Connect with us

Amatör Astronomi

Astrofotoğrafçılık: Temel Tercihler

Bu yazıyı yaklaşık 7 dakikada okuyabilirsiniz.

Astrofotoğrafları çekmek kadar bu görüntüleri de işlemek başlı başına bir alan oluşturuyor. Genelde insanlar teleskop ile bakarken internette gördükleri fotoğraflar gibi görüntüyle karşılaşacaklarını zannederler.

Ama durum çok farklı çünkü gözümüzün ışık toplama kapasitesi, uzun pozlama sonucu CCD ya da CMOS sensörlerin topladığı ışık yanında çok düşük kalıyor. O yüzden en sık karşılaşacağınız “teleskopla bu çektiğin fotoğrafın aynısını görebiliyor muyuz” sorusuna vereceğiniz en net yanıt “hayır” olacak. Daha da açık olursak; Hubble Teleskobu ile baksanız dahi, fotoğraflarda gördüğünüz canlı ve ışıltılı görüntüyü, çıplak gözle hiçbir zaman göremeyeceksiniz.

(Teleskopla bakıldığında ne göreceğinizle ilgili çok daha detaylı bilgi için, bu linkteki yazımızı okumalısınız. Kesinlikle, bu yazıyı okumadan bir teleskop almaya kalkışmayın!)

Astrofotoğrafçılığa ilk başladığım dönemde, bir kaç ay boyunca bu sorulara yanıt ararken aynı zamanda sık sık gözlem yapma ve fotoğraf çekme fırsatım oldu. Deneme yanılma yöntemiyle kendi yağımda kavruldum diyebilirim çünkü yaşadığım şehirde astrofotoğrafçılık ile uğraşan insanları tanımıyordum. Çok değerli gözlem sürelerinde teknik bilgilerimin eksikliği nedeniyle boşa harcadığım vakitler oldu ama insan en iyi hata yaparak öğreniyor sözünün doğruluğunu bir kez daha anladım.

Kullandığım kundağın artık bana yeterli gelmediğini anladım ve daha uzun pozlama süreleri ve daha iyi astrofotoğraflar için GoTo özellikli elektronik kundak almaya karar verdim. Tercihim Orion Atlas Pro serisi oldu çünkü fiyat/performans dengesi açısından rakiplerinin bir adım önünde bir kundaktı. Aynı zamanda 115mm’lik Meade 6000 Serisi APO Triplet ED optik tüp alarak astrofotoğrafi alanına ciddi bir adım atmaya karar verdim. Kundağa ilişkin izlenimlerimi buradan okuyabilirsiniz.

disliler-5525-2Her ne kadar elektronik kundak kullansam da 60 saniye pozlama süresinden sonra yine gökcisimleri kaymaya, görüntüler uzamaya başladılar. Ne kadar iyi kundağınız olsa da, kılavuz sistemi olmadan bir süre sonra takip yetersiz kalıyor. Bunun en büyük sebeplerinden birisi kundağın dişlileri arasındaki boşluktan kaynaklanan “backlash” adını verdiğimiz sorun. Dişlilerin arasındaki milimetrik boşluklar periyodik takip hatalarına neden olurlar.

İşte burada “autoguider” dediğimiz kılavuz sistemi devreye giriyor. Autoguider sistemi hem polar ayardaki, hem atmosferdan kaynaklanan etkileri hem de backlash adını verdiğimiz kundak dişli mekanizmasından kaynaklanan takip hatalarını düzeltmek için geliştirilmiş bir sistemdir.

Kılavuz sistemi nedir?

Birkaç çeşit kılavuz sistemi olmakla birlikte kabaca kılavuz sistemi ayrı bir kamera ve optik sistemden oluşan mekanizmanın bir yıldız üzerine kitlenerek onu takip etmesi sağlanır. Sistem aynı zamanda teleskobun kundağına da bağlı olmakla birlikte, kundağa komut vererek hedefteki yıldızı sıkı bir şekilde takip etmesini sağlar. Adı üstünde olduğu gibi teleskopun kundağına kılavuzluk eder.

Astrofotoğrafçılık

Astrofotoğrafçılık, profesyonelleşmeye başladığınızda pahalı bir uğraş halini alabiliyor.

 

Üstteki kendi kullandığım sistemde de göreceğiniz üzere, optik tüpün üstüne sabitlenmiş olan görece daha küçük olan tüp ve arkasındaki kamera kılavuz sistemidir. Kılavuz sistemi kullanarak bu hatalar en düşük seviyeye indirilerek çok uzun süre pozlama yapılmasına imkan sağlanmış olur. Eğer derin uzay objelerini düşük ISO’larla uzun süre pozlayarak fotoğraf çekmek istiyorsanız kılavuz sistemi kullanmak kesinlikle gerekiyor.

Peki astrofotoğrafçılık için hangi tür teleskop, fotoğraf makinesi ve kundak almamız gerekiyor?

Astrofotoğrafi için hangi teleskobun kullanılması gerektiğinin kesin bir cevabı yoktur. Her bir teleskop (optik tüp) tipinin, kendine göre avantajları ve dezavantajları vardır. Şimdi sırasıyla inceleyelim:

Refraktör (Mercekli) Teleskoplar

Refraktör teleskoplar diğer bir ismiyle mercekli teleskoplar optik ana bileşeni mercekten oluşan teleskoplardır. Mercekli bir teleskopta, ışık mercekten geçerken kırılır. Bu özellik sayesinde, ışınlar belli bir noktada toplanarak odaklanabilirler.

Renk sapıncına bir örnek

Mercekli teleskoplarda astrofotoğrafçılık sorunu olan renk ayrışmasına bir örnek.

Ancak burada ortaya çıkan en büyük sorun ışık farklı renkleri içerir ve her renk farklı farklı dalga boyunda olduğundan farklı açılarla kırılır. Bu, cisimden gelen ışığın renklerine ayrışmasına yol açar. Bu istenmeyen bir durumdur, çünkü görüntünün netliği bozulur.

İşte buraya apokromatik adı verilen mercek tipleri devreye girer ve bu hatanın çok büyük oranda düzeltilmesi sağlanır. Eğer astrofotoğrafi için refraktör teleskop tercih edecekseniz apokromatik olmasına dikkat edin.

Mercekli teleskoplar kapalı optik tüp sistemine sahip oldukları için fazla bakım gerektirmezler ancak mercek maliyeti nedeniyle çok pahalıdırlar.

Aynalı Teleskoplar

Benim de ilk kullandığım optik tüp olan Newtonian reflector yani aynalı teleskopların objektifi aynadan oluşur. Optik tüpün en sonunda yer alan birincil aynadan yansıyan ışınlar teleskop tüpünün içine geri döner. Burada optik tüpün içinde yer alan ikincil aynadan 90 derecelik kırılma ile teleskobun yöneltildiği cismin görüntüsü  göz merceğine yönlendirilir.

Newton türü bir teleskop. Önde ikincil düzlem ayna, arkada birincil çukur ayna ve ön yan tarafta göz merceği yuvası

Newton türü Aynalı bir teleskop. Önde ikincil düzlem ayna, arkada birincil çukur ayna ve ön yan tarafta göz merceği yuvası

 

Aynalı teleskopların en büyük avantajı fiyatlarının uygun olmasıdır. Ayna çapı büyüdükçe toplanan ışık miktarı da artacağı için aynı çapta bir aynalı teleskop ile mercekli teleskopun fiyatları arasında çok büyük bir uçurum vardır. Ancak açık optik tüp sistemine sahip olduklarından çok sık bakım gerektirirler . Ayrıca birincil ve ikincil aynanın birbirne olan açıları zamanla bozulabileceğinden “kolimasyon” adı verilen bir ayar yapılmasını gerektirir. Aynalı teleskop kullanacaksanız ortama bağlı olmakla birlikte benim gibi gece yarısı gözlem ortasında saç kurutma makinesiyle işlem yapmanız gerekebilir.

Astrofotoğrafçılık için aynalı teleskop tercih edecekseniz, çektiğiniz karenin kenarlarında coma hatası denen bir bozulma olacağından, optik düzleme ekleyeceğiniz comma corrector adlı bileşeni de almanız gerekecektir. Şahsen yeni başlayacaklar için fiyat/performans açısından 6 veya 8 inç aynalı bir teleskop almanız sizi uzun bir süre idare edecektir.

Hem Aynalı Hem Mercekli (Katadioptrik) Teleskoplar

Bu tip teleskoplarda birinci aynadan önce optik düzlemde bir de düzeltici mercek bulunur. Bu sistemler hem optik gözlem hem de astrofotoğrafi için uygun olmakla birlikte karışık bir sistem oldukları için fiyatları da yüksektir. Ayrıca genellikle odak değerleri (f) yüksek olduğundan daha uzun süre pozlamalar yapmanız gerekebilir.

Astrofotoğrafi için hangi tür kamera kullanmak gerekiyor?

Bir Schmidt-Cassegrain türü teleskobu tutan Çatal Kurgu

Katadioptrik bir Newtonian teleskop.

Amatör astrofotoğrafçılık için yaygın kullanılan DSLR fotoğraf makineleridir. Yazılım desteği ve çekilen görüntülerin işlenmesine olanak sağlaması nedeniyle tercih edilen bu makineler hem günlük kullanım hem de astrofotografi için uygundur.

Bazı üreticiler astrofotoğrafçılık için özelleştirilmiş DSLR modelleri de üretmektedir. DLSR makinelerin handikapı sensörün aktif bir soğutma sistemine sahip olmaması nedeniyle ısınarak istenmeyen parazit ve gürültüleri oluşturmasıdır. Bu konuya yukarıda değinmiştik.

Diğer bir tercih ise aktif soğutma sistemine sahip CCD sensörlü astronomi kameralarıdır. Bu cihazların fiyatları çok yüksek olmakla birlikte renkli ve monochrome (siyah beyaz) olarak iki tipi vardır. Profesyonel fotoğrafçılar tarafından monochrome versiyonları tercih edilir. Çeşitli özellikteki filtrelerle siyah beyaz çekilen görüntüler birleştirilerek işlenir ve renkli görüntü elde edilir.

Astrofotoğrafi için hangi tür kundak kullanmak gerekiyor?

Ekvatoryel ve Alt-Azimuth kundaklar olarak iki tip kundak tipi mevcuttur. Fazla detaylarına girmemekle birlikte alt-azimuth kundaklarda kutup ayarı yapılamadığı için görüntüler bir süre sonra baş aşağı devriliyormuş gibi olacağından astrofotoğrafi amacıyla kundak alacaksanız kesinlikle ekvatoryel kundakları tercih etmeniz gerekecektir. Kundak sistemleri hakkında daha fazla bilgi için şu makalemizi okumanızı tavsiye ederiz.

Sonuç olarak astrofotoğrafi için ekipman tercihi konusunda fiyat/performans dengesini de gözeterek bütçenize uygun olabildiğince büyük teleskop çapını kaliteli bir kundak sistemi ve kamera ile birleştirmeniz gerekiyor. Filtre, makine için adaptör halka setleri vs. ek bileşenleri de dikkate almalısınız.

Ancak şunu unutmamalısınız ki tüm ekipmanlarınız mevcut olsa bile en büyük ihtiyacınız olan şey “sabır” olacak. Gördüğünüz astro fotoğrafların çoğunun altında saatler hatta günler boyu harcanan emek yattığını aklınızdan çıkarmayarak bu işe gönül verdiyseniz sabırlı olmayı ve sahada yaşayabileceğiniz tüm aksiliklere rağmen (bu bazen gözlem alanınıza demir atmış bir bulut bile olabilir) başarıyla çekip işlediğiniz ve son halini verdiğiniz güzel bir fotoğrafın verdiği zevke kesinlikle değer!

Murat SANA

Amatör Astronomi

Kuğu Takımyıldızı (Cygnus)

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 2 dakikada okuyabilirsiniz.

Kuğu Takımyıldızı, gökyüzünün en bilinen ve astronomi gözlemlerinde yön tayini için sıkça kullanılan takımyıldızlardan biridir.

Yaz aylarında, gece gökyüzüne bakarsanız eğer, tam tepenizde kanatlarını açmış güneye doğru uçan devasa ve bir o kadar da heybetli bir kuş görürsünüz. Hemen yanı başında yer alan Kertenkele (Lacerta) Takımyıldızı’ndan kaçar gibi bir hali olan bu dev kuş, Kuğu (Cygnus) Takımyıldızı’dır ve kuzey yarımkürenin en parlak takımyıldızlarından biridir.

Bizden bir hayli uzakta yer alıyor olmasına rağmen gökyüzünün en parlak 19. Yıldızı olan Deneb Yıldızı, Kuğu’nun kuyruğunda yer almaktadır. Zaten adı da bu yüzden Deneb’dir, çünkü Deneb Arapçakuyruk” anlamına gelmektedir.

Yaz Üçgeni, yaz aylarının en belirgin gökyüzü desenidir.

 

Deneb, milyonlarca yıl içerisinde bir süpernovaya dönüşerek yok olacağı düşünülen, çok büyük boyutlarda ve bir o kadar da parlak beyaz rengiyle kendini gösteren bir dev yıldızdır. Deneb ayrıca, Kuğu Takımyıldızı’nın komşusu olan Lir Takımyıldızı’ndaki Vega ve Kartal Takımyıldızı’ndaki Altair’le birlikte yaz üçgeninin köşelerini oluşturan yıldızlardan biridir. Debeb yıldızının tam karşı noktasında yani Kuğunun kafasının bulunduğu yerde Albiero Beta yıldızı yer almaktadır. Kappa Kuğu ve Mü Kuğu yıldızları ise sağlı sollu olarak Kuğunun kanatlarını oluşturan yıldızlardır.

Kuğu takımyıldızı, arkaplanında görülen Samanyolu Gökadası şeridi nedeniyle bir hayli zengin bir içeriğe sahiptir. Bu sebeple bu bölgeye basit dürbün ile baksanız bile rahatlıkla göz alabildiğine sayısız yıldız bulutları ile karşılaşabilirsiniz.

Eski dönemlerde insanlar yıldızların dizilimlerini bir şeylere benzetme konusunda oldukça yaratıcıydılar. Kuğu Takımyıldızı da bu yaratıcı benzetimlerin güzel bir örneğidir.

 

Samanyolu Gökadası, tam olarak Kuğu Takımyıldızının yer aldığı noktada ikiye ayrılır ve iki ayrı kol olarak gökyüzünde yoluna devam eder. Gökadanın bu noktada bu şekilde görünüyor olmasının en temel sebebi, arka planda yer alan yıldızları gölgeleyen ve “Büyük Çöküntü” adı ile de bilinen devasa toz bulutlarının bu bölgedeki varlığıdır.

Kuğu Takımyıldızında yer alan ve bilinen en meşhur derin uzay cisimleri; Kuzey Amerika Bulutsusu (NGC 7000), Pelikan Bulutsusu (IC 5067) ve elbette ki Peçe Bulutsusu‘dur

Hazırlayan: Sinan DUYGULU

Okumaya devam et

Amatör Astronomi

Kömür Çuvalı Bulutsusu (Caldwell 99 / Coalsack Nebula)

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 5 dakikada okuyabilirsiniz.

Kömür Çuvalı Bulutsusu, soğurma bulutsuları olarak da adlandırılan karanlık bulutsular grubuna dahildir. 109 uzay cisminin kataloglandığı ve Messier Kataloğu’nun tamamlayıcısı olarak hazırlanan Caldwell Kataloğu’nda C99 koduyla yerini almıştır.

Kömür Çuvalı (Coalsack) Bulutsusu, geceleyin gökyüzüne baktığımızda siyahlığıyla en belirgin bir bulutsu olarak karşımıza çıkar. Dünyamızdan 180 parsek (590 ışık yılı) uzaklıkta yer alan bu meşhur bulutsu; Güney Haçı (Crux) Takımyıldızı’nın bize göre güneydoğu kısmında yer alır ve Centaurus (Erboğa) ve Musca (Sinek) takımyıldızları ile de komşudur.

Fotoğraf Telif: ESO 1539b

 

Kömür Çuvalı Bulutsusu, insanlık tarihini de içine alan bir zaman diliminde, özellikle Güney Yarımküre göklerini süslemiş ve coğrafi keşiflerde kayıtlara geçirilene kadar birçok kültürün mitolojik anlatılarında yer etmiştir.

Avustralya’daki Aborjinlere göre bu nebula, gökyüzündeki “emu“ların (büyük, uçamayan bir kuş) lideri vasfındadır. Bir başka Avustralya halkı Wardamanlılara göre bu bulutsu, özellikle şekli itibariyle bir yargıcın başı ve omuzları olarak yorumlanmış ve bu yargıç, geleneksel yasaları her daim gözetlemiştir.

Avustralyalı bir yazar olan W. E. Harney’e göre Utdjungon adı verilmiş olan bu yargıç; aynı zamanda geleneksel yasalara bağlı kalındığı müddetçe yeryüzünü yok edecek olan ateşli bir yıldızın hiddetinden insanları korumaktadır. Avustralya’dan epey uzakta, Güney Amerika’daki İnkalar ise Kömür Çuvalı Bulutsusu’nu, bir tür keklik gibi düşünebileceğimiz, o bölgeye özgü tinamulara benzetmişler ve Yutu adını vermişlerdir.

Kömür Çuvalı Bulutsusu’nun emu ile olan benzerliğini ifade eden bir görsel. (Görsel Telif: abc.net.au)

 

Kristof Kolomb’un, Amerika’yı keşif yolculuğunda bulunurken filosuna ait gemilerden Nina’da kaptanlık yapan İspanyol denizci Vicente Yáñez Pinzón; 1499 yılında bu bulutsuya dair ilk gözlemi ve kaydı oluşturmuştur. Bir başka denizci ve kâşif Amerigo Vespucci tarafından ‘’il Canopo fosco’’ (İt. Kasvetli Canopus) olarak adlandırılmış ve Magellan Bulutları’nın zıttı bir yapı olarak düşünmüş olduğundan –biliyoruz ki Magellan Bulutları, göz alıcı parlaklığa sahip, birer cüce galaksilerdir– “Magellan’s Spot, Black Magellanic Cloud” (Kara Magellan Bulutu) olarak da ifade edilmiştir.

Kömür Çuvalı Bulutsusu’nun içeriğinde, birçok karanlık bulutsuda gözlemlediğimiz element ve bileşiklere rastlarız. Bunlar; donmuş su, azot, karbonmonoksit ve diğer basit organik moleküllerdir. Karanlık bulutsular; oldukça yoğun yapıda oldukları için içlerinden görünür dalga boyundan ışık geçemez ve kızılötesi dalga boyunda yapılan gözlemler sayesinde içeriğine ve ardındaki yapılara dair bilgi edinilebilir.

Bu bulutsunun ne kadar karanlık olduğunu anlamak için 1970’lerde Finlandiyalı gökbilimci Kalevi Mattila deneysel bir çalışma yayınlamış ve Samanyolu’nun parlaklığının onda biri kadar olduğunu tahmin etmiştir. Adeta dökülmüş bir mürekkep koyuluğundaki bu bulutsunun içerisinden, arkasındaki bazı yıldızların ışığı geçmeyi başarmış ve bu da yeni ESO görüntüsünde ve modern teleskoplarla yapılan diğer gözlemlerde ortaya çıkarılmıştır. Bu bulutsunun arkasında da zengin bir yıldız kümelenmesi olduğu bu sayede bilinmektedir. Bulutsu içerisinden geçerek gelen ışık bir miktar değişime uğramaktadır.

Kömür Çuvalı Bulutsusu’nun Uzun Pozlamayla Çekilmiş Bir Fotoğrafı (Fotoğraf Telif: astrophoton)

 

Görüntüde gördüğümüz ışık normalde olduğundan daha kırmızı görülmektedir. Bunun nedeni karanlık bulutsulardaki toz parçacıklarının yıldızlardan gelen ışıktaki mavi ışığı, kırmızı ışığa göre daha çok soğurması, yıldızları normalde göründüklerinden daha koyu kırmızı halde göstermeleridir. Kömür Çuvalı Bulutsusu, elbette varlığını bu şekilde karanlık bir toz ve gaz yığını olarak sürdürmeyecek; önümüzdeki milyon yıllar içinde devasa boyutlarda yıldızların, orta ölçekli yıldızların meydana geldiği ve belki de bu yıldızların oluşturduğu gezegen sistemlerine ev sahipliği yapan ışıltılı bir yapı hâline gelecek.

Yazarın Notu: Türkçemize İthaki Yayınları tarafından kazandırılmış olan, Jerry Pournelle ve Larry Niven’ın ünlü “Tanrı’nın Gözündeki Zerre” (Çev. Kerem Sanatel, 2020) adlı eseri, bu içeriği yazmamda bana ilham vermiştir. İnsanlığın 3000’li yıllarını yaşadığı ve uzayda imparatorluklar kurduğu bir gelecekten bahseden bu romanda; Kömür Çuvalı Bulutsusu, kapüşonlu bir kişinin silüeti olarak tasvir edilir ve oradaki parlak iki cisimde (biri yıldız, diğeri gezegen) uzaylıların varlığından insanlar emin olur ve onlarla ilk temas için harekete geçerler…

Yazar: Volkan Yılmaz
Editör: Kemal Cihat Toprakçı

Kaynaklar ve Referanslar: 

  1. Alındığı Tarih: Ocak 27, 2021, Alındığı Yer: http://www.bulutsu.org/evreninharitasi/darknebs.php
  2. [email protected] Bir Çuval Dolusu Kozmik Kömür – Kömür Çuvalı Bulutsusu’na yakından bakış. Alındığı Tarih: Ocak 27, 2021, Alındığı Yer: https://www.eso.org/public/turkey/news/eso1539/
  3. Coalsack Nebula. Alındığı Tarih: Ocak 29, 2021, Alındığı Yer: https://en.wikipedia.org/wiki/Coalsack_Nebula#cite_ref-6
  4. Caldwell catalogue. Alındığı Tarih: Ocak 28, 2021, Alındığı Yer: https://en.wikipedia.org/wiki/Caldwell_catalogue

İleri Okumalar İçin Kaynaklar:

  1. Dekker, E., (1990). The Light and the Dark: A Reassesment of the Discovery of the Coalsack
    Nebula, the Magellanic Clouds and the Southern Cross, Annals of Science, 47, 529-560.
  2. Henry, R., C., Holberg, J., B., & Murthy, J., (1994). Voyager Obervations of Dust
    Scattering Near the Coalsack Nebula, The Astrophysical Journal, 428, 233-236.
  3. Kerr, F., & Garzoli, S., (1968). A Search for Hydrogen in the Southern Coalsack, The
    Astrophysical Journal, 152, 51-59.

Okumaya devam et

Amatör Astronomi

Akrep Takımyıldızı (Scorpius)

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 4 dakikada okuyabilirsiniz.

Akrep Takımyıldızı Yay ve Terazi burçlarının arasında, ufka yakın ve enlemesine konumlanmış bir takımyıldızdır. Bu yazımızda onun hikayesinden, ilginç özelliklerinden, içerdiği önemli gök cisimlerinden bahsedeceğiz…

Bazı takımyıldızlar farklı kültürlerde çeşitli isimler ile anılırken Akrep Takımyıldızı için bu durum geçerli olmamıştır. İsmi konusunda genel olarak kültürler arası bir söz birliğinden bahsetmek mümkündür. Sadece eski Türkler ‘’Kuyruklu’’ ya da ‘’Uzun Kuyruklu’’ olarak isimlendirmiştir.

Bu takımyıldız ile ilgili eski hikayelerin ve anlatıların hemen hemen hepsi Orion’a (Avcı) bir atıf içermektedir. Klasik mitolojiye göre Avcı ile Akrep arasında ezeli bir husumet vardır. Zeus’un eşi Baş Tanrıça Hera, Avcı’nın kendini beğenmişliğinden ötürü onu cezalandırmak için Akrep’i görevlendirmiş ancak yaptıkları savaşta Avcı Akrep’i mağlup ederek, tabiri caizse ‘’bir daha gözüme görünme’’ diyerek çok uzaklara sürgün etmiştir. Bu öyle bir sürgün olmuştur ki gökyüzünde hiçbir zaman aynı anda görünmemektedirler. Ama yine de bu ebedi kovalamaca devam etmektedir; Avcı doğarken Akrep batmakta, Akrep batarken Avcı doğmaktadır…

Görsel Kaynağı: Constellation of Words

 

Ne zaman nereye bakacağımızı bilmek gökyüzü gözlemciliğinin altın kuralıdır. Akrep de Temmuz – Ağustos aylarında güneş battıktan hemen sonra güney ufkunda kendini gösterir. Avcı ile olan husumetinden ötürü geç saatlere kadar kalamayacağını tekrar hatırlatalım.

Akrep Takımyıldızı 47 üyeden oluşmakta olup, aralarından bazıları adını verecek kadar yüksek kadir seviyesinde (< 3) parlak olarak tanımlanır. Bu minvalde Akrep’e şeklini ve dolayısıyla ismini veren bazı önemli yıldızlar aşağıdaki gibidir:

  • Antares / 1,05
  • Shaula – λ Scorpii (Lambda Scorpii) /  1,60
  • Lesath – u Scorpii /  2,70
  • Acrab (Graffias) – β Scorpii (Beta Scorpii) /  2,60
  • Dschubba – δ Scorpii (Delta Scorpii) / 2,35
  • Sargas – θ Scorpii (Theta Scorpii) / 1,85
  • ε Scorpii (Epsilon Scorpii) /  1,85
  • Girtab – κ Scorpii (Kappa Scorpii) /  2,35
  • Alniyat – t Scorpii /  2,80

Yaklaşık 2000 yıl kadar önce Terazi burcunun bazı üyeleri de bu takımyıldız dahilinde sayılırdı. Ancak zaman içinde tüm gök cisimleri uzayda hareket ederek konumlarını değiştirirler. Bu konum değişimine bağlı olarak da takımyıldızların şekilleri ile isimleri arasında tutarsızlıklar görülebilir. Akrep’ten Terazi’ye kayan yıldızların isimleri, burada da aynı durumun geçerli olduğunu göstermektedir. Daha önceden Akrep’te yer alıp şu an Terazi’de bulunan, bin yıllar alan süreçte bu bölgenin çehresini değiştiren yıldızlar şunlardır:

  • Zubeneschamali (Kuzey Kıskacı) – Arapça
  • Zubenelgenubi (Güney Pençe) – Arapça
  • Brachium (Kol) – Latince

Akrep’in Yüreği Antares

Akrep Takımyıldızından bahsederken Antares’e değinmeden geçmeyelim. Antares gökyüzünün en parlak 15. yıldızı, takımyıldızının ise en parlak yıldızıdır. Dolayısıyla bu yönde yapılacak gözlemlerde önemli bir referans noktasıdır. Ömrünün son demlerine gelip kırmızı dev aşamasında olan Antares’i bizatihi diğer yıldızlardan ayırt etmek oldukça kolaydır. Kızılımtırak rengi bize Mars gezegenini hatırlatır. Zaten adı da Mars ile bağlantılıdır. Mars gezegeninin eski Grekçede adı Ares iken Antares de ‘’Anti-Ares’’ birleşimiyle isimlendirilerek, isminde hem benzerlik hem de karşıtlık barındıran tek yıldız olmuştur.

Akrep Takımyıldızı’nda Antares’in konumu.

 

Antares’in takımyıldızdaki konumu, bildiğimiz akrep hayvanının kalbinin vücudunda bulunduğu anatomik pozisyona benzerlik göstermektedir. Hem bu benzerlik hem de takımyıldızdaki en parlak yıldız olmasından ötürü Antares ‘’Akrep Kalbi’’ olarak unvan almıştır.

Bunların yanı sıra Akrep Takmıyıldızı uygun gözlem şartları altında basit bir dürbünle bile gözlemlenebilecek baş kısmında M4 ve M80, iğne/kuyruk kısmında Kelebek Kümesi ve Ptolemy/Batlamyus Kümesi gibi önemli gök yapılarını ihtiva etmektedir.

Bu güzellikler için serin yaz akşamlarında gözünüzü güney semadan ayırmayın…

Hazırlayan: Umut Can Güven
Editör: Kemal Cihat Toprakçı

Kaynaklar ve Referanslar: 

  1. Gökyüzünü Tanıyalım, M. Emin Özel, Talat Saygaç, Tübitak, 2018
  2. https://starregistration.net/constellations/scorpius-constellation.html

Okumaya devam et

Amatör Astronomi

Sigma Octantis: Güney Yarımkürenin Kutup Yıldızı

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 7 dakikada okuyabilirsiniz.

Sigma Octantis, Güney Yarımkürede tıpkı Kuzey Yarımküredeki Kutup Yıldızının kuzey kutbu üzerinde yer alması gibi, güney kutbu üzerinde yer alan sabit bir yıldızdır.

Bizim gibi kuzey yarımkürede yaşayan insanların yüzyıllardır kolayca yön bulmasına yarayan Kutup Yıldızı (Polaris veya Türkçesi Demir Kazık), Dünya’nın yaklaşık 23 derecelik dönüş ekseniyle neredeyse aynı hizada yer alır. Yani dünyanın tam ortasından bir çizgi çekip, bu çizgiyi 23 derece eğik olacak şekilde hayal ederseniz, çizginin bir ucunun bitişine yakın bir noktaya Polaris Yıldızı denk gelir. Bu nedenle dünya kendi ekseni etrafında dönmeye devam ettiğinde dahi, kuzey yarımküreden bakıldığında bu yıldız daima sabit duruyormuş gibi gözükür.

Ancak bu durum kutup yıldızının sonsuza dek Dünya’dan sabit görüneceği anlamına da gelmiyor. Çünkü dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüşünün yanı sıra bir de presesyon (yalpalanma) hareketi var. Bunu da zaman içinde enerjisi tükenen bir topacın durmaya yakın bir zamanda yaptığı yalpalanma hareketi ile gözünüzde canlandırabilirsiniz. İşte bu presesyon hareketi zaman içerisinde dünyanın dönüş ekseni noktalarının değişmesine neden olur.

Ancak bunun için endişe etmemize gerek yok, çünkü bu presesyon hareketi görece yavaş biçimde devam ediyor. Yine de bu yalpalanma hareketi nedeniyle bundan yaklaşık 13.000 yıl sonra kuzey yarımküre kutup yıldızının Vega olarak değişeceğini de söylemek gerekiyor. Dünya, bu presesyonun bir tam turunu yaklaşık 25.800 yılda tamamlıyor.

Şili, Atacama'dan yaklaşık 2 saatlik pozlamayla elde edilmiş bir yıldız izi çalışması. (Kaynak: https://www.astrobin.com/245069/)

Güney yarımkürede bulunan Şili, Atacama’dan yaklaşık 2 saatlik pozlamayla elde edilmiş bir yıldız izi çalışması. Burada merkezdeki görünmeyen yıldız Sigma Octantis’tir. (Kaynak: https://www.astrobin.com/245069/)

Kutup yıldızının gökyüzündeki sabit duruşunu, yıldız izi fotoğraf çalışmalarında etkileyici biçimde gözlemleyebiliyoruz. Bu fotoğraf çalışmalarında kutup yıldızı hariç diğer bütün yıldızların hareket ettiğini, diğer tüm yıldızların kutup yıldızı etrafında döndüğünü görüyoruz. Elbette yıldızlar aslında hareket etmiyor, bu yıldız izleri Dünya’nın hareketi nedeniyle oluşuyor.

Peki, güney yarımküreden elde edilen yıldız izi fotoğraf çalışmalarına ne demeli? Bu fotoğraflarda da sabit bir yıldız ve etrafında hareket eden yıldızlar görüyoruz. O halde bu, güney yarımkürede de sabit ve yön belirten bir yıldızın varlığı anlamına mı geliyor?

Gerçek şu ki, güney yarımkürede de Dünya’nın dönüş ekseniyle neredeyse aynı eksende bulunan sabit bir yıldız bulunuyor. Ancak bu yıldız ile bizim kutup yıldızımız arasında önemli farklılıklar var. “Sigma Octantis”, “Polaris Australis”, “σ Oct” ve “σ Octantis” adlarıyla geçen bu yıldız Octans ya da Türkçe adıyla Sekizlik takımyıldızında bulunuyor. 5.47 kadir parlaklığıyla Sigma Octantis, gökyüzünde 1.95 kadire sahip Polaris’ten yaklaşık 25 kat daha sönük görünüyor.

Sekizlik Takımyıldızı ve daire içerisinde Sigma Octantis yıldızı…

Yani güney yarımkürede yaşayan insanların, Kutup Yıldızı ile yön bulmak konusunda bizim kadar şanslı olmadıkları söylenebilir. Çünkü Sigma Octantis’ten 25 kat daha parlak olan Polaris bile, yıldız parlaklıkları sıralamasında 50. sırada yer alıyor. Yani kutup yıldızı Polaris, normal şartlarda gökyüzündeki diğer yıldızlarla kıyaslandığında oldukça sönük bir yıldız olarak görülüyor. Bu kıyaslamadan, Sigma Octantis’in çıplak gözle fark edilmesinin ne kadar zor bir hedef olduğunu anlayabilirsiniz.

Bununla birlikte, yıldız izi fotoğrafları çekerken astrofotoğrafçılar, uzun pozlama tekniğini kullanır. Bu da aslında olduğundan daha sönük gözüken bazı cisimlerin fotoğraf üzerinde daha parlak gözükmesini sağlar. O nedenle güney yarımküreden çekilen yıldız izi fotoğraf çalışmalarında güneyin kutup yıldızını daha rahat bir biçimde görebiliyoruz.

Peki, Sigma Octantis neden dünyadan bu kadar sönük gözüküyor?

Kuzeyin kutup yıldızı Polaris bizden 430 ışık yılı uzaklıktayken, güneyin kutup yıldızı Sigma Octantis yaklaşık 270 ışık yılı uzaklıkta bulunuyor. Yani F tayf türünden bir anakol yıldızı olan Sigma Octantis, Polaris’ten çok daha yakında olmasına rağmen daha sönük bir yıldızdır.

F tayf tipi anakol yıldızları, Güneş’ten bir miktar daha fazla kütleye sahiptirler ve doğal olarak çok daha parlaktırlar. Sigma Octantis’in kütlesi Güneş’in yaklaşık 1.6 katı kadardır ve bu sayede ışınım gücü (parlaklığı) Güneş’ten yaklaşık 40 kat daha fazladır. Ancak, böylesine parlak olmasına karşın uzaklığı nedeniyle yeryüzünden çıplak gözle görülebilmesi mümkün olmaz.

Sigma Octantis yıldızının teleskopla alınmış bir fotoğrafı (Telif: DSS-2 “Digital Sky Survey” / ESO)

Oysa yine F tayf türünde bir anakol yıldızı olan kuzey yarımküredeki Kutup Yıldızı’nın ana bileşeni, Güneş’ten yaklaşık 4.5 kat daha büyük kütleye ve yaklaşık 2.500 kat daha fazla ışınım gücüne sahip olduğu için Sigma Octantis’ten çok daha parlaktır. (Bizim kutup yıldızımız olan Polaris aslında üçlü bir yıldız sistemidir. Ana bileşeni Güneş’ten 4.5 kat büyüktür ve sistemin diğer iki bileşeni de sırasıyla Güneş’ten 1.4 ve 1.3 kat büyük kütleye sahiptir. Biz yeryüzünden bu üç yıldızın ortak parlaklığını tek bir yıldız olarak görüyoruz).

Her ne kadar hafif irice bir yıldız olan Sigma Octantis ve dev yıldız sınıfına giren Polaris arasında önemli farklılıklar bulunsa da iki yıldızın benzer yanları da yok değil. Örneğin bir cepheid (sefe) değişen yıldızı olarak kabul edilen Polaris, bu açıdan Delta Scuti değişen yıldızı olan Octantis’e benziyor.

Çünkü Delta Scuti değişen yıldızları, cepheid değişeni olamayacak kadar küçük yıldızların parlaklıklarındaki değişimi tanımlamak için kullanılıyor. Örneğin bir Delta Scuti değişeni olması dolayısıyla Octantis’in parlaklığı her 2.3 saatte bir 0.03 kadir oranında değişkenlik gösteriyor. Polaris’in parlaklığı ise 4 günlük periyotlar halinde değişiyor.

Yani Sigma Octantis, uzaklığı ve mutlak parlaklığı gibi etkenlerden dolayı çıplak gözle görülemeyen, oldukça soluk bir yıldız. Bu nedenle güney yarımkürede, bizim kuzey yarımkürede Polaris’i kullandığımız gibi yön bulmak için kullanılamıyor. Bu yüzden güney yarımkürede Sigma Octantis yerine Güney Haçı (Crux) Takımyıldızı kullanılıyor. Çünkü Güney Haçı Takımyıldızı sabit olmasa bile, yön bulma konusunda tecrübeli kişiler tarafından tolore edilebilecek bir yalpalanma hareketi ile güney yönünü gösterebiliyor.

Güney yarım kürenin en büyük ülkesi Brezilya’nın bayrağında her yıldız bir eyaleti temsil eder ve her eyalet kendine sembol olarak gökyüzündeki bir yıldızı seçmiştir. Sigma Octantis, bayrağın en alt tarafında bulunan yıldızdır ve başkent yakınındaki federal bölgeyi temsil eder. Bu yıldız, aynı zamanda Brezilya’nın da sembollerinden biridir ve halk arasında büyük saygı görür. Çoğu Brezilyalı, bu saygıdan dolayı yıldızı vücuduna dövme olarak yaptırır.

O halde güney yarımküredeyseniz, ve güney kutbunu Güney Haçı Takımyıldızı ile bulmak için nasıl bir yol izlemeniz gerecek?

Öncelikle Güney Haçı Takımyıldızında, haç şeklinin tabanını oluşturan Acrux yıldızını bulmak gerekiyor. Acrux yıldızından hayali düz bir çizgi çekerek, haçın en üst tarafını, yani Gacrux yıldızını buluyoruz. Bu iki yıldız arasındaki çizgiyi dik biçimde kesen hayali çizginin iki tarafındaki Mimoza ve Imai yıldızları ise haç şeklinin bütünün oluşturuyor. Acrux yıldızından düz bir hat çekerseniz, 1 veya 2 derecelik bir hata payı ile güney kutbuna ve Sigma Octantis’e ulaşabilirsiniz.

Hazırlayan: Kemal Cihat Toprakçı
Geliştiren: Zafer Emecan

Kaynaklar ve Referanslar

  • “The North Star: PolarisFacts, Location, and How toFindIt.” AstroBackyard, 26 Mar. 2020, www.astrobackyard.com/the-north-star/.
  • SigmaOctantis, stars.astro.illinois.edu/sow/polaust.html.
  • Constellation Guide, www.constellation-guide.com/constellation-list/octans-constellation/.
  • “PolarisAustralis – σ Octantis (SigmaOctantis) – Variable Star in Octans.” Variable Star in Octans | TheSkyLive.com, theskylive.com/sky/stars/polaris-australis-sigma-octantis-star.
  • Whitworth, N. “PolarisAustralis (SigmaOctantis) Star Facts.” Universe Guide, Universe Guide, 13 Sept. 2020, www.universeguide.com/star/104382/polarisaustralis.

Okumaya devam et

Çok Okunanlar