörünü test ederken.

 

Kendisinin büyük katkıları ile NASA, birbirine zayıf bağları olan bir araştırma tesisleri topluluğundan iyi koordine edilmiş bir organizasyona dönüşmüştür. Kısacası, kendisinin NASA’da yeri ve önemi oldukça büyüktür.

1992 yılında, 85 yaşında hayatını kaybeden Webb’in ismi 2002 yılına kadar “Yeni Nesil Uzay Teleskobu” olarak isimlendirilen projeye verilerek onurlandırıldı.

Müthiş Gözlemevleri ve Yeni Nesil Uzay Teleskobu

Hubble Uzay Teleskobu, Dünya yörüngesindeki en harika cihazlarımızdan biridir ancak yörüngede dolanan tek teleskop değildir. Geçmişi 1946’ya kadar dayanan “Great Observatories” (Müthiş Gözlemevleri) başlığı altında uzaya fırlatılan dört büyük teleskobun her biri elektromanyetik spektrumun belli tayfları göz önüne alınarak hazırlanmıştır.

Hubble Uzay Teleskobu

Hubble Uzay Teleskobu. Bu fotoğraf, tamir için teleskoba yaklaşan uzay mekiği astronotları tarafından çekildi.

 

• 1990’da fırlatılan Hubble, görünür ışık, yakın-ultraviyole ve yakın-kızılötesi tayflarında gözlem yapar.
• 1991-2000 yılları arasında hizmet veren Compton Gözlemevi, gamma ışınları gözlemleri yapmaktaydı. Bugünkü halefi, 2008’de fırlatılan Fermi Gamma-Işını Teleskobu’dur.
• 1999’da fırlatılan Chandra gözlemevi, X-ışınları tayfına odaklanır.
• 2003’de fırlatılan Spitzer Teleskobu ise kızılötesi spektrumda gözlem yapar.

Medya, Hubble Teleskobu’na odaklanmış olsa da Compton, Chandra ve Spitzer teleskopları pek çok astronomik obje konusunda bilgi dağarcığımızda çığır açmış ve binlerce yeni objenin keşfine olanak sağlamışlardır.

Spitzer Uzay Teleskobu’nun bir sanatçı çizimi.

 

Günümüzde astronomide çığır açan bu enstrümanlar ailesine yeni ve çok gelişmiş bir üye katılmak üzere. James Webb Teleskobu olarak adlandırılan Yeni Nesil Uzay Teleskobu, Ay’ın ötesindeki, Dünya’ya 1.5 milyon kilometre mesafede bulunan stabil Lagrange-2 bölgesine yerleştirilecek ve kozmolojik mesafelerde toz partiküllerinin ötesini görebilmek için kızılötesi tayfta gözlemler yapacak. Taşıyacağı aygıtlar ve ayna çapı ile evrenin bütün zaman dilimlerini gözlemleyebilecek. (Unutmayın, uzayda ne kadar uzağı gözlemlersek, o kadar geçmişe bakmış oluruz.)

James Webb Teleskobu

Kısaca Webb diyebileceğimiz bu uluslararası teleskop NASA, ESA ve Kanada Uzay Ajansı ortaklığında geliştirilmektedir. Montajı tamamlandığında 705 kilogram kütle sahibi ve 6.5 metre çapındaki ana aynası ile Hubble’dan beş kat daha büyük bir ışık toplama alanına sahip olacak. Teleskop yakın ve orta-kızılötesi spektruma odaklanarak gözlemlerini gerçekleştirecektir. Bunun da üç ana sebebi var;

İlki yüksek kırmızıya-kayma (red-shift) değerine sahip çok uzak gök cisimlerinin görünür emisyonları kızılötesi spektrumunda bulunmakta.

İkincisi, yıldızların çevresindeki gezegenler ve döküntü diskleri gibi “soğuk objeler” en iyi kızılötesi spektrumda gözlemlenebilir.

Son olarak kızılötesi spektrumun Dünya’dan gözlemi zordur. Hubble ve Spitzer gibi mevcut teleskoplar ise amaçlarımız ve hedeflerimiz için artık yetersiz kalmaktadır. Yüzlerce dış gezegen keşfine olanak sağlayan Kepler teleskobu da yaşadığı sorunlar nedeni ile galaksinin sadece çok küçük bir bölümünü gözlemleyebilmektedir ve taşıdığı ekipman ile dış gezegenlerin doğrudan değil, yalnızca dolaylı gözlemi mümkündür.

Gelmiş Geçmiş En Pahalı Teleskop

25 yıldır hizmet veren Hubble Uzay Teleskobu, 2.1 milyar dolar ile Guiness Rekorlar Kitabı’ndaki yerini yakında Webb Teleskobu’na kaptıracak. Birçok şeyin değeri para ile ölçülemez ancak harcanan ödenek ile bir projeye ne kadar önem verildiği anlaşılabilir.

Ar-Ge çalışmaları, montajı, 2018 yılındaki fırlatması ve takip eden beş yıllık operasyon için öngörülen ücret tamı tamına 8.7 milyar dolardır. (Bu paranın sadece 800 milyon doları ilk beş yıllık operasyon içindir.)

Tabii bu müthiş rakam sizi yanıltmasın. Webb yörüngedeki en pahalı şey olmayacak, bu ünvan yıllık gideri 2.9 milyar dolar olan, 150 milyar dolarlık Uluslararası Uzay İstasyonu’na aittir.

img_0770

Uluslararası Uzay İstasyonu’nda Star Trek üniforması giymiş bir astronot.

 

Bu noktada uzay çalışmalarını çok pahalı bulan, bu çalışmalara harcanan paranın yoksulluğu gidermek ve Afrika’daki açlara yardım için kullanılması gerektiğini söyleyecek olan, gerçek hayattan uzak kalmış okurlarımıza ithafen şunları söylemek gerek; 2014’te Dünya’nın sadece bir yıllık askeri harcamaları 1.7 trilyon dolara ulaşmıştır. Bu korkunç israfta Amerika, 610 milyar dolar ile birinci, Çin 216 milyar dolar ile ikinci, Türkiye 22.6 milyar dolar ile 15’inci sıradadır.

Birbirimizi öldürmek için 1.7 trilyon harcarken ve mutlak barış sadece parasal olarak bütün insanlığa 1.7 trilyon kazandırabilecekken, bilime harcanan paraya sakın göz dikmeyin. Kendinizi fakirliği ve açlığı gidermeye adamışsanız, önce komşularınızdan, sonra Dünya’nın geri kalanından nefret etmemenin bir yolunu bulmak için ve enerji-kaynak arz/talep dengesizliğini gidermek için çabalayın. Toplumsal mesajımızı da verdiğimize göre, devam edebiliriz.

Zorlu Bir Proje Süreci

Tahmin edilenlerden çok daha yüksek sayılara ulaşan bu ödenek ihtiyacı ile Webb uzun süre tehlike altında kaldı. 1990’lardaki ilk Yeni Nesil Teleskop konseptine 500 milyon dolar gider öngörülmüştü. 2005’te yapılan yeniden planlama ile bu miktar üretim için 3.5 milyar, 10 yıllık işletme için de bir milyar dolara çıktı.

2007 yılında proje için gerekli olan 10 teknolojiden dokuzu yeterince geliştirildi ve 2008’de proje öncül tasarım aşaması başarıyla tamamlandı. 2009’da entegre bilimsel ekipman modülü ve 2010’da Güneş kalkanı parçaları da onaylanan Webb, yine 2010 yılındaki görev-kritik tasarım incelemesinin teknik bölümünü de geçti.

Gördüğünüz üzere böylesi detaylı, hassas ve fırlatıldıktan sonra değiştirilemeyecek bilimsel bir cihaz için geliştirme ve üretim süreci oldukça uzun ve detaylı olmak zorundadır. Bu sebeple 2011 yılında son tasarım ve üretim aşamasında, bütün parçaların tasarımı, üretimi ve operasyonel kullanımı baştan aşağı tekrar incelendi. 2014’te bilimsel ekipman modülü dört aylık bir vakum testinden geçirildi. Bütün bu süreç işlerken, ihtiyaç duyulan fon güvence altına alınmışken ve teleskop parçaları tamamlanırken bile proje sürekli artan giderler ile tartışmaların odağında kaldı. Birçok NASA projesinde sorunlara sebep olan bütçe planlaması, Webb Teleskobu’nda da soğuk nefesini hissettirdi. Öyle ki 2011 yılında kongre, projenin Amerika ayağını (NASA) ücret planlama sorunları sebebi ile tamamen iptal etmeye, kısacası Webb Teleskobu projesini bitirmeye kadar vardırdı. Neyse ki bu bütçe sorunları sonunda aşıldı. Webb’in fırlatılışı şu an da garantilenmiş görünüyor.

Görev
James Webb Teleskobunun Ana Görevleri

Bu teleskop ile evrenin ilk yıldızları olan metal açısından fakir Nesil-3 (Population-III) yıldızların tespit edilebilmesi, ilk galaksilerin oluşumu ve evrim sürecinin gözlemlenmesi ve son olarak yıldızların ve gezegen disklerinin oluşumunun gözlenip anlaşılması ve dış gezegenlerin incelenmesi amaçlanmaktadır. Böylesi uzak hedeflerin gözlemi için yıldızlararası ve galaksilerarası uzayda bulunan toz ve gaz bulutlarının ötesini görmek şarttır. Teleskobun kızılötesi spektruma odaklanması da bu yüzdendir.

Kızılötesi radyasyon, böyle bölgeleri görünür spektruma göre daha az kayıp yaşayarak geçer. Örneğin galaksimizin merkezindeki devasa kütleli karadelik Sagitarrius A, Webb için çok cazip bir hedeftir çünkü mevcut ekipmanlarımız, galaksinin bu bölümündeki yoğunluğun ardını görmekte yetersiz kalmaktadır. Soğuk objelerin de ışımasının büyük bir yüzdesi kızılötesi spektrumda gerçekleşir. Güneş sistemi gezegenleri ve dış gezegenler, kahverengi cüceler, Kuiper kuşağı objeleri, Oort bulutu objeleri ve başka yıldızların döküntü disklerini en rahat görebileceğimiz tayf, kızılötesidir.

Güneş Kalkanı

Kızılötesi tayfta gözlem yapmak için Webb teleskobu yoğun kızılötesi radyasyon kaynaklarına karşı kalkanlanmış, çok soğuk bir ortamda bulunmalıdır. Bu sebeple Lagrenge-2 bölgesi mükemmeldir. L-2’de Güneş, Dünya ve Ay üçlüsü teleskobun aynı yönünde kalarak sadece tek bir yönün kalkanlanması kolaylığını sunacaklardır. Teleskop bu üçlüden gelecek ışığı polyimid filmden yapılma, bir tarafı alüminyum, diğer tarafı silikon kaplı bir Güneş kalkanı ile engelleyerek ekipmanların bulunduğu bölgeyi sabit -220 santigrat derecede tutacaktır.

James Webb Uzay Teleskobu'nun konumlanacağı Lagrange noktasını gösteren diyagram. Lagrange noktaları hakkında detaylı bilgi almak için şu yazımızı okuyabilirsiniz.

James Webb Uzay Teleskobu’nun konumlanacağı Lagrange noktasını gösteren diyagram. (Lagrange noktaları hakkında detaylı bilgi almak için şu yazımızı okuyabilirsiniz.)

 

Bilim ekipmanları ve aynalar bu süper soğuk ortamda iken kalkanın Güneş tarafındaki yüzü +85 santigrat derece olacak. Yani kalkanın iki tarafı arasında 300 derecelik bir fark bulunacak. Teleskobun inşasının neden bu kadar hassas ve detaylı gerçekleştirildiği böylece daha iyi anlaşılıyor. Bu Güneş kalkanı fırlatma anında kapsülü içinde katlanmış halde tutulacak ve açıldığında 12.2 x 18 metrelik bir alan kaplayacaktır.

Optik

6.5 metrelik altın kaplamalı berilyum ayna, 25 metre karelik bir toplayıcı alan mevcut roketler için çok büyüktür. Bu sebeple ayna, 18 adet altıgen parçadan oluşmaktadır ve roket içerisinde katlanmış halde bulunacaktır. Bu 18 aynanın operasyon başlamadan önce doğru pozisyonlara yerleştirilmeleri için hassas dedektörler ve mikro motorlar kullanılacak ve gözlemler sırasında belirlenen hedefe göre bu dedektörler ve motorlar ile ince odak ayarları yapılabilecektir. Yanlış okumadınız evet, altın kaplamadan bahsettik ancak 25 metre karelik alanı kaplayan bu altın kaplama 0,00001 santimetre inceliği ile 48.25 grama denk geliyor. Yani milyar dolarlar altına harcanmıyor.

mirror44

James Webb Uzay Teleskobu’nun altın kaplama işleminden geçirilmiş ikincil aynası. Teleskobun birincil aynası görseldeki ikincil aynadan üç kat daha büyük olacak.

 

Bilim Paketi

Entegre Bilimsel Enstrüman Modülü (ISIM) dahili bilimsel aygıtlara, elektrik, işlemci gücü, soğutma ve stabilite sağlayan bir altyapı platformudur. Grafit-epoksi kompozit malzemesi ile yapılan bu platform teleskop gövdesinin alt bölümünde bulunacak ve bir yön bulma kamerası ile birlikte dört enstrüman taşıyacaktır. Bu enstrümanlar şunlardır;

Yakın-Kızılötesi Kamera (NIRCam): Bu kızılötesi görüntüleyici, görünür tayfın sınırı (0.6 mikrometre) ve yakın-kızılötesi (5 mikrometre) aralığında çalışacak, aynı zamanda dalga cephesi (wavefront) sensörü görevi üstlenecektir.

Yakın-Kızılötesi Spektrograf (NIRSpec): ESA tarafından hazırlanan bu cihaz, NIRCam ile aynı tayf aralığında, dört farklı gözlemleme modunda çalışarak, ilk yıldızlardan, dış gezegenlere kadar birçok objeyi analiz edecektir.

Orta-Kızılötesi Enstrüman (MIRI): 5 – 27 mikrometre arası orta kızılötesi tayfı, hem kamera hem de spektrometre taşıyan bu cihaz inceleyecektir.

İnce ayar sensörleri ve Yakın-Kızılötesi görüntüleyici/spektrografı: Bu aygıt ise hem ayna odağını ayarlayan hem de yine yakın-kızılötesi görüntülemede kullanılacak cihazlar içermektedir.

Fırlatmaya Doğru

Şu anda James Webb Teleskobu’nun montajı Goddard Uzay Uçuş Merkezi’nde son sürat devam ediyor. 28 Kasım 2015’te ilk teleskobun 18 aynasından ilkinin montajı tamamlandı. Tam bir ay sonra, yani 28 Aralık itibari ile, teleskobun dokuzuncu aynası da ana gövdeye monte edildi.

Eğer olması oldukça muhtemel başka bir gecikme olmazsa, teleskop önümüzdeki 2021 yılında Dünya’nın en güvenilir fırlatma sistemlerinden olan bir Fransız Ariane 5 ECA roketi ile fırlatılacak ve L-2 noktasında minimum beş yıl sürecek gözlemlerine başlayacak. Elbette sahip olduğu yakıt ile gereken ödenek de sağlanırsa 10 yıl boyunca gözlem yapabilecek. Açıkçası böylesi önemli bir cihaz için 10 yılın nispeten az olacağını düşünmeden edemiyoruz.

Bu arada, fırlatılış tarih için kesin bir dönem veremiyoruz, çünkü neredeyse 10 yıldır teleskobun fırlatılması sürekli (mali ve teknolojik nedenlerden dolayı) erteleniyor. Yine ertelenirse, bizden bilmeyin 🙂

Hubble’dan yaklaşık yedi kat güçlü olacak James Webb Teleskobu ile dış gezegenlerin atmosferlerinin analizi bile mümkün olacak. Böylece yüzeylerinde sıvı su bulunup bulunmadığı anlaşılabilecek. Son günlerde tartışmalara konu olan olası bir yeni gezegen de şüphesiz en iyi James Webb ile gözlemlenebilecektir. 21’inci yüzyıla tam anlamıyla yakışan bu teleskobun göreve başlamasını heyecanla bekliyoruz.

Yazının en başındaki görsel, James Webb Uzay Teleskobu’nun tamamlanmış biçimini gösteren bir tasvirdir, gerçek fotoğrafı değil.

Berkan Alptekin


Amacınıza en uygun ve en kaliteli teleskop ya da dürbünü, en uygun fiyata sadece Gökbilim Dükkanı‘nda bulabilir, satın alma ve kullanım sürecinde her zaman bize danışabilirsiniz
GÖKBİLİM DÜKKANI’NA GİT

3 Comments

3 Comments

  1. Enver Özsoy

    31 Ocak 2019 at 08:23

    Bir süredir bu teleskopla ilgili haber ve bilgiler heyecanla takip ediyorum.Sizin bu yazınızla verdiğiz bilgiler gerçekten bilgilendirmenin ötesinde son derece yararlı ve eğitici oldu.Bilmediğim,merak ettiğim bir çok konunun yanıtını aldım.Dünyamızın ,güneş sısteminin ,gLaksimizin hatta evrenin oluşumuyla ilgili gizemin perdesini aralayacaktır.Başarıyla fırlatılışını ve göndereceği resim ve diğer bilgileri sabırsızlıkla bekliyorum.Bu müthiş ekibe hayranlık duygularımla bşarılar dilyorum.Size de bu kıymetli bilgileri bizlerle paylaştığınız için teşekkürlerimi sunuyorum.

  2. EMİR MERT AKKOÇ

    3 Kasım 2019 at 10:51

    James Webb Uzay Teleskobu
    Berkan Alptekin 11 Aralık 2016 Evrenin Keşfi, Kozmik Anafor Arşivi

    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest

    Yaklaşık Okuma Süresi: 11 Dakika…
    Uzun yıllardır, NASA Goddard Uzay Uçuş Merkezi’nde telaşlı bir montaj çalışması sürüyor. 30 Nisan 2021’de bir Fransız Ariana 5 roketi ile fırlatılmak üzere yeni bir teleskop hazırlanıyor.

    Kısaca “Webb” diyebileceğimiz bu teleskop öyle hassas ve gelişmiş bir enstrüman olacak ki; evrenin ilk yıldızlarının, galaksilerinin oluşumunu ve başka yıldızların yörüngelerindeki gezegenlerin doğrudan gözlemini mümkün kılacak.

    James Webb
    Öncelikle biraz tarih… Kimdir bu James Webb?

    James Edwin Webb, 1961-68 yılları arasında görev yapmış NASA’nın ikinci yöneticisidir. Amerika’nın ilk insanlı uzay uçuşlarını, Mercury ve Gemini programlarını kendi döneminde gerçekleştiren Webb, bunun yanında insanlığın Ay’a ulaşmasını sağlayan Apollo programlarını da başlatmıştır. Sadece insanlı görevlerle ilgilenmekle kalmayan Webb, NASA’nın Mariner ve Pioneer robotik sondaları üzerinde çalışmaya başlamasını da sağlamıştır.

    James Webb 7 Ağustos 1965’te Gemini kenetlenme simulatörünü test ederken. Fotoğraf Kredisi: NASA
    James Webb, 7 Ağustos 1965’te Gemini kenetlenme simulatörünü test ederken.

    Kendisinin büyük katkıları ile NASA, birbirine zayıf bağları olan bir araştırma tesisleri topluluğundan iyi koordine edilmiş bir organizasyona dönüşmüştür. Kısacası, kendisinin NASA’da yeri ve önemi oldukça büyüktür.

    1992 yılında, 85 yaşında hayatını kaybeden Webb’in ismi 2002 yılına kadar “Yeni Nesil Uzay Teleskobu” olarak isimlendirilen projeye verilerek onurlandırıldı.

    Müthiş Gözlemevleri ve Yeni Nesil Uzay Teleskobu
    Hubble Uzay Teleskobu, Dünya yörüngesindeki en harika cihazlarımızdan biridir ancak yörüngede dolanan tek teleskop değildir. Geçmişi 1946’ya kadar dayanan “Great Observatories” (Müthiş Gözlemevleri) başlığı altında uzaya fırlatılan dört büyük teleskobun her biri elektromanyetik spektrumun belli tayfları göz önüne alınarak hazırlanmıştır.

    Hubble Uzay Teleskobu
    Hubble Uzay Teleskobu. Bu fotoğraf, tamir için teleskoba yaklaşan uzay mekiği astronotları tarafından çekildi.

    • 1990’da fırlatılan Hubble, görünür ışık, yakın-ultraviyole ve yakın-kızılötesi tayflarında gözlem yapar.
    • 1991-2000 yılları arasında hizmet veren Compton Gözlemevi, gamma ışınları gözlemleri yapmaktaydı. Bugünkü halefi, 2008’de fırlatılan Fermi Gamma-Işını Teleskobu’dur.
    • 1999’da fırlatılan Chandra gözlemevi, X-ışınları tayfına odaklanır.
    • 2003’de fırlatılan Spitzer Teleskobu ise kızılötesi spektrumda gözlem yapar.

    Medya, Hubble Teleskobu’na odaklanmış olsa da Compton, Chandra ve Spitzer teleskopları pek çok astronomik obje konusunda bilgi dağarcığımızda çığır açmış ve binlerce yeni objenin keşfine olanak sağlamışlardır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Evrenin Keşfi

Adli Astronomi Nedir? Yerel Hukukta Adli Astronomi Kullanımı

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 3 dakikada okuyabilirsiniz.

Neredeyse bütün bilim dalları iç içe olan astronomi en eski ama kendisini sürekli güncellemesiyle en yeni bilim dallarından biridir.

Geleceğin meslekleri arasında gösterilen uzay hukuku, uzay mimarisi, asteroid madenciliği gibi alanlarda ülkeler personel yetiştirmek istiyor ise astronomi eğitimine gerekli önemi vermek zorundadır. Adli astronomi de gelişmek için kendisine yatırım bekleyen adli bilim dalıdır.

Adli astronomi nedir ve ne iş yapar?

Adli astronomi, gökyüzünün geçmiş zamanlarda olan görünümünü ve gök cisimlerinin konumlarını göstermeye yarayan adli bilimin bir dalıdır. Adli bilimde, edebiyatta, tarihsel olaylarda ve sanat tarihinde adli astronomi kullanılmaktadır. Ülkemizde bazı davalarda astronomi, adaletin sağlanmasında katkı sağlıyor. Bu alanda Kandilli Rasathanesi’ne gerekli davalarda başvurular olmaktadır.

Örneğin; 1992 yılında bir asteğmen, bir yüzbaşına fiziksel şiddet uyguluyor. Asteğmen kendisini savunduğunda havanın çok karanlık olduğunu ve kişinin yüzünü göremediğini, bu nedenle onun bir er olduğunu düşünerek “dövdüğünü” ifade ediyor. Burada astronomi devreye giriyor ve kavganın olduğu gün Ay’ın dolunay evresinde olduğu belirleniyor. Bu bilgiden hareketle o tarihte hiçbir ışık kaynağı olmasa da insanların birbirlerinin yüzünün seçilebileceği anlaşılıyor.

Bir trafik kazası olduğunu düşünelim. Bu kazanın davası kazadan 3 ay sonra görüldü diyelim. Eğer kaza yapan kişi; “Hava çok karanlıktı, etrafta aydınlatmalar yoktu, bu yüzden göremedim” gibi bir ifade kullanıyorsa burada devreye yine adli astronomi giriyor. O dönemde Ay’ın hangi evrede olduğu önemli. Kaza yapan kişi asteğmenin durumuna düşebilir.

Van Gogh’un Tablosu ve Adli Astronomi

Van Gogh’un tablosu ile adli astronomi arasında bir bağlantı bulmakta zorlanmış olabilirsiniz. Ancak aslında, Van Gogh’un ünlü eserlerinden birisi olan Evening Landscape with Rising Moon tablosundaki gizem adli astronomi sayesinde çözülmüştür.

Vincent Van Gogh’un Evening Landscape with Rising Moon (Akşam Manzarası ve Yükselen Ay) tablosu

 

2003 yılında SWT fizik profesörleri Donald Olson ve Russell Doescher, İngiliz Profesör Marilynn Olson ile birlikte Sky & Telescope dergisinin Temmuz 2003 sayısında bu ünlü tablo hakkında bir makale yayınladılar. Tablonun tam olarak ne zaman resmedildiği bilinmemekteydi.

Bu tabloda ilk zamanlarda dağın arkasından Güneş’in battığı düşünülmüş. Tablonun üzerinde derin bir çalışma yapan bilim insanları; oradaki gök cisminin Güneş değil Ay olduğunu; Ay’ın doğmaya başladığını, tabloda yer alan buğdayın hangi tarihler arasında hasat edileceği, bu tabloda çizilmiş yerin gerçek bir yer olduğunu, Ay’ın resimde yer alan bölgeden tam olarak hangi günde doğacağını ve bazı diğer önemli sonuçları adli astronomi sayesinde bulabilmişlerdir. Benzer biçimde, geçmiş yıllarda oluşmuş meteor olaylarını incelerken de aslında yine adli astronomiye başvurmuş oluyoruz.

Frederic Edwin Church, The Meteor of 1860 (Görsel Kaynağı: https://www.wikiart.org/en/frederic-edwin-church/the-meteor-of-1860)

 

Astronomlar ve astrofizikçiler sürekli evreni incelemeye çalışırlar. Yıldızlardan ve galaksilerden alınan tek şey ışıktır. Bu ışığı inceleyerek yıldızlar, galaksiler ve diğer gök cisimleri hakkında bilgi edinmeye çalışırlar. Peki, burada astronomların yaptığı çalışmalar da adli astronomiye girmiyor mu? Belki ölmüş bir yıldızın kalıntısı hakkında bilgi edinmek ve bu ölümden sonra yakında yer alan komşu yıldızların nasıl etkilendiğini incelemek de mizansen bir açıdan adli astronomi olarak değerlendirebilir.

Hazırlayan: Sinan Koçak
Düzenleyen: Kemal Cihat Toprakçı

Kaynaklar ve Referanslar:

  1. Güral, N. Adli astronomi. Erişim Tarihi: Şubat 10, 2021, Erişim Adresi: http://egegural.com/adliastronomi.htm
  2. Güral, N. Astronomi ve adli tıp. Erişim Tarihi: 10, 2021, Erişim Adresi: http://egegural.com/ASTVADLI.HTM
  3. Moonrise061003. (2016, Haziran 08). SWT astronomers SLEUTH van Gogh “Moonrise” mystery. Erişim Tarihi: February 10, 2021, Erişim Adresi: https://www.txstate.edu/news/news_releases/news_archive/2003/06/moonrise061003.html
  4. Forensic astronomy. (2020, Kasım 25). Erişim Tarihi: February 10, 2021, Erişim Adresi: https://en.wikipedia.org/wiki/Forensic_astronomy
  5. Ash, S. (2018, April 17). “Forensic astronomy” reveals the secrets of an iconic ansel adams photo. Erişim Tarihi: Şubat 10, 2021, Erişim Adresi: https://www.scientificamerican.com/article/forensic-astronomy-reveals-the-secrets-of-an-iconic-ansel-adams-photo/

Okumaya devam et

Evrenin Keşfi

Perseverance Mars’a İniyor! Yeni Bir Mars Gezginimiz Daha Olacak

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 5 dakikada okuyabilirsiniz.

NASA’nın son Mars yüzey aracı Perseverance, Mars yolculuğunun sonuna yaklaşıyor. Bu zamana kadar yapılmış en büyük Mars aracı olan Perseverance, 18 Şubat 2021 tarihinde kızıl gezegenin yüzeyine iniş yapmaya çalışacak.

Mars’a iniş yapmak oldukça zordur ve bu zamana kadar yapılan görevlerin yaklaşık %60’ı başarısız olmuştur. Perseverance’ın iniş şekli ise 2012 yılında başarılı bir şekilde Mars’a inen Curiosity aracının iniş şekli ile benzer olacak. Yani, aracın ısı kalkanı ve sahip olduğu paraşüt Perseverance’ı saatte yaklaşık 20.000 km hızdan saatte 4 km’den daha az bir hıza indirecek. Daha sonra ise bir “gökyüzü vinci” aracı yavaşça yüzeye koyacak.

Perseverance, kuru bir göl yatağı olduğu düşünülen Jezero kraterine inecek ancak tam olarak hangi noktaya iniş yapacağı bu aşamada bilinmiyor. Bu noktanın tam olarak tahmin edilememesinin sebebi ise Mars’ın atmosferine girildiğinde rüzgarların aracı sarsması ve bu durumun tahmin yürütmeyi zorlaştırmasıdır. Bu durumun üzerine arazinin engebeli olması da Jezero’yu iniş yapmak için tehlikeli bir yer haline getiriyor ancak Perseverance, zemine yaklaşırken fotoğraflar çekerek otonom bir şekilde güvenli bir iniş yeri bulmasına yardımcı olacak yeni bir navigasyon sistemine sahip.

Perseverance’in gökyüzü vinci ile Mars yüzeyine inişini gösteren animasyon. (Telif: NASA/JPL)

 

2012 yılında Curiosity’nin gerçekleştirdiği iniş, daha önce yapılmadığı için görev kontrolün başında olan bilim insanları bu durumu rahatsızlık verici bir “yedi dakikalık dehşet” olarak nitelendirmişti. Araç, iniş sırasında atmosfere girişten, paraşütünün açılmasına ve hatta zemine temas etmek için roket yardımıyla yapılan hava manevrasına kadar her şeyi kendisi yapmak zorunda kaldı. Çünkü iniş, Mars’tan Dünya’ya ulaşan sinyallerin gelme süresinden daha kısa bir süre içerisinde gerçekleşmişti. Perseverance için de aynı durum söz konusu olacak ve bütün Mars’a iniş görevleri başarıya ulaşamadığından aynı dehşet yine yaşanacak.

Perseverance’ın iniş detaylarına geri dönecek olursak, araç özel gökyüzü vinci ile birlikte yapacağı kontrollü inişten önce roketler ile yapılan manevralar aracılığıyla iniş alanı için son ayarlamalarını yapacak. Aracın tekerlekleri Mars toprağına değer değmez, vinç Perseverance’dan ayrılarak araçtan güvenli bir uzaklıkta gezegene çarpacak. Daha sonra rutin sistem kontrolleri her şeyin yolunda olduğunu belirlediği anda da araç çalışmaya başlayacak.

Perseverance’ın asıl görevi nedir? Neden bu aracı oraya gönderdik?

Mars 2020 Perseverance Gezgin aracı, NASA’nın bir zamanlar Mars’ta yaşam olup olmadığı konusundaki araştırmasını ileriye götürecek eski mikrobik yaşamın izlerini arayacak. Araçta Mars kaya ve toprak örneği toplayacak bir sondaj cihazı bulunuyor. Araç, gelecekte yapılacak bir görev ile Dünya’ya getirilip detaylı analizleri yapılabilsin diye bu örnekleri mühürlü tüplerde saklayacak. Perseverance, ayrıca Mars’ta gerçekleşecek insanlı keşif programlarının yolunu açmaya yardım edecek teknolojileri de test edecek.

Perseverance, Mars Keşif Programı’nın bilimsel hedeflerini destekleyecek dört tane amaca sahip. Bunlardan ilki, gezegenin yaşanabilir olup olmadığını araştırmak. Yani kısaca geçmiş çevre koşullarının mikrobik yaşamı destekleyip desteklemediğini belirlemeye çalışacak. İkinci amacı, biyolojik imzalar aramak. Özellikle de zaman içinde yaşam belirtilerini koruduğu bilinen özel kayalarda, olası geçmiş mikrobiyal yaşamın işaretlerini arayacak. Üçüncü amacı da kaya ve toprak numunelerini toplayarak Mars yüzeyinde onları saklamak. Dördüncü ve son amacı ise insanlı keşiflere yardımcı olacak Mars atmosferinden oksijen üretimini test etmek.

Perseverance’ın uzun menzilli hareketlilik sistemi, aracın Mars yüzeyinde 5 ila 20 km arasında yol kat etmesine olanak veriyor. Ayrıca bu araç ile getirilen bir diğer yenilik de daha yetenekli bir tekerlek tasarımıdır.

Mars’ta Bir İlk Daha: Mars Helikopteri Ingenuity

Perseverance, aslında ufak bir sürprize de sahip. Araç, Mars yüzeyine indikten sonra alt kısmından çıkaracağı ufak bir helikopteri de Mars ile tanıştıracak. Ve bu helikopterin adı da Ingenuity. Eğer helikopter çalışmayı başarırsa, bizim için tam bir Wright Kardeşler anı olacak, çünkü bu zamana kadar Dünya atmosferi dışında hiçbir yerde helikopter uçurmayı denemedik.

Ingenuity’nin NASA tarafından yapılan görsel tasviri.

 

Ingenuity, sadece bir teknoloji tanıtımı olacak ve çok ince Mars atmosferinde (Dünya atmosferinin %1’i yoğunlukta) en fazla 15 dakika kadar uçabilecek. Ancak bu helikopter başarı ile çalışırsa gelecekte ulaşılamayan yerlere gitmek için bu tarz helikopterler kullanılabilir. Ayrıca daha sonra göndereceğimiz araçlar ve astronotlar için kılavuz olması adına da bu helikopterlerden faydalanabiliriz.

Ingenuity dışında araçta başka bir teknoloji tanıtımı daha mevcut. Bu aygıt, Mars’ın zayıf atmosferinde yer alan karbondioksitten oksijen elde etmek için kullanılacak ki bu teknoloji önemli çünkü gelecekte oraya gidecek kaşiflerin Mars’ta hayatta kalabilmeleri için bu gerekli olacak.

Hazırlayan: Burcu Ergül
Düzenleyen: Kemal Cihat Toprakçı

Kaynaklar:

  1. Crane, L. (n.d.). NASA has launched its Perseverance Mars Rover and INGENUITY HELICOPTER. Erişim Tarihi: Şubat 15, 2021, Erişim Adresi: https://www.newscientist.com/article/2250181-nasa-has-launched-its-perseverance-mars-rover-and-ingenuity-helicopter/
  2. Crane, L. (2021, Şubat 11). NASA’s perseverance rover is about to land on Mars and look for life. Erişim Tarihi: Şubat 15, 2021, Erişim Adresi: https://www.newscientist.com/article/2267509-nasas-perseverance-rover-is-about-to-land-on-mars-and-look-for-life/
  3. Howell, E. (2021, Şubat 11). NASA’s perseverance rover is one week away from a DARING landing on MARS. watch how it works. Erişim Tarihi: Şubat 15, 2021, Erişim Adresi: https://www.space.com/mars-rover-perseverance-landing-4k-video-animation
  4. Mission overview. (n.d.). Erişim Tarihi: Şubat 15, 2021, Erişim Adresi: https://mars.nasa.gov/mars2020/mission/overview/

Okumaya devam et

Evrenin Keşfi

Türkiye Uzay Ajansı (TUA), Milli Uzay Programı Açıklandı!

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 1 dakikada okuyabilirsiniz.

Türkiye Uzay Ajansı (TUA), 9 Şubat 2021 Salı günü iki yıldan uzun süredir duyurulması beklenen programını ve yol haritasını açıklandı.

Açıklamada dile getirilen olan proje ve hedefleri, Kozmik Anafor Youtube kanalında, Dr. Umut Yıldız, Prof. Dr. Lokman Kuzu, Prof. Dr. Yurdanur Tulunay, Prof. Dr. İbrahim Küçük, gibi uzmanlar eşliğinde canlı yayında yorumladık. Milli uzay programını detaylıca öğrenmek için, aşağıdan veya bu linkten ulaşabileceğiniz yayınımızı izleyebilirsiniz.

Ülkemizde Uzay Ajansı kurulması hedefi 57’nci Hükûmet döneminde gündeme gelmiş, 2000 yılında oluşturulan “Vizyon 2023” perspektifi de Türkiye’nin uzay çalışmalarına yönelik bir öncü olmasını da ortaya koymuştur. Akabinde 26 Şubat 2001 tarihinde Millî Güvenlik Kurulu kararı, daha sonra 2 Mart 2001 tarihinde Bakanlar Kurulu kararı ile “‘Türkiye Uzay Kurumu” kurulması için çalışma başlatılmıştır. 15 Mayıs 2002 tarihli Başbakanlık genelgesiyle TÜBİTAK görevlendirilmiştir. 2017 yılında meclise iletilen Türkiye Uzay Ajansı kanun tasarısını, bu linkteki yazımızda detaylıca incelemiştik.

Türkiye Uzay Ajansı’nın, ülkemiz açısından oldukça önemli olan uzay ve havacılık sektörlerinde teknolojide dışa bağımlı olmayan, rekabetçi bir sanayinin geliştirilmesi, uzay ve havacılık teknolojileri alanında bilimsel ve teknolojik altyapıların ve insan kaynaklarının geliştirilmesi, uzay teknolojilerinin kullanımının yaygınlaştırılması, ülkemizin uzaya yönelik hak ve menfaatlerinin korunması yolunda başarılı olmasını temenni ederiz.

Okumaya devam et

Evrenin Keşfi

Uzayda Bugün: İlk Serbest Uzay Yürüyüşü (7 Şubat 1984)

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 2 dakikada okuyabilirsiniz.

3 Şubat 1984 yılında fırlatılan Challenger Uzay Mekiği ile gerçekleştirilen, STS-41b görevinin bize verdiği en ikonik görsel, astronot Bruce McCandless’in Dünya üzerinde araca bağlı olmadan uzay yürüyüşü yaptığı fotoğraf oldu.

McCandless, ABD ile SSCB arasındaki Ay yarışının ortasında hızlanan uzay programlarına katılmak için 1966 yılında seçilen 19 astronotun yer aldığı prestijli bir grup olan 5. Astronot Grubu’nun bir üyesiydi. Ayrıca Challenger astronotları arasında Apollo, Skylab ve Uzay Mekiği programlarına muazzam katkılarda bulunmuş ve bu görevin kumandanı da olan Vance D. Brand de bulunuyordu. Brand ve McCandless dışında ekipte pilot Robert L. Gibson ile görev uzmanları olan Robert L.Steward ve Ronald E. McNair yer alıyordu.

Brand’in kumandanlık yaptığı ilk görev olan STS-5 ile ticari uyduların taşınıp yerleştirilmesi planlanmıştı. Uydu yerleştirilmesi başarılı oldu ancak, astronot kıyafetlerindeki problemler sebebi ile planlanan uzay yürüyüşleri yapılamayıp iptal edildi. STS-41b görevinde ise durum tersi oldu. Mürettebatın görevin başında iki iletişim uydusunu yerleştirmeyi başarmasına rağmen iki uyduda da bulunan takviye roketlerin sadece 20 saniye sonra beklenmedik şekilde kapanmasından dolayı bu uydular yere eş zamanlı yörüngeye ulaşamadı. Fakat diğer yandan uzay yürüyüşleri ise olağanüstü bir başarıya ulaştı.

7 Şubat’ta ve daha sonrasında 9 Şubat’ta McCandless ve Steward ‘İnsanlı Manevra Birimlerini” taktılar ve hiç bir yere bağlı olmadan uzayda yürüyüşe çıktılar. Bu İnsanlı Manevra Birimi, yaklaşık 85 cm genişliğinde, 72 cm derinliğinde ve 127 cm uzunluğundaydı. Alüminyum çerçevesi, nitrojen (azot) ile doldurulmuş iki tane kevlar kaplı alüminyum tankı barındırıyordu. Bu da altı saatten uzun bir uzay yürüyüşü için yeterli bir itici güçtü.

McCandless ve Steward, mekikten yaklaşık 100 metre uzaklaştı ve bir çok kere bu mesafeyi gidip döndüler. Hem astronotlar hem de mekik saatte yaklaşık 18,000 mil hızla yol alıyorlardı. Uzay yürüyüşündeki rollerini bir çok kez pratik yapan mekiğin içerisindeki ekip ise, astronotların hareketlerini Challenger’ın radarı ve diğer aygıtlarıyla izlediler.

Eğer uzay yürüyüşü yapan astronotlar arıza sonucu uzaklaşmaya başlasaydı Brand’ın onları takip edip mekiğe manevra yaptırmak gibi bir planı vardı. Bu sayede de McCandless ve Steward, kendilerini güvenli bir şekilde kollara tutunarak manevra yapabilecekleri mekiğin yük bölmesinde bulacaklardı. Neyse ki yürüyüşlerde bu tarz beklenmedik bir durum oluşmadı. Bir fotoğraf tutkunu olan Gibson ise bu yürüyüşün ikonik karelerini fotoğrafladı.

Çeviri: Burcu Ergül Emecan

Kaynak:
https://appel.nasa.gov/2020/02/06/this-month-in-nasa-history-astronauts-make-first-untethered-spacewalk/

Okumaya devam et

Çok Okunanlar