Connect with us

Evrenin Keşfi

20 Yıl İçinde Mars’ta Koloni Kurma Hayali Gerçekçi Mi? -2

Bu yazıyı yaklaşık 10 dakikada okuyabilirsiniz.

Son yıllarda sıklıkla dillendirilen Mars’ta yakın gelecekte bir insan kolonisi kurma hayalinin gerçekciliğini sorguladığımız bu yazı dizimizin ilk bölümünde; devletlerin insanlı Mars yolculuklarına bakışını ve Mars yolculuğunun zorluklarını ele almaya çalışmıştık.

Bu bölümde ise, 15-20 yıl içinde Mars kolonisi kurma hedefiyle yola çıkan; parayı bastırıp National Geographic’e film tadında Mars belgeselleri çektiren SpaceX‘in sahibi Elon Musk’ın koloni planını ve bütün dünyayı dolaşıp “hadin Mars’a gidecek gönüllü arıyoruz, koşun” diye kampanyalar yapıp bağış toplayan MarsOne projesini ele almaya çalışacağız. Ama öncelikle, bir Mars kolonisi için gerekenlerin neler olduğuna ve bunları ne derece karşılayabileceğimize göz atalım:

Şu anki teknolojik düzeyimiz, Mars’a insan gönderebilme imkanını bize sunabiliyorken, geri getirme konusunda almamız gereken çok mesafe olduğu aşikar. Mars yüzeyine keşif için 2 insanı indirdiğimiz bir aracı, yüzeyden tekrar kaldırıp Mars yörüngesinde bekleyen araçla kenetlenmesini sağlayıp yeryüzüne geri getirmek bir sorun olabilir. Bu alanda Ay yolculuklarından gelen bir tecrübemiz olsa da, Mars’ın Ay kadar zayıf yerçekimine ve atmosfersiz bir ortama sahip olmadığı gerçeği önümüzde aşılması gereken bir güçlük olarak duruyor.

Geri dönmek gerekirse eğer?

Mars’ın “kaçış hızı”, yaklaşık 5 km saniyedir. Yani, Mars yüzeyinden havalanıp yerçekiminden kurtularak uzay boşluğunda yol almak isteyen bir araç, saniyede 5 km’lik, yani saatte 18 bin km’lik hıza ulaşabilmeli. Ay için bu değer, yaklaşık saatte 8.300 km idi. Yani, aracımız bunun iki katından daha yüksek bir hıza ulaşabilecek kadar güçlü roketlere sahip olmak zorunda. Bu ise bir sorun, çünkü böylesi bir hızı sağlayabilecek roket yakıtını Mars’a yanımızda götürmemiz gerekiyor. Ancak, uzay yolculuklarında taşınan her fazla yük, çok daha büyük maliyet ve daha fazla zorluk demektir.

mars-buz5445

Mars’ın yüzeyinde ve toprağın altında, su ve karbondioksit buzundan bol birşey yok.

 

Filmlerde ve bilim insanlarının bazılarının açıklamalarında olduğu gibi, böylesi büyük miktarda yakıtı Mars yüzeyinde elde edebilir miyiz peki?

Mars’ta metan ve buz halinde su olduğunu biliyoruz. Araçlarımız için bu metan ve suyun elektrolizi ile elde edilecek hidrojeni yakıt olarak kullanmamız mümkün. Fakat, son derece çetin yüzey şartlarına sahip olan Mars’ta metan ve hidrojen elde etmek için çalışma yapmak çok güç. Aslında bu şu demek: Mars’a gönderdiğimiz kişiler yakıtı orada üretecekler ise, yanlarında ciddi bir madencilik faliyeti gösterebilecekleri ekipmanları da göndermemiz gerekli. Bu ekipmanlar arasında olmazsa olmazlar; seyahat edebilecekleri tekerlekli bir araba, yüzeyi delebilecekleri bir sondaj makinası ve çıkarılan malzemeden hidrojen yahut metan elde edebilecek mini bir fabrika modülü yer alıyor.

Gerçekci düşündüğümüzde, bu ekipmanları göndersek bile Mars yolcularımızın yüzeyde çok fazla çalışması gerektiğini farkediyoruz. Çok çalışmak demek, uzun süre yüzeyde kalmak demektir. Uzun süre yüzeyde kalmak demek, yüzeyde rahat edilebilecek bir yaşam alanına ve bolca yiyeceğe sahip olma zorunluluğu beraberinde getiriyor. Oysa Ay yolculuklarında bu sorun neredeyse hiç yoktu.

Mars'ta çocuk yetiştirmek... Kolonist annelerin en sık kullanacağı cümle sanırım şu olur: "uzay elbisesini 2 beden büyük alalım, büyüyünce de giyer"...

Mars’ta çocuk yetiştirmek… Kolonist annelerin en sık kullanacağı cümle sanırım şu olur: “uzay elbisesini 2 beden büyük alalım, büyüyünce de giyer”…

 

Yukarıda saydığımız ekipmanların hiçbiri şu anda yok. Mars şartlarında çalışacak biçimde tasarlanmış, üretilmiş ve denenmiş cihazlara sahip değiliz. Öncelikle bunları üretmemiz, kullanmamız ve güvenilirliğini ispatlamamız gerekiyor. Yani, iş çok güçlü bir roket yaptık hadi gidiyoruz ile bitmiyor. Ama bizim konumuz Mars’tan geri dönmek değil. Koloni kurmaktan ve orada kalıcı olarak yerleşmekten bahsediyoruz.

Yerleşmek

Gerek SpaceX, gerekse MarsOne projelerindeki temel eksik nokta, yerleşimin nasıl olacağına dair elle tutulur bir bilgi verilmiyor oluşu. Yazı dizimizin başından beri anlattığımız gibi, insanları bir şekilde Mars’a gönderme ve gerekirse geri getirme sorununun çözümü imkanlarımız dahilinde mevcut olabiliyor. Bununla beraber, orada yerleşecek, ömür boyu Mars’ta kalacak ve ihtimalle üreyecek insanların nasıl bir ortamda, neyle hayatta kalacaklarına yönelik açıklamalar çok yetersiz düzeyde.

mars-koloni-322545

İlk Mars kolonisi, tam anlamıyla kendine yeter bir yaşam kompleksi olarak inşa edilmek zorunda.

 

Mars’a gidildiğinde birinci öncelik, barınma olarak karşımıza çıkıyor. Yüzeyde kolonileşmek için gelen kişilerin iniş kapsülünün içinde ömür geçireceklerini düşünmek ahmaklık olacağından, Mars’ta “evim” diyebilecekleri barınakların inşa edilmesi gerektiğini anlıyoruz. Bununla beraber, inşa edilecek bu evlerin, ilk kolonistler tarafından çetin şartlarda Mars kaynaklarıyla oluşturulamayacağı gerçeği ortada. O halde, ilk kolonistlerin ev diyebilecekleri yapılar onlarla beraber Mars’a gönderilecek. Büyük ihtimalle modüler, kurulması kolay ama çok sağlam olması gereken bu barınaklar neleri sağlamalı?

Bilindiği gibi Mars’ın kayda değer bir manyetik alanı ve söz etmeye değer bir atmosferi yok. Yani, Mars yüzeyi Güneş’ten gelen zararlı ışınımlara ve yüklü parçacık yağmurlarına açık. Dolayısıyla barınaklar uzun dönemde dahi çok iyi koruma sağlayacak biçimde üretilmiş olmalılar. Uzun dönem derken, bir insan ömrünü kastediyoruz: 80 yıl falan. Şu anda uzay araçlarında ve istasyonlarında kullanılan kalkanlar, radyasyonu büyük oranda engelliyor. Uzay istasyonunda 1 yıl kalan astronotların parçacık yağmuru kaynaklı kanser riskleri oldukça düşük. Ancak, uzun dönemli bir koruma için yeterli değiller. Kaldı ki, uzay istasyonumuz Dünya’nın manyetik koruma kalkanı içinde yer alıyor, yani zararlı ışınımlardan zaten gezegenimizin manyetik alanınca korunuyor.

Ay yolculuklarında manyetik alanımızın dışına çıktığımız için astronotların kıyafetleri ve uzay araçları radyasyona karşı olabildiğince yalıtılmıştı. Fakat bu yalıtım, yüklü parçacıkları tümden engelleyecek düzeyde değildi. Bununla beraber, Ay görevleri 10 gün gibi kısa bir dönemle sınırlı olduğundan, astronotlar için sağlık riski görece düşüktü. Mars’a yolculuk sırasında kullanılacak aracın radyasyona karşı sağlayacağı koruma, 6 aylık süre içinde kabul edilebilir düzeyde tutulabilecek kadar kısa sayılır. Ancak, içinde bir ömür geçecek olan evinizin bu korumayı onlarca yıl sağlaması gerekiyor ki, şu anda böylesi güvenli bir barınak prototipi gerek proje, gerekse imalat açısından ortaya konulmuş değil.

marskolonisi

Marslı kolonistlerimiz için, şimdilik birbirine bağlı iki kişilik küçük yapılar inşa etmeyi düşünüyoruz. İmkanlarımız ancak buna yeterli.

 

Yani, “Mars kolonistleri işte şu evlerde güvenle yaşayabilecekler” diye ortaya konulan hiçbir prototip ortada yok. Böyle bir yapı proje safhasını geçip üretildikten sonra yıllarca test edilmek zorunda. Yani, şu anda ortaya konulsa ve “işte bunu yaptık” denilse bile, güvenilirliğini kanıtlaması için; radyasyon düzeyi ve atmosferik Mars şartlarının taklit edildiği bir ortamda yıllarca test edilmesi gerekiyor. Henüz böyle bir çalışma göremedik.

Bakın, buraya kadar okudunuz ve hala “ne yiyecek, ne içecek bu insanlar, nasıl gezip eğlenecek, nasıl sosyalleşecek” kısmına hala gelemediğimizi farkettiniz. Evet, ikinci çözmemiz gereken sorun: Beslenme!

Ne yiyecek bu insanlar?

Üzerinde en az düşünülen konu bu. Bakmayın siz Marslı filminde kendi dışkısı ile patates yetiştiren kahramanımıza. Mars’ta bir koloniyi doyuracak düzeyde tarım yapabilmekle ilgili doğru düzgün bir araştırmamız veya denemelerimiz yok. “Gidin oraya yerleşin” diye tek yön biletle gönderdiğimiz bu insanlara altı ayda bir kargoyla konserve gönderemeyeceğimize göre, besinlerini kendilerinin üretecekleri bir tesisin kurulup anahtar teslim kendilerine verilmesi gerektiği ortada.

Peki diyelim ki 10 tane kolonistin, kişi başı günlük 1 kg’lık yiyecek ihtiyacını karşılayacak bu “tarla” ya da daha doğrusu “sera” nasıl birşey olacak? Havası, suyu, ısıtması nasıl onlarca yıl boyunca karşılanabilecek? Marslı’da olduğu gibi muşamba tente ile bu işlerin olmayacağını sanırım biliyorsunuz. O halde, oldukça büyük miktarda tarım yapılabilecek böylesi bir koloni tesisinin prototipini görmemiz gerekiyor. Tamam, 2018 yılı itibarıyla uzay istasyonunda marul yetiştirip tadına baktık. Ama elimizde olan sadece uzayda yetiştirilmiş bir marul fidesi ve bir zinya çiçeği, o kadar.

Saksıda sebze yetiştiren kolonist görselleri, gerçekcilikten çok uzak. Bu şekilde yapılacak minimal tarım ile ancak "deney" yapılabilir, koloninin karnı doyurulamaz.

Saksıda sebze yetiştiren kolonist görselleri, gerçekçilikten çok uzak. Bu şekilde yapılacak minimal tarım ile ancak “deney” yapılabilir, koloninin karnı doyurulamaz.

 

Ne büyük şanssızlık ki, bizler tümüyle kendi kendine yeter kapalı bir habitat içinde yapılan tarımın yıllarca test edildiğini tecrübe kazanıldığını zannediyorken, ne SpaceX, ne de MarsOne tarafından bize böylesi bir sistemle ilgili elle tutulur hiçbir şey sunulmuyor. Bırakın bir prototip yapıyı ve tarım sistemini, henüz projeleri bile elle tutulur düzeyde değil. Bize söylemiyorlar ama, sanırız tek yön biletle gönderdikleri kolonistlere kızılhaç ve kızılay tarafından yılda bir iki kere yiyecek yardımı yapılacağını umuyorlar şimdilik.

Peki sonuç ne?

SpaceX, bize Mars’a ulaşmak ve yüzeye inmek konusunda gerçekci projeler sunar ve bununla ilgili ciddi çalışmalar yaparken, “Mars’a gidecek gönüllü aramak ve bağış toplamak”tan başka birşey yaptığını görmediğimiz MarsOne elle tutulur hiçbir şey ortaya koymuyor.

Güzel efektlerle bezenmiş gaza getirici videolar, ikide bir yapılan ve bol bol konuşulan kongreler, reklam ve promosyon kampanyaları ile bezeli, ancak detaylarını irdelediğimizde kağıt üstünde boş lafların, bize sunulan koloni projesinin %99’unu oluşturduğunu gördüğümüz MarsOne projesi; iyice şişirilmiş bir helyum balonu kadar boş. Yıllardır toplanan bağışların nereye gittiği ve bunlarla Mars yolculuğu adına ne yapıldığı belli değil. Yasal çerçeveye ustaca uydurulmuş, ancak önünde sonunda patlayacak bir dolandırıcılık girişimi olmaktan öte izlenim vermiyor. Dolayısıyla, MarsOne projesini şimdilik “geçiniz” diyerek üzerini çiziyoruz.

Elon Musk’ın SpaceX’i ise bize daha gerçekci çözümler sunuyor. En azından, Mars’a gidecek ven insanları yüzeye indirecek araçlarla ilgili projeler, henüz tam olarak çalışamıyor olsalar da prototipler ve projelerini gerçekleştirebilecekleri kurulmuş, işleyen tesislere sahipler.

spacex-falcon-9-rocket-large

SpaceX şirketinin ürettiği ve uzay istasyonuna erzak götürmek için de kullanılan Falcon 9 roketi.

 

Fakat SpaceX’in de eksiği çok ama çok fazla. 20 yıla kalmaz Mars’a koloni göndermeyi vaadediyor olsalar da, bu süre içinde uzay aracını projelendirmeleri, inşa etmeleri, yörüngeye fırlatmaları, Mars yolunda insansız ve insanlı denemelerini gerçekleştirmeleri görmemiz gerekiyor. Tabii, tüm bunların yanında yüzeyde insanların yaşamasını sağlayabilecek güvenli barınak ve tarım tesisinin de çalışır prototiplerinin ortaya konulması ve uzun süreli testlerden geçip işler hale getirilmesi lazım.

Peki, bir ömür boyunca kullanacakları oksijen, su, elektrik? “Mars’ta su var, onunla hallederler” demekte olmuyor bu işler. Bozulan Güneş panelinin yedeğini kullanıp, o bozulduktan sonra diğer yedeğini de kullanıp bozulduğunu görmek öğle vakti -20 derecelik ılık havaya sahip bir gezegende şık olmazdı. Çeşitli ve bol alternatifli çözümler üretmeden Mars’ta koloni kurmak, elinde bir matara su ile, binlerce kilometrelik Sahra Çölü’nü yaya olarak geçmeye çalışmaktan farksızdır.

O halde?

20 yıl tüm bunları yapmaya, ömürlerini Mars’ta geçirecek insanları orada yaşatacak imkanları sağlamaya yeter mi? Çok büyük ihtimalle yeterli değil. Mars yüzeyine 20 yıl içinde insanlı bir yolculuk yapmamız ve insanları geri getirebilmemiz, Mars keşfi için ilk adım ve ilk tecrübe açısından en gerçekci seçenek olarak karşımızda duruyor.

Kolonileşme seçeneği de, Mars’a insanlı yolculuklarda yeterli tecrübeyi kazandıktan sonra atılacak ikinci adım, oyundaki ikinci aşama olarak nitelenebilir. Bu gerçek ortadayken, sürekli dillendirilip kamuoyu önüne sürekli çıkarılan; yakın gelecekteki Mars kolonisi projeleri ve açıklamaları, birçok açıdan insanlık adına faydalı bir hareket. Bu sayede kamuoyu, Rusya, ABD, Japonya, Fransa, Çin, İngiltere ve Almanya gibi teknoloji ve maddi imkan sahibi devletler üzerinde etkili olup Mars keşfi, ya da daha doğrusu uzayın keşfi için baskı kurabiliyor.

Mars’a gitmeye çalışan insanlığı, henüz yürümeyi öğrenmemiş bir bebek olarak düşünün. Bir bebeğin ilk adımlarını atar atmaz çayırlarda koşmaya başlaması sizce ne kadar gerçekci ise, 20 yıl içinde Mars kolonisi kurma hayali de ancak o kadar gerçekci. Önce bir gidelim Mars’a, koloni işine sonra bakarız…

Zafer Emecan

Evrenin Keşfi

Adli Astronomi Nedir? Yerel Hukukta Adli Astronomi Kullanımı

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 3 dakikada okuyabilirsiniz.

Neredeyse bütün bilim dalları iç içe olan astronomi en eski ama kendisini sürekli güncellemesiyle en yeni bilim dallarından biridir.

Geleceğin meslekleri arasında gösterilen uzay hukuku, uzay mimarisi, asteroid madenciliği gibi alanlarda ülkeler personel yetiştirmek istiyor ise astronomi eğitimine gerekli önemi vermek zorundadır. Adli astronomi de gelişmek için kendisine yatırım bekleyen adli bilim dalıdır.

Adli astronomi nedir ve ne iş yapar?

Adli astronomi, gökyüzünün geçmiş zamanlarda olan görünümünü ve gök cisimlerinin konumlarını göstermeye yarayan adli bilimin bir dalıdır. Adli bilimde, edebiyatta, tarihsel olaylarda ve sanat tarihinde adli astronomi kullanılmaktadır. Ülkemizde bazı davalarda astronomi, adaletin sağlanmasında katkı sağlıyor. Bu alanda Kandilli Rasathanesi’ne gerekli davalarda başvurular olmaktadır.

Örneğin; 1992 yılında bir asteğmen, bir yüzbaşına fiziksel şiddet uyguluyor. Asteğmen kendisini savunduğunda havanın çok karanlık olduğunu ve kişinin yüzünü göremediğini, bu nedenle onun bir er olduğunu düşünerek “dövdüğünü” ifade ediyor. Burada astronomi devreye giriyor ve kavganın olduğu gün Ay’ın dolunay evresinde olduğu belirleniyor. Bu bilgiden hareketle o tarihte hiçbir ışık kaynağı olmasa da insanların birbirlerinin yüzünün seçilebileceği anlaşılıyor.

Bir trafik kazası olduğunu düşünelim. Bu kazanın davası kazadan 3 ay sonra görüldü diyelim. Eğer kaza yapan kişi; “Hava çok karanlıktı, etrafta aydınlatmalar yoktu, bu yüzden göremedim” gibi bir ifade kullanıyorsa burada devreye yine adli astronomi giriyor. O dönemde Ay’ın hangi evrede olduğu önemli. Kaza yapan kişi asteğmenin durumuna düşebilir.

Van Gogh’un Tablosu ve Adli Astronomi

Van Gogh’un tablosu ile adli astronomi arasında bir bağlantı bulmakta zorlanmış olabilirsiniz. Ancak aslında, Van Gogh’un ünlü eserlerinden birisi olan Evening Landscape with Rising Moon tablosundaki gizem adli astronomi sayesinde çözülmüştür.

Vincent Van Gogh’un Evening Landscape with Rising Moon (Akşam Manzarası ve Yükselen Ay) tablosu

 

2003 yılında SWT fizik profesörleri Donald Olson ve Russell Doescher, İngiliz Profesör Marilynn Olson ile birlikte Sky & Telescope dergisinin Temmuz 2003 sayısında bu ünlü tablo hakkında bir makale yayınladılar. Tablonun tam olarak ne zaman resmedildiği bilinmemekteydi.

Bu tabloda ilk zamanlarda dağın arkasından Güneş’in battığı düşünülmüş. Tablonun üzerinde derin bir çalışma yapan bilim insanları; oradaki gök cisminin Güneş değil Ay olduğunu; Ay’ın doğmaya başladığını, tabloda yer alan buğdayın hangi tarihler arasında hasat edileceği, bu tabloda çizilmiş yerin gerçek bir yer olduğunu, Ay’ın resimde yer alan bölgeden tam olarak hangi günde doğacağını ve bazı diğer önemli sonuçları adli astronomi sayesinde bulabilmişlerdir. Benzer biçimde, geçmiş yıllarda oluşmuş meteor olaylarını incelerken de aslında yine adli astronomiye başvurmuş oluyoruz.

Frederic Edwin Church, The Meteor of 1860 (Görsel Kaynağı: https://www.wikiart.org/en/frederic-edwin-church/the-meteor-of-1860)

 

Astronomlar ve astrofizikçiler sürekli evreni incelemeye çalışırlar. Yıldızlardan ve galaksilerden alınan tek şey ışıktır. Bu ışığı inceleyerek yıldızlar, galaksiler ve diğer gök cisimleri hakkında bilgi edinmeye çalışırlar. Peki, burada astronomların yaptığı çalışmalar da adli astronomiye girmiyor mu? Belki ölmüş bir yıldızın kalıntısı hakkında bilgi edinmek ve bu ölümden sonra yakında yer alan komşu yıldızların nasıl etkilendiğini incelemek de mizansen bir açıdan adli astronomi olarak değerlendirebilir.

Hazırlayan: Sinan Koçak
Düzenleyen: Kemal Cihat Toprakçı

Kaynaklar ve Referanslar:

  1. Güral, N. Adli astronomi. Erişim Tarihi: Şubat 10, 2021, Erişim Adresi: http://egegural.com/adliastronomi.htm
  2. Güral, N. Astronomi ve adli tıp. Erişim Tarihi: 10, 2021, Erişim Adresi: http://egegural.com/ASTVADLI.HTM
  3. Moonrise061003. (2016, Haziran 08). SWT astronomers SLEUTH van Gogh “Moonrise” mystery. Erişim Tarihi: February 10, 2021, Erişim Adresi: https://www.txstate.edu/news/news_releases/news_archive/2003/06/moonrise061003.html
  4. Forensic astronomy. (2020, Kasım 25). Erişim Tarihi: February 10, 2021, Erişim Adresi: https://en.wikipedia.org/wiki/Forensic_astronomy
  5. Ash, S. (2018, April 17). “Forensic astronomy” reveals the secrets of an iconic ansel adams photo. Erişim Tarihi: Şubat 10, 2021, Erişim Adresi: https://www.scientificamerican.com/article/forensic-astronomy-reveals-the-secrets-of-an-iconic-ansel-adams-photo/

Okumaya devam et

Evrenin Keşfi

Perseverance Mars’a İniyor! Yeni Bir Mars Gezginimiz Daha Olacak

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 5 dakikada okuyabilirsiniz.

NASA’nın son Mars yüzey aracı Perseverance, Mars yolculuğunun sonuna yaklaşıyor. Bu zamana kadar yapılmış en büyük Mars aracı olan Perseverance, 18 Şubat 2021 tarihinde kızıl gezegenin yüzeyine iniş yapmaya çalışacak.

Mars’a iniş yapmak oldukça zordur ve bu zamana kadar yapılan görevlerin yaklaşık %60’ı başarısız olmuştur. Perseverance’ın iniş şekli ise 2012 yılında başarılı bir şekilde Mars’a inen Curiosity aracının iniş şekli ile benzer olacak. Yani, aracın ısı kalkanı ve sahip olduğu paraşüt Perseverance’ı saatte yaklaşık 20.000 km hızdan saatte 4 km’den daha az bir hıza indirecek. Daha sonra ise bir “gökyüzü vinci” aracı yavaşça yüzeye koyacak.

Perseverance, kuru bir göl yatağı olduğu düşünülen Jezero kraterine inecek ancak tam olarak hangi noktaya iniş yapacağı bu aşamada bilinmiyor. Bu noktanın tam olarak tahmin edilememesinin sebebi ise Mars’ın atmosferine girildiğinde rüzgarların aracı sarsması ve bu durumun tahmin yürütmeyi zorlaştırmasıdır. Bu durumun üzerine arazinin engebeli olması da Jezero’yu iniş yapmak için tehlikeli bir yer haline getiriyor ancak Perseverance, zemine yaklaşırken fotoğraflar çekerek otonom bir şekilde güvenli bir iniş yeri bulmasına yardımcı olacak yeni bir navigasyon sistemine sahip.

Perseverance’in gökyüzü vinci ile Mars yüzeyine inişini gösteren animasyon. (Telif: NASA/JPL)

 

2012 yılında Curiosity’nin gerçekleştirdiği iniş, daha önce yapılmadığı için görev kontrolün başında olan bilim insanları bu durumu rahatsızlık verici bir “yedi dakikalık dehşet” olarak nitelendirmişti. Araç, iniş sırasında atmosfere girişten, paraşütünün açılmasına ve hatta zemine temas etmek için roket yardımıyla yapılan hava manevrasına kadar her şeyi kendisi yapmak zorunda kaldı. Çünkü iniş, Mars’tan Dünya’ya ulaşan sinyallerin gelme süresinden daha kısa bir süre içerisinde gerçekleşmişti. Perseverance için de aynı durum söz konusu olacak ve bütün Mars’a iniş görevleri başarıya ulaşamadığından aynı dehşet yine yaşanacak.

Perseverance’ın iniş detaylarına geri dönecek olursak, araç özel gökyüzü vinci ile birlikte yapacağı kontrollü inişten önce roketler ile yapılan manevralar aracılığıyla iniş alanı için son ayarlamalarını yapacak. Aracın tekerlekleri Mars toprağına değer değmez, vinç Perseverance’dan ayrılarak araçtan güvenli bir uzaklıkta gezegene çarpacak. Daha sonra rutin sistem kontrolleri her şeyin yolunda olduğunu belirlediği anda da araç çalışmaya başlayacak.

Perseverance’ın asıl görevi nedir? Neden bu aracı oraya gönderdik?

Mars 2020 Perseverance Gezgin aracı, NASA’nın bir zamanlar Mars’ta yaşam olup olmadığı konusundaki araştırmasını ileriye götürecek eski mikrobik yaşamın izlerini arayacak. Araçta Mars kaya ve toprak örneği toplayacak bir sondaj cihazı bulunuyor. Araç, gelecekte yapılacak bir görev ile Dünya’ya getirilip detaylı analizleri yapılabilsin diye bu örnekleri mühürlü tüplerde saklayacak. Perseverance, ayrıca Mars’ta gerçekleşecek insanlı keşif programlarının yolunu açmaya yardım edecek teknolojileri de test edecek.

Perseverance, Mars Keşif Programı’nın bilimsel hedeflerini destekleyecek dört tane amaca sahip. Bunlardan ilki, gezegenin yaşanabilir olup olmadığını araştırmak. Yani kısaca geçmiş çevre koşullarının mikrobik yaşamı destekleyip desteklemediğini belirlemeye çalışacak. İkinci amacı, biyolojik imzalar aramak. Özellikle de zaman içinde yaşam belirtilerini koruduğu bilinen özel kayalarda, olası geçmiş mikrobiyal yaşamın işaretlerini arayacak. Üçüncü amacı da kaya ve toprak numunelerini toplayarak Mars yüzeyinde onları saklamak. Dördüncü ve son amacı ise insanlı keşiflere yardımcı olacak Mars atmosferinden oksijen üretimini test etmek.

Perseverance’ın uzun menzilli hareketlilik sistemi, aracın Mars yüzeyinde 5 ila 20 km arasında yol kat etmesine olanak veriyor. Ayrıca bu araç ile getirilen bir diğer yenilik de daha yetenekli bir tekerlek tasarımıdır.

Mars’ta Bir İlk Daha: Mars Helikopteri Ingenuity

Perseverance, aslında ufak bir sürprize de sahip. Araç, Mars yüzeyine indikten sonra alt kısmından çıkaracağı ufak bir helikopteri de Mars ile tanıştıracak. Ve bu helikopterin adı da Ingenuity. Eğer helikopter çalışmayı başarırsa, bizim için tam bir Wright Kardeşler anı olacak, çünkü bu zamana kadar Dünya atmosferi dışında hiçbir yerde helikopter uçurmayı denemedik.

Ingenuity’nin NASA tarafından yapılan görsel tasviri.

 

Ingenuity, sadece bir teknoloji tanıtımı olacak ve çok ince Mars atmosferinde (Dünya atmosferinin %1’i yoğunlukta) en fazla 15 dakika kadar uçabilecek. Ancak bu helikopter başarı ile çalışırsa gelecekte ulaşılamayan yerlere gitmek için bu tarz helikopterler kullanılabilir. Ayrıca daha sonra göndereceğimiz araçlar ve astronotlar için kılavuz olması adına da bu helikopterlerden faydalanabiliriz.

Ingenuity dışında araçta başka bir teknoloji tanıtımı daha mevcut. Bu aygıt, Mars’ın zayıf atmosferinde yer alan karbondioksitten oksijen elde etmek için kullanılacak ki bu teknoloji önemli çünkü gelecekte oraya gidecek kaşiflerin Mars’ta hayatta kalabilmeleri için bu gerekli olacak.

Hazırlayan: Burcu Ergül
Düzenleyen: Kemal Cihat Toprakçı

Kaynaklar:

  1. Crane, L. (n.d.). NASA has launched its Perseverance Mars Rover and INGENUITY HELICOPTER. Erişim Tarihi: Şubat 15, 2021, Erişim Adresi: https://www.newscientist.com/article/2250181-nasa-has-launched-its-perseverance-mars-rover-and-ingenuity-helicopter/
  2. Crane, L. (2021, Şubat 11). NASA’s perseverance rover is about to land on Mars and look for life. Erişim Tarihi: Şubat 15, 2021, Erişim Adresi: https://www.newscientist.com/article/2267509-nasas-perseverance-rover-is-about-to-land-on-mars-and-look-for-life/
  3. Howell, E. (2021, Şubat 11). NASA’s perseverance rover is one week away from a DARING landing on MARS. watch how it works. Erişim Tarihi: Şubat 15, 2021, Erişim Adresi: https://www.space.com/mars-rover-perseverance-landing-4k-video-animation
  4. Mission overview. (n.d.). Erişim Tarihi: Şubat 15, 2021, Erişim Adresi: https://mars.nasa.gov/mars2020/mission/overview/

Okumaya devam et

Evrenin Keşfi

Türkiye Uzay Ajansı (TUA), Milli Uzay Programı Açıklandı!

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 1 dakikada okuyabilirsiniz.

Türkiye Uzay Ajansı (TUA), 9 Şubat 2021 Salı günü iki yıldan uzun süredir duyurulması beklenen programını ve yol haritasını açıklandı.

Açıklamada dile getirilen olan proje ve hedefleri, Kozmik Anafor Youtube kanalında, Dr. Umut Yıldız, Prof. Dr. Lokman Kuzu, Prof. Dr. Yurdanur Tulunay, Prof. Dr. İbrahim Küçük, gibi uzmanlar eşliğinde canlı yayında yorumladık. Milli uzay programını detaylıca öğrenmek için, aşağıdan veya bu linkten ulaşabileceğiniz yayınımızı izleyebilirsiniz.

Ülkemizde Uzay Ajansı kurulması hedefi 57’nci Hükûmet döneminde gündeme gelmiş, 2000 yılında oluşturulan “Vizyon 2023” perspektifi de Türkiye’nin uzay çalışmalarına yönelik bir öncü olmasını da ortaya koymuştur. Akabinde 26 Şubat 2001 tarihinde Millî Güvenlik Kurulu kararı, daha sonra 2 Mart 2001 tarihinde Bakanlar Kurulu kararı ile “‘Türkiye Uzay Kurumu” kurulması için çalışma başlatılmıştır. 15 Mayıs 2002 tarihli Başbakanlık genelgesiyle TÜBİTAK görevlendirilmiştir. 2017 yılında meclise iletilen Türkiye Uzay Ajansı kanun tasarısını, bu linkteki yazımızda detaylıca incelemiştik.

Türkiye Uzay Ajansı’nın, ülkemiz açısından oldukça önemli olan uzay ve havacılık sektörlerinde teknolojide dışa bağımlı olmayan, rekabetçi bir sanayinin geliştirilmesi, uzay ve havacılık teknolojileri alanında bilimsel ve teknolojik altyapıların ve insan kaynaklarının geliştirilmesi, uzay teknolojilerinin kullanımının yaygınlaştırılması, ülkemizin uzaya yönelik hak ve menfaatlerinin korunması yolunda başarılı olmasını temenni ederiz.

Okumaya devam et

Evrenin Keşfi

Uzayda Bugün: İlk Serbest Uzay Yürüyüşü (7 Şubat 1984)

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 2 dakikada okuyabilirsiniz.

3 Şubat 1984 yılında fırlatılan Challenger Uzay Mekiği ile gerçekleştirilen, STS-41b görevinin bize verdiği en ikonik görsel, astronot Bruce McCandless’in Dünya üzerinde araca bağlı olmadan uzay yürüyüşü yaptığı fotoğraf oldu.

McCandless, ABD ile SSCB arasındaki Ay yarışının ortasında hızlanan uzay programlarına katılmak için 1966 yılında seçilen 19 astronotun yer aldığı prestijli bir grup olan 5. Astronot Grubu’nun bir üyesiydi. Ayrıca Challenger astronotları arasında Apollo, Skylab ve Uzay Mekiği programlarına muazzam katkılarda bulunmuş ve bu görevin kumandanı da olan Vance D. Brand de bulunuyordu. Brand ve McCandless dışında ekipte pilot Robert L. Gibson ile görev uzmanları olan Robert L.Steward ve Ronald E. McNair yer alıyordu.

Brand’in kumandanlık yaptığı ilk görev olan STS-5 ile ticari uyduların taşınıp yerleştirilmesi planlanmıştı. Uydu yerleştirilmesi başarılı oldu ancak, astronot kıyafetlerindeki problemler sebebi ile planlanan uzay yürüyüşleri yapılamayıp iptal edildi. STS-41b görevinde ise durum tersi oldu. Mürettebatın görevin başında iki iletişim uydusunu yerleştirmeyi başarmasına rağmen iki uyduda da bulunan takviye roketlerin sadece 20 saniye sonra beklenmedik şekilde kapanmasından dolayı bu uydular yere eş zamanlı yörüngeye ulaşamadı. Fakat diğer yandan uzay yürüyüşleri ise olağanüstü bir başarıya ulaştı.

7 Şubat’ta ve daha sonrasında 9 Şubat’ta McCandless ve Steward ‘İnsanlı Manevra Birimlerini” taktılar ve hiç bir yere bağlı olmadan uzayda yürüyüşe çıktılar. Bu İnsanlı Manevra Birimi, yaklaşık 85 cm genişliğinde, 72 cm derinliğinde ve 127 cm uzunluğundaydı. Alüminyum çerçevesi, nitrojen (azot) ile doldurulmuş iki tane kevlar kaplı alüminyum tankı barındırıyordu. Bu da altı saatten uzun bir uzay yürüyüşü için yeterli bir itici güçtü.

McCandless ve Steward, mekikten yaklaşık 100 metre uzaklaştı ve bir çok kere bu mesafeyi gidip döndüler. Hem astronotlar hem de mekik saatte yaklaşık 18,000 mil hızla yol alıyorlardı. Uzay yürüyüşündeki rollerini bir çok kez pratik yapan mekiğin içerisindeki ekip ise, astronotların hareketlerini Challenger’ın radarı ve diğer aygıtlarıyla izlediler.

Eğer uzay yürüyüşü yapan astronotlar arıza sonucu uzaklaşmaya başlasaydı Brand’ın onları takip edip mekiğe manevra yaptırmak gibi bir planı vardı. Bu sayede de McCandless ve Steward, kendilerini güvenli bir şekilde kollara tutunarak manevra yapabilecekleri mekiğin yük bölmesinde bulacaklardı. Neyse ki yürüyüşlerde bu tarz beklenmedik bir durum oluşmadı. Bir fotoğraf tutkunu olan Gibson ise bu yürüyüşün ikonik karelerini fotoğrafladı.

Çeviri: Burcu Ergül Emecan

Kaynak:
https://appel.nasa.gov/2020/02/06/this-month-in-nasa-history-astronauts-make-first-untethered-spacewalk/

Okumaya devam et

Çok Okunanlar