Connect with us

Evrenin Keşfi

20 Yıl İçinde Mars’ta Koloni Kurma Hayali Gerçekçi Mi? -1

Bu yazıyı yaklaşık 8 dakikada okuyabilirsiniz.

Son yıllarda, Mars’ta yerleşik insan kolonisi kurmakla ilgili çok fazla haber okuyoruz. Devletler düzeyinde olmasa da, girişimciler ve özel şirketler yoğun biçimde Mars’ta insanlı koloni kurmakla ilgili planlarını açıklıyorlar. Oldukça heyecan verici olan bu açıklamalar ve ortaya konular projeler ne kadar gerçeği yansıtıyor peki?

Öncelikle Mars’a yapılacak insanlı bir keşfin gerçekleşebilme durumunu inceleyelim:

1960’larda yaşanan “uzay yarışı”nın öncelikli hedefleri, insanlığın Dünya yörüngesine ulaşması, ardından Ay’a ziyaret gerçekleştirmesi idi. Bunu sağlayabilmek için, ABD ve SSCB (Sovyetler Birliği / Bugünkü Rusya) büyük mali ve teknolojik zorlukları olan bir yarış içine girişti. Yarışın bir galibi olup olmadığını söylemek mümkün olmasa da, nihayetinde Dünya yörüngesine rahatlıkla çıkabilecek teknolojiye eriştiğimizi, ardından Ay’a insanlı yolculuk yapabilecek seviyeye geldiğimizi söylememiz yeterli olur.

Ancak, 60’lardaki bu uzay yarışı hem ABD, hem de SSCB’yi ekonomik açıdan büyük külfetin altına sokmuştu. Öyle ki, bu büyük mali yük bir süre sonra her iki devletin de altından kalkamayacağı bir düzeye ulaştı. Sonuçta, insanlığa kayda değer bir getirisi olmadığına karar verilen Ay yolculukları rafa kaldırıldı. 1980’li yıllardan itibaren ise, devletler uzay yarışında kazandıkları tecrübeyi, kabul edilebilir düşük maliyetlerle uzak gezegenlere robot araçlar göndermek ve Dünya yörüngesinde kalıcı uzay istasyonları kurmak için kullandılar. Bugün, devletler düzeyinde bu anlayış hala devam ediyor.

Apollo_15_Lunar_Rover_and_Irwin

Ay’a defalarca gittik. Ancak, artık gitmemiz için bir sebep bulamıyoruz. Çin gibi teknolojik gücünü göstermeyi amaçlayan devletler haricinde hiç kimse tekrar Ay’a gitmeye hevesli değil.

 

Ay’dan çok daha parlak bir gelecek vadeden Mars keşfi ise, adım atmakta tereddüt etmelerine rağmen hala ABD ve Rusya gibi uzay teknolojisinde diğerlerinden çok daha ileri olan ülkelerin hedefi durumunda. Ancak çok yüksek maliyet ve başarı oranının düşük görünmesi, henüz hiçbir ülkeyi bu riski almaya ikna edemedi.

Peki, bir ülke Mars’a insanlı keşif yolculuğu düzenlemek istese neleri göze almalı?

Bugünkü uzay yolculuğu teknolojimiz, Ay’a 1960’larda gönderilen araçlardan çok daha ileri değil. Aslında, bu araçları hareket ettirmek için kullandığımız roket motorları, o günlerde olduğuyla hemen hemen aynı prensip, güç ve verimlilikte çalışıyor. Bugün tüm ülkelerin yörüngeye ulaşmak için kullanmış olduğu sıvı ve katı yakıtlı roketler, 60’lı ve 70’li yıllarda tasarlanıp neredeyse mükemmele ulaştırılmış tasarımlardan ibaret.

Peki hiç mi ilerleme göstermedik? Evet, aslında gösterdik. Bilgisayar ve iletişim teknolojimiz çok gelişti. Ancak, bu gelişim bize yolculuklarda ekstra güvenlik önlemleri dışında pek bir kazanç sağlamıyor. Açıkcası, Mars’a gönderilecek bir roketin hedefine başarıyla ulaşması için hesap makinanızdaki işlem gücünün onda biri bile yeterli. Yani, uzay mekiği kokpitlerinde gördüğünüz über teknolojik yanıp sönen ışıklar ve ekranlar olmasaydı da Mars’a gitmemiz mümkün olurdu.

Sıkıntı ne, niye gitmiyoruz?

Öncelikle, Mars yolculuğu “uzun” sürüyor. Var olan teknolojimiz, insanlı bir aracı Mars’a en çabuk 6 ay içinde gönderebilir. Bunun bir de gezegen yüzeyine inişi, tekrar Mars yörüngesine çıkışı ve dönüş süreci var. Dönüş ise 6 aydan çok daha uzun. Çünkü, araç Mars’a ulaşana kadar Dünya ile Mars birbirinden oldukça uzaklaşmış olacaklar. Bu da, dönüşün 1 yıla yakın sürebileceği anlamına geliyor.

mars-gezegen-3652

Kaba bir hesapla, insanlı bir Mars keşfi minimum 1.5 yıl sürüyor. Bu 1.5 yıllık süre içinde bu insanların ne yiyip ne içeceğinden tutun da, yolculuk boyunca alacakları radyasyon düzeyine, hatta psikolojik durumlarına kadar bir yığın çözülmesi gereken sorun var.

Yani, 3 kişiyi Mars’a göndermek için onların 1.5 yıllık yiyecek ve su ihtiyacının araca yüklenmiş olması gerekli. Mars’ta kullanacakları bilimsel cihazlar vs ayrıca başka bir yük. Biz, şimdiye kadar insanları Ay’a sadece 10 günlük yiyecek stoğuyla gönderdik. Bunu yapmak görece kolaydı, çünkü yük fazla değildi. Yine de, her ay yolculuğu milyarlarca dolara maloluyordu.

Bir insanın, 1 günlük besin ihtiyacı kalori vs hesaplarını bir kenara atarsak yaklaşık 1 kilogram kadar. Aynı zamanda günde 2 litre kadar da su tüketmemiz gerekiyor. Yolculuğumuz 1.5 yıl süreceği için, günlük 1 kg besin hesabıyla kişi başı araçta en az yarım ton yiyecek olmak zorunda. 3 kişi göndereceğimizi düşünürsek, iki tona yakın yiyeceği araca yüklememiz gerekli. Su sorunu, var olan suyun sürekli arıtılıp yeniden kullanılması ile çözülebilir ama, bir o kadar da suyun araca yüklenmesi lazım. Bir kısmı yine filtrelenerek elde edilse bile, 1 yıl boyunca kullanılacak olan oksijen de cabası. Yani, aracın yolcularının sadece temel yaşam desteği için tonlarca yüke ihtiyacı var.

Maliyeti ne olabilir ki?

Böylesi ağır bir aracın Mars’a ulaşmak için kullanması gereken yakıt miktarı çok fazla. Yakıtı ile birlikte yeryüzünden bir roketle göndermek için, şimdiye kadar yapılmış olandan çok daha güçlü devasa bir roket inşa etmemiz gerekli. Bu, çok büyük bir maliyet ve teknik sorun. Ayrıca, aracın Mars’tan dönüş için kullanacağı büyük miktarda yakıtı da araca yüklememiz gerekiyor ki, masrafları iki katına çıkarıyor. Dolayısıyla, aracı yörüngede inşa etme seçeneği devreye giriyor. Bu inşa süreci de şimdiye kadar denenmediği için apayrı bir sorun.

marsa-yolculuk-5114

İnsanlı bir Mars yolculuğu için kesenin ağzını iyice açmak gerekli. Hatta, keseyi ortalığa bırakıp gitmek gerekli dersek, daha doğru olur.

 

Burada söz ettiğimiz maliyetler gerçekten çok büyük. Kaba bir hesapla, Mars’a 3 kişilik insanlı bir yolculuğun maliyeti; araçların tasarım ve deneme süreçlerini hariç tutarsak minimum 20 milyar doları buluyor. Tasarım ve deneme maliyetleri de işin içine eklersek, bugün ha deyince Mars’a yönelik böyle bir proje 100 milyar doların üzerinde bir masrafla karşımıza çıkacak.

Deneme kısmını özellikle belirtmek istiyoruz. Mars’a insanlı seyahat için kullanılacak araçlarla, deneme amaçlı insansız (ve sonrasında yüzeye iniş olmayan insanlı) seferler yapılmadan pat diye insan gönderileceğini düşünmüyorsunuz sanırım. Üstelik, insan gönderilmeden önce bu denemelerin başarılı olması gerekiyor. Yani, her başarısız deneme, yeni bir aracın inşası, yeniden bir deneme seferi ve sürekli artan maliyetler demek.

Elbette araçlar, Mars ile Dünya’nın birbirine en yakın olduğu dönemlerde fırlatılacaklar. Bunu yapmak zorundayız, çünkü mesafe çok fazla, yolculuk süresi çok uzun. Bu Mars-Dünya yakınlaşması ise 2 yılda bir gerçekleşiyor. Yani, ilk deneme uçuşunu yaptık, başarısız oldu. İkinci deneme uçuşu için 2 yıl beklememiz gerekli. Ya da, ilk denemeyi yaptık, başarılı oldu. Yüzeye iniş denemesini yapmak için 2 yıl bekleyeceğiz. O da başarılı oldu, insanlı seferin yapılması için bir 2 yıl daha beklememiz lazım. Yani, toplam 6 yıllık bir süreç.

Burada anlattıklarımızdan, “Mars yolculuğu için start verdik” lafını şu anda etseler bile, projelendirilmesi, araçların tasarlanması, inşası, yörünge denemeleri, Mars yolculuğu denemeleri vs derken, ilk insanlı yolculuğun en az 10 yıl sonra gerçekleşebileceğini farketmiş olmalısınız.

Kimler gidecek, kimi seçiyorlar?

Basında sıklıkla çıkan; “Mars yolculuğu için seçildi” vb haberler ise gerçeği yansıtmıyorlar. Bunları, genel kapsamlı bir reklam çalışması olarak değerlendirmek daha doğru olur. Çünkü, böyle bir yolculuk ilk kez gerçekleşeceğinde, seçilecek insanların hiyerarşik disipline ve emir komuta zincirine sıkı sıkıya bağlı, uzay gemisi kullanmamış olsa bile en azından uçak kullanmış kişiler tercih edilecektir. Mars’a gitmek için can atan 10 bin saat F-16, Mig-29, F-18 veya Su-33 uçurma tecrübesi olan bir pilot hazır kıta kenarda beklerken, “ben Mars’a gitmek istiyorum” diyen ehliyet bile almamış bir lise öğrencisinin yolculuk için seçilip eğitileceğini düşünmek biraz saflık olur.

mars-carson-55214

Üzgünüz, Mars’a yolculuk için seçildiği iddia edilen bu çocukların hiçbiri “öncü olarak” Mars’a gitmeyecek.

 

Dolayısıyla, ilk birkaç insanlı Mars yolculuğunun askeri disipline bağlı pilotlar ve uçuş mühendisleri ile gerçekleştirileceğini söylememiz gerekiyor. Çünkü, ne kadar eğitim almış olursa olsun, 1 yıllık son derece tehlikeli ve uzun bir yolculuğa çıkacak kişilerin olası risk durumlarındaki yaşanmış sicil kayıtları öncelikli tercih nedeni olacaktır.

Kimse, son derece sıkıcı ve yorucu geçen yolculuğun 10. ayında akli dengesini yitirme, yahut görevlerini savsaklama riski olan birini seçmez. Çelik gibi sinirlere sahip, onlarca tehlike atlatmış ama bir şekilde soğukkanlılığı ile hayatta kalabilmiş bir pilot dururken, daha önce yapılmamış bir uçuşa tecrübesiz sivil personel böyle bir yolculuğa gönderilmez. Ki, 6 kez yapılan Ay yüzey keşiflerinde, sadece 1 sivil kökenli astronot görev alabilmişti. O da altıncısı ve en sonuncusunda…

Peki Mars’a insan bile gönderilmemişken, “koloni kuracağız” deyip bir de tarih veren özel şirketler ne oluyor?

Yazımızın ikinci bölümünde, iddialı bir biçimde 10-20 yıl gibi kısa bir sürede Mars’ta insanlı koloni kurmayı hedefleyen SpaceX ve MarsOne gibi özel teşebbüslerden çıkan projelerin gerçekçiliğini inceleyeceğiz.

Zafer Emecan

Evrenin Keşfi

Adli Astronomi Nedir? Yerel Hukukta Adli Astronomi Kullanımı

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 3 dakikada okuyabilirsiniz.

Neredeyse bütün bilim dalları iç içe olan astronomi en eski ama kendisini sürekli güncellemesiyle en yeni bilim dallarından biridir.

Geleceğin meslekleri arasında gösterilen uzay hukuku, uzay mimarisi, asteroid madenciliği gibi alanlarda ülkeler personel yetiştirmek istiyor ise astronomi eğitimine gerekli önemi vermek zorundadır. Adli astronomi de gelişmek için kendisine yatırım bekleyen adli bilim dalıdır.

Adli astronomi nedir ve ne iş yapar?

Adli astronomi, gökyüzünün geçmiş zamanlarda olan görünümünü ve gök cisimlerinin konumlarını göstermeye yarayan adli bilimin bir dalıdır. Adli bilimde, edebiyatta, tarihsel olaylarda ve sanat tarihinde adli astronomi kullanılmaktadır. Ülkemizde bazı davalarda astronomi, adaletin sağlanmasında katkı sağlıyor. Bu alanda Kandilli Rasathanesi’ne gerekli davalarda başvurular olmaktadır.

Örneğin; 1992 yılında bir asteğmen, bir yüzbaşına fiziksel şiddet uyguluyor. Asteğmen kendisini savunduğunda havanın çok karanlık olduğunu ve kişinin yüzünü göremediğini, bu nedenle onun bir er olduğunu düşünerek “dövdüğünü” ifade ediyor. Burada astronomi devreye giriyor ve kavganın olduğu gün Ay’ın dolunay evresinde olduğu belirleniyor. Bu bilgiden hareketle o tarihte hiçbir ışık kaynağı olmasa da insanların birbirlerinin yüzünün seçilebileceği anlaşılıyor.

Bir trafik kazası olduğunu düşünelim. Bu kazanın davası kazadan 3 ay sonra görüldü diyelim. Eğer kaza yapan kişi; “Hava çok karanlıktı, etrafta aydınlatmalar yoktu, bu yüzden göremedim” gibi bir ifade kullanıyorsa burada devreye yine adli astronomi giriyor. O dönemde Ay’ın hangi evrede olduğu önemli. Kaza yapan kişi asteğmenin durumuna düşebilir.

Van Gogh’un Tablosu ve Adli Astronomi

Van Gogh’un tablosu ile adli astronomi arasında bir bağlantı bulmakta zorlanmış olabilirsiniz. Ancak aslında, Van Gogh’un ünlü eserlerinden birisi olan Evening Landscape with Rising Moon tablosundaki gizem adli astronomi sayesinde çözülmüştür.

Vincent Van Gogh’un Evening Landscape with Rising Moon (Akşam Manzarası ve Yükselen Ay) tablosu

 

2003 yılında SWT fizik profesörleri Donald Olson ve Russell Doescher, İngiliz Profesör Marilynn Olson ile birlikte Sky & Telescope dergisinin Temmuz 2003 sayısında bu ünlü tablo hakkında bir makale yayınladılar. Tablonun tam olarak ne zaman resmedildiği bilinmemekteydi.

Bu tabloda ilk zamanlarda dağın arkasından Güneş’in battığı düşünülmüş. Tablonun üzerinde derin bir çalışma yapan bilim insanları; oradaki gök cisminin Güneş değil Ay olduğunu; Ay’ın doğmaya başladığını, tabloda yer alan buğdayın hangi tarihler arasında hasat edileceği, bu tabloda çizilmiş yerin gerçek bir yer olduğunu, Ay’ın resimde yer alan bölgeden tam olarak hangi günde doğacağını ve bazı diğer önemli sonuçları adli astronomi sayesinde bulabilmişlerdir. Benzer biçimde, geçmiş yıllarda oluşmuş meteor olaylarını incelerken de aslında yine adli astronomiye başvurmuş oluyoruz.

Frederic Edwin Church, The Meteor of 1860 (Görsel Kaynağı: https://www.wikiart.org/en/frederic-edwin-church/the-meteor-of-1860)

 

Astronomlar ve astrofizikçiler sürekli evreni incelemeye çalışırlar. Yıldızlardan ve galaksilerden alınan tek şey ışıktır. Bu ışığı inceleyerek yıldızlar, galaksiler ve diğer gök cisimleri hakkında bilgi edinmeye çalışırlar. Peki, burada astronomların yaptığı çalışmalar da adli astronomiye girmiyor mu? Belki ölmüş bir yıldızın kalıntısı hakkında bilgi edinmek ve bu ölümden sonra yakında yer alan komşu yıldızların nasıl etkilendiğini incelemek de mizansen bir açıdan adli astronomi olarak değerlendirebilir.

Hazırlayan: Sinan Koçak
Düzenleyen: Kemal Cihat Toprakçı

Kaynaklar ve Referanslar:

  1. Güral, N. Adli astronomi. Erişim Tarihi: Şubat 10, 2021, Erişim Adresi: http://egegural.com/adliastronomi.htm
  2. Güral, N. Astronomi ve adli tıp. Erişim Tarihi: 10, 2021, Erişim Adresi: http://egegural.com/ASTVADLI.HTM
  3. Moonrise061003. (2016, Haziran 08). SWT astronomers SLEUTH van Gogh “Moonrise” mystery. Erişim Tarihi: February 10, 2021, Erişim Adresi: https://www.txstate.edu/news/news_releases/news_archive/2003/06/moonrise061003.html
  4. Forensic astronomy. (2020, Kasım 25). Erişim Tarihi: February 10, 2021, Erişim Adresi: https://en.wikipedia.org/wiki/Forensic_astronomy
  5. Ash, S. (2018, April 17). “Forensic astronomy” reveals the secrets of an iconic ansel adams photo. Erişim Tarihi: Şubat 10, 2021, Erişim Adresi: https://www.scientificamerican.com/article/forensic-astronomy-reveals-the-secrets-of-an-iconic-ansel-adams-photo/

Okumaya devam et

Evrenin Keşfi

Perseverance Mars’a İniyor! Yeni Bir Mars Gezginimiz Daha Olacak

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 5 dakikada okuyabilirsiniz.

NASA’nın son Mars yüzey aracı Perseverance, Mars yolculuğunun sonuna yaklaşıyor. Bu zamana kadar yapılmış en büyük Mars aracı olan Perseverance, 18 Şubat 2021 tarihinde kızıl gezegenin yüzeyine iniş yapmaya çalışacak.

Mars’a iniş yapmak oldukça zordur ve bu zamana kadar yapılan görevlerin yaklaşık %60’ı başarısız olmuştur. Perseverance’ın iniş şekli ise 2012 yılında başarılı bir şekilde Mars’a inen Curiosity aracının iniş şekli ile benzer olacak. Yani, aracın ısı kalkanı ve sahip olduğu paraşüt Perseverance’ı saatte yaklaşık 20.000 km hızdan saatte 4 km’den daha az bir hıza indirecek. Daha sonra ise bir “gökyüzü vinci” aracı yavaşça yüzeye koyacak.

Perseverance, kuru bir göl yatağı olduğu düşünülen Jezero kraterine inecek ancak tam olarak hangi noktaya iniş yapacağı bu aşamada bilinmiyor. Bu noktanın tam olarak tahmin edilememesinin sebebi ise Mars’ın atmosferine girildiğinde rüzgarların aracı sarsması ve bu durumun tahmin yürütmeyi zorlaştırmasıdır. Bu durumun üzerine arazinin engebeli olması da Jezero’yu iniş yapmak için tehlikeli bir yer haline getiriyor ancak Perseverance, zemine yaklaşırken fotoğraflar çekerek otonom bir şekilde güvenli bir iniş yeri bulmasına yardımcı olacak yeni bir navigasyon sistemine sahip.

Perseverance’in gökyüzü vinci ile Mars yüzeyine inişini gösteren animasyon. (Telif: NASA/JPL)

 

2012 yılında Curiosity’nin gerçekleştirdiği iniş, daha önce yapılmadığı için görev kontrolün başında olan bilim insanları bu durumu rahatsızlık verici bir “yedi dakikalık dehşet” olarak nitelendirmişti. Araç, iniş sırasında atmosfere girişten, paraşütünün açılmasına ve hatta zemine temas etmek için roket yardımıyla yapılan hava manevrasına kadar her şeyi kendisi yapmak zorunda kaldı. Çünkü iniş, Mars’tan Dünya’ya ulaşan sinyallerin gelme süresinden daha kısa bir süre içerisinde gerçekleşmişti. Perseverance için de aynı durum söz konusu olacak ve bütün Mars’a iniş görevleri başarıya ulaşamadığından aynı dehşet yine yaşanacak.

Perseverance’ın iniş detaylarına geri dönecek olursak, araç özel gökyüzü vinci ile birlikte yapacağı kontrollü inişten önce roketler ile yapılan manevralar aracılığıyla iniş alanı için son ayarlamalarını yapacak. Aracın tekerlekleri Mars toprağına değer değmez, vinç Perseverance’dan ayrılarak araçtan güvenli bir uzaklıkta gezegene çarpacak. Daha sonra rutin sistem kontrolleri her şeyin yolunda olduğunu belirlediği anda da araç çalışmaya başlayacak.

Perseverance’ın asıl görevi nedir? Neden bu aracı oraya gönderdik?

Mars 2020 Perseverance Gezgin aracı, NASA’nın bir zamanlar Mars’ta yaşam olup olmadığı konusundaki araştırmasını ileriye götürecek eski mikrobik yaşamın izlerini arayacak. Araçta Mars kaya ve toprak örneği toplayacak bir sondaj cihazı bulunuyor. Araç, gelecekte yapılacak bir görev ile Dünya’ya getirilip detaylı analizleri yapılabilsin diye bu örnekleri mühürlü tüplerde saklayacak. Perseverance, ayrıca Mars’ta gerçekleşecek insanlı keşif programlarının yolunu açmaya yardım edecek teknolojileri de test edecek.

Perseverance, Mars Keşif Programı’nın bilimsel hedeflerini destekleyecek dört tane amaca sahip. Bunlardan ilki, gezegenin yaşanabilir olup olmadığını araştırmak. Yani kısaca geçmiş çevre koşullarının mikrobik yaşamı destekleyip desteklemediğini belirlemeye çalışacak. İkinci amacı, biyolojik imzalar aramak. Özellikle de zaman içinde yaşam belirtilerini koruduğu bilinen özel kayalarda, olası geçmiş mikrobiyal yaşamın işaretlerini arayacak. Üçüncü amacı da kaya ve toprak numunelerini toplayarak Mars yüzeyinde onları saklamak. Dördüncü ve son amacı ise insanlı keşiflere yardımcı olacak Mars atmosferinden oksijen üretimini test etmek.

Perseverance’ın uzun menzilli hareketlilik sistemi, aracın Mars yüzeyinde 5 ila 20 km arasında yol kat etmesine olanak veriyor. Ayrıca bu araç ile getirilen bir diğer yenilik de daha yetenekli bir tekerlek tasarımıdır.

Mars’ta Bir İlk Daha: Mars Helikopteri Ingenuity

Perseverance, aslında ufak bir sürprize de sahip. Araç, Mars yüzeyine indikten sonra alt kısmından çıkaracağı ufak bir helikopteri de Mars ile tanıştıracak. Ve bu helikopterin adı da Ingenuity. Eğer helikopter çalışmayı başarırsa, bizim için tam bir Wright Kardeşler anı olacak, çünkü bu zamana kadar Dünya atmosferi dışında hiçbir yerde helikopter uçurmayı denemedik.

Ingenuity’nin NASA tarafından yapılan görsel tasviri.

 

Ingenuity, sadece bir teknoloji tanıtımı olacak ve çok ince Mars atmosferinde (Dünya atmosferinin %1’i yoğunlukta) en fazla 15 dakika kadar uçabilecek. Ancak bu helikopter başarı ile çalışırsa gelecekte ulaşılamayan yerlere gitmek için bu tarz helikopterler kullanılabilir. Ayrıca daha sonra göndereceğimiz araçlar ve astronotlar için kılavuz olması adına da bu helikopterlerden faydalanabiliriz.

Ingenuity dışında araçta başka bir teknoloji tanıtımı daha mevcut. Bu aygıt, Mars’ın zayıf atmosferinde yer alan karbondioksitten oksijen elde etmek için kullanılacak ki bu teknoloji önemli çünkü gelecekte oraya gidecek kaşiflerin Mars’ta hayatta kalabilmeleri için bu gerekli olacak.

Hazırlayan: Burcu Ergül
Düzenleyen: Kemal Cihat Toprakçı

Kaynaklar:

  1. Crane, L. (n.d.). NASA has launched its Perseverance Mars Rover and INGENUITY HELICOPTER. Erişim Tarihi: Şubat 15, 2021, Erişim Adresi: https://www.newscientist.com/article/2250181-nasa-has-launched-its-perseverance-mars-rover-and-ingenuity-helicopter/
  2. Crane, L. (2021, Şubat 11). NASA’s perseverance rover is about to land on Mars and look for life. Erişim Tarihi: Şubat 15, 2021, Erişim Adresi: https://www.newscientist.com/article/2267509-nasas-perseverance-rover-is-about-to-land-on-mars-and-look-for-life/
  3. Howell, E. (2021, Şubat 11). NASA’s perseverance rover is one week away from a DARING landing on MARS. watch how it works. Erişim Tarihi: Şubat 15, 2021, Erişim Adresi: https://www.space.com/mars-rover-perseverance-landing-4k-video-animation
  4. Mission overview. (n.d.). Erişim Tarihi: Şubat 15, 2021, Erişim Adresi: https://mars.nasa.gov/mars2020/mission/overview/

Okumaya devam et

Evrenin Keşfi

Türkiye Uzay Ajansı (TUA), Milli Uzay Programı Açıklandı!

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 1 dakikada okuyabilirsiniz.

Türkiye Uzay Ajansı (TUA), 9 Şubat 2021 Salı günü iki yıldan uzun süredir duyurulması beklenen programını ve yol haritasını açıklandı.

Açıklamada dile getirilen olan proje ve hedefleri, Kozmik Anafor Youtube kanalında, Dr. Umut Yıldız, Prof. Dr. Lokman Kuzu, Prof. Dr. Yurdanur Tulunay, Prof. Dr. İbrahim Küçük, gibi uzmanlar eşliğinde canlı yayında yorumladık. Milli uzay programını detaylıca öğrenmek için, aşağıdan veya bu linkten ulaşabileceğiniz yayınımızı izleyebilirsiniz.

Ülkemizde Uzay Ajansı kurulması hedefi 57’nci Hükûmet döneminde gündeme gelmiş, 2000 yılında oluşturulan “Vizyon 2023” perspektifi de Türkiye’nin uzay çalışmalarına yönelik bir öncü olmasını da ortaya koymuştur. Akabinde 26 Şubat 2001 tarihinde Millî Güvenlik Kurulu kararı, daha sonra 2 Mart 2001 tarihinde Bakanlar Kurulu kararı ile “‘Türkiye Uzay Kurumu” kurulması için çalışma başlatılmıştır. 15 Mayıs 2002 tarihli Başbakanlık genelgesiyle TÜBİTAK görevlendirilmiştir. 2017 yılında meclise iletilen Türkiye Uzay Ajansı kanun tasarısını, bu linkteki yazımızda detaylıca incelemiştik.

Türkiye Uzay Ajansı’nın, ülkemiz açısından oldukça önemli olan uzay ve havacılık sektörlerinde teknolojide dışa bağımlı olmayan, rekabetçi bir sanayinin geliştirilmesi, uzay ve havacılık teknolojileri alanında bilimsel ve teknolojik altyapıların ve insan kaynaklarının geliştirilmesi, uzay teknolojilerinin kullanımının yaygınlaştırılması, ülkemizin uzaya yönelik hak ve menfaatlerinin korunması yolunda başarılı olmasını temenni ederiz.

Okumaya devam et

Evrenin Keşfi

Uzayda Bugün: İlk Serbest Uzay Yürüyüşü (7 Şubat 1984)

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 2 dakikada okuyabilirsiniz.

3 Şubat 1984 yılında fırlatılan Challenger Uzay Mekiği ile gerçekleştirilen, STS-41b görevinin bize verdiği en ikonik görsel, astronot Bruce McCandless’in Dünya üzerinde araca bağlı olmadan uzay yürüyüşü yaptığı fotoğraf oldu.

McCandless, ABD ile SSCB arasındaki Ay yarışının ortasında hızlanan uzay programlarına katılmak için 1966 yılında seçilen 19 astronotun yer aldığı prestijli bir grup olan 5. Astronot Grubu’nun bir üyesiydi. Ayrıca Challenger astronotları arasında Apollo, Skylab ve Uzay Mekiği programlarına muazzam katkılarda bulunmuş ve bu görevin kumandanı da olan Vance D. Brand de bulunuyordu. Brand ve McCandless dışında ekipte pilot Robert L. Gibson ile görev uzmanları olan Robert L.Steward ve Ronald E. McNair yer alıyordu.

Brand’in kumandanlık yaptığı ilk görev olan STS-5 ile ticari uyduların taşınıp yerleştirilmesi planlanmıştı. Uydu yerleştirilmesi başarılı oldu ancak, astronot kıyafetlerindeki problemler sebebi ile planlanan uzay yürüyüşleri yapılamayıp iptal edildi. STS-41b görevinde ise durum tersi oldu. Mürettebatın görevin başında iki iletişim uydusunu yerleştirmeyi başarmasına rağmen iki uyduda da bulunan takviye roketlerin sadece 20 saniye sonra beklenmedik şekilde kapanmasından dolayı bu uydular yere eş zamanlı yörüngeye ulaşamadı. Fakat diğer yandan uzay yürüyüşleri ise olağanüstü bir başarıya ulaştı.

7 Şubat’ta ve daha sonrasında 9 Şubat’ta McCandless ve Steward ‘İnsanlı Manevra Birimlerini” taktılar ve hiç bir yere bağlı olmadan uzayda yürüyüşe çıktılar. Bu İnsanlı Manevra Birimi, yaklaşık 85 cm genişliğinde, 72 cm derinliğinde ve 127 cm uzunluğundaydı. Alüminyum çerçevesi, nitrojen (azot) ile doldurulmuş iki tane kevlar kaplı alüminyum tankı barındırıyordu. Bu da altı saatten uzun bir uzay yürüyüşü için yeterli bir itici güçtü.

McCandless ve Steward, mekikten yaklaşık 100 metre uzaklaştı ve bir çok kere bu mesafeyi gidip döndüler. Hem astronotlar hem de mekik saatte yaklaşık 18,000 mil hızla yol alıyorlardı. Uzay yürüyüşündeki rollerini bir çok kez pratik yapan mekiğin içerisindeki ekip ise, astronotların hareketlerini Challenger’ın radarı ve diğer aygıtlarıyla izlediler.

Eğer uzay yürüyüşü yapan astronotlar arıza sonucu uzaklaşmaya başlasaydı Brand’ın onları takip edip mekiğe manevra yaptırmak gibi bir planı vardı. Bu sayede de McCandless ve Steward, kendilerini güvenli bir şekilde kollara tutunarak manevra yapabilecekleri mekiğin yük bölmesinde bulacaklardı. Neyse ki yürüyüşlerde bu tarz beklenmedik bir durum oluşmadı. Bir fotoğraf tutkunu olan Gibson ise bu yürüyüşün ikonik karelerini fotoğrafladı.

Çeviri: Burcu Ergül Emecan

Kaynak:
https://appel.nasa.gov/2020/02/06/this-month-in-nasa-history-astronauts-make-first-untethered-spacewalk/

Okumaya devam et

Çok Okunanlar