Connect with us

Amatör Astronomi

Teleskop İle Baktığınızda Ne Görürsünüz?

Bu yazıyı yaklaşık 12 dakikada okuyabilirsiniz.

Teleskop, icad edildiği günden bugüne; evreni anlamamızda çığır açmış, bize evrene ait milyonlarca sırrı keşfetme imkanı sağlamış olağanüstü bir “bilimsel araç”tır. Eğer teleskop olmasaydı, şu an evrene ait bildiklerimiz milattan önceki yıllarda bilinenlerden çok da farklı olmayacaktı.

Eskiden, yapımı çok zor olan teleskoplar ancak gerçekten gökbilim ile ilgilenen bilim insanları ve az sayıda çok zengin kişinin sahip olabileceği araçlarken, şu anda gelişen teknoloji sayesinde ucuzladı ve dileyen herkesin erişebileceği konuma geldi. Ancak, aynı zamanda kazançlı bir “pazar” haline de dönüştü.

Artık, teleskop firmaları bilimsel gerçekleri bir kenara bırakarak halka süslü sözler ve bolca yalanla birlikte teleskop satmaya çalışıyor. Bunu kınamıyoruz, tüketim toplumu olmanın doğal bir sonucudur bu. Pazar ekonomisi, size ihtiyacınız olsun veya olmasın bulduğu her şeyi satmaya çalışacaktır. Biz, bu yazıda bir teleskop aldığınızda ne göreceğiniz, ne elde edebileceğinizi açıklamaya çalışacağız.

Andromeda Galaxy Mehmet Ergün

Teleskop alanlar, çıplak gözle görülebilen Andromeda galaksisine baktığında bu görüntüyü görebileceğini sanıyor (Fotoğraf telif: Mehmet Ergün)

 

Lütfen öncelikle veya bu yazıyı bitirdikten sonra, teleskoplarla ilgili şu yazılarımızı okuyun. Bunları okumadan teleskop almaya kalkışmayın:
1 Temel Bilgiler | 2 Mercekli Teleskoplar | 3 Aynalı Teleskoplar

Firmaların pazarlama stratejilerinin en önemli kısmı, teleskop satın alan bireyin ayaklarının altına gökyüzünün serileceği yönünde. Bu pazarlama yöntemi o kadar başarılı oldu ki, teleskop satın alanların büyük kısmı objektiften baktığında gezegenlerin, galaksilerin gözlerinin önüne serileceğini sanıyor. Oysa gerçekler öyle değil!

İnsan gözü, ışık algılamada çok başarılı bir organ değildir. Evrimsel süreçte gündüzleri güçlü Güneş ışığı altında renkli ve iyi görmeye, geceleri ise soluk Ay ışığı altında siyah beyaz ve kabaca görmeye programlanmıştır. Geceleri gökyüzünde görülen yıldız, gezegen, nebula ve galaksilerin ışığı ise, Ay’dan (cismin parlaklığı ve uzaklığına göre) yüzlerce, binlerce, onbinlerce defa daha soluktur.

Teleskop

Standart 20-26 mm göz merceği ile; küçükten büyüğe (800 liralıktan 8 bin liralığa) 4 farklı teleskopla bakıldığında Andromeda Galaksisi.

 

Yani, 1 trilyon yıldızdan oluşan, bize en yakın (2.4 milyon ışık yılı) büyük galaksi olan devasa Andromeda‘nın ışığı bize o kadar soluk biçimde gelir ki, çıplak gözle gökyüzünde güç bela seçmemiz mümkün olur. O galaksiye teleskopla baktığımızda ise, baktığımız teleskobun açıklığına (ayna – mercek çapı) göre gözümüze gelen ışık miktarı evet, biraz daha artar.

Ancak bu artış, bir dolunayın bize sağladığı ama renkli görmemize yetmeyen ışıktan çok çok daha azdır. Teleskobun büyüklüğünden bağımsız olarak, gözümüzün böylesi düşük ışığı algılama yetersizliği nedeniyle, ne yaparsanız yapın teleskobun göz merceğinden baktığınızda fotoğraflarda gördüğünüz rengarenk ve ışıltılı Andromeda görüntüsünü göremezsiniz.

Evet, isterseniz uzaya çıkıp Hubble Teleskobu‘nun objektifine gözünüzü dayayın, görebileceğiniz tek şey soluk sisli bir görüntü olacaktır. İnsan gözü, böylesi düşük seviyede gelen ışıktaki renkleri algılayabilecek düzeyde değildir!

Teleskop Saturn Satürn Levent Aydın

Standart 20-26 mm göz merceği, ışık kirliliğinden uzak bir yer ve çok temiz havada 4 farklı büyüklükte (800 liralıktan 8 bin liralığa) teleskopla bakıldığında Satürn (Ortadaki astrofotoğraf: Levent Aydın)

 

1900’lü yıllara kadar dev teleskoplar ile Andromeda bilim insanlarınca izlenmiş olmasına rağmen, onun bir galaksi olduğunun anlaşılamamasının en büyük nedeni budur. Çünkü, 1900’lü yıllara kadar gökyüzü gözlemleri hep çıplak gözle yapıldı. Dev bir teleskoptan da baksanız, gözünüz detayları seçemez. O nedenle cebinizdeki para ne olursa olsun, aldığınız teleskoba gözünüzü dayadığınızda gökyüzü rengarenk ve ışıl ışıl ayaklarınızın altına serilecek sanmayın. Ayrıca işin bir sıkıntılı yönü daha (teleskop kullanmayı öğrenmek) var ki, onu da yazının ilerleyen bölümlerinde anlatıyoruz.

Aynı şey, gezegenler için de öyledir. Satürn gezegeninin halkaları küçük bir teleskopla bile ayırd edilebilir ancak, ayırma gücünün bir limiti vardır. Asla Satürn’ün halkalarının detaylı yapısını, Satürn’ün bulut sistemlerini göremezsiniz. Tüm görebileceğiniz, sarımsı soluk bir gezegen ve sarımsı soluk tek parça bir halka yapısıdır.

Jüpiter gezegeni de internette ve belgesellerde gördüğünüz görüntülerden aşina olduğunuz üzere yüzeyinde rengarenk fırtınalar kopan, çok detaylı halka biçimli bulut oluşumları olan bir gezegendir. Teleskopla bu gezegeni gözlemlediğinizde yine ne yaparsanız yapın teleskobun göz merceğinden bakarak bu bulut oluşumlarının renklerini göremezsiniz. Gezegenin tümünü kaplayan fırtına bulutlarını ancak çok soluk biçimde ve dikkatlice baktığınızda farkedebilirsiniz.

Teleskop

En yakın olduğu zamanda, yüksek büyütme gücü sağlayan 6 veya 9 mm göz merceği ile, ışık kirliliğinden uzakta, çok temiz havada küçükten büyüğe (800 liralıktan 8 bin liralığa) 4 farklı teleskopla bakıldığında Mars.

 

Burada, baktığınız teleskobun gücünün önemi yoktur. İster 800 liralık 7 cm çaplı mercek çaplı teleskopla, isterseniz 20 bin liralık 20 cm ayna çaplı bir teleskopla gözlemleyin, renkleri gözleriniz algılayamaz.

Çıplak gözle bile görülebilen Orion Nebulası‘na güçlü bir teleskopla baktığınızda görebileceğiniz tek şey, siyah beyaz, puslu bir bulut oluşumudur. Gözünüz bulutsudaki detayları asla ama asla seçemez. 30 cm ayna çaplı muhteşem bir teleskobunuz dahi olsa, göz merceğinden baktığınızda göreceğiniz şey budur.

Ayrıca teleskoplar kolay kullanılan cihazlar değildir. Kullanmayı öğrenmek için gerçekten çok çalışmanız, pratik yapmanız, gecelerinizin önemli bir bölümünü teleskopla gözlem yapmaya alışmak ve tecrübe kazanmak için geçirmelisiniz. Teleskopla gökcisimlerini bulmak, takip etmek oldukça güçtür. Orada gözünüzün önünde duruyordur ama, teleskobu yönlendirip göz merceğinden görene kadar hayatınızdan bezebilirsiniz.

gitar-calmak-188716

Çok iyi, çok kaliteli, çok pahalı bir gitar almak, sizi gitarist yapmaz. En basit şarkıyı çalmak için bile çalışmanız, iyi gitar çalmak için ise çok fazla çalışmanız gerekir. Teleskopla gözlem yapmak da, buna çok benzer: Çok iyi bir teleskop alarak çok iyi bir gözlemci veya amatör astronom olamazsınız.

 

Bu, tıpkı gitar çalmayı öğrenmek için pratik yapmaya benzer. Pratik yapmazsanız, akorların ve notaların yerlerini bilmeniz bir işinize yaramaz; çalamazsınız. Eğer az pratik yapan biriyseniz, sadece Akdeniz Akşamları‘nı çalabilirsiniz. Fakat yeterince pratik yaparsanız, Rodrigo’nun Gitar Konçertosu‘nu çalabilirsiniz. Gitar aynı gitar, ne kadar kaliteli olduğunun önemi yok.

Önemli olan, sizin ne kadar iyi ve sıkı çalıştığınız. Eğer Rodrigo’nun Gitar Konçertosu’nu çalabilecek duruma gelmişseniz; “daha iyi bir gitar alayım da, sesi daha iyi çıksın” deme hakkına sahip olursunuz. Aksi halde, Akdeniz Akşamları’na devam…

Takip sistemi olmayan teleskoplarda, görüntüyü göz merceğini değiştirerek büyüttüğünüzde, Dünya’nın dönüşü nedeniyle baktığınız gök cismi hızla görüş alanınızdan çıkacaktır. Örneğin, Satürn’ü detaylı biçimde incelemek için yüksek büyütme oranına sahip bir göz merceği kullanıyorsanız, teleskobu aralıksız sürekli yönlendirmek, Satürn’ü takip etmek zorundasınız. 30 saniye bile boş bırakıp bir su içmeye gidip geldiğinizde izlediğiniz gezegen görüş alanınızdan çıkmış olacaktır. Tekrar bulmanız ve tekrar takip etmeye başlamanız gerekir.

Takip sistemi olmayan çok güçlü bir teleskop ile, yüksek büyütme oranında Ay’ın kraterlerini incelemek istediğinizde, üstteki durum ile karşılaşırsınız. Ay, hızla görüş alanınızdan çıkar. Aynı durum, gezegenler, yıldızlar, nebulalar ve galaksiler için de geçerlidir. 

Takip sistemine (go-to) sahip teleskoplar ile görüntüyü sabit tutmak daha kolaydır. Ancak, bu teleskopları “her çalıştırdığınızda” kalibre etmeniz gerekir ki, teleskop takip yapabilsin. Bu kalibrasyon da 2 dakikalık bir iş değildir. En az yarım saatinizi, hatta bazı durumlarda 1 saatinizi teleskobu ayarlamak için harcamanız gerekir. O kalibre ettiğiniz teleskoba biri ayağını veya elini çaptığında yerinden minicik de olsa kımıldayacak ve yaptığınız tüm kalibrasyon boşa gidecek, tekrar yapmak durumuda kalacaksınız, bunu da bilin. Elbette, sıklıkla kullanıp tecrübe kazandıkça bu süre düşecektir ve teleskobu yerinden hiç oynatmamayı öğreneceksiniz.

GPS özellikli teleskoplarda elbette bu sorun (çarpmadığınız, kımıldatmadığınız sürece) yoktur. Otomatikman kalibrasyonunu yapar ve -çoğunlukla- dilediğiniz gökcismine yönelir. Ancak, yukarıda anlattığımız siyah beyaz ve soluk görüntüleme durumu bu teleskoplar için de geçerlidir. Çünkü sorun teleskop değil, gözlerinizdir. İnsan gözü, gökcisimlerinden gelen soluk ışınları renkli ve detaylı biçimde algılayamaz (evet, bunu çok tekrarlıyoruz).

Peki, internette, belgesellerde gördüğünüz rengarenk, çok detaylı fotoğraflar nedir? Bunları sonradan mı renklendiriyorlar?

Hayır, o fotoğrafların adı “astrofotoğraf“, çeken kişiler ise “astrofotoğrafçı“dır. Burada, fotoğraf makinalarının insan gözünün aksine “uzun süre” ışık toplayabilme ve böylece renkleri algılayabilme yeteneğinden yararlanılır. Uzun pozlama dediğimiz bu yöntem ve beraberinde kullanılan çekim teknikleri ile, saatler süren uğraşlar sonunda o görüntüler elde edilir.

Teleskop

Solda, 10 cm ayna çaplı pahalı ve kaliteli (marka ve modeline göre 5 bin lira ile 15 bin lira arasında satılan) bir teleskopla, göz merceğinden baktığınızda Orion Nebulası’na ait görebileceğiniz en iyi görüntü. Sağda ise, aynı teleskopla, aynı görüntünün bir astrofotoğrafçı tarafından fotoğraf makinası ile birkaç saat süren pozlama sonucu alınmış “gerçek” renkli görüntüsü.

 

Gökcisimlerinin detaylarını görüp anlamlandırmaya, teleskop ile fotoğraf makinasının entegre olmaya başladığı 1900’lü yıllardan sonra kavuştuk. Bu sayede, çıplak gözle göremediğimiz detayları farketmeye başladık.

Uzun pozlamayı, fotoğrafçıların geceleri yaptıkları çekimler gibi düşünebilirsiniz. Geceleri çıplak gözle baktığınızda sıradan görünen bir şehir, iyi bir fotoğrafçının uzun pozlaması sonucunda hayallerinizi süsleyen ışıl ışıl bir yere dönüşür. Ancak, astrofotoğrafçılık karasal fotoğrafçılıktan daha çetrefillidir ve çok daha fazla zaman harcamanız gerekir.

Örneğin bir astrofotoğrafçının rengarenk ve detaylı bir Orion Nebulası veya Jüpiter fotoğrafı  çekmesi saatlerini, hatta bazen bütün gecesini alır. Daha hassas görüntüleme yapmak isteyen usta astrofotoğrafçılar için bu süre kimi zaman günler ve haftalar boyunca sürebilir. Dahası var; internette gördüğünüz, astrofotoğrafçılarca çekilmiş çok güzel derin uzay gökcismi fotoğraflarının bir kısmının fotoğraflanması aylar sürmüştür.

Bu ise profesyonel astronomların evreni incelemek için kullandığı milyonlarca dolar değerinde 100 cm yani 1 metre ayna çaplı teleskop ile en yakın nebulaya göz merceğinden baktığınızda ne göreceğiniz. Altta sağdaki görüntü böylesi dev bir teleskopla çıplak gözle baktığınızda göreceğiniz en iyi görüntüdür. Sol tarafta ise aynı görüntünün sıradan bir DSLR fotoğraf makinası ile 5 dakikalık uzun pozlama sonrası nasıl renklendiğini görüyorsunuz. (Tüm fotoğrafların telifi: Mehmet Ergün)

 

Ve bu arada, teleskop alırken satıcıların söylediği; 500 kat büyütür, 800 kat büyütür, 1000 kat büyütür gibi sözlere de kanmayın. Çok iyi, çok pahalı ve çok kaliteli bir teleskopla, ışık kirliliğin hiç olmadığı, atmosferin bozucu etkilerinin en aza düştüğü 2 bin metre yükseklikteki bir dağda, çok temiz bir havada; en fazla 300-400 kat büyütme sağlayabilirsiniz. Evet, daha fazla da büyütebilirsiniz, göz merceğini değiştirerek herhangi bir teleskopta yapacağınız büyütmenin teorik sınırı yoktur. Ancak, bunu her yaptığınızda görüş açınızdan ve detaylardan aşırı derecede feragat edersiniz.

Teleskop alırken, bu bilgiler ışığında hareket edin. Teleskop alırken “ne kadar uzağı görürüm?” sorusu anlamsızdır. “Ne kadar yakınlaştırır?” sorusu anlamsızdır. “Mars’ı görür müyüm?” sorusu anlamsızdır. Bu sorular, tıpkı gitar alırken; “bununla Akdeniz Akşamları mı çalınır, Rodrigo’nun Gitar Konçertosu mu?” sorusunu sormaya benzer. Cevap bellidir; “o gitarı yerine koy, sana bir fülüt verelim”...

Unutmayın GalileoHerchel, Messier ve Newton gibi olağanüstü bilim insanları; gökyüzünde muazzam keşiflere, şu anda çocuklar için marketlerde kasanın yanında oyuncak kutusu içinde satılan ve çoğu kişinin aldıktan sonra “bu mu görünüyormuş yahu!” diye burun kıvırdığı teleskoplardan, hatta herkesin kolaylıkla sahip olduğu dürbünlerden çok daha kötüleri ile imza attılar.

İyi bir gitarist olmak için iyi bir gitar almak gerekmediği gibi, iyi bir astronom olmak için de iyi bir teleskop gerekmez. Ve bu arada, “Kaç para ulen bi fülüt!” diye sormayın.

En iyi teleskop, marka ve modelden bağımsız olarak; verebileceğiniz maksimum paranız neyse, o paraya satılan teleskoptur. Daha ucuz ama, pahalısı kadar kaliteli bir teleskop yoktur, çünkü teleskop bilimsel bir cihazdır.

Zafer Emecan

Kapak fotoğrafı: Olimpos Gökyüzü ve Bilim Festivali teleskop gözlem sorumlusu ve eğitmenimiz Şükran Gezek Dizici’nin Gürol Demirutku tarafından, eğitim başlangıcında teleskobu ayarlarken çekilmiş bir fotoğrafı.
2017 yılı başında yayınlanan bu yazımız, geliştirilip detaylandırılarak tekrar yayına sunulmuştur.


Amacınıza en uygun ve en kaliteli teleskop ya da dürbünü, en uygun fiyata sadece Gökbilim Dükkanı‘nda bulabilir, satın alma ve kullanım sürecinde her zaman bize danışabilirsiniz.
GÖKBİLİM DÜKKANI’NA GİT

Amatör Astronomi

Kuğu Takımyıldızı (Cygnus)

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 2 dakikada okuyabilirsiniz.

Kuğu Takımyıldızı, gökyüzünün en bilinen ve astronomi gözlemlerinde yön tayini için sıkça kullanılan takımyıldızlardan biridir.

Yaz aylarında, gece gökyüzüne bakarsanız eğer, tam tepenizde kanatlarını açmış güneye doğru uçan devasa ve bir o kadar da heybetli bir kuş görürsünüz. Hemen yanı başında yer alan Kertenkele (Lacerta) Takımyıldızı’ndan kaçar gibi bir hali olan bu dev kuş, Kuğu (Cygnus) Takımyıldızı’dır ve kuzey yarımkürenin en parlak takımyıldızlarından biridir.

Bizden bir hayli uzakta yer alıyor olmasına rağmen gökyüzünün en parlak 19. Yıldızı olan Deneb Yıldızı, Kuğu’nun kuyruğunda yer almaktadır. Zaten adı da bu yüzden Deneb’dir, çünkü Deneb Arapçakuyruk” anlamına gelmektedir.

Yaz Üçgeni, yaz aylarının en belirgin gökyüzü desenidir.

 

Deneb, milyonlarca yıl içerisinde bir süpernovaya dönüşerek yok olacağı düşünülen, çok büyük boyutlarda ve bir o kadar da parlak beyaz rengiyle kendini gösteren bir dev yıldızdır. Deneb ayrıca, Kuğu Takımyıldızı’nın komşusu olan Lir Takımyıldızı’ndaki Vega ve Kartal Takımyıldızı’ndaki Altair’le birlikte yaz üçgeninin köşelerini oluşturan yıldızlardan biridir. Debeb yıldızının tam karşı noktasında yani Kuğunun kafasının bulunduğu yerde Albiero Beta yıldızı yer almaktadır. Kappa Kuğu ve Mü Kuğu yıldızları ise sağlı sollu olarak Kuğunun kanatlarını oluşturan yıldızlardır.

Kuğu takımyıldızı, arkaplanında görülen Samanyolu Gökadası şeridi nedeniyle bir hayli zengin bir içeriğe sahiptir. Bu sebeple bu bölgeye basit dürbün ile baksanız bile rahatlıkla göz alabildiğine sayısız yıldız bulutları ile karşılaşabilirsiniz.

Eski dönemlerde insanlar yıldızların dizilimlerini bir şeylere benzetme konusunda oldukça yaratıcıydılar. Kuğu Takımyıldızı da bu yaratıcı benzetimlerin güzel bir örneğidir.

 

Samanyolu Gökadası, tam olarak Kuğu Takımyıldızının yer aldığı noktada ikiye ayrılır ve iki ayrı kol olarak gökyüzünde yoluna devam eder. Gökadanın bu noktada bu şekilde görünüyor olmasının en temel sebebi, arka planda yer alan yıldızları gölgeleyen ve “Büyük Çöküntü” adı ile de bilinen devasa toz bulutlarının bu bölgedeki varlığıdır.

Kuğu Takımyıldızında yer alan ve bilinen en meşhur derin uzay cisimleri; Kuzey Amerika Bulutsusu (NGC 7000), Pelikan Bulutsusu (IC 5067) ve elbette ki Peçe Bulutsusu‘dur

Hazırlayan: Sinan DUYGULU

Okumaya devam et

Amatör Astronomi

Kömür Çuvalı Bulutsusu (Caldwell 99 / Coalsack Nebula)

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 5 dakikada okuyabilirsiniz.

Kömür Çuvalı Bulutsusu, soğurma bulutsuları olarak da adlandırılan karanlık bulutsular grubuna dahildir. 109 uzay cisminin kataloglandığı ve Messier Kataloğu’nun tamamlayıcısı olarak hazırlanan Caldwell Kataloğu’nda C99 koduyla yerini almıştır.

Kömür Çuvalı (Coalsack) Bulutsusu, geceleyin gökyüzüne baktığımızda siyahlığıyla en belirgin bir bulutsu olarak karşımıza çıkar. Dünyamızdan 180 parsek (590 ışık yılı) uzaklıkta yer alan bu meşhur bulutsu; Güney Haçı (Crux) Takımyıldızı’nın bize göre güneydoğu kısmında yer alır ve Centaurus (Erboğa) ve Musca (Sinek) takımyıldızları ile de komşudur.

Fotoğraf Telif: ESO 1539b

 

Kömür Çuvalı Bulutsusu, insanlık tarihini de içine alan bir zaman diliminde, özellikle Güney Yarımküre göklerini süslemiş ve coğrafi keşiflerde kayıtlara geçirilene kadar birçok kültürün mitolojik anlatılarında yer etmiştir.

Avustralya’daki Aborjinlere göre bu nebula, gökyüzündeki “emu“ların (büyük, uçamayan bir kuş) lideri vasfındadır. Bir başka Avustralya halkı Wardamanlılara göre bu bulutsu, özellikle şekli itibariyle bir yargıcın başı ve omuzları olarak yorumlanmış ve bu yargıç, geleneksel yasaları her daim gözetlemiştir.

Avustralyalı bir yazar olan W. E. Harney’e göre Utdjungon adı verilmiş olan bu yargıç; aynı zamanda geleneksel yasalara bağlı kalındığı müddetçe yeryüzünü yok edecek olan ateşli bir yıldızın hiddetinden insanları korumaktadır. Avustralya’dan epey uzakta, Güney Amerika’daki İnkalar ise Kömür Çuvalı Bulutsusu’nu, bir tür keklik gibi düşünebileceğimiz, o bölgeye özgü tinamulara benzetmişler ve Yutu adını vermişlerdir.

Kömür Çuvalı Bulutsusu’nun emu ile olan benzerliğini ifade eden bir görsel. (Görsel Telif: abc.net.au)

 

Kristof Kolomb’un, Amerika’yı keşif yolculuğunda bulunurken filosuna ait gemilerden Nina’da kaptanlık yapan İspanyol denizci Vicente Yáñez Pinzón; 1499 yılında bu bulutsuya dair ilk gözlemi ve kaydı oluşturmuştur. Bir başka denizci ve kâşif Amerigo Vespucci tarafından ‘’il Canopo fosco’’ (İt. Kasvetli Canopus) olarak adlandırılmış ve Magellan Bulutları’nın zıttı bir yapı olarak düşünmüş olduğundan –biliyoruz ki Magellan Bulutları, göz alıcı parlaklığa sahip, birer cüce galaksilerdir– “Magellan’s Spot, Black Magellanic Cloud” (Kara Magellan Bulutu) olarak da ifade edilmiştir.

Kömür Çuvalı Bulutsusu’nun içeriğinde, birçok karanlık bulutsuda gözlemlediğimiz element ve bileşiklere rastlarız. Bunlar; donmuş su, azot, karbonmonoksit ve diğer basit organik moleküllerdir. Karanlık bulutsular; oldukça yoğun yapıda oldukları için içlerinden görünür dalga boyundan ışık geçemez ve kızılötesi dalga boyunda yapılan gözlemler sayesinde içeriğine ve ardındaki yapılara dair bilgi edinilebilir.

Bu bulutsunun ne kadar karanlık olduğunu anlamak için 1970’lerde Finlandiyalı gökbilimci Kalevi Mattila deneysel bir çalışma yayınlamış ve Samanyolu’nun parlaklığının onda biri kadar olduğunu tahmin etmiştir. Adeta dökülmüş bir mürekkep koyuluğundaki bu bulutsunun içerisinden, arkasındaki bazı yıldızların ışığı geçmeyi başarmış ve bu da yeni ESO görüntüsünde ve modern teleskoplarla yapılan diğer gözlemlerde ortaya çıkarılmıştır. Bu bulutsunun arkasında da zengin bir yıldız kümelenmesi olduğu bu sayede bilinmektedir. Bulutsu içerisinden geçerek gelen ışık bir miktar değişime uğramaktadır.

Kömür Çuvalı Bulutsusu’nun Uzun Pozlamayla Çekilmiş Bir Fotoğrafı (Fotoğraf Telif: astrophoton)

 

Görüntüde gördüğümüz ışık normalde olduğundan daha kırmızı görülmektedir. Bunun nedeni karanlık bulutsulardaki toz parçacıklarının yıldızlardan gelen ışıktaki mavi ışığı, kırmızı ışığa göre daha çok soğurması, yıldızları normalde göründüklerinden daha koyu kırmızı halde göstermeleridir. Kömür Çuvalı Bulutsusu, elbette varlığını bu şekilde karanlık bir toz ve gaz yığını olarak sürdürmeyecek; önümüzdeki milyon yıllar içinde devasa boyutlarda yıldızların, orta ölçekli yıldızların meydana geldiği ve belki de bu yıldızların oluşturduğu gezegen sistemlerine ev sahipliği yapan ışıltılı bir yapı hâline gelecek.

Yazarın Notu: Türkçemize İthaki Yayınları tarafından kazandırılmış olan, Jerry Pournelle ve Larry Niven’ın ünlü “Tanrı’nın Gözündeki Zerre” (Çev. Kerem Sanatel, 2020) adlı eseri, bu içeriği yazmamda bana ilham vermiştir. İnsanlığın 3000’li yıllarını yaşadığı ve uzayda imparatorluklar kurduğu bir gelecekten bahseden bu romanda; Kömür Çuvalı Bulutsusu, kapüşonlu bir kişinin silüeti olarak tasvir edilir ve oradaki parlak iki cisimde (biri yıldız, diğeri gezegen) uzaylıların varlığından insanlar emin olur ve onlarla ilk temas için harekete geçerler…

Yazar: Volkan Yılmaz
Editör: Kemal Cihat Toprakçı

Kaynaklar ve Referanslar: 

  1. Alındığı Tarih: Ocak 27, 2021, Alındığı Yer: http://www.bulutsu.org/evreninharitasi/darknebs.php
  2. [email protected] Bir Çuval Dolusu Kozmik Kömür – Kömür Çuvalı Bulutsusu’na yakından bakış. Alındığı Tarih: Ocak 27, 2021, Alındığı Yer: https://www.eso.org/public/turkey/news/eso1539/
  3. Coalsack Nebula. Alındığı Tarih: Ocak 29, 2021, Alındığı Yer: https://en.wikipedia.org/wiki/Coalsack_Nebula#cite_ref-6
  4. Caldwell catalogue. Alındığı Tarih: Ocak 28, 2021, Alındığı Yer: https://en.wikipedia.org/wiki/Caldwell_catalogue

İleri Okumalar İçin Kaynaklar:

  1. Dekker, E., (1990). The Light and the Dark: A Reassesment of the Discovery of the Coalsack
    Nebula, the Magellanic Clouds and the Southern Cross, Annals of Science, 47, 529-560.
  2. Henry, R., C., Holberg, J., B., & Murthy, J., (1994). Voyager Obervations of Dust
    Scattering Near the Coalsack Nebula, The Astrophysical Journal, 428, 233-236.
  3. Kerr, F., & Garzoli, S., (1968). A Search for Hydrogen in the Southern Coalsack, The
    Astrophysical Journal, 152, 51-59.

Okumaya devam et

Amatör Astronomi

Akrep Takımyıldızı (Scorpius)

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 4 dakikada okuyabilirsiniz.

Akrep Takımyıldızı Yay ve Terazi burçlarının arasında, ufka yakın ve enlemesine konumlanmış bir takımyıldızdır. Bu yazımızda onun hikayesinden, ilginç özelliklerinden, içerdiği önemli gök cisimlerinden bahsedeceğiz…

Bazı takımyıldızlar farklı kültürlerde çeşitli isimler ile anılırken Akrep Takımyıldızı için bu durum geçerli olmamıştır. İsmi konusunda genel olarak kültürler arası bir söz birliğinden bahsetmek mümkündür. Sadece eski Türkler ‘’Kuyruklu’’ ya da ‘’Uzun Kuyruklu’’ olarak isimlendirmiştir.

Bu takımyıldız ile ilgili eski hikayelerin ve anlatıların hemen hemen hepsi Orion’a (Avcı) bir atıf içermektedir. Klasik mitolojiye göre Avcı ile Akrep arasında ezeli bir husumet vardır. Zeus’un eşi Baş Tanrıça Hera, Avcı’nın kendini beğenmişliğinden ötürü onu cezalandırmak için Akrep’i görevlendirmiş ancak yaptıkları savaşta Avcı Akrep’i mağlup ederek, tabiri caizse ‘’bir daha gözüme görünme’’ diyerek çok uzaklara sürgün etmiştir. Bu öyle bir sürgün olmuştur ki gökyüzünde hiçbir zaman aynı anda görünmemektedirler. Ama yine de bu ebedi kovalamaca devam etmektedir; Avcı doğarken Akrep batmakta, Akrep batarken Avcı doğmaktadır…

Görsel Kaynağı: Constellation of Words

 

Ne zaman nereye bakacağımızı bilmek gökyüzü gözlemciliğinin altın kuralıdır. Akrep de Temmuz – Ağustos aylarında güneş battıktan hemen sonra güney ufkunda kendini gösterir. Avcı ile olan husumetinden ötürü geç saatlere kadar kalamayacağını tekrar hatırlatalım.

Akrep Takımyıldızı 47 üyeden oluşmakta olup, aralarından bazıları adını verecek kadar yüksek kadir seviyesinde (< 3) parlak olarak tanımlanır. Bu minvalde Akrep’e şeklini ve dolayısıyla ismini veren bazı önemli yıldızlar aşağıdaki gibidir:

  • Antares / 1,05
  • Shaula – λ Scorpii (Lambda Scorpii) /  1,60
  • Lesath – u Scorpii /  2,70
  • Acrab (Graffias) – β Scorpii (Beta Scorpii) /  2,60
  • Dschubba – δ Scorpii (Delta Scorpii) / 2,35
  • Sargas – θ Scorpii (Theta Scorpii) / 1,85
  • ε Scorpii (Epsilon Scorpii) /  1,85
  • Girtab – κ Scorpii (Kappa Scorpii) /  2,35
  • Alniyat – t Scorpii /  2,80

Yaklaşık 2000 yıl kadar önce Terazi burcunun bazı üyeleri de bu takımyıldız dahilinde sayılırdı. Ancak zaman içinde tüm gök cisimleri uzayda hareket ederek konumlarını değiştirirler. Bu konum değişimine bağlı olarak da takımyıldızların şekilleri ile isimleri arasında tutarsızlıklar görülebilir. Akrep’ten Terazi’ye kayan yıldızların isimleri, burada da aynı durumun geçerli olduğunu göstermektedir. Daha önceden Akrep’te yer alıp şu an Terazi’de bulunan, bin yıllar alan süreçte bu bölgenin çehresini değiştiren yıldızlar şunlardır:

  • Zubeneschamali (Kuzey Kıskacı) – Arapça
  • Zubenelgenubi (Güney Pençe) – Arapça
  • Brachium (Kol) – Latince

Akrep’in Yüreği Antares

Akrep Takımyıldızından bahsederken Antares’e değinmeden geçmeyelim. Antares gökyüzünün en parlak 15. yıldızı, takımyıldızının ise en parlak yıldızıdır. Dolayısıyla bu yönde yapılacak gözlemlerde önemli bir referans noktasıdır. Ömrünün son demlerine gelip kırmızı dev aşamasında olan Antares’i bizatihi diğer yıldızlardan ayırt etmek oldukça kolaydır. Kızılımtırak rengi bize Mars gezegenini hatırlatır. Zaten adı da Mars ile bağlantılıdır. Mars gezegeninin eski Grekçede adı Ares iken Antares de ‘’Anti-Ares’’ birleşimiyle isimlendirilerek, isminde hem benzerlik hem de karşıtlık barındıran tek yıldız olmuştur.

Akrep Takımyıldızı’nda Antares’in konumu.

 

Antares’in takımyıldızdaki konumu, bildiğimiz akrep hayvanının kalbinin vücudunda bulunduğu anatomik pozisyona benzerlik göstermektedir. Hem bu benzerlik hem de takımyıldızdaki en parlak yıldız olmasından ötürü Antares ‘’Akrep Kalbi’’ olarak unvan almıştır.

Bunların yanı sıra Akrep Takmıyıldızı uygun gözlem şartları altında basit bir dürbünle bile gözlemlenebilecek baş kısmında M4 ve M80, iğne/kuyruk kısmında Kelebek Kümesi ve Ptolemy/Batlamyus Kümesi gibi önemli gök yapılarını ihtiva etmektedir.

Bu güzellikler için serin yaz akşamlarında gözünüzü güney semadan ayırmayın…

Hazırlayan: Umut Can Güven
Editör: Kemal Cihat Toprakçı

Kaynaklar ve Referanslar: 

  1. Gökyüzünü Tanıyalım, M. Emin Özel, Talat Saygaç, Tübitak, 2018
  2. https://starregistration.net/constellations/scorpius-constellation.html

Okumaya devam et

Amatör Astronomi

Sigma Octantis: Güney Yarımkürenin Kutup Yıldızı

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 7 dakikada okuyabilirsiniz.

Sigma Octantis, Güney Yarımkürede tıpkı Kuzey Yarımküredeki Kutup Yıldızının kuzey kutbu üzerinde yer alması gibi, güney kutbu üzerinde yer alan sabit bir yıldızdır.

Bizim gibi kuzey yarımkürede yaşayan insanların yüzyıllardır kolayca yön bulmasına yarayan Kutup Yıldızı (Polaris veya Türkçesi Demir Kazık), Dünya’nın yaklaşık 23 derecelik dönüş ekseniyle neredeyse aynı hizada yer alır. Yani dünyanın tam ortasından bir çizgi çekip, bu çizgiyi 23 derece eğik olacak şekilde hayal ederseniz, çizginin bir ucunun bitişine yakın bir noktaya Polaris Yıldızı denk gelir. Bu nedenle dünya kendi ekseni etrafında dönmeye devam ettiğinde dahi, kuzey yarımküreden bakıldığında bu yıldız daima sabit duruyormuş gibi gözükür.

Ancak bu durum kutup yıldızının sonsuza dek Dünya’dan sabit görüneceği anlamına da gelmiyor. Çünkü dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüşünün yanı sıra bir de presesyon (yalpalanma) hareketi var. Bunu da zaman içinde enerjisi tükenen bir topacın durmaya yakın bir zamanda yaptığı yalpalanma hareketi ile gözünüzde canlandırabilirsiniz. İşte bu presesyon hareketi zaman içerisinde dünyanın dönüş ekseni noktalarının değişmesine neden olur.

Ancak bunun için endişe etmemize gerek yok, çünkü bu presesyon hareketi görece yavaş biçimde devam ediyor. Yine de bu yalpalanma hareketi nedeniyle bundan yaklaşık 13.000 yıl sonra kuzey yarımküre kutup yıldızının Vega olarak değişeceğini de söylemek gerekiyor. Dünya, bu presesyonun bir tam turunu yaklaşık 25.800 yılda tamamlıyor.

Şili, Atacama'dan yaklaşık 2 saatlik pozlamayla elde edilmiş bir yıldız izi çalışması. (Kaynak: https://www.astrobin.com/245069/)

Güney yarımkürede bulunan Şili, Atacama’dan yaklaşık 2 saatlik pozlamayla elde edilmiş bir yıldız izi çalışması. Burada merkezdeki görünmeyen yıldız Sigma Octantis’tir. (Kaynak: https://www.astrobin.com/245069/)

Kutup yıldızının gökyüzündeki sabit duruşunu, yıldız izi fotoğraf çalışmalarında etkileyici biçimde gözlemleyebiliyoruz. Bu fotoğraf çalışmalarında kutup yıldızı hariç diğer bütün yıldızların hareket ettiğini, diğer tüm yıldızların kutup yıldızı etrafında döndüğünü görüyoruz. Elbette yıldızlar aslında hareket etmiyor, bu yıldız izleri Dünya’nın hareketi nedeniyle oluşuyor.

Peki, güney yarımküreden elde edilen yıldız izi fotoğraf çalışmalarına ne demeli? Bu fotoğraflarda da sabit bir yıldız ve etrafında hareket eden yıldızlar görüyoruz. O halde bu, güney yarımkürede de sabit ve yön belirten bir yıldızın varlığı anlamına mı geliyor?

Gerçek şu ki, güney yarımkürede de Dünya’nın dönüş ekseniyle neredeyse aynı eksende bulunan sabit bir yıldız bulunuyor. Ancak bu yıldız ile bizim kutup yıldızımız arasında önemli farklılıklar var. “Sigma Octantis”, “Polaris Australis”, “σ Oct” ve “σ Octantis” adlarıyla geçen bu yıldız Octans ya da Türkçe adıyla Sekizlik takımyıldızında bulunuyor. 5.47 kadir parlaklığıyla Sigma Octantis, gökyüzünde 1.95 kadire sahip Polaris’ten yaklaşık 25 kat daha sönük görünüyor.

Sekizlik Takımyıldızı ve daire içerisinde Sigma Octantis yıldızı…

Yani güney yarımkürede yaşayan insanların, Kutup Yıldızı ile yön bulmak konusunda bizim kadar şanslı olmadıkları söylenebilir. Çünkü Sigma Octantis’ten 25 kat daha parlak olan Polaris bile, yıldız parlaklıkları sıralamasında 50. sırada yer alıyor. Yani kutup yıldızı Polaris, normal şartlarda gökyüzündeki diğer yıldızlarla kıyaslandığında oldukça sönük bir yıldız olarak görülüyor. Bu kıyaslamadan, Sigma Octantis’in çıplak gözle fark edilmesinin ne kadar zor bir hedef olduğunu anlayabilirsiniz.

Bununla birlikte, yıldız izi fotoğrafları çekerken astrofotoğrafçılar, uzun pozlama tekniğini kullanır. Bu da aslında olduğundan daha sönük gözüken bazı cisimlerin fotoğraf üzerinde daha parlak gözükmesini sağlar. O nedenle güney yarımküreden çekilen yıldız izi fotoğraf çalışmalarında güneyin kutup yıldızını daha rahat bir biçimde görebiliyoruz.

Peki, Sigma Octantis neden dünyadan bu kadar sönük gözüküyor?

Kuzeyin kutup yıldızı Polaris bizden 430 ışık yılı uzaklıktayken, güneyin kutup yıldızı Sigma Octantis yaklaşık 270 ışık yılı uzaklıkta bulunuyor. Yani F tayf türünden bir anakol yıldızı olan Sigma Octantis, Polaris’ten çok daha yakında olmasına rağmen daha sönük bir yıldızdır.

F tayf tipi anakol yıldızları, Güneş’ten bir miktar daha fazla kütleye sahiptirler ve doğal olarak çok daha parlaktırlar. Sigma Octantis’in kütlesi Güneş’in yaklaşık 1.6 katı kadardır ve bu sayede ışınım gücü (parlaklığı) Güneş’ten yaklaşık 40 kat daha fazladır. Ancak, böylesine parlak olmasına karşın uzaklığı nedeniyle yeryüzünden çıplak gözle görülebilmesi mümkün olmaz.

Sigma Octantis yıldızının teleskopla alınmış bir fotoğrafı (Telif: DSS-2 “Digital Sky Survey” / ESO)

Oysa yine F tayf türünde bir anakol yıldızı olan kuzey yarımküredeki Kutup Yıldızı’nın ana bileşeni, Güneş’ten yaklaşık 4.5 kat daha büyük kütleye ve yaklaşık 2.500 kat daha fazla ışınım gücüne sahip olduğu için Sigma Octantis’ten çok daha parlaktır. (Bizim kutup yıldızımız olan Polaris aslında üçlü bir yıldız sistemidir. Ana bileşeni Güneş’ten 4.5 kat büyüktür ve sistemin diğer iki bileşeni de sırasıyla Güneş’ten 1.4 ve 1.3 kat büyük kütleye sahiptir. Biz yeryüzünden bu üç yıldızın ortak parlaklığını tek bir yıldız olarak görüyoruz).

Her ne kadar hafif irice bir yıldız olan Sigma Octantis ve dev yıldız sınıfına giren Polaris arasında önemli farklılıklar bulunsa da iki yıldızın benzer yanları da yok değil. Örneğin bir cepheid (sefe) değişen yıldızı olarak kabul edilen Polaris, bu açıdan Delta Scuti değişen yıldızı olan Octantis’e benziyor.

Çünkü Delta Scuti değişen yıldızları, cepheid değişeni olamayacak kadar küçük yıldızların parlaklıklarındaki değişimi tanımlamak için kullanılıyor. Örneğin bir Delta Scuti değişeni olması dolayısıyla Octantis’in parlaklığı her 2.3 saatte bir 0.03 kadir oranında değişkenlik gösteriyor. Polaris’in parlaklığı ise 4 günlük periyotlar halinde değişiyor.

Yani Sigma Octantis, uzaklığı ve mutlak parlaklığı gibi etkenlerden dolayı çıplak gözle görülemeyen, oldukça soluk bir yıldız. Bu nedenle güney yarımkürede, bizim kuzey yarımkürede Polaris’i kullandığımız gibi yön bulmak için kullanılamıyor. Bu yüzden güney yarımkürede Sigma Octantis yerine Güney Haçı (Crux) Takımyıldızı kullanılıyor. Çünkü Güney Haçı Takımyıldızı sabit olmasa bile, yön bulma konusunda tecrübeli kişiler tarafından tolore edilebilecek bir yalpalanma hareketi ile güney yönünü gösterebiliyor.

Güney yarım kürenin en büyük ülkesi Brezilya’nın bayrağında her yıldız bir eyaleti temsil eder ve her eyalet kendine sembol olarak gökyüzündeki bir yıldızı seçmiştir. Sigma Octantis, bayrağın en alt tarafında bulunan yıldızdır ve başkent yakınındaki federal bölgeyi temsil eder. Bu yıldız, aynı zamanda Brezilya’nın da sembollerinden biridir ve halk arasında büyük saygı görür. Çoğu Brezilyalı, bu saygıdan dolayı yıldızı vücuduna dövme olarak yaptırır.

O halde güney yarımküredeyseniz, ve güney kutbunu Güney Haçı Takımyıldızı ile bulmak için nasıl bir yol izlemeniz gerecek?

Öncelikle Güney Haçı Takımyıldızında, haç şeklinin tabanını oluşturan Acrux yıldızını bulmak gerekiyor. Acrux yıldızından hayali düz bir çizgi çekerek, haçın en üst tarafını, yani Gacrux yıldızını buluyoruz. Bu iki yıldız arasındaki çizgiyi dik biçimde kesen hayali çizginin iki tarafındaki Mimoza ve Imai yıldızları ise haç şeklinin bütünün oluşturuyor. Acrux yıldızından düz bir hat çekerseniz, 1 veya 2 derecelik bir hata payı ile güney kutbuna ve Sigma Octantis’e ulaşabilirsiniz.

Hazırlayan: Kemal Cihat Toprakçı
Geliştiren: Zafer Emecan

Kaynaklar ve Referanslar

  • “The North Star: PolarisFacts, Location, and How toFindIt.” AstroBackyard, 26 Mar. 2020, www.astrobackyard.com/the-north-star/.
  • SigmaOctantis, stars.astro.illinois.edu/sow/polaust.html.
  • Constellation Guide, www.constellation-guide.com/constellation-list/octans-constellation/.
  • “PolarisAustralis – σ Octantis (SigmaOctantis) – Variable Star in Octans.” Variable Star in Octans | TheSkyLive.com, theskylive.com/sky/stars/polaris-australis-sigma-octantis-star.
  • Whitworth, N. “PolarisAustralis (SigmaOctantis) Star Facts.” Universe Guide, Universe Guide, 13 Sept. 2020, www.universeguide.com/star/104382/polarisaustralis.

Okumaya devam et

Çok Okunanlar