Connect with us

Evrenin Keşfi

Uzay Yarışında Son Durak: Uzay İstasyonları

Bu yazıyı yaklaşık 14 dakikada okuyabilirsiniz.

İnsanoğlu, yapısı gereği sahip olduğu merak ve rekabet duygusunu birçok yerde açığa vurmaktan kendini alıkoyamadığı gibi, konu uzay olduğunda da aynı duyguları aksettirmiştir. Eski çağlarda insanlar kuşlarla veya balonlarla Ay’a gitmeyi düşlerken, uzay yolculuğu ile ilgili gerçekçi düşünceler ancak 19.yüzyılın sonlarında ortaya çıkmaya başlamıştır.

Zaten, bir uluslararası siyasi ve askeri gerginlik olan soğuk savaş, iki süper güç olan ABD önderliğinde Batı Bloku, Sovyetler Birliği’nin önderliğinde de Doğu Bloku ülkeleri arasında 1947’den 1991’e kadar devam etmiştir.

Bu sıralarda ilk olarak, Ruslar 4 Ekim 1957’de dünyanın ilk insan yapımı uydusu olan Sputniki uzaya yollayınca, ABD ve Rusya arasındaki soğuk savaş uzay yarışına dönüşmüştür. Sputnik-1’in fırlatılması uzay yarışının başlangıcına ve ABD’de Sputnik krizine neden olmuş, çalışmalarını hızlandıran ABD Explorer-1 adlı uyduyu fırlatmıştır. Bu uydular bilimsel çalışmalarda kullanılmış olsa da, uyduların asıl amacı; uzay yarışını devam ettirmekti. Bu bilimsel amaçlı uyduların ardından, iki ülke de iletişim amacıyla kullanılmak üzere çeşitli uydular göndermiştir.

SSCB’nin, Yuri Gagarin ile ilk insanlı uzay uçuşunu gerçekleştirdiği R7 Semyorka roketi, fırlatma alanına doğru götürülürken.

 

ABD’nin ve SSCB’nin Dünya yörüngesine uydu göndermeyi başarmalarının onlara kazandırdığı tecrübe önce SSCB’ye daha sonrada ABD’ye uzaya canlı gönderme cesaretini verdi. SSCB ilk olarak meyve sineklerini, ardından Laika isimli köpeği, daha sonra Ay’ın etrafında dolaşan ilk canlılar olan kaplumbağaları uzaya gönderdi.

Bu sırada uzay yarışında geri kalmak istemeyen Amerika şempanzelerle deneylerini sürdürüyordu. Gerekli koşullarda uzayda bir canlının yaşayabileceğini orta koyan SSCB için sıradaki görev uzaya bir insan göndermekti.

Ve nihayet 12 Nisan 1961’de Yuri Gagarin adlı kozmonot, Rus roket tasarımcısı Sergey Korolyov tarafından tasarlanan Vostok-1 aracının yörüngeye oturtulması ile uzaya gönderilen ilk insan olarak tarihe geçti. Yuri Gagarin’in tarihi uçuşundan sadece 24 gün sonra ise, Alan Shepard 5 Mayıs 1961’de Freedom 7 adlı uzay aracıyla uzaya giden ilk Amerikalı ve ikinci insan ünvanını aldı.

Bu arada uzay yarışı hızla devam ederken, SSCB birçok ilke imza atmıştı. Rus Valentina Tereşkova 16 Haziran 1963’te Vostak 6 ile uzaya gönderilen ilk kadın oldu. Aleksei Leonov 18 Mart 1965’te ilk uzay yürüyüşünü gerçekleştirdi.

laika ve yuri gagarin 1

SSCB’nin uzaya gönderdiği ilk canlı (yukarıdaki resim) ve 1961 yılında uzaya gönderilen ilk insan Yuri Gagarin (aşağıdaki resim).

 

Alan Shepard’ın Amerikan uzay tarihi açısından bu kritik uçuşunun başarılı olmasıyla Gemini ve Apollo programlarına yeşil ışık yakıldı ve insanlığın hayali olan Ay’a ayak basmaya giden yol açılmış oldu. Amerika o zamana kadar yapılan uzay araçlarından farklı olarak Ay’a yanaşmak ve iniş yapmak için uzayda manevra yapabilen araçlara ihtiyaç duyuyordu.

Ancak Amerika, hem uzay yarışının da etkisiyle hem de o zamanki Amerikan başkanı Kennedy’nin uzay havacılığına verdiği destek sayesinde 1969 yılında Apollo 11 isimli uzay aracıyla Neil Armstrong’u ve Aldrin Kaya’yı Ay’a ulaştırmıştır. Neil Armstrong Ay’a ayak basan ilk insan olarak tarihe geçmiştir.

SSCB de Ay’a insan gönderme çabalarında bulunmuş fakat her ne kadar kabul etmese de başarısız olmuştur. Hatta, Ay’a insan göndermenin gereksiz masraf olduğunu, kaynaklarını ülke refahı için kullanacaklarını ve böyle bir riski gereksiz yere almak istemedikleri konusunda açıklamalarda bulunmuşlardır.

Ancak yine de Ay’a bazı robotlar göndererek toprak örnekleri almışlar ve deneyler yapmışlardır. SSCB’nin bu hususta başarısız olmasına sebep olarak, 1966’da Rus roket tasarımcısı Sergey Korolyov’un ölümü, Soyuz’ un atılışında ki başarısızlıklar ve N1 roketlerinin başarısızlıkla sonuçlanan denemeleri denilebilir.

Bu durumda ABD, Neil Armstrong’u Ay’a indirince uzay yarışının asıl galibi oldu ve Ruslar Ay’a insan göndermekten vazgeçti. Ruslar’ın asıl amacı askeri uydular yapmak ve Mars’a insan göndermekti.

1006315_307545009391985_1536186055_n

Ay’a giden Apollo astronotları, Ay ve Dünya arasındaki uzaklığı hassas biçimde ölçmemizi sağlayan aynayı yerleştirirken.

 

Mars’a insan göndermeden önce uzayda ve Ay’da istasyonlar kurmayı planlamışlardı. Rusya’da birden fazla uzay çalışması yapan grup vardı. Bazıları ABD’ye nükleer bomba atabilecek kapasitede büyük roketler tasarlarken, bazı roket uzmanları ise uzayda, Ay’da ve Mars’ta astronotların uzun süre yaşayabileceği kalıcı uzay istasyonları planlıyordu. Böylece Rusya, yeni bir atak yapmak için uzay istasyonları kurmaya yöneldi. Uzay istasyonu kurma projesi hem daha az risk içeriyor hem de maddi açıdan daha uygun görünüyordu.

İlk Uzay İstasyonu (SSCB): SALYUT

SSCB tarafından uzayda bir inşa yapabilmek adına çalışmalar sürdürüldü ve 1971’de ilk uzay istasyonu olan Salyut 1 Proton-K adlı roketle insansız olarak yörüngeye oturtuldu. İstasyon modüler değildi ve tek parça halinde uzaya yollanmıştı. Uzay istasyonuna gönderilen uzay aracı Soyuz-10 istasyona bağlanırken sorun çıktı. Kozmonotların 24 saat süren çabasına rağmen uzay aracı istasyona kenetlenemedi. Bağlantı elemanları arasında 9 santimetre mesafe kalmışken sistem arızalandı ve Soyuz-10, kozmonotlarla dünyaya döndü.

Uzay İstasyonları

Salyut 1 uzay istasyonunun yörüngedeyken kozmonotlar tarafından çekilmiş fotoğrafı.

 

Birkaç hafta sonra fırlatılan Soyuz-11 uzay aracı ise istasyona sorunsuz olarak bağlandı. Kozmonotların 3’ü de istasyona geçti ve orada 23 gün çalışarak uzayda kalma rekorunu kırdı. Dünyaya dönüşte ise atmosfere girerken uzay aracının basınç vanası arızalandı. Araç paraşütle yere indiğinde kozmonotların üçü de havasızlıktan ölmüştü. Dönüş iki kişilik olmasına rağmen yöneticiler kozmonotlara uzay elbisesi kapsülü giydirmeyerek araca üç kişi sığdırmıştı. Bu felaketten sonra kapsülün içinde kozmonotların mutlaka uzay elbisesi ile bulunması gerektiği kanıtlanmış oldu.

Salyut 1 ile birlikte farklı zamanlarda toplam yedi Salyut istasyonu gönderildi. Ayrıca uzayda eklenti yapılamadığı için yeni gelişmeler oldukça yeni Salyut modelleri üretilip yörüngeye oturtuluyordu.  Bu istasyonlar SSCB’nin ABD’ye karşı üstünlük sağlama çabalarında kullanılmasının yanısıra, uzayın insan organizması üzerindeki etkilerinin incelenmesine ve birçok bilimsel deneyin uzayda yapılmasına ortam hazırladı.

salyut ve soyuz 11

Salyut 1 ve Soyuz 11

 

Bazı Salyut uçuşları gizli askeri uçuşlar olmakla birlikte, Salyut 2, 3 ve 5 çok gizli askeri Almaz projesine dahildi. Örneğin, Salyut 3’ün bir ABD uzay aracının saldırısına karşı kendisini koruyabilmesi için istasyona 23 mm’lik bir Nudelmann makineli tüfeği yerleştirildiği belirtilir.

Söylendiğine göre tüfek, istasyonun uzun ekseni üzerine yerleştirilmiştir. Kendi başına hareket ettirilemediğinden, istasyonun doğrultusu değiştirilerek nişan alınmaktadır. Sovyetlerin yörüngede böyle bir savunma silahına ihtiyaç duyma nedeni, ABD’nin insanlı Sovyet uydularına karşı da kullanılabilecek olan askeri Ay Örümceği benzeri planları olabilir.

7 tane Salyut istasyonunun 7.si olan Salyut-7 1991 yılana kadar yörüngede kaldı ve birçok kozmonotu ağırladı. Salyut uzay istasyonları uzun süre görev yaptı ve yeni modeller geliştikçe eskiler devre dışı bırakıldı.

ABD’nin uzay istasyonu: SKYLAB

SSCB’nin uzay istasyonları projelerine ilgi duyan ABD, Salyut 1 fırlatıldıktan sonra uzay istasyonu inşa etme çalışmalarına başlamıştır. Böylece bir insansız uzay istasyonu olan Skylab, değiştirilmiş bir Saturn V roketi kullanılarak, 77 ton civarı ağırlığı ile 14 Mayıs 1973 tarihinde NASA tarafından fırlatılmıştır.

Skylab, ABD’nin ilk (ve halen tek) uzay istasyonudur. Skylab’ın ilk uzay istasyonu olduğu yönünde yaygın fakat yanlış bir kanı vardır. Gerçekte Skylab, Uzay Yarışı döneminde, Sovyetler Birliği’nin Salyut 1 uzay istasyonundan sonra ve muhtemelen ona karşılık olarak yörüngeye oturtulmuştur.

skylab

Skylab uzay istasyonu.

 

1973 ve 1979 yılları arasında dünya yörüngesinde tur atmış olup, insanların yörüngede daha fazla kalabilmesi ve ağırlıksız ortamda çeşitli deneylerin yapılabilmesi amaçlanmış ve bunun için bir atölye, bir güneş gözlemevi ve diğer sistemler içermiştir. SL-2, SL-3 ve SL-4 kod adlarını taşıyan insanlı uzay uçuşlarının ilkinde kalkışta arızalanan ve istasyonun aşırı derecede ısınmasını önlemek için yapılmış olan bir Güneş şemsiyesinin tamiri söz konusuydu.

Tamirin başarılı olmaması durumunda istasyon, kısa sürede aşırı sıcaktan dolayı kullanılamaz hâle gelecekti. 25 Mayıs 1973’te uzaya fırlatılan ekip, önce arızalanmış koruyucu şemsiyenin yerine bir yedeği yerleştiren uzay yürüyüşleri yaparak başarılı oldular. Daha sonra ikinci bir uzay yürüyüşünde arızalanan güneş pilleri değiştirildi. Bundan sonra deneyler yapıldı ve 28 gün uzay istasyonunda kalındı. Bu süre, o tarihte bir rekordu.

İlk Uluslararası İnsanlı Uzay Uçuşu (ABD-SSCB) : APOLLO-SOYUZ TEST PROJESİ (ASTP)

Soğuk savaşın etkisini yitirmesiyle birlikte, 1973’teki petrol krizi ve Sovyetler’ in yaşadığı ekonomik güçlükler, uzay yarışının hızının azalmasına neden oldu. Ortak bir Amerikan-Sovyet uçuşu için görüşmeler 1969’da başladı ve görüşmelerde Salyut ve Skylab istasyonlarının kullanılması önerileri reddedildi. Bunun yerine, uzayda acil kurtarma operasyonları için hem Amerikan hem Sovyet uzay araçlarına uygun bir kenetlenme mekanizması geliştirildi. 1970’de projenin çalışma grubu oluşturularak, Mayıs 1972 yılında SSCB ile ABD arasında Apollo-Soyuz Test Projesi adlı bir proje imzalandı.

astp

İki ülkenin bir arada gerçekleştirdiği ilk uzay görevine çıkan astronot ve kozmonotlar.

 

İçerisinde Aleksey Leonov ve Valeri Kubasov’in bulunduğu Rus uzay aracı Soyuz 19, 15 Haziran 1975 tarihinde  Baykonur Uzay Üssü‘nden fırlatılırken, yine aynı tarihte içerisinde Thomas Stafford, Vance Brand ve Deke Slayton’dan oluşan mürettebatın bulunduğu Amerikan Apollo uzay aracı Kennedy Uzay Merkezi‘nden fırlatıldı.

17 Haziran 1975’de Amerikan Apollo ve Sovyet Soyuz araçları kenetlendiler. Uzay adamları bazı seremonileri yerine getirdikten sonra birbirlerinin uzay gemilerine geçerek incelemeler ve muhtelif deneyler yaptılar. Kenetlenmeden 44 saat sonra iki uzay aracı birbirinden ayrılarak 50 m kadar uzaklaştılar. Apollo uzay aracı, gölgesini Soyuz’un üzerine düşürerek yapay bir güneş tutulması yarattı.

Böylece Soyuz ‘daki uzay adamları Güneş’in taç tabakasının fotoğraflarını çekebildiler. Bu deneyden sonra iki uzay aracı tekrar kenetlendi. Üç saat daha kenetlenen uzay araçları, ikinci ve son kez ayrıldılar. Uzay araçları 40 m mesafeden morötesi emilim deneyini gerçekleştirdiler. Bu deney, yörünge yüksekliğinde oksijen ve azot elementlerinin tam miktarını tespit etmek amacıyla yapılmıştı.

astp 1

Bundan sonra uzay araçları ayrılarak kendi yollarına gittiler. Soyuz 19, 21 Temmuz’da Kazakistan’a indi. Apollo ise bir dizi deney daha gerçekleştirdikten sonra, 24 Temmuz’da Dünya’ya döndü. Bu uçuş, Apollo uzay aracının son uçuşu olmuştur. ABD, bundan sonra insanlı uçuşlara altı yıl ara vermiş ve ancak 1981’de uzay mekiği ile tekrar başlamıştır.

ASTP, uzayda uluslararası bir kurtarma çalışmasının yapılması için gerekli teknolojinin gelişmesini sağlamış ve bir prova görevi görmüştür. Ancak uzay çalışmalarının geneli düşünüldüğünde, bir iyi niyet gösterisi olmaktan öteye gitmemiştir.

Bu tür bir kurtarma operasyonunu gerektirecek herhangi bir durum ortaya çıkmamıştır. Ayrıca ASTP, iki süper gücün bir arada yürüttüğü ilk insanlı uzay uçuşu olduğundan, Uzay Yarışı’nı sona erdiren olay olarak yorumlanmaktadır. İki ülkenin uzay alanındaki rekabetini sona erdirse de, Soğuk Savaş, ASTP’den sonra da devam etmiştir.

İlk Modüler Uzay İstasyonu: MİR

Mir kelimesi, Rusça “barış” ve “dünya” olmak üzere iki anlam taşır. Mir uzay istasyonunun yapılmasına 1976’da karar verilmiştir ve Mir, insanlığın uzayda uzun süre düzenli olarak içinde yaşadığı ilk uzay istasyonudur.

Bu istasyonun amacı diğerlerinden farklı olarak, gövdesi uzaya çıkarıldıktan sonra diğer bölümlerin uzayda monte edilmesiydi. İlk modülü 19 Şubat 1986’da uzaya gönderildi. Eklentiler için Rus uzay araçlarının, Salyut uzay istasyonuna bağlandığı kenetlenme sistemi kullanıldı. Mir’e aynı anda iki uzay aracı kenetlenebiliyordu. Aynı zamanda Mir’in fazladan iki kenetlenme bölümü daha vardı. Bu bölümlere yeni modüller de bağlanabilmekteydi.

Kozmonotların tehlike anında dünyaya dönebilmesi için bir Soyuz uzay aracı da istasyona bağlı olarak bekletilmekteydi. Ayrıca İstasyonun askeri amaçlarla da kullanılması için kenetlenme bölümleri 20 tonluk modüllerin bağlanacağı şekilde üretildi. 374 kilometre yükseklikte yörüngeye oturtulan Mir’e 10 yıl içinde 7 modül daha eklendi. Mir’in kütlesi 29,7 tona, boyu 19, eni 31 ve yüksekliği 27,5 metreye ulaştı. Hızı saatte 27.700 kilometre idi ve dünyanın çevresinde 91,9 dakikada bir tur atıyordu. Dünya çevresinde toplam 83,331 tur attı.

Rus Mir Uzay İstasyonu ve istasyona kilitlenmiş olan ABD'nin uzay mekiği.

Rus Mir Uzay İstasyonu ve istasyona kilitlenmiş olan ABD’nin uzay mekiği.

 

Fransa, İngiltere, Avusturya, Almanya, Japonya, Slovakya, Hindistan, Suriye, Afganistan ve Bulgaristan’ın astronotları Mir’de kalmıştı. ABD ve Rusya, soğuk savaşa karşın, ortak uzay program görüşmeleri yaptı ve ABD Başkanı Bush ve Rusya Devlet Başkanı Yeltsin 1992’de ilgili protokolü imzaladı. ABD’nin Uzay Mekikleri, uzayda Mir’e kenetlenebilir hale getirildi. Mekikler, Mir’e Rus kozmonot taşıdı ve Mir’de kalanları dünyaya getirdi. ABD’li astronotlar Mir’de Ruslar ile çalışmalar yaptı.

Yörüngede 1986 ile 1996 yılları arasında gönderilen pek çok modül ile başarılı bir şekilde kenetlenen Mir’in, 23 Mart 2001 tarihinde görevi sona erdi ve atmosfere girerek yanması sağlandı.

Son günlerine kadar, pek çok girişimcinin, muhtemelen ilk yörünge televizyon/film stüdyosunu kurmak için, Mir’i almak gibi planları vardı. Ne var ki istasyon daha fazla kullanılamayacak kadar güvensizdi. Uzay topluluğundan pek çok kişi hala Mir’in en azından bazı parçalarının kurtarılabilir olduğunu, ayrıca yörüngeye materyal çıkarmanın yüksek maliyeti göz önünde bulundurulduğunda, Mir’in yok edilmesinin büyük bir fırsat kaybı olduğunu düşünür.

Son durak: Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS)

Ruslar Mir-2’yi üretmek yerine, ABD’nin önerisiyle uzay istasyonlarının uluslararası işbirliğiyle yapılmasını desteklemiştir. Bir araya getirilen modüllerin birleştirilmesiyle inşa edilmiş olan istasyonun ilk modülü 1998’de ABD’nin öncülüğünde alçak Dünya yörüngesine yerleştirilmiş, böylece ISS, üzerinde yaşanabilen ve Dünya yörüngesinde bulunan en büyük yapay uydu konumunda olmuştur.

Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan yörüngeye bırakılan 3 adet küp uydu.

Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan yörüngeye bırakılan 3 adet küp uydu.

 

İstasyon, Rus Yörünge Bölümü ve Amerika Birleşik Devletleri Yörünge Bölümü olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır Ortalama bir futbol sahası büyüklüğünde olan istasyon, güneş panelleri ile birlikte yaklaşık 861.804 kg ağırlığındadır.

Saatte yaklaşık 28 bin km/h hızla her 90 dakikada bir Dünya’nın çevresini turlar. Böylece bir günde Dünya çevresinde 16 kez tur atmış olur. Sadece bir gün içinde kat ettiği mesafe, Ay ile Dünya arasındaki mesafe kadardır. Yörünge yüksekliği 330 km ilâ 435 km arasında değişir.

İstasyonun yapısı temel olarak basınçlı modüller, destekleyici dış iskelet ve güneş panellerinden meydana gelmektedir. ISS, deneyler için uzay ortamı ve düşük yerçekimi ortamı sağlayan bir laboratuvar merkezi olarak, mürettebatın biyoloji, fizyoloji, fizik, kimya, astronomi, meteoroloji ve daha birçok dalda deneyler yapmasına olanak verir. İstasyon ayrıca Ay ve Mars görevlerinde kullanılması planlanan ekipman ve sistemlerin, kullanım öncesi uzayda test edilmeleri için çok uygun bir ortam sağlar.

Uzay istasyonları

Uluslararası Uzay İstasyonu’nda bugün ABD, Rusya, Fransa, İtalya, Japonya, Kanada, İngiltere, İspanya, Almanya gibi birçok ülkeden astronot ortaklaşa bilimsel araştırmalar yürütüyor.

 

İstasyon mürettebatı genel olarak 6 kişiden oluşur. 6 kişilik ekipler 4-6 ay boyunca istasyonda kalırlar. İlk zamanlarda 3 kişiden oluşan ekip, Columbia uzay aracı faciasından sonra 2 kişiye düşürülmüş fakat 2009 yılında tekrar 6 kişiye çıkarılmıştır. Şu anda Uluslararası Uzay İstasyonu’nda kaç kişinin kaç gündür kaldığını buradan görebilirsiniz. http://www.howmanypeopleareinspacerightnow.com/

Birçok ülkenin uzay ajanslarının desteği ile yürütülmesi devam eden çalışmalara destek her geçen gün artmaya devam etmektedir. ISS programı; Birleşik Devletler Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), Rus Federal Uzay Ajansı (ROSCOSMOS), Japon Uzay Ajansı (JAXA)Kanada Uzay Ajansı (CSA) ve 10 Avrupa ülkesinin bulunduğu Avrupa Uzay Ajansı (ESA) birlikteliğinde yürütülmektedir. Brezilya Uzay Ajansı (AEB), NASA ile yaptığı ayrı bir anlaşma ile bu ortaklığa katkıda bulunmakta, İtalyan Uzay Ajansı (ASI) ise ESA’nın ISS projelerine tamamen katıldığı gibi, ayrı olarak da değişik anlaşmalarla katkı sağlamaktadır.

31 Ocak 2000 yılında gönderilen Keşif 1 görevinden bu yana istasyon programı ile kesintisiz bir şekilde istasyonda mürettebat varlığı sürdürülmektedir ve 02 Nisan 2013 yılından itibaren, 4810 gün uzayda kesintisiz insan bulunduran Sovyet Uzay İstasyonu Mir’in rekorunu eline geçirmiştir. İstasyonun en az 2020 yılına kadar görevine devam etmesi beklenmektedir.

Reyhan Çelik

Kaynaklar: National Geographic, Tübitak
Kapak fotoğrafı: Astronot Tracy C. Dyson, uzay istasyonunun gözlem penceresinden Dünya’yı seyrederken.

Evrenin Keşfi

Adli Astronomi Nedir? Yerel Hukukta Adli Astronomi Kullanımı

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 3 dakikada okuyabilirsiniz.

Neredeyse bütün bilim dalları iç içe olan astronomi en eski ama kendisini sürekli güncellemesiyle en yeni bilim dallarından biridir.

Geleceğin meslekleri arasında gösterilen uzay hukuku, uzay mimarisi, asteroid madenciliği gibi alanlarda ülkeler personel yetiştirmek istiyor ise astronomi eğitimine gerekli önemi vermek zorundadır. Adli astronomi de gelişmek için kendisine yatırım bekleyen adli bilim dalıdır.

Adli astronomi nedir ve ne iş yapar?

Adli astronomi, gökyüzünün geçmiş zamanlarda olan görünümünü ve gök cisimlerinin konumlarını göstermeye yarayan adli bilimin bir dalıdır. Adli bilimde, edebiyatta, tarihsel olaylarda ve sanat tarihinde adli astronomi kullanılmaktadır. Ülkemizde bazı davalarda astronomi, adaletin sağlanmasında katkı sağlıyor. Bu alanda Kandilli Rasathanesi’ne gerekli davalarda başvurular olmaktadır.

Örneğin; 1992 yılında bir asteğmen, bir yüzbaşına fiziksel şiddet uyguluyor. Asteğmen kendisini savunduğunda havanın çok karanlık olduğunu ve kişinin yüzünü göremediğini, bu nedenle onun bir er olduğunu düşünerek “dövdüğünü” ifade ediyor. Burada astronomi devreye giriyor ve kavganın olduğu gün Ay’ın dolunay evresinde olduğu belirleniyor. Bu bilgiden hareketle o tarihte hiçbir ışık kaynağı olmasa da insanların birbirlerinin yüzünün seçilebileceği anlaşılıyor.

Bir trafik kazası olduğunu düşünelim. Bu kazanın davası kazadan 3 ay sonra görüldü diyelim. Eğer kaza yapan kişi; “Hava çok karanlıktı, etrafta aydınlatmalar yoktu, bu yüzden göremedim” gibi bir ifade kullanıyorsa burada devreye yine adli astronomi giriyor. O dönemde Ay’ın hangi evrede olduğu önemli. Kaza yapan kişi asteğmenin durumuna düşebilir.

Van Gogh’un Tablosu ve Adli Astronomi

Van Gogh’un tablosu ile adli astronomi arasında bir bağlantı bulmakta zorlanmış olabilirsiniz. Ancak aslında, Van Gogh’un ünlü eserlerinden birisi olan Evening Landscape with Rising Moon tablosundaki gizem adli astronomi sayesinde çözülmüştür.

Vincent Van Gogh’un Evening Landscape with Rising Moon (Akşam Manzarası ve Yükselen Ay) tablosu

 

2003 yılında SWT fizik profesörleri Donald Olson ve Russell Doescher, İngiliz Profesör Marilynn Olson ile birlikte Sky & Telescope dergisinin Temmuz 2003 sayısında bu ünlü tablo hakkında bir makale yayınladılar. Tablonun tam olarak ne zaman resmedildiği bilinmemekteydi.

Bu tabloda ilk zamanlarda dağın arkasından Güneş’in battığı düşünülmüş. Tablonun üzerinde derin bir çalışma yapan bilim insanları; oradaki gök cisminin Güneş değil Ay olduğunu; Ay’ın doğmaya başladığını, tabloda yer alan buğdayın hangi tarihler arasında hasat edileceği, bu tabloda çizilmiş yerin gerçek bir yer olduğunu, Ay’ın resimde yer alan bölgeden tam olarak hangi günde doğacağını ve bazı diğer önemli sonuçları adli astronomi sayesinde bulabilmişlerdir. Benzer biçimde, geçmiş yıllarda oluşmuş meteor olaylarını incelerken de aslında yine adli astronomiye başvurmuş oluyoruz.

Frederic Edwin Church, The Meteor of 1860 (Görsel Kaynağı: https://www.wikiart.org/en/frederic-edwin-church/the-meteor-of-1860)

 

Astronomlar ve astrofizikçiler sürekli evreni incelemeye çalışırlar. Yıldızlardan ve galaksilerden alınan tek şey ışıktır. Bu ışığı inceleyerek yıldızlar, galaksiler ve diğer gök cisimleri hakkında bilgi edinmeye çalışırlar. Peki, burada astronomların yaptığı çalışmalar da adli astronomiye girmiyor mu? Belki ölmüş bir yıldızın kalıntısı hakkında bilgi edinmek ve bu ölümden sonra yakında yer alan komşu yıldızların nasıl etkilendiğini incelemek de mizansen bir açıdan adli astronomi olarak değerlendirebilir.

Hazırlayan: Sinan Koçak
Düzenleyen: Kemal Cihat Toprakçı

Kaynaklar ve Referanslar:

  1. Güral, N. Adli astronomi. Erişim Tarihi: Şubat 10, 2021, Erişim Adresi: http://egegural.com/adliastronomi.htm
  2. Güral, N. Astronomi ve adli tıp. Erişim Tarihi: 10, 2021, Erişim Adresi: http://egegural.com/ASTVADLI.HTM
  3. Moonrise061003. (2016, Haziran 08). SWT astronomers SLEUTH van Gogh “Moonrise” mystery. Erişim Tarihi: February 10, 2021, Erişim Adresi: https://www.txstate.edu/news/news_releases/news_archive/2003/06/moonrise061003.html
  4. Forensic astronomy. (2020, Kasım 25). Erişim Tarihi: February 10, 2021, Erişim Adresi: https://en.wikipedia.org/wiki/Forensic_astronomy
  5. Ash, S. (2018, April 17). “Forensic astronomy” reveals the secrets of an iconic ansel adams photo. Erişim Tarihi: Şubat 10, 2021, Erişim Adresi: https://www.scientificamerican.com/article/forensic-astronomy-reveals-the-secrets-of-an-iconic-ansel-adams-photo/

Okumaya devam et

Evrenin Keşfi

Perseverance Mars’a İniyor! Yeni Bir Mars Gezginimiz Daha Olacak

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 5 dakikada okuyabilirsiniz.

NASA’nın son Mars yüzey aracı Perseverance, Mars yolculuğunun sonuna yaklaşıyor. Bu zamana kadar yapılmış en büyük Mars aracı olan Perseverance, 18 Şubat 2021 tarihinde kızıl gezegenin yüzeyine iniş yapmaya çalışacak.

Mars’a iniş yapmak oldukça zordur ve bu zamana kadar yapılan görevlerin yaklaşık %60’ı başarısız olmuştur. Perseverance’ın iniş şekli ise 2012 yılında başarılı bir şekilde Mars’a inen Curiosity aracının iniş şekli ile benzer olacak. Yani, aracın ısı kalkanı ve sahip olduğu paraşüt Perseverance’ı saatte yaklaşık 20.000 km hızdan saatte 4 km’den daha az bir hıza indirecek. Daha sonra ise bir “gökyüzü vinci” aracı yavaşça yüzeye koyacak.

Perseverance, kuru bir göl yatağı olduğu düşünülen Jezero kraterine inecek ancak tam olarak hangi noktaya iniş yapacağı bu aşamada bilinmiyor. Bu noktanın tam olarak tahmin edilememesinin sebebi ise Mars’ın atmosferine girildiğinde rüzgarların aracı sarsması ve bu durumun tahmin yürütmeyi zorlaştırmasıdır. Bu durumun üzerine arazinin engebeli olması da Jezero’yu iniş yapmak için tehlikeli bir yer haline getiriyor ancak Perseverance, zemine yaklaşırken fotoğraflar çekerek otonom bir şekilde güvenli bir iniş yeri bulmasına yardımcı olacak yeni bir navigasyon sistemine sahip.

Perseverance’in gökyüzü vinci ile Mars yüzeyine inişini gösteren animasyon. (Telif: NASA/JPL)

 

2012 yılında Curiosity’nin gerçekleştirdiği iniş, daha önce yapılmadığı için görev kontrolün başında olan bilim insanları bu durumu rahatsızlık verici bir “yedi dakikalık dehşet” olarak nitelendirmişti. Araç, iniş sırasında atmosfere girişten, paraşütünün açılmasına ve hatta zemine temas etmek için roket yardımıyla yapılan hava manevrasına kadar her şeyi kendisi yapmak zorunda kaldı. Çünkü iniş, Mars’tan Dünya’ya ulaşan sinyallerin gelme süresinden daha kısa bir süre içerisinde gerçekleşmişti. Perseverance için de aynı durum söz konusu olacak ve bütün Mars’a iniş görevleri başarıya ulaşamadığından aynı dehşet yine yaşanacak.

Perseverance’ın iniş detaylarına geri dönecek olursak, araç özel gökyüzü vinci ile birlikte yapacağı kontrollü inişten önce roketler ile yapılan manevralar aracılığıyla iniş alanı için son ayarlamalarını yapacak. Aracın tekerlekleri Mars toprağına değer değmez, vinç Perseverance’dan ayrılarak araçtan güvenli bir uzaklıkta gezegene çarpacak. Daha sonra rutin sistem kontrolleri her şeyin yolunda olduğunu belirlediği anda da araç çalışmaya başlayacak.

Perseverance’ın asıl görevi nedir? Neden bu aracı oraya gönderdik?

Mars 2020 Perseverance Gezgin aracı, NASA’nın bir zamanlar Mars’ta yaşam olup olmadığı konusundaki araştırmasını ileriye götürecek eski mikrobik yaşamın izlerini arayacak. Araçta Mars kaya ve toprak örneği toplayacak bir sondaj cihazı bulunuyor. Araç, gelecekte yapılacak bir görev ile Dünya’ya getirilip detaylı analizleri yapılabilsin diye bu örnekleri mühürlü tüplerde saklayacak. Perseverance, ayrıca Mars’ta gerçekleşecek insanlı keşif programlarının yolunu açmaya yardım edecek teknolojileri de test edecek.

Perseverance, Mars Keşif Programı’nın bilimsel hedeflerini destekleyecek dört tane amaca sahip. Bunlardan ilki, gezegenin yaşanabilir olup olmadığını araştırmak. Yani kısaca geçmiş çevre koşullarının mikrobik yaşamı destekleyip desteklemediğini belirlemeye çalışacak. İkinci amacı, biyolojik imzalar aramak. Özellikle de zaman içinde yaşam belirtilerini koruduğu bilinen özel kayalarda, olası geçmiş mikrobiyal yaşamın işaretlerini arayacak. Üçüncü amacı da kaya ve toprak numunelerini toplayarak Mars yüzeyinde onları saklamak. Dördüncü ve son amacı ise insanlı keşiflere yardımcı olacak Mars atmosferinden oksijen üretimini test etmek.

Perseverance’ın uzun menzilli hareketlilik sistemi, aracın Mars yüzeyinde 5 ila 20 km arasında yol kat etmesine olanak veriyor. Ayrıca bu araç ile getirilen bir diğer yenilik de daha yetenekli bir tekerlek tasarımıdır.

Mars’ta Bir İlk Daha: Mars Helikopteri Ingenuity

Perseverance, aslında ufak bir sürprize de sahip. Araç, Mars yüzeyine indikten sonra alt kısmından çıkaracağı ufak bir helikopteri de Mars ile tanıştıracak. Ve bu helikopterin adı da Ingenuity. Eğer helikopter çalışmayı başarırsa, bizim için tam bir Wright Kardeşler anı olacak, çünkü bu zamana kadar Dünya atmosferi dışında hiçbir yerde helikopter uçurmayı denemedik.

Ingenuity’nin NASA tarafından yapılan görsel tasviri.

 

Ingenuity, sadece bir teknoloji tanıtımı olacak ve çok ince Mars atmosferinde (Dünya atmosferinin %1’i yoğunlukta) en fazla 15 dakika kadar uçabilecek. Ancak bu helikopter başarı ile çalışırsa gelecekte ulaşılamayan yerlere gitmek için bu tarz helikopterler kullanılabilir. Ayrıca daha sonra göndereceğimiz araçlar ve astronotlar için kılavuz olması adına da bu helikopterlerden faydalanabiliriz.

Ingenuity dışında araçta başka bir teknoloji tanıtımı daha mevcut. Bu aygıt, Mars’ın zayıf atmosferinde yer alan karbondioksitten oksijen elde etmek için kullanılacak ki bu teknoloji önemli çünkü gelecekte oraya gidecek kaşiflerin Mars’ta hayatta kalabilmeleri için bu gerekli olacak.

Hazırlayan: Burcu Ergül
Düzenleyen: Kemal Cihat Toprakçı

Kaynaklar:

  1. Crane, L. (n.d.). NASA has launched its Perseverance Mars Rover and INGENUITY HELICOPTER. Erişim Tarihi: Şubat 15, 2021, Erişim Adresi: https://www.newscientist.com/article/2250181-nasa-has-launched-its-perseverance-mars-rover-and-ingenuity-helicopter/
  2. Crane, L. (2021, Şubat 11). NASA’s perseverance rover is about to land on Mars and look for life. Erişim Tarihi: Şubat 15, 2021, Erişim Adresi: https://www.newscientist.com/article/2267509-nasas-perseverance-rover-is-about-to-land-on-mars-and-look-for-life/
  3. Howell, E. (2021, Şubat 11). NASA’s perseverance rover is one week away from a DARING landing on MARS. watch how it works. Erişim Tarihi: Şubat 15, 2021, Erişim Adresi: https://www.space.com/mars-rover-perseverance-landing-4k-video-animation
  4. Mission overview. (n.d.). Erişim Tarihi: Şubat 15, 2021, Erişim Adresi: https://mars.nasa.gov/mars2020/mission/overview/

Okumaya devam et

Evrenin Keşfi

Türkiye Uzay Ajansı (TUA), Milli Uzay Programı Açıklandı!

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 1 dakikada okuyabilirsiniz.

Türkiye Uzay Ajansı (TUA), 9 Şubat 2021 Salı günü iki yıldan uzun süredir duyurulması beklenen programını ve yol haritasını açıklandı.

Açıklamada dile getirilen olan proje ve hedefleri, Kozmik Anafor Youtube kanalında, Dr. Umut Yıldız, Prof. Dr. Lokman Kuzu, Prof. Dr. Yurdanur Tulunay, Prof. Dr. İbrahim Küçük, gibi uzmanlar eşliğinde canlı yayında yorumladık. Milli uzay programını detaylıca öğrenmek için, aşağıdan veya bu linkten ulaşabileceğiniz yayınımızı izleyebilirsiniz.

Ülkemizde Uzay Ajansı kurulması hedefi 57’nci Hükûmet döneminde gündeme gelmiş, 2000 yılında oluşturulan “Vizyon 2023” perspektifi de Türkiye’nin uzay çalışmalarına yönelik bir öncü olmasını da ortaya koymuştur. Akabinde 26 Şubat 2001 tarihinde Millî Güvenlik Kurulu kararı, daha sonra 2 Mart 2001 tarihinde Bakanlar Kurulu kararı ile “‘Türkiye Uzay Kurumu” kurulması için çalışma başlatılmıştır. 15 Mayıs 2002 tarihli Başbakanlık genelgesiyle TÜBİTAK görevlendirilmiştir. 2017 yılında meclise iletilen Türkiye Uzay Ajansı kanun tasarısını, bu linkteki yazımızda detaylıca incelemiştik.

Türkiye Uzay Ajansı’nın, ülkemiz açısından oldukça önemli olan uzay ve havacılık sektörlerinde teknolojide dışa bağımlı olmayan, rekabetçi bir sanayinin geliştirilmesi, uzay ve havacılık teknolojileri alanında bilimsel ve teknolojik altyapıların ve insan kaynaklarının geliştirilmesi, uzay teknolojilerinin kullanımının yaygınlaştırılması, ülkemizin uzaya yönelik hak ve menfaatlerinin korunması yolunda başarılı olmasını temenni ederiz.

Okumaya devam et

Evrenin Keşfi

Uzayda Bugün: İlk Serbest Uzay Yürüyüşü (7 Şubat 1984)

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 2 dakikada okuyabilirsiniz.

3 Şubat 1984 yılında fırlatılan Challenger Uzay Mekiği ile gerçekleştirilen, STS-41b görevinin bize verdiği en ikonik görsel, astronot Bruce McCandless’in Dünya üzerinde araca bağlı olmadan uzay yürüyüşü yaptığı fotoğraf oldu.

McCandless, ABD ile SSCB arasındaki Ay yarışının ortasında hızlanan uzay programlarına katılmak için 1966 yılında seçilen 19 astronotun yer aldığı prestijli bir grup olan 5. Astronot Grubu’nun bir üyesiydi. Ayrıca Challenger astronotları arasında Apollo, Skylab ve Uzay Mekiği programlarına muazzam katkılarda bulunmuş ve bu görevin kumandanı da olan Vance D. Brand de bulunuyordu. Brand ve McCandless dışında ekipte pilot Robert L. Gibson ile görev uzmanları olan Robert L.Steward ve Ronald E. McNair yer alıyordu.

Brand’in kumandanlık yaptığı ilk görev olan STS-5 ile ticari uyduların taşınıp yerleştirilmesi planlanmıştı. Uydu yerleştirilmesi başarılı oldu ancak, astronot kıyafetlerindeki problemler sebebi ile planlanan uzay yürüyüşleri yapılamayıp iptal edildi. STS-41b görevinde ise durum tersi oldu. Mürettebatın görevin başında iki iletişim uydusunu yerleştirmeyi başarmasına rağmen iki uyduda da bulunan takviye roketlerin sadece 20 saniye sonra beklenmedik şekilde kapanmasından dolayı bu uydular yere eş zamanlı yörüngeye ulaşamadı. Fakat diğer yandan uzay yürüyüşleri ise olağanüstü bir başarıya ulaştı.

7 Şubat’ta ve daha sonrasında 9 Şubat’ta McCandless ve Steward ‘İnsanlı Manevra Birimlerini” taktılar ve hiç bir yere bağlı olmadan uzayda yürüyüşe çıktılar. Bu İnsanlı Manevra Birimi, yaklaşık 85 cm genişliğinde, 72 cm derinliğinde ve 127 cm uzunluğundaydı. Alüminyum çerçevesi, nitrojen (azot) ile doldurulmuş iki tane kevlar kaplı alüminyum tankı barındırıyordu. Bu da altı saatten uzun bir uzay yürüyüşü için yeterli bir itici güçtü.

McCandless ve Steward, mekikten yaklaşık 100 metre uzaklaştı ve bir çok kere bu mesafeyi gidip döndüler. Hem astronotlar hem de mekik saatte yaklaşık 18,000 mil hızla yol alıyorlardı. Uzay yürüyüşündeki rollerini bir çok kez pratik yapan mekiğin içerisindeki ekip ise, astronotların hareketlerini Challenger’ın radarı ve diğer aygıtlarıyla izlediler.

Eğer uzay yürüyüşü yapan astronotlar arıza sonucu uzaklaşmaya başlasaydı Brand’ın onları takip edip mekiğe manevra yaptırmak gibi bir planı vardı. Bu sayede de McCandless ve Steward, kendilerini güvenli bir şekilde kollara tutunarak manevra yapabilecekleri mekiğin yük bölmesinde bulacaklardı. Neyse ki yürüyüşlerde bu tarz beklenmedik bir durum oluşmadı. Bir fotoğraf tutkunu olan Gibson ise bu yürüyüşün ikonik karelerini fotoğrafladı.

Çeviri: Burcu Ergül Emecan

Kaynak:
https://appel.nasa.gov/2020/02/06/this-month-in-nasa-history-astronauts-make-first-untethered-spacewalk/

Okumaya devam et

Çok Okunanlar