Connect with us

Evrenin Keşfi

Sovyetler Birliği’nin Uzay Mekiği: Buran

Bu yazıyı yaklaşık 6 dakikada okuyabilirsiniz.

Uzay mekiği Atlantis’in 21 Temmuz 2011’de Florida’daki Kennedy Uzay Üssü’ne iniş yapmasıyla, ABD’nin uzay programında bir dönem sona ermişti. O mekiklerin muadili Buran ise, başlı başına bir “uzay yarışı trajedisi” konusudur.

Son 30 yıl içinde, NASA’nın uzay mekikleri Atlantis, Challenger, Columbia, Discovery ve Endeavour dünyanın yeniden kullanılabilir ilk uzay araçları filosu olarak çok sayıda uyduyu uzaya taşıdı. Bu mekiklerden Atlantis, Endeavour ve Discovery Amerikan Havacılık müzelerinde gururla sergileniyor.

Lakin Uzay çalışmaları bize her daim “Uzay Yarışları” olarak lanse edildiğine göre ABD’nin rakibi SSCB, Uzay mekikleri çalışmalarında ne denli başarılı oldu? Yukarıda ismi sayılan emekli mekiklerin gölgesinde Sovyetler’in BURAN isimli Uzay mekiği unutulmuş bir hatıradır. Şimdi eskinin o ünlü “Demir Perde”sini aralayıp bu hazin öyküye göz atalım:

burantestucusu

Test uçuşu sonrası iniş yapmakta olan bir Buran mekiği prototipi. Bu test uçuşları, mekiğin dev bir Antanov 225 uçağının “sırtında” birkaç bin metre yüksekliğe çıkarılması, ardından serbest bırakılması şeklinde gerçekleştiriliyordu.

 

BURAN PROGRAMI Sovyetler Birliği’nin uzay mekiği projesidir. Бура́н (BURAN) kelimesinin anlamı Türkçe’de bora, fırtınadır. Proje kapsamında test mekikleriyle birlikte toplam 10 adet olması düşünülen mekiklerin yapımına farklı tarihlerde başlandı. İnşa edileceklerden ilk beşi test mekikleriydi ve hepsi tamamlanmış ve atmosferik uçuşlarla görevlerini yapmışlardı.

OK-1K1 olarak da adlandırılan model ise, ilk defa uzaya çıkan model olacaktı. Yapımına 1986 yılında başlanmıştı ve 15 Kasım 1988’de uzaya çıkmıştı. Bu modele ilk önce Baikal ismi verilmiş olsa da uçuşuna kısa bir süre kala ismi “Buran” olarak değiştirildi.

BURAN mekiğinin temel dizaynı hemen hemen Amerikan mekikleri ile aynıydı, fakat bir kaç noktada onlarda ayrılıyordu. Bunlardan ilki, mekikler arasındaki itki sistemlerinin farkıdır. Amerikan mekiklerinin kıç kısmında 5 ana motor bulunur: 3 adet büyük motor (fırlatma işleminde kullanmak üzere) ve 2 adet yörünge manevra motoru (Orbitam Maneuvering Engines). Buran mekiğinde ise sadece 2 adet Yörünge Manevra Motoru ve birkaç adet küçük İtki-Kontrol sistemi bulunmaktadır.

buranmotorbolumu

Şu an bir müzede sergilenmekte olan Buran mekiğinin arkadan görünüşü. Araç, arka tarafında hem yönlendirme, hem de ilerleme amaçlarıyla kullanılan küçük, ama devrimsel itki sistemlerine sahipti.

 

Görüldüğü gibi bu noktada Sovyet mekiği, Amerikalı muadillerine üstünlük sağlamıştı. Amerikan mekiklerindeki üç adet ana motor kalkış için gerekli itkiyi sağlayabilmek adına, mekikle birlikte fırlatılan harici büyük tanktan besleniyorlardı (hani görüntülerden aşina olduğumuz TURUNCU tanklar). Ancak, bu da yeterli gelmediği için, bu yakıt tankının her iki yanına birer dev katı yakıt roketi (solid-fuel boosters) eklenmek durumundaydı.

Atmosferi terk ettikten sonra devre dışı kalan mekiğe entegre bu üç ana motor, yörünge manevraları esnasında da tamamen gereksiz yere yük oluyorlardı. Sovyetler bu sorunu “Energia” adını verdikleri oldukça büyük bir roket sistemi ile çözmüştü. Kalkış esnasında BURAN, başlı başına bir fırlatma aracı olan Energia’nın taşıdığı basit bir yüktü sadece. Bu çözüm de Sovyetler’e yük taşıma kapasitesinde üstünlük sağlamıştı.

buranfirlatmarampasi45

Yörünge testi için fırlatma rampasında bekleyen Buran mekiği ve taşıyıcı roket sistemi. Bu araç, toplam 202 dakika süren yörünge görevini tümüyle kendi bilgisayar sistemlerini kullanarak gerçekleştirmiş, ardından hiçbir insan müdahalesi olmadan kendi başına yeryüzüne inmeyi başarmıştı.

 

BURAN Mekiğinin bir diğer önemli avantajı ise güvenlik sistemlerinde idi: Mekiği taşıyan Energia roketi “kapatılabiliyordu.”

NASA’nın Challenger kazası böyle bir kapatma sisteminin olmayışı nedeniyle gerçekleşmişti. Kalkıştan sonra merkezi turuncu tankın her iki yanında bulunan dev katı yakıtlı iticilere müdahale edilemiyordu. Çünkü bir katı yakıtlı roket, ateşlendikten sonra bir daha asla durdurulamaz. NASA’nın katı yakıtlı fırlatma sistemine karşı, Sovyetler’in sıvı yakıtlı Energia roketi bu özelliği ile bir adım daha önde olacaktı.

Ama bu iki avantajın dışında belki de en önemli ayırt edici özellik, insansız uçuş yapabilecek olması idi. 1981 yılında NASA, Columbia mekiğini 2 astronot ile fırlatırken; 1988’deki üç buçuk saat civarı süren yörüngedeki ilk ve tek uçuşunda BURAN mekiğinin içinde hiç bir kozmonot bulunmamaktaydı.

buran-antonov

Kendisi için özel üretilmiş olan Antanov 225 uçağının üzerinde görev yerine taşınan bir Buran mekiği. Mekiğin atmosfer uçuş testleri de yine bu uçak üzerinde gerçekleşiyordu. Kilometrelerce yükseğe çıkarılan mekik serbest bırakılıyor, sonrasında ise kimi zaman otomatik sistemleriyle, kimi zaman da kozmonotlarca kullanılarak yeryüzüne iniyordu.

 

Ancak, 1988 yılında yapımına başlanılan OK-1K2 seri numarasına sahip Ptichka (“Птичка”) isimli bir mekik, 1993’te uçuşa hazır hale gelmesine yakın bir zamanda bunca üstünlüğüne karşın Buran programı durduruldu. Zaten SSCB’nin 1980 sonrasında yaşadığı sarsıntılı siyasi dönem Buran projesinin çok gecikmesine ve bir yığın aksaklığa sebep olmuştu. Üstüne bir de ülkenin dağılması eklenince, programı devam ettirecek ne siyasi, ne de ekonomik güç kalmamıştı.

Sovyetlerin Uzay Programına güzelleme niteliğinde gibi olan bu yazı sonrasında içimize şu heves düşebilir: Acaba bu olağanüstü mekiği Rusya’da veya herhangi bir ülkedeki hangi müzede ziyaret edebilirim?

buran-hurda

Açık havada paslanmaya terkedildiği bir Rus hava üssünde, yanıbaşındaki Mig-29’lara hüzünle bakan bir Buran mekiği.

 

20 Milyar Ruble harcanan Buran Programı Sovyetler Birliği’nin dağılması sonucu 1993’te sona erdikten sonra, bugün Kazakistan topraklarında bulunan Baykonur Uzay Üssü’nde atıl bir şekilde kaldı.

Ne yazıktır ki 12 Mayıs 2002 tarihinde OK-1K1 mekiğinin bulunduğu hangarın (Hangar 112) çatısı bakımsızlık ve sert iklim koşullarına dayanamayarak çöktü. 7 işçinin hayatını kaybettiği bu hadise esnasında Buran Mekiği ve Energia roketinin bir prototipi de tamir edilemez şekilde enkaz altında kaldı.

Bugün Buran mekiklerinin yapımı yarım kalan prototipleri, kimi zamanlarda uzay sergilerinde gösterilme amaçlı olarak bazı ülkelerde sergileniyor.

Buran3

Sidney olimpiyatlarının açılışı sırasında gösteri amaçlı Avustralya’ya getirilen bir Buran mekiği prototipi. Bu prototip, çok sayıda atmosfer uçuş testine katılmış, saatlerce uçmuştu.

 

Bu araçlardan OK-2M o kadar şova yönelik kullanılmıştır ki, Sidney Olimpiyatları‘nın açılışı için Rusya’dan satın alınmış, olimpiyat sonrasında ise 5 yılını bir otoparkta sergilenerek geçirmiştir. Ardından bu araç bir şekilde Bahrenyn‘e giden mekik, bir süre orada sergilenmiş ve uzun süren bir hukuk savaşından sonra Almanya‘da bir müzede sergilenmeye başlamıştır.

OK-7M ise da acıklı bir hayat geçirdi. 1995 ile 2004 arasında önce bir lokanta, ardından depo olarak kullanıldı. Sonrasında Rus devleti tarafından (haline acımış olmalılar) bir uzay üssüne kaldırıldı ve şu anda orada paslanıyor.

Yaklaşık %50’si tamamlanmış olan OK-2K1 ise daha şanslı. Her zaman Rus Uzay Ajansı’nın (RSA) elinde kaldı ve genellikle hava gösterilerinde ve müzelerde sergilenmek üzere kullanıldı. Şu anda da hala tek parça halde bir Rusya’da askeri bir havaalanında açık havada bekliyor.

Yavuz Tüğen

Kaynaklar:
http://www.buran-energia.com/
http://flightclub.jalopnik.com/did-the-soviets-build-a-better-shuttle-than-we-did-1713379466?rev=1435083336580
http://rbth.co.uk/science_and_tech/2014/01/16/buran_what_happened_to_soviet_space_shuttle_33301.html
http://www.newscientist.com/article/dn20664-cosmonaut-soviet-space-shuttle-was-safer-than-nasas.html

Evrenin Keşfi

Adli Astronomi Nedir? Yerel Hukukta Adli Astronomi Kullanımı

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 3 dakikada okuyabilirsiniz.

Neredeyse bütün bilim dalları iç içe olan astronomi en eski ama kendisini sürekli güncellemesiyle en yeni bilim dallarından biridir.

Geleceğin meslekleri arasında gösterilen uzay hukuku, uzay mimarisi, asteroid madenciliği gibi alanlarda ülkeler personel yetiştirmek istiyor ise astronomi eğitimine gerekli önemi vermek zorundadır. Adli astronomi de gelişmek için kendisine yatırım bekleyen adli bilim dalıdır.

Adli astronomi nedir ve ne iş yapar?

Adli astronomi, gökyüzünün geçmiş zamanlarda olan görünümünü ve gök cisimlerinin konumlarını göstermeye yarayan adli bilimin bir dalıdır. Adli bilimde, edebiyatta, tarihsel olaylarda ve sanat tarihinde adli astronomi kullanılmaktadır. Ülkemizde bazı davalarda astronomi, adaletin sağlanmasında katkı sağlıyor. Bu alanda Kandilli Rasathanesi’ne gerekli davalarda başvurular olmaktadır.

Örneğin; 1992 yılında bir asteğmen, bir yüzbaşına fiziksel şiddet uyguluyor. Asteğmen kendisini savunduğunda havanın çok karanlık olduğunu ve kişinin yüzünü göremediğini, bu nedenle onun bir er olduğunu düşünerek “dövdüğünü” ifade ediyor. Burada astronomi devreye giriyor ve kavganın olduğu gün Ay’ın dolunay evresinde olduğu belirleniyor. Bu bilgiden hareketle o tarihte hiçbir ışık kaynağı olmasa da insanların birbirlerinin yüzünün seçilebileceği anlaşılıyor.

Bir trafik kazası olduğunu düşünelim. Bu kazanın davası kazadan 3 ay sonra görüldü diyelim. Eğer kaza yapan kişi; “Hava çok karanlıktı, etrafta aydınlatmalar yoktu, bu yüzden göremedim” gibi bir ifade kullanıyorsa burada devreye yine adli astronomi giriyor. O dönemde Ay’ın hangi evrede olduğu önemli. Kaza yapan kişi asteğmenin durumuna düşebilir.

Van Gogh’un Tablosu ve Adli Astronomi

Van Gogh’un tablosu ile adli astronomi arasında bir bağlantı bulmakta zorlanmış olabilirsiniz. Ancak aslında, Van Gogh’un ünlü eserlerinden birisi olan Evening Landscape with Rising Moon tablosundaki gizem adli astronomi sayesinde çözülmüştür.

Vincent Van Gogh’un Evening Landscape with Rising Moon (Akşam Manzarası ve Yükselen Ay) tablosu

 

2003 yılında SWT fizik profesörleri Donald Olson ve Russell Doescher, İngiliz Profesör Marilynn Olson ile birlikte Sky & Telescope dergisinin Temmuz 2003 sayısında bu ünlü tablo hakkında bir makale yayınladılar. Tablonun tam olarak ne zaman resmedildiği bilinmemekteydi.

Bu tabloda ilk zamanlarda dağın arkasından Güneş’in battığı düşünülmüş. Tablonun üzerinde derin bir çalışma yapan bilim insanları; oradaki gök cisminin Güneş değil Ay olduğunu; Ay’ın doğmaya başladığını, tabloda yer alan buğdayın hangi tarihler arasında hasat edileceği, bu tabloda çizilmiş yerin gerçek bir yer olduğunu, Ay’ın resimde yer alan bölgeden tam olarak hangi günde doğacağını ve bazı diğer önemli sonuçları adli astronomi sayesinde bulabilmişlerdir. Benzer biçimde, geçmiş yıllarda oluşmuş meteor olaylarını incelerken de aslında yine adli astronomiye başvurmuş oluyoruz.

Frederic Edwin Church, The Meteor of 1860 (Görsel Kaynağı: https://www.wikiart.org/en/frederic-edwin-church/the-meteor-of-1860)

 

Astronomlar ve astrofizikçiler sürekli evreni incelemeye çalışırlar. Yıldızlardan ve galaksilerden alınan tek şey ışıktır. Bu ışığı inceleyerek yıldızlar, galaksiler ve diğer gök cisimleri hakkında bilgi edinmeye çalışırlar. Peki, burada astronomların yaptığı çalışmalar da adli astronomiye girmiyor mu? Belki ölmüş bir yıldızın kalıntısı hakkında bilgi edinmek ve bu ölümden sonra yakında yer alan komşu yıldızların nasıl etkilendiğini incelemek de mizansen bir açıdan adli astronomi olarak değerlendirebilir.

Hazırlayan: Sinan Koçak
Düzenleyen: Kemal Cihat Toprakçı

Kaynaklar ve Referanslar:

  1. Güral, N. Adli astronomi. Erişim Tarihi: Şubat 10, 2021, Erişim Adresi: http://egegural.com/adliastronomi.htm
  2. Güral, N. Astronomi ve adli tıp. Erişim Tarihi: 10, 2021, Erişim Adresi: http://egegural.com/ASTVADLI.HTM
  3. Moonrise061003. (2016, Haziran 08). SWT astronomers SLEUTH van Gogh “Moonrise” mystery. Erişim Tarihi: February 10, 2021, Erişim Adresi: https://www.txstate.edu/news/news_releases/news_archive/2003/06/moonrise061003.html
  4. Forensic astronomy. (2020, Kasım 25). Erişim Tarihi: February 10, 2021, Erişim Adresi: https://en.wikipedia.org/wiki/Forensic_astronomy
  5. Ash, S. (2018, April 17). “Forensic astronomy” reveals the secrets of an iconic ansel adams photo. Erişim Tarihi: Şubat 10, 2021, Erişim Adresi: https://www.scientificamerican.com/article/forensic-astronomy-reveals-the-secrets-of-an-iconic-ansel-adams-photo/

Okumaya devam et

Evrenin Keşfi

Perseverance Mars’a İniyor! Yeni Bir Mars Gezginimiz Daha Olacak

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 5 dakikada okuyabilirsiniz.

NASA’nın son Mars yüzey aracı Perseverance, Mars yolculuğunun sonuna yaklaşıyor. Bu zamana kadar yapılmış en büyük Mars aracı olan Perseverance, 18 Şubat 2021 tarihinde kızıl gezegenin yüzeyine iniş yapmaya çalışacak.

Mars’a iniş yapmak oldukça zordur ve bu zamana kadar yapılan görevlerin yaklaşık %60’ı başarısız olmuştur. Perseverance’ın iniş şekli ise 2012 yılında başarılı bir şekilde Mars’a inen Curiosity aracının iniş şekli ile benzer olacak. Yani, aracın ısı kalkanı ve sahip olduğu paraşüt Perseverance’ı saatte yaklaşık 20.000 km hızdan saatte 4 km’den daha az bir hıza indirecek. Daha sonra ise bir “gökyüzü vinci” aracı yavaşça yüzeye koyacak.

Perseverance, kuru bir göl yatağı olduğu düşünülen Jezero kraterine inecek ancak tam olarak hangi noktaya iniş yapacağı bu aşamada bilinmiyor. Bu noktanın tam olarak tahmin edilememesinin sebebi ise Mars’ın atmosferine girildiğinde rüzgarların aracı sarsması ve bu durumun tahmin yürütmeyi zorlaştırmasıdır. Bu durumun üzerine arazinin engebeli olması da Jezero’yu iniş yapmak için tehlikeli bir yer haline getiriyor ancak Perseverance, zemine yaklaşırken fotoğraflar çekerek otonom bir şekilde güvenli bir iniş yeri bulmasına yardımcı olacak yeni bir navigasyon sistemine sahip.

Perseverance’in gökyüzü vinci ile Mars yüzeyine inişini gösteren animasyon. (Telif: NASA/JPL)

 

2012 yılında Curiosity’nin gerçekleştirdiği iniş, daha önce yapılmadığı için görev kontrolün başında olan bilim insanları bu durumu rahatsızlık verici bir “yedi dakikalık dehşet” olarak nitelendirmişti. Araç, iniş sırasında atmosfere girişten, paraşütünün açılmasına ve hatta zemine temas etmek için roket yardımıyla yapılan hava manevrasına kadar her şeyi kendisi yapmak zorunda kaldı. Çünkü iniş, Mars’tan Dünya’ya ulaşan sinyallerin gelme süresinden daha kısa bir süre içerisinde gerçekleşmişti. Perseverance için de aynı durum söz konusu olacak ve bütün Mars’a iniş görevleri başarıya ulaşamadığından aynı dehşet yine yaşanacak.

Perseverance’ın iniş detaylarına geri dönecek olursak, araç özel gökyüzü vinci ile birlikte yapacağı kontrollü inişten önce roketler ile yapılan manevralar aracılığıyla iniş alanı için son ayarlamalarını yapacak. Aracın tekerlekleri Mars toprağına değer değmez, vinç Perseverance’dan ayrılarak araçtan güvenli bir uzaklıkta gezegene çarpacak. Daha sonra rutin sistem kontrolleri her şeyin yolunda olduğunu belirlediği anda da araç çalışmaya başlayacak.

Perseverance’ın asıl görevi nedir? Neden bu aracı oraya gönderdik?

Mars 2020 Perseverance Gezgin aracı, NASA’nın bir zamanlar Mars’ta yaşam olup olmadığı konusundaki araştırmasını ileriye götürecek eski mikrobik yaşamın izlerini arayacak. Araçta Mars kaya ve toprak örneği toplayacak bir sondaj cihazı bulunuyor. Araç, gelecekte yapılacak bir görev ile Dünya’ya getirilip detaylı analizleri yapılabilsin diye bu örnekleri mühürlü tüplerde saklayacak. Perseverance, ayrıca Mars’ta gerçekleşecek insanlı keşif programlarının yolunu açmaya yardım edecek teknolojileri de test edecek.

Perseverance, Mars Keşif Programı’nın bilimsel hedeflerini destekleyecek dört tane amaca sahip. Bunlardan ilki, gezegenin yaşanabilir olup olmadığını araştırmak. Yani kısaca geçmiş çevre koşullarının mikrobik yaşamı destekleyip desteklemediğini belirlemeye çalışacak. İkinci amacı, biyolojik imzalar aramak. Özellikle de zaman içinde yaşam belirtilerini koruduğu bilinen özel kayalarda, olası geçmiş mikrobiyal yaşamın işaretlerini arayacak. Üçüncü amacı da kaya ve toprak numunelerini toplayarak Mars yüzeyinde onları saklamak. Dördüncü ve son amacı ise insanlı keşiflere yardımcı olacak Mars atmosferinden oksijen üretimini test etmek.

Perseverance’ın uzun menzilli hareketlilik sistemi, aracın Mars yüzeyinde 5 ila 20 km arasında yol kat etmesine olanak veriyor. Ayrıca bu araç ile getirilen bir diğer yenilik de daha yetenekli bir tekerlek tasarımıdır.

Mars’ta Bir İlk Daha: Mars Helikopteri Ingenuity

Perseverance, aslında ufak bir sürprize de sahip. Araç, Mars yüzeyine indikten sonra alt kısmından çıkaracağı ufak bir helikopteri de Mars ile tanıştıracak. Ve bu helikopterin adı da Ingenuity. Eğer helikopter çalışmayı başarırsa, bizim için tam bir Wright Kardeşler anı olacak, çünkü bu zamana kadar Dünya atmosferi dışında hiçbir yerde helikopter uçurmayı denemedik.

Ingenuity’nin NASA tarafından yapılan görsel tasviri.

 

Ingenuity, sadece bir teknoloji tanıtımı olacak ve çok ince Mars atmosferinde (Dünya atmosferinin %1’i yoğunlukta) en fazla 15 dakika kadar uçabilecek. Ancak bu helikopter başarı ile çalışırsa gelecekte ulaşılamayan yerlere gitmek için bu tarz helikopterler kullanılabilir. Ayrıca daha sonra göndereceğimiz araçlar ve astronotlar için kılavuz olması adına da bu helikopterlerden faydalanabiliriz.

Ingenuity dışında araçta başka bir teknoloji tanıtımı daha mevcut. Bu aygıt, Mars’ın zayıf atmosferinde yer alan karbondioksitten oksijen elde etmek için kullanılacak ki bu teknoloji önemli çünkü gelecekte oraya gidecek kaşiflerin Mars’ta hayatta kalabilmeleri için bu gerekli olacak.

Hazırlayan: Burcu Ergül
Düzenleyen: Kemal Cihat Toprakçı

Kaynaklar:

  1. Crane, L. (n.d.). NASA has launched its Perseverance Mars Rover and INGENUITY HELICOPTER. Erişim Tarihi: Şubat 15, 2021, Erişim Adresi: https://www.newscientist.com/article/2250181-nasa-has-launched-its-perseverance-mars-rover-and-ingenuity-helicopter/
  2. Crane, L. (2021, Şubat 11). NASA’s perseverance rover is about to land on Mars and look for life. Erişim Tarihi: Şubat 15, 2021, Erişim Adresi: https://www.newscientist.com/article/2267509-nasas-perseverance-rover-is-about-to-land-on-mars-and-look-for-life/
  3. Howell, E. (2021, Şubat 11). NASA’s perseverance rover is one week away from a DARING landing on MARS. watch how it works. Erişim Tarihi: Şubat 15, 2021, Erişim Adresi: https://www.space.com/mars-rover-perseverance-landing-4k-video-animation
  4. Mission overview. (n.d.). Erişim Tarihi: Şubat 15, 2021, Erişim Adresi: https://mars.nasa.gov/mars2020/mission/overview/

Okumaya devam et

Evrenin Keşfi

Türkiye Uzay Ajansı (TUA), Milli Uzay Programı Açıklandı!

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 1 dakikada okuyabilirsiniz.

Türkiye Uzay Ajansı (TUA), 9 Şubat 2021 Salı günü iki yıldan uzun süredir duyurulması beklenen programını ve yol haritasını açıklandı.

Açıklamada dile getirilen olan proje ve hedefleri, Kozmik Anafor Youtube kanalında, Dr. Umut Yıldız, Prof. Dr. Lokman Kuzu, Prof. Dr. Yurdanur Tulunay, Prof. Dr. İbrahim Küçük, gibi uzmanlar eşliğinde canlı yayında yorumladık. Milli uzay programını detaylıca öğrenmek için, aşağıdan veya bu linkten ulaşabileceğiniz yayınımızı izleyebilirsiniz.

Ülkemizde Uzay Ajansı kurulması hedefi 57’nci Hükûmet döneminde gündeme gelmiş, 2000 yılında oluşturulan “Vizyon 2023” perspektifi de Türkiye’nin uzay çalışmalarına yönelik bir öncü olmasını da ortaya koymuştur. Akabinde 26 Şubat 2001 tarihinde Millî Güvenlik Kurulu kararı, daha sonra 2 Mart 2001 tarihinde Bakanlar Kurulu kararı ile “‘Türkiye Uzay Kurumu” kurulması için çalışma başlatılmıştır. 15 Mayıs 2002 tarihli Başbakanlık genelgesiyle TÜBİTAK görevlendirilmiştir. 2017 yılında meclise iletilen Türkiye Uzay Ajansı kanun tasarısını, bu linkteki yazımızda detaylıca incelemiştik.

Türkiye Uzay Ajansı’nın, ülkemiz açısından oldukça önemli olan uzay ve havacılık sektörlerinde teknolojide dışa bağımlı olmayan, rekabetçi bir sanayinin geliştirilmesi, uzay ve havacılık teknolojileri alanında bilimsel ve teknolojik altyapıların ve insan kaynaklarının geliştirilmesi, uzay teknolojilerinin kullanımının yaygınlaştırılması, ülkemizin uzaya yönelik hak ve menfaatlerinin korunması yolunda başarılı olmasını temenni ederiz.

Okumaya devam et

Evrenin Keşfi

Uzayda Bugün: İlk Serbest Uzay Yürüyüşü (7 Şubat 1984)

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 2 dakikada okuyabilirsiniz.

3 Şubat 1984 yılında fırlatılan Challenger Uzay Mekiği ile gerçekleştirilen, STS-41b görevinin bize verdiği en ikonik görsel, astronot Bruce McCandless’in Dünya üzerinde araca bağlı olmadan uzay yürüyüşü yaptığı fotoğraf oldu.

McCandless, ABD ile SSCB arasındaki Ay yarışının ortasında hızlanan uzay programlarına katılmak için 1966 yılında seçilen 19 astronotun yer aldığı prestijli bir grup olan 5. Astronot Grubu’nun bir üyesiydi. Ayrıca Challenger astronotları arasında Apollo, Skylab ve Uzay Mekiği programlarına muazzam katkılarda bulunmuş ve bu görevin kumandanı da olan Vance D. Brand de bulunuyordu. Brand ve McCandless dışında ekipte pilot Robert L. Gibson ile görev uzmanları olan Robert L.Steward ve Ronald E. McNair yer alıyordu.

Brand’in kumandanlık yaptığı ilk görev olan STS-5 ile ticari uyduların taşınıp yerleştirilmesi planlanmıştı. Uydu yerleştirilmesi başarılı oldu ancak, astronot kıyafetlerindeki problemler sebebi ile planlanan uzay yürüyüşleri yapılamayıp iptal edildi. STS-41b görevinde ise durum tersi oldu. Mürettebatın görevin başında iki iletişim uydusunu yerleştirmeyi başarmasına rağmen iki uyduda da bulunan takviye roketlerin sadece 20 saniye sonra beklenmedik şekilde kapanmasından dolayı bu uydular yere eş zamanlı yörüngeye ulaşamadı. Fakat diğer yandan uzay yürüyüşleri ise olağanüstü bir başarıya ulaştı.

7 Şubat’ta ve daha sonrasında 9 Şubat’ta McCandless ve Steward ‘İnsanlı Manevra Birimlerini” taktılar ve hiç bir yere bağlı olmadan uzayda yürüyüşe çıktılar. Bu İnsanlı Manevra Birimi, yaklaşık 85 cm genişliğinde, 72 cm derinliğinde ve 127 cm uzunluğundaydı. Alüminyum çerçevesi, nitrojen (azot) ile doldurulmuş iki tane kevlar kaplı alüminyum tankı barındırıyordu. Bu da altı saatten uzun bir uzay yürüyüşü için yeterli bir itici güçtü.

McCandless ve Steward, mekikten yaklaşık 100 metre uzaklaştı ve bir çok kere bu mesafeyi gidip döndüler. Hem astronotlar hem de mekik saatte yaklaşık 18,000 mil hızla yol alıyorlardı. Uzay yürüyüşündeki rollerini bir çok kez pratik yapan mekiğin içerisindeki ekip ise, astronotların hareketlerini Challenger’ın radarı ve diğer aygıtlarıyla izlediler.

Eğer uzay yürüyüşü yapan astronotlar arıza sonucu uzaklaşmaya başlasaydı Brand’ın onları takip edip mekiğe manevra yaptırmak gibi bir planı vardı. Bu sayede de McCandless ve Steward, kendilerini güvenli bir şekilde kollara tutunarak manevra yapabilecekleri mekiğin yük bölmesinde bulacaklardı. Neyse ki yürüyüşlerde bu tarz beklenmedik bir durum oluşmadı. Bir fotoğraf tutkunu olan Gibson ise bu yürüyüşün ikonik karelerini fotoğrafladı.

Çeviri: Burcu Ergül Emecan

Kaynak:
https://appel.nasa.gov/2020/02/06/this-month-in-nasa-history-astronauts-make-first-untethered-spacewalk/

Okumaya devam et

Çok Okunanlar