Connect with us

Amatör Astronomi

Astrofotoğrafçılık: Pixinsight Rehberi Bölüm-1

Bu yazıyı yaklaşık 10 dakikada okuyabilirsiniz.

Bu yazı dizimizde, astrofotoğrafların işlenmesinde amatör ve profesyonellerce oldukça sık tercih edilen Pixinsight 1.8 yazılımını ele alıp, kullanımını anlatacağız. Başarılı astrofotoğrafçılarımızdan Murat Sana, sizler için bu rehberi kaleme aldı.

Bölüm-1 : Kalibrasyon, Hizalama ve İstifleme:

Onlarca kullanışlı modülden oluşan programın fiyatı 230€ ancak Paypal’ın faaliyetlerinin ülkemizde durdurulmuş olması nedeniyle yazılım ancak banka havalesi ile satın alınabiliyor ki  havale işlemi için geliştirici firma %15 ekstra bir ücret talep ettiğinden yazılımın fiyatı yaklaşık 265€ civarına denk geliyor. Havale masrafları da eklendiğinde bir hayli fiyat yükseliyor.

Ancak şunu belirtmeliyim ki diğer işleme programlarını kullandıktan sonra Pixinsight gerçekten de parasının her kuruşunu sonuna kadar hakeden bir program. Firmanın programın alternatif yollardan satın alınması ve buna ilişkin ücretlendirme konusunda tarafıma attığı mail cevabı aynen şu şekilde:

“The price of a commercial PixInsight license is 230.00 Euros. Assuming you’ll purchase your license from Turkey, we have to apply a 15% increase to the nominal price due to bank expenses. So the final price for you is 264.5 EUR.”

Ancak programın 45 günlük deneme sürümünü firmanın web sayfasından kolayca edinmeniz mümkün. Lisansı Türkiye’den satın almak isterseniz Astromed aracılığıyla edinmeniz de mümkün.

Görüntüleri işlemeden önce size iki modülden bahsetmek istiyorum. Bu modüller elimizdeki ham kareleri işlemeden önce hızlıca görüntülemek ve iyi durumda olmayanları elemek için kullanılıyor.

BLINK MODÜLÜ

İlk anlatacağımız modül olan Blink, işleyeceğimiz karelerin  hızlı bir şekilde önizlemesini yapmaya ve işlenmek için elverişli durumda olmayanları hızlı bir şekilde işaretleyip silmeye veya ayrı bir klasöre taşımaya yarıyor.

Process – All Processes – Blink yolunu izleyerek modülü açıyoruz.

Add Image files kısmından çektiğimiz ve işleyeceğimiz light kareleri modüle ekleyip hızlı bir şekilde gözden geçirebilir ve işlenmesi mümkün olmayan kareleri “move selected files to a new location” tuşuna basarak ayrı bir klasöre taşıyabilirsiniz.

Pixinsight

Görsel-1: Blink Modülü

 

SUBFRAME SELECTOR (SCRIPT) (İLERİ DÜZEY)

Çektiğimiz sub karelerin daha detaylı olarak elenmesi için geliştirilmiş bir modül olan Subframe Selector, çekilen karelerin FWHM, SNR değerlerini inceleyerek size bildiriyor ve en uygun konumda olan kareleri seçmenizi sağlıyor. Bu konu çok fazla teknik detay barındırdığından daha sonra ayrı bir yazı konusu olarak anlatılacaktır.

SCREEN TRANSFER FUNCTION:

STF, Pixinsight yazılımını kullanırken her aşamada sık sık elimizin altında bulunması gereken bir araçtır. STF kısaca ham verilen yani linear RAW görüntülerin Autostrectch özelliği ile Non-Linear şekilde görsel olarak uygun bir hale getirilmesi işlemi olarak tanımlanabilir.

Örneğin RAW formatında çektiğimiz bir Pleiades görüntüsünün ham halini açtığınızda çok fazla detay göremeyeceksiniz. Görüntüdeki tüm detayları “boost” edilmiş bir şekilde ortaya çıkarmak için STF modülünü kullanarak “radyasyon” işaretli tuşa basıyoruz. Aşağıdaki ekran görüntüsünde solda STF kullanılan, sağda ise STF kullanılmadan linear ham görüntüyü göreceksiniz:

px-112

Görsel-2: Screen Transfer Function (STF)

 

HATIRLATMA: Programı kullanmaya başlamadan önce eğer DSLR kamera kullanıyorsanız programın Format Explorer Modülü içinden DSLR_RAW dosya formatını çift tıklayarak sol alt köşede bulunan PURE RAW seçeneğine tıklayarak RAW dosyalarınızın program tarafından doğru şekilde okunmasını sağlamalısınız (Bayering: İleride değinilecektir.)

px-113

Görsel-3: DSLR Kamera için RAW dosya formatı ayarları.

KALİBRASYON VE ENTEGRASYON (CALIBRATION AND INTEGRATION)

Scripts menüsü altına bulunan Batch-preprocessing modülü ile kalibrasyon ve  dark, bias, flat ve light karelerinizi tek seferde kalibre edip istifleyebilirsiniz. Ancak ince ayarlar kısmındaki bazı kısıtlamalar nedeniyle çoğu ileri düzey kullanıcı tarafından her işlemin ve her modülün ayrı ayrı manuel olarak kullanılması ve daha sonra ana karalerin birleştirilmesi daha çok tercih edilmektedir.

KALİBRASYON

ÖN BİLGİLENDİRME :

pw-114

Görsel-4: Sub Kare Örnekleri (Master)

 

Kalibrasyon işlemi yukarıdaki resimde görüldüğü gibi optik yoldaki toz ve lekelerin yakalandığı master flat, sensörden ce çipten kaynaklanan dikey yapıların oluşturduğu master bias ve sensörün ısınmasından kaynaklanan “hot pixel” adı verilen izlerin bulunduğu master dark karelerin işlenmesi ile yapılır.

Bias ve Dark Kareler:

Bias ve dark kareler kameranın lensinin ya da optik tüpün önünün kapatılmasıyla tamamen karanlıkta çekilen karelerdir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, bu karelerin mutlaka light karelerin çekildiği aynı sıcaklıkta çekilmesi gerektiğidir. Çektiğimiz light kareler aynı sıcaklıkta bias ve dark karelerdeki istenmeyen etkileri de içerdiğinden, dark ve flat kareleri light karelerle aynı sıcaklıkta çekerek aynı ortam koşullarında oluşan bu istenmeyen pürüzleri light karelerden arındırmak gerekir.

Bias karelerin mümkün olan en düşük pozlama süresinde çekilmesi gerekirken, dark karelerin light kareler ile eşit ya da daha uzun sürede pozlanması gerektiği akıldan çıkarılmamalıdır.

Her bir sub karenin (çekilen her bir dark-flat-bias) karenin ana kareye (masterbias – masterflat – masterdark) dönüştürülmesi işleminden sonra bu master karelerin light karelere entegre edilmesi gerekir.

Bias

BIAS kamera tarafından sensöre uygulanan elektronik bir etkidir. Sensör tarafından üretilen datanın kamera tarafından okunması sırasında her piksel bazında oluşan etkiyi ifade eden BIAS gürültüsünün light karelerden çıkarılması ile her pixel eşit bir okuma seviyesine indirgenir. Böylece elde edilen verilerin kameranın chipsetinden kaynaklanan olumsuz etkiden arındırılması sağlanır ve daha doğru foton verisi elde edilir.

Genellikle çektiğiniz light kare sayısına da bağlı olmakla birlikte en az 20-50 arası bias kare çekmeniz tavsiye edilir. Çektiğiniz light kare sayısı arttıkça BIAS kare sayısını da arttırmanız, bu gürültünün ayıklanması işlemi sırasında daha faydalı olacaktır.

Dark

Dark kareler içinde bias sinyali ve termal gürültüyü içerirler.  Termal gürültü, çekilen karenin uzunluğuna bağlı olarak kameranın sensörünün ısınması sonucu oluşan olumsuz etkilerdir. Termal gürültü light kareler içinde bulunan olumsuz etkilerin başında yer alır.

Dark karelerinlight karelerle aynı veya daha uzun süre pozlama süresi ile optik yol tamamen kaplı bir şekilde karanlıkta çekilmesi gerekir. Daha önce yaptığımız açıklamalarda da belirttiğimiz gibi dark karelerin de mutlaka light kareler ile aynı sıcaklıkta çekilmesi gerekir.

Tavsiyem dark kareleri light kareler çekildikten sonra değil light karelerin çekimi sırasında başta-ortada-sonda olacak şekilde üç set halinde çekmeniz daha sağlıklı sonuçlar verecektir.

Flat

Flat kareler kısaca optik yolun bir portresidir. Flat kareler optik yolda oluşan vignetting etkisi, sensörün ya da optik bileşenlerin (mercek, filtre, odak düşürücü vs.) üzerindeki toz zerreciklerinin oluşturduğu gölgelerin tespiti amacıyla çekilirler.

Dark ve bias karelerin aksine flat kareler ışıklı ortamda çekilirler. Flat karelerin çekilmesi için genellikle lightbox adı verilen ve zemini homojen aydınlatılmış ekipmanlar kullanılsa da  flat kareleri güneş doğarken ya da batarken güneşi arkanıza alarak doğrudan gökyüzünden çekebileceğiniz gibi, optik tüpün önüne beyaz bir t-shirt çekerek ya da laptop ekranında notepad ile boş beyaz bir sayfa açarak da çekebilirsiniz.

Flat kareler çekilirken mümkün olan en düşük pozlama süresinde yukarıda belirttiğimiz koşullarda çekim yapılır. Çektiğiniz light kareler ile orantılı olarak en az 20-50 arası flat kare çekmeniz tavsiye edilir. Flat kareler çekilirken dikkat edilmesi gereken diğer bir husus da light kareler çekilirken kullanılan filtrelerin light kareler çekilirken de kullanılması gerektiğidir.

Pixinsight yazılımında diğer yazılımlardan farklı olarak işlem sırası (workflow) şu şekildedir:

  • Bias kareler ile master bias karesi oluşturulur.
  • Dark kareler ile master dark karesi oluşturulur.
  • Master bias karesi master dark karesinden çıkarılarak böylece master dark karesinin flat ve light kareler in optimizasyonu için hazır hale getirilmesi sağlanır.
  • Flat kareler de aynı light kareler gibi içinde dark ve bias gürültüsü barındırdığından bu gürültüle flat karelerden çıkarılır.
  • Bu şekilde elde edilen flat kareler ile master flatkaresi oluşturulur.
  • Her bir light kareden master bias ve master dark kareleri çıkarılır.
  • Daha sonra elde edilen bu light kareler master flat dosyası ile kalibre edilir.

Böylece toz, optik yoldaki izler, lekeler, termal gürültü, vignetting etkisi vs. gibi etkilerden arındırılan light kareler ileri düzeyde işleme için hazır hale getirilmiş olur.

Burada şunu belirtmek gerekir ki işlem sırası (workflow) her kullanıcı tarafından özelleştirilebilir, farklı ham veriler kullanılması nedeniyle herkes için değişiklik gösterebilir, özellikle entegrasyon ve istifleme sonrası Post-Processing adı verilen işlemlerin uygulanma sırası ve şekli birbirinden tamamen farklı olabilir. Programın esnekliği nedeniyle siz de kendinize en uygun işlem sırasını deneyim kazandıkça oluşturabilirsiniz.  Burada anlatılan işlem sırası tamamen şahsi deneyimlerim sonucu oluşturulmuş olup bağlayıcı nitelikte değildir.

BIAS VE DARK KARELERİN ENTEGRASYONU (IMAGE INTEGRATION MODÜLÜ)

Bias Karelerin Master Bias Karesine Dönüştürülmesi:

Menüden Process – All Processes – Image Integration yolunu izleyerek modülü açıyoruz.

px-115

Görsel-5: Bias kareler için Image Integration modülü ayarları (1)

 

  • Add files butonuna tıklayarak bias karelerimizi seçiyoruz.
  • Kombinasyon methodu olarak “Average” seçiyoruz.
  • Bias gürültüsünü içeren her bir bias kareden ana master bias karesi oluşturacağımız dikkate alındığında, gürültüyü kaybetmemek için “NO NORMALIZATION” seçili olmalıdır.
  • Weights kısmında “Don’t Care (all weights = 1)”  seçili olmalıdır.

Pixel Rejection(1) kısmında birleştireceğimiz kare sayısına bağlı olarak seçimimizi yapacağız. Burada dikkat etmemiz gereken:

  • Linear Fit Clipping 15 veya daha fazla kare
  • Winsorized Sigma Clipping 10-10 kare arası
  • Sigma Clipping 8-10 kare arası
  • Percentile Clipping 8’den daha az kare için seçilmelidir.

Diğer ayarları aşağıdaki gibi yapıp APPLY GLOBAL tuşuna basıyoruz ve master bias dosyamızın oluşmasını bekliyoruz.

px-116

Görsel-6: Bias kareler için Image Integration modülü ayarları (2)

 

İşlem bittikten sonra Integration “New” başlığıyla karanlık bir kare oluşacak. Bu görüntüyü STF Auto Stretch fonksiyonu ile optimize edip datanın görünebilir olmasını sağlayacağız. Bunu yapmak için:

Klavyeden CTRL+A veya process menüsünden ScreenTransferFunction modülünü açarak radyasyon işareti bulunan küçük düğmeye basarak da yapabilirsiniz.

px-117

Görsel-7: Oluşturulan MASTERBIAS dosyasının görünümü

 

Ortaya çıkan kareye dikkat ettiğinizde bu görüntünün içerisinde kamera çipi tarafından üretilen rastgele oluşmuş izler göreceksiniz.

Oluşturduğumuz bu kareyi master bias karesi olarak kaydetmemiz gerekiyor. Bunun için file menüsünden save as veya CTRL+SHIFT+S komutunu kullanarak MASTERBIAS ismiyle kaydedin.

SUPERBIAS MODÜLÜ :

Pixinsight, diğer yazılımlardan farklı olarak eldeki bias kareleri kullanarak sanki binlerce bias kare kullanılmışçasına yapay bir süper bias karesi oluşturmamızı sağlayan bir modül içeriyor. Bu modül tüm sensör alanı boyunca kameranın oluşturduğu çip gürültüsünü simüle ederek daha iyi sonuçlar almamızı sağlayan süper bias karesi oluşturuyor. 25-50 tane bias karesi kullanarak sanki 1000lerce bias karesini işlemiş gibi sonuçlar elde etmemiz mümkün.

Daha önce oluşturduğumuz MASTERBIAS dosyasını programla açarak Process menüsünden SUPERBIAS modülünü çaıştırıyoruz.

Modülün ayarlarında fazla bir değişiklik yapmamıza gerek yok. Sadece masterbias karesini oluştururken kullandığınız frame sayısına bağlı olarak 25 civarı kare için 7 multiscale layers, 25 ve üzeri için 6, 50 ve üzeri için 5 seçeneğini seçebilirsiniz.

Apply tuşuna basarak SUPERBIAS karemizin oluşmasını bekliyoruz.

Yukarıdaki ekran görüntüsünden de göreceğiniz gibi masterbias ve superbias karemiz yanyana geldiğinde arada çok fark olduğunu göreceksiniz. Az sayıda bias kare kullanarak sanki binlerce bias kare çekmiş gibi master dosyamızı oluşturduk. Bu kareyi de SUPERBIAS adıyla kaydediyoruz.

px-118

Görsel-8: MASTERBIAS ve SUPERBIAS karelerinin bir arada görünümü

 

MASTERBIAS veya SUPERBIAS karesinden hangisini kullanacağınız tamamen size kalmış. Deneme yanılma yöntemiyle hangisinin daha iyi sonuç verdiğine kendiniz karar vererek bundan sonraki aşamalarda seçtiğiniz kareyi kullanabilirsiniz.

Murat SANA (Astrofotoğrafçı)

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Amatör Astronomi

Kuğu Takımyıldızı (Cygnus)

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 2 dakikada okuyabilirsiniz.

Kuğu Takımyıldızı, gökyüzünün en bilinen ve astronomi gözlemlerinde yön tayini için sıkça kullanılan takımyıldızlardan biridir.

Yaz aylarında, gece gökyüzüne bakarsanız eğer, tam tepenizde kanatlarını açmış güneye doğru uçan devasa ve bir o kadar da heybetli bir kuş görürsünüz. Hemen yanı başında yer alan Kertenkele (Lacerta) Takımyıldızı’ndan kaçar gibi bir hali olan bu dev kuş, Kuğu (Cygnus) Takımyıldızı’dır ve kuzey yarımkürenin en parlak takımyıldızlarından biridir.

Bizden bir hayli uzakta yer alıyor olmasına rağmen gökyüzünün en parlak 19. Yıldızı olan Deneb Yıldızı, Kuğu’nun kuyruğunda yer almaktadır. Zaten adı da bu yüzden Deneb’dir, çünkü Deneb Arapçakuyruk” anlamına gelmektedir.

Yaz Üçgeni, yaz aylarının en belirgin gökyüzü desenidir.

 

Deneb, milyonlarca yıl içerisinde bir süpernovaya dönüşerek yok olacağı düşünülen, çok büyük boyutlarda ve bir o kadar da parlak beyaz rengiyle kendini gösteren bir dev yıldızdır. Deneb ayrıca, Kuğu Takımyıldızı’nın komşusu olan Lir Takımyıldızı’ndaki Vega ve Kartal Takımyıldızı’ndaki Altair’le birlikte yaz üçgeninin köşelerini oluşturan yıldızlardan biridir. Debeb yıldızının tam karşı noktasında yani Kuğunun kafasının bulunduğu yerde Albiero Beta yıldızı yer almaktadır. Kappa Kuğu ve Mü Kuğu yıldızları ise sağlı sollu olarak Kuğunun kanatlarını oluşturan yıldızlardır.

Kuğu takımyıldızı, arkaplanında görülen Samanyolu Gökadası şeridi nedeniyle bir hayli zengin bir içeriğe sahiptir. Bu sebeple bu bölgeye basit dürbün ile baksanız bile rahatlıkla göz alabildiğine sayısız yıldız bulutları ile karşılaşabilirsiniz.

Eski dönemlerde insanlar yıldızların dizilimlerini bir şeylere benzetme konusunda oldukça yaratıcıydılar. Kuğu Takımyıldızı da bu yaratıcı benzetimlerin güzel bir örneğidir.

 

Samanyolu Gökadası, tam olarak Kuğu Takımyıldızının yer aldığı noktada ikiye ayrılır ve iki ayrı kol olarak gökyüzünde yoluna devam eder. Gökadanın bu noktada bu şekilde görünüyor olmasının en temel sebebi, arka planda yer alan yıldızları gölgeleyen ve “Büyük Çöküntü” adı ile de bilinen devasa toz bulutlarının bu bölgedeki varlığıdır.

Kuğu Takımyıldızında yer alan ve bilinen en meşhur derin uzay cisimleri; Kuzey Amerika Bulutsusu (NGC 7000), Pelikan Bulutsusu (IC 5067) ve elbette ki Peçe Bulutsusu‘dur

Hazırlayan: Sinan DUYGULU

Okumaya devam et

Amatör Astronomi

Kömür Çuvalı Bulutsusu (Caldwell 99 / Coalsack Nebula)

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 5 dakikada okuyabilirsiniz.

Kömür Çuvalı Bulutsusu, soğurma bulutsuları olarak da adlandırılan karanlık bulutsular grubuna dahildir. 109 uzay cisminin kataloglandığı ve Messier Kataloğu’nun tamamlayıcısı olarak hazırlanan Caldwell Kataloğu’nda C99 koduyla yerini almıştır.

Kömür Çuvalı (Coalsack) Bulutsusu, geceleyin gökyüzüne baktığımızda siyahlığıyla en belirgin bir bulutsu olarak karşımıza çıkar. Dünyamızdan 180 parsek (590 ışık yılı) uzaklıkta yer alan bu meşhur bulutsu; Güney Haçı (Crux) Takımyıldızı’nın bize göre güneydoğu kısmında yer alır ve Centaurus (Erboğa) ve Musca (Sinek) takımyıldızları ile de komşudur.

Fotoğraf Telif: ESO 1539b

 

Kömür Çuvalı Bulutsusu, insanlık tarihini de içine alan bir zaman diliminde, özellikle Güney Yarımküre göklerini süslemiş ve coğrafi keşiflerde kayıtlara geçirilene kadar birçok kültürün mitolojik anlatılarında yer etmiştir.

Avustralya’daki Aborjinlere göre bu nebula, gökyüzündeki “emu“ların (büyük, uçamayan bir kuş) lideri vasfındadır. Bir başka Avustralya halkı Wardamanlılara göre bu bulutsu, özellikle şekli itibariyle bir yargıcın başı ve omuzları olarak yorumlanmış ve bu yargıç, geleneksel yasaları her daim gözetlemiştir.

Avustralyalı bir yazar olan W. E. Harney’e göre Utdjungon adı verilmiş olan bu yargıç; aynı zamanda geleneksel yasalara bağlı kalındığı müddetçe yeryüzünü yok edecek olan ateşli bir yıldızın hiddetinden insanları korumaktadır. Avustralya’dan epey uzakta, Güney Amerika’daki İnkalar ise Kömür Çuvalı Bulutsusu’nu, bir tür keklik gibi düşünebileceğimiz, o bölgeye özgü tinamulara benzetmişler ve Yutu adını vermişlerdir.

Kömür Çuvalı Bulutsusu’nun emu ile olan benzerliğini ifade eden bir görsel. (Görsel Telif: abc.net.au)

 

Kristof Kolomb’un, Amerika’yı keşif yolculuğunda bulunurken filosuna ait gemilerden Nina’da kaptanlık yapan İspanyol denizci Vicente Yáñez Pinzón; 1499 yılında bu bulutsuya dair ilk gözlemi ve kaydı oluşturmuştur. Bir başka denizci ve kâşif Amerigo Vespucci tarafından ‘’il Canopo fosco’’ (İt. Kasvetli Canopus) olarak adlandırılmış ve Magellan Bulutları’nın zıttı bir yapı olarak düşünmüş olduğundan –biliyoruz ki Magellan Bulutları, göz alıcı parlaklığa sahip, birer cüce galaksilerdir– “Magellan’s Spot, Black Magellanic Cloud” (Kara Magellan Bulutu) olarak da ifade edilmiştir.

Kömür Çuvalı Bulutsusu’nun içeriğinde, birçok karanlık bulutsuda gözlemlediğimiz element ve bileşiklere rastlarız. Bunlar; donmuş su, azot, karbonmonoksit ve diğer basit organik moleküllerdir. Karanlık bulutsular; oldukça yoğun yapıda oldukları için içlerinden görünür dalga boyundan ışık geçemez ve kızılötesi dalga boyunda yapılan gözlemler sayesinde içeriğine ve ardındaki yapılara dair bilgi edinilebilir.

Bu bulutsunun ne kadar karanlık olduğunu anlamak için 1970’lerde Finlandiyalı gökbilimci Kalevi Mattila deneysel bir çalışma yayınlamış ve Samanyolu’nun parlaklığının onda biri kadar olduğunu tahmin etmiştir. Adeta dökülmüş bir mürekkep koyuluğundaki bu bulutsunun içerisinden, arkasındaki bazı yıldızların ışığı geçmeyi başarmış ve bu da yeni ESO görüntüsünde ve modern teleskoplarla yapılan diğer gözlemlerde ortaya çıkarılmıştır. Bu bulutsunun arkasında da zengin bir yıldız kümelenmesi olduğu bu sayede bilinmektedir. Bulutsu içerisinden geçerek gelen ışık bir miktar değişime uğramaktadır.

Kömür Çuvalı Bulutsusu’nun Uzun Pozlamayla Çekilmiş Bir Fotoğrafı (Fotoğraf Telif: astrophoton)

 

Görüntüde gördüğümüz ışık normalde olduğundan daha kırmızı görülmektedir. Bunun nedeni karanlık bulutsulardaki toz parçacıklarının yıldızlardan gelen ışıktaki mavi ışığı, kırmızı ışığa göre daha çok soğurması, yıldızları normalde göründüklerinden daha koyu kırmızı halde göstermeleridir. Kömür Çuvalı Bulutsusu, elbette varlığını bu şekilde karanlık bir toz ve gaz yığını olarak sürdürmeyecek; önümüzdeki milyon yıllar içinde devasa boyutlarda yıldızların, orta ölçekli yıldızların meydana geldiği ve belki de bu yıldızların oluşturduğu gezegen sistemlerine ev sahipliği yapan ışıltılı bir yapı hâline gelecek.

Yazarın Notu: Türkçemize İthaki Yayınları tarafından kazandırılmış olan, Jerry Pournelle ve Larry Niven’ın ünlü “Tanrı’nın Gözündeki Zerre” (Çev. Kerem Sanatel, 2020) adlı eseri, bu içeriği yazmamda bana ilham vermiştir. İnsanlığın 3000’li yıllarını yaşadığı ve uzayda imparatorluklar kurduğu bir gelecekten bahseden bu romanda; Kömür Çuvalı Bulutsusu, kapüşonlu bir kişinin silüeti olarak tasvir edilir ve oradaki parlak iki cisimde (biri yıldız, diğeri gezegen) uzaylıların varlığından insanlar emin olur ve onlarla ilk temas için harekete geçerler…

Yazar: Volkan Yılmaz
Editör: Kemal Cihat Toprakçı

Kaynaklar ve Referanslar: 

  1. Alındığı Tarih: Ocak 27, 2021, Alındığı Yer: http://www.bulutsu.org/evreninharitasi/darknebs.php
  2. [email protected] Bir Çuval Dolusu Kozmik Kömür – Kömür Çuvalı Bulutsusu’na yakından bakış. Alındığı Tarih: Ocak 27, 2021, Alındığı Yer: https://www.eso.org/public/turkey/news/eso1539/
  3. Coalsack Nebula. Alındığı Tarih: Ocak 29, 2021, Alındığı Yer: https://en.wikipedia.org/wiki/Coalsack_Nebula#cite_ref-6
  4. Caldwell catalogue. Alındığı Tarih: Ocak 28, 2021, Alındığı Yer: https://en.wikipedia.org/wiki/Caldwell_catalogue

İleri Okumalar İçin Kaynaklar:

  1. Dekker, E., (1990). The Light and the Dark: A Reassesment of the Discovery of the Coalsack
    Nebula, the Magellanic Clouds and the Southern Cross, Annals of Science, 47, 529-560.
  2. Henry, R., C., Holberg, J., B., & Murthy, J., (1994). Voyager Obervations of Dust
    Scattering Near the Coalsack Nebula, The Astrophysical Journal, 428, 233-236.
  3. Kerr, F., & Garzoli, S., (1968). A Search for Hydrogen in the Southern Coalsack, The
    Astrophysical Journal, 152, 51-59.

Okumaya devam et

Amatör Astronomi

Akrep Takımyıldızı (Scorpius)

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 4 dakikada okuyabilirsiniz.

Akrep Takımyıldızı Yay ve Terazi burçlarının arasında, ufka yakın ve enlemesine konumlanmış bir takımyıldızdır. Bu yazımızda onun hikayesinden, ilginç özelliklerinden, içerdiği önemli gök cisimlerinden bahsedeceğiz…

Bazı takımyıldızlar farklı kültürlerde çeşitli isimler ile anılırken Akrep Takımyıldızı için bu durum geçerli olmamıştır. İsmi konusunda genel olarak kültürler arası bir söz birliğinden bahsetmek mümkündür. Sadece eski Türkler ‘’Kuyruklu’’ ya da ‘’Uzun Kuyruklu’’ olarak isimlendirmiştir.

Bu takımyıldız ile ilgili eski hikayelerin ve anlatıların hemen hemen hepsi Orion’a (Avcı) bir atıf içermektedir. Klasik mitolojiye göre Avcı ile Akrep arasında ezeli bir husumet vardır. Zeus’un eşi Baş Tanrıça Hera, Avcı’nın kendini beğenmişliğinden ötürü onu cezalandırmak için Akrep’i görevlendirmiş ancak yaptıkları savaşta Avcı Akrep’i mağlup ederek, tabiri caizse ‘’bir daha gözüme görünme’’ diyerek çok uzaklara sürgün etmiştir. Bu öyle bir sürgün olmuştur ki gökyüzünde hiçbir zaman aynı anda görünmemektedirler. Ama yine de bu ebedi kovalamaca devam etmektedir; Avcı doğarken Akrep batmakta, Akrep batarken Avcı doğmaktadır…

Görsel Kaynağı: Constellation of Words

 

Ne zaman nereye bakacağımızı bilmek gökyüzü gözlemciliğinin altın kuralıdır. Akrep de Temmuz – Ağustos aylarında güneş battıktan hemen sonra güney ufkunda kendini gösterir. Avcı ile olan husumetinden ötürü geç saatlere kadar kalamayacağını tekrar hatırlatalım.

Akrep Takımyıldızı 47 üyeden oluşmakta olup, aralarından bazıları adını verecek kadar yüksek kadir seviyesinde (< 3) parlak olarak tanımlanır. Bu minvalde Akrep’e şeklini ve dolayısıyla ismini veren bazı önemli yıldızlar aşağıdaki gibidir:

  • Antares / 1,05
  • Shaula – λ Scorpii (Lambda Scorpii) /  1,60
  • Lesath – u Scorpii /  2,70
  • Acrab (Graffias) – β Scorpii (Beta Scorpii) /  2,60
  • Dschubba – δ Scorpii (Delta Scorpii) / 2,35
  • Sargas – θ Scorpii (Theta Scorpii) / 1,85
  • ε Scorpii (Epsilon Scorpii) /  1,85
  • Girtab – κ Scorpii (Kappa Scorpii) /  2,35
  • Alniyat – t Scorpii /  2,80

Yaklaşık 2000 yıl kadar önce Terazi burcunun bazı üyeleri de bu takımyıldız dahilinde sayılırdı. Ancak zaman içinde tüm gök cisimleri uzayda hareket ederek konumlarını değiştirirler. Bu konum değişimine bağlı olarak da takımyıldızların şekilleri ile isimleri arasında tutarsızlıklar görülebilir. Akrep’ten Terazi’ye kayan yıldızların isimleri, burada da aynı durumun geçerli olduğunu göstermektedir. Daha önceden Akrep’te yer alıp şu an Terazi’de bulunan, bin yıllar alan süreçte bu bölgenin çehresini değiştiren yıldızlar şunlardır:

  • Zubeneschamali (Kuzey Kıskacı) – Arapça
  • Zubenelgenubi (Güney Pençe) – Arapça
  • Brachium (Kol) – Latince

Akrep’in Yüreği Antares

Akrep Takımyıldızından bahsederken Antares’e değinmeden geçmeyelim. Antares gökyüzünün en parlak 15. yıldızı, takımyıldızının ise en parlak yıldızıdır. Dolayısıyla bu yönde yapılacak gözlemlerde önemli bir referans noktasıdır. Ömrünün son demlerine gelip kırmızı dev aşamasında olan Antares’i bizatihi diğer yıldızlardan ayırt etmek oldukça kolaydır. Kızılımtırak rengi bize Mars gezegenini hatırlatır. Zaten adı da Mars ile bağlantılıdır. Mars gezegeninin eski Grekçede adı Ares iken Antares de ‘’Anti-Ares’’ birleşimiyle isimlendirilerek, isminde hem benzerlik hem de karşıtlık barındıran tek yıldız olmuştur.

Akrep Takımyıldızı’nda Antares’in konumu.

 

Antares’in takımyıldızdaki konumu, bildiğimiz akrep hayvanının kalbinin vücudunda bulunduğu anatomik pozisyona benzerlik göstermektedir. Hem bu benzerlik hem de takımyıldızdaki en parlak yıldız olmasından ötürü Antares ‘’Akrep Kalbi’’ olarak unvan almıştır.

Bunların yanı sıra Akrep Takmıyıldızı uygun gözlem şartları altında basit bir dürbünle bile gözlemlenebilecek baş kısmında M4 ve M80, iğne/kuyruk kısmında Kelebek Kümesi ve Ptolemy/Batlamyus Kümesi gibi önemli gök yapılarını ihtiva etmektedir.

Bu güzellikler için serin yaz akşamlarında gözünüzü güney semadan ayırmayın…

Hazırlayan: Umut Can Güven
Editör: Kemal Cihat Toprakçı

Kaynaklar ve Referanslar: 

  1. Gökyüzünü Tanıyalım, M. Emin Özel, Talat Saygaç, Tübitak, 2018
  2. https://starregistration.net/constellations/scorpius-constellation.html

Okumaya devam et

Amatör Astronomi

Sigma Octantis: Güney Yarımkürenin Kutup Yıldızı

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 7 dakikada okuyabilirsiniz.

Sigma Octantis, Güney Yarımkürede tıpkı Kuzey Yarımküredeki Kutup Yıldızının kuzey kutbu üzerinde yer alması gibi, güney kutbu üzerinde yer alan sabit bir yıldızdır.

Bizim gibi kuzey yarımkürede yaşayan insanların yüzyıllardır kolayca yön bulmasına yarayan Kutup Yıldızı (Polaris veya Türkçesi Demir Kazık), Dünya’nın yaklaşık 23 derecelik dönüş ekseniyle neredeyse aynı hizada yer alır. Yani dünyanın tam ortasından bir çizgi çekip, bu çizgiyi 23 derece eğik olacak şekilde hayal ederseniz, çizginin bir ucunun bitişine yakın bir noktaya Polaris Yıldızı denk gelir. Bu nedenle dünya kendi ekseni etrafında dönmeye devam ettiğinde dahi, kuzey yarımküreden bakıldığında bu yıldız daima sabit duruyormuş gibi gözükür.

Ancak bu durum kutup yıldızının sonsuza dek Dünya’dan sabit görüneceği anlamına da gelmiyor. Çünkü dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüşünün yanı sıra bir de presesyon (yalpalanma) hareketi var. Bunu da zaman içinde enerjisi tükenen bir topacın durmaya yakın bir zamanda yaptığı yalpalanma hareketi ile gözünüzde canlandırabilirsiniz. İşte bu presesyon hareketi zaman içerisinde dünyanın dönüş ekseni noktalarının değişmesine neden olur.

Ancak bunun için endişe etmemize gerek yok, çünkü bu presesyon hareketi görece yavaş biçimde devam ediyor. Yine de bu yalpalanma hareketi nedeniyle bundan yaklaşık 13.000 yıl sonra kuzey yarımküre kutup yıldızının Vega olarak değişeceğini de söylemek gerekiyor. Dünya, bu presesyonun bir tam turunu yaklaşık 25.800 yılda tamamlıyor.

Şili, Atacama'dan yaklaşık 2 saatlik pozlamayla elde edilmiş bir yıldız izi çalışması. (Kaynak: https://www.astrobin.com/245069/)

Güney yarımkürede bulunan Şili, Atacama’dan yaklaşık 2 saatlik pozlamayla elde edilmiş bir yıldız izi çalışması. Burada merkezdeki görünmeyen yıldız Sigma Octantis’tir. (Kaynak: https://www.astrobin.com/245069/)

Kutup yıldızının gökyüzündeki sabit duruşunu, yıldız izi fotoğraf çalışmalarında etkileyici biçimde gözlemleyebiliyoruz. Bu fotoğraf çalışmalarında kutup yıldızı hariç diğer bütün yıldızların hareket ettiğini, diğer tüm yıldızların kutup yıldızı etrafında döndüğünü görüyoruz. Elbette yıldızlar aslında hareket etmiyor, bu yıldız izleri Dünya’nın hareketi nedeniyle oluşuyor.

Peki, güney yarımküreden elde edilen yıldız izi fotoğraf çalışmalarına ne demeli? Bu fotoğraflarda da sabit bir yıldız ve etrafında hareket eden yıldızlar görüyoruz. O halde bu, güney yarımkürede de sabit ve yön belirten bir yıldızın varlığı anlamına mı geliyor?

Gerçek şu ki, güney yarımkürede de Dünya’nın dönüş ekseniyle neredeyse aynı eksende bulunan sabit bir yıldız bulunuyor. Ancak bu yıldız ile bizim kutup yıldızımız arasında önemli farklılıklar var. “Sigma Octantis”, “Polaris Australis”, “σ Oct” ve “σ Octantis” adlarıyla geçen bu yıldız Octans ya da Türkçe adıyla Sekizlik takımyıldızında bulunuyor. 5.47 kadir parlaklığıyla Sigma Octantis, gökyüzünde 1.95 kadire sahip Polaris’ten yaklaşık 25 kat daha sönük görünüyor.

Sekizlik Takımyıldızı ve daire içerisinde Sigma Octantis yıldızı…

Yani güney yarımkürede yaşayan insanların, Kutup Yıldızı ile yön bulmak konusunda bizim kadar şanslı olmadıkları söylenebilir. Çünkü Sigma Octantis’ten 25 kat daha parlak olan Polaris bile, yıldız parlaklıkları sıralamasında 50. sırada yer alıyor. Yani kutup yıldızı Polaris, normal şartlarda gökyüzündeki diğer yıldızlarla kıyaslandığında oldukça sönük bir yıldız olarak görülüyor. Bu kıyaslamadan, Sigma Octantis’in çıplak gözle fark edilmesinin ne kadar zor bir hedef olduğunu anlayabilirsiniz.

Bununla birlikte, yıldız izi fotoğrafları çekerken astrofotoğrafçılar, uzun pozlama tekniğini kullanır. Bu da aslında olduğundan daha sönük gözüken bazı cisimlerin fotoğraf üzerinde daha parlak gözükmesini sağlar. O nedenle güney yarımküreden çekilen yıldız izi fotoğraf çalışmalarında güneyin kutup yıldızını daha rahat bir biçimde görebiliyoruz.

Peki, Sigma Octantis neden dünyadan bu kadar sönük gözüküyor?

Kuzeyin kutup yıldızı Polaris bizden 430 ışık yılı uzaklıktayken, güneyin kutup yıldızı Sigma Octantis yaklaşık 270 ışık yılı uzaklıkta bulunuyor. Yani F tayf türünden bir anakol yıldızı olan Sigma Octantis, Polaris’ten çok daha yakında olmasına rağmen daha sönük bir yıldızdır.

F tayf tipi anakol yıldızları, Güneş’ten bir miktar daha fazla kütleye sahiptirler ve doğal olarak çok daha parlaktırlar. Sigma Octantis’in kütlesi Güneş’in yaklaşık 1.6 katı kadardır ve bu sayede ışınım gücü (parlaklığı) Güneş’ten yaklaşık 40 kat daha fazladır. Ancak, böylesine parlak olmasına karşın uzaklığı nedeniyle yeryüzünden çıplak gözle görülebilmesi mümkün olmaz.

Sigma Octantis yıldızının teleskopla alınmış bir fotoğrafı (Telif: DSS-2 “Digital Sky Survey” / ESO)

Oysa yine F tayf türünde bir anakol yıldızı olan kuzey yarımküredeki Kutup Yıldızı’nın ana bileşeni, Güneş’ten yaklaşık 4.5 kat daha büyük kütleye ve yaklaşık 2.500 kat daha fazla ışınım gücüne sahip olduğu için Sigma Octantis’ten çok daha parlaktır. (Bizim kutup yıldızımız olan Polaris aslında üçlü bir yıldız sistemidir. Ana bileşeni Güneş’ten 4.5 kat büyüktür ve sistemin diğer iki bileşeni de sırasıyla Güneş’ten 1.4 ve 1.3 kat büyük kütleye sahiptir. Biz yeryüzünden bu üç yıldızın ortak parlaklığını tek bir yıldız olarak görüyoruz).

Her ne kadar hafif irice bir yıldız olan Sigma Octantis ve dev yıldız sınıfına giren Polaris arasında önemli farklılıklar bulunsa da iki yıldızın benzer yanları da yok değil. Örneğin bir cepheid (sefe) değişen yıldızı olarak kabul edilen Polaris, bu açıdan Delta Scuti değişen yıldızı olan Octantis’e benziyor.

Çünkü Delta Scuti değişen yıldızları, cepheid değişeni olamayacak kadar küçük yıldızların parlaklıklarındaki değişimi tanımlamak için kullanılıyor. Örneğin bir Delta Scuti değişeni olması dolayısıyla Octantis’in parlaklığı her 2.3 saatte bir 0.03 kadir oranında değişkenlik gösteriyor. Polaris’in parlaklığı ise 4 günlük periyotlar halinde değişiyor.

Yani Sigma Octantis, uzaklığı ve mutlak parlaklığı gibi etkenlerden dolayı çıplak gözle görülemeyen, oldukça soluk bir yıldız. Bu nedenle güney yarımkürede, bizim kuzey yarımkürede Polaris’i kullandığımız gibi yön bulmak için kullanılamıyor. Bu yüzden güney yarımkürede Sigma Octantis yerine Güney Haçı (Crux) Takımyıldızı kullanılıyor. Çünkü Güney Haçı Takımyıldızı sabit olmasa bile, yön bulma konusunda tecrübeli kişiler tarafından tolore edilebilecek bir yalpalanma hareketi ile güney yönünü gösterebiliyor.

Güney yarım kürenin en büyük ülkesi Brezilya’nın bayrağında her yıldız bir eyaleti temsil eder ve her eyalet kendine sembol olarak gökyüzündeki bir yıldızı seçmiştir. Sigma Octantis, bayrağın en alt tarafında bulunan yıldızdır ve başkent yakınındaki federal bölgeyi temsil eder. Bu yıldız, aynı zamanda Brezilya’nın da sembollerinden biridir ve halk arasında büyük saygı görür. Çoğu Brezilyalı, bu saygıdan dolayı yıldızı vücuduna dövme olarak yaptırır.

O halde güney yarımküredeyseniz, ve güney kutbunu Güney Haçı Takımyıldızı ile bulmak için nasıl bir yol izlemeniz gerecek?

Öncelikle Güney Haçı Takımyıldızında, haç şeklinin tabanını oluşturan Acrux yıldızını bulmak gerekiyor. Acrux yıldızından hayali düz bir çizgi çekerek, haçın en üst tarafını, yani Gacrux yıldızını buluyoruz. Bu iki yıldız arasındaki çizgiyi dik biçimde kesen hayali çizginin iki tarafındaki Mimoza ve Imai yıldızları ise haç şeklinin bütünün oluşturuyor. Acrux yıldızından düz bir hat çekerseniz, 1 veya 2 derecelik bir hata payı ile güney kutbuna ve Sigma Octantis’e ulaşabilirsiniz.

Hazırlayan: Kemal Cihat Toprakçı
Geliştiren: Zafer Emecan

Kaynaklar ve Referanslar

  • “The North Star: PolarisFacts, Location, and How toFindIt.” AstroBackyard, 26 Mar. 2020, www.astrobackyard.com/the-north-star/.
  • SigmaOctantis, stars.astro.illinois.edu/sow/polaust.html.
  • Constellation Guide, www.constellation-guide.com/constellation-list/octans-constellation/.
  • “PolarisAustralis – σ Octantis (SigmaOctantis) – Variable Star in Octans.” Variable Star in Octans | TheSkyLive.com, theskylive.com/sky/stars/polaris-australis-sigma-octantis-star.
  • Whitworth, N. “PolarisAustralis (SigmaOctantis) Star Facts.” Universe Guide, Universe Guide, 13 Sept. 2020, www.universeguide.com/star/104382/polarisaustralis.

Okumaya devam et

Çok Okunanlar