Connect with us

Dış Uzay

Yıldız Astrofiziği: Tayf Türleri

Bu yazıyı yaklaşık 12 dakikada okuyabilirsiniz.

Yıldızları incelerken her birinin kendine ait olan parmak izlerine bakarız. Bu parmak izi yıldızlarda tayftır. Her ne kadar hepsi kendine özgü olsa da, ortak özellikler taşıyanları belirli sınıflar altında toplayabiliriz.

Bir yıldızın kaderini yalnızca onun kütlesi belirlediğinden(büyük oranda) buna bağlı olan sıcaklık, yarıçap, renk, tayf çizgileri gibi birçok özelliği de birbiriyle ilintilidir. Bu ilişkilerden yola çıkan Hertzsprung ve Russell, astronomide sıkça kullandığımız HR Diyagramını oluşturdular.

Gerçekten de yıldızın birçok parametresinin birbirine bağlılığından ötürü çok fazla şey anlattığından bir yıldızı incelemek için bu diyagram oldukça kullanışlıdır. Bize öğretildiği gibi, HR diyagramı hakkında saatlerce hatta günlerce konuşmak mümkün.

HR Diyagramı - Altta Tayf Sınıfları

HR Diyagramı – Alttaki satır, tayf Sınıfları

 

Diyagramda birçok parametre ve yıldız türü görünüyor. Yatay eksende verilen O, B, A, F, G, K, M değerleri az önce bahsettiğimiz tayf sınıflarıdır. Esprili bir şekilde akılda tutmak için sıklıkla Oh Be A Fine Girl Kiss Me diye bahsedilir. Yine aynı eksende renk ölçeğinin ve yüzey sıcaklığının da yer aldığını görüyoruz. Bu parametreler tayf türü ile doğrudan ilişkili olduğundan yatay eksende bu üç ifadeyi birden kullanıyoruz. Dikey eksende kullandığımız değer ise mutlak parlaklık (mutlak kadir) ya da ışıtma gücü.

*Diyagramda köşegen gibi olan hatta, “anakol yıldızları” diyoruz. Bir yıldız ömrünün büyük bir bölümünü burada geçirir. Aşağıdaki konuda ayrıca verilenler hariç bahsettiğimiz yıldızlar, anakol yıldızlarıdır.

Peki nedir bu OBAFGKM?

Az önce de ele aldığımız gibi tayf türleri, renk ve yüzey sıcaklığı ile doğrudan ilişkilidir. Yüzey sıcaklığı tayf çizgilerinde etkili olduğundan, tayf sınıflandırmasında yine doğrudan etkilidir. Bir yıldızın rengi de onun yüzey sıcaklığı ile ilgili olduğuna göre bu parametreler birbiri ile iç içe geçmiş haldedir. Yine bu parametrelerden yola çıkarak yıldızları birbirleri ile ortak özellik taşıyacak şekilde sınıflandırıyoruz. İşte bu OBAFGKM olarak ifade ettiğimiz harfler tayf sınıflarıdır.

Tayf Türleri Tablosu – M, R ve L değerleri Güneş cinsinden (Kaynak: bulutsu.org)

 

Aynı zamanda kendi içlerinde numaralar ile de alt gruplara ayrılır. Örneğin biz Güneş’ten bahsederken G2 türü bir yıldız olduğunu söyleriz. O sınıfı tayf türü diyagramda da görüldüğü gibi mavi, oldukça sıcak yıldızları ifade ederken M’ye doğru gidildikçe yıldızın sıcaklığı azalıyor ve rengi kırmızıya doğru gidiyor. Alt grupları da dikkate alacak olursak soldan sağa bu sıralama O5’ten başlayarak O6, O7, O8, O9, B0, B1, … , M7, M8 diye gidiyor. O5’ten başlıyor olmasının sebebi ise, oldukça düşük olasılıklarda oluşup yine oldukça kısa bir ömre sahip olan bu yıldızların gözleminin nadir olması sebebiyle açık bir uç bırakılmış olması. Yani daha sıcak bir yıldızın bulunması durumunda buraya bir sınıf ekleyebilmek için O1’den değil de O5’ten başlatmışlar. Bunlara ek olarak her ne kadar yıldız olarak nitelendirilmeseler de, daha soğuk olan kahverengi cüceleri ise ek bir tayf türü olarak L, T ve Y sınıflarında ele alıyoruz. Kahverengi cüceler hakkında bilgi için şu makalemize bakabilirsiniz.

O tayf sınıfından M tayf sınıfına doğru gidildikçe yüzey sıcaklığı, kütle, yarıçap ve ışıtma gücünün azaldığını görüyoruz(*). Bu sayede bir yıldızın kaderini kütlesinin belirlediğini daha açık bir şekilde anlamış oluruz. Eğer kütle daha fazla ise kütleçekim daha fazla, dolayısıyla yaşadığı şartlar daha serttir. Yakıtını daha hızlı harcar, daha kısa sürede tüketir. Bu da yüzey sıcaklığının fazla, dolayısıyla ışıtma gücünün de fazla olmasına sebep olur.

1010419_391319711014514_490058086_n

Türlerine göre yıldızlarının evrende bulunma oranları. Her 1 adet O-B sınıfı yıldıza karşı diğer yıldız türlerinden kaç tane olduğu. Şu makalemize de göz atabilirsiniz.

 

Yukarıda yaşam süre aralıklarını vermememize rağmen buradan mantıksal bir çıkarım yapmamız mümkün. Bulunma yüzdelerine baktığımızda O’dan M tayf sınıfına doğru gidildikçe artan bir yüzde görüyoruz. Hatta O tayf sınıfında bu değer 3 milyonda 1 gibi oldukça düşük değerlerde geziyor.

Bunun iki temel sebebi var: Birincisi gaz ve toz bulutu içerisinde büyük kütlenin toplanıp yıldız oluşturma ihtimalinin, küçük kütleli yıldız oluşturma ihtimalinden daha düşük olması. Diğeri ise yaşam süresinin diğerlerine göre oldukça kısa olması.

Anakol Yıldızlarında Tayf Türü ve Yarıçap İlişkisi

Anakol Yıldızlarında Tayf Türü ve Yarıçap İlişkisi

 

O tayf türünden bir yıldızın yaşı 1 milyon yıl ile ifade edilirken, M tayf türünün yüz milyarca, hatta bazı uç örneklerde trilyonlarca yıl ile ifade edilir. Bu sebeple istatistiksel olarak sıcak ve vahşi yıldızları daha nadiren görürüz.

O Tayf Türü

O tayf türü yıldızlar çok yüksek yüzey sıcaklığına ve dolayısıyla çok yüksek ışıtma gücüne sahiptirler. Yüksek yüzey sıcaklığı sebebiyle enerjilerinin çoğunu morötede yayınlarlar (bkz. Wien Yasası). 55.000 K dereceye kadar yüksek yüzey sıcaklığına sahip olabilirler.

Hatta en uç örneklerden biri olan R136a1 yıldızı 1,7 milyon yıl yaşında, 265 Güneş kütlesine ve 56.000 K yüzey sıcaklığına sahip O tayf türünden bir yıldız. Yarıçapı ise 29 Güneş yarıçapı kadar. Bu da ışıtma gücünü hesapladığımızda Güneş’ten tam 7.5 milyon kat fazla bir ışıtma gücüne sahip olduğunu gösteriyor.

Teorik olarak yapılan hesaplarda 150 Güneş kütlesinin üzerinde yıldız oluşmamasını bekliyoruz fakat bu yıldızın kütlesi neredeyse bunun iki katı. Son yapılan gözlemler de doğruluyor ki böyle büyük kütleli yıldızlar, iki büyük kütleli yıldızların birleşmesi sonucu oluşabiliyor. Fakat zaten düşük bir olasılıkla bulunma ihtimaline sahip büyük kütleli yıldızların, böyle yıldızları oluşturması daha da nadir rastlanan bir olay. Yine bazı teorik modeller 150 Güneş kütlesinden fazla kütleye sahip yıldızlar oluşabileceğini de söylüyor. Fakat bunların birer yaklaşım olduğunu hatırlatmakta fayda var. Gözlemsel olarak elimizdeki en uç noktalar bunlar.

O tayf türünden yıldızların ortalama ömürleri milyon yıl dolaylarındadır. Yaşam sürelerinin böyle kısa olmasının sebebi, büyük kütlelerinden ötürü merkezdeki sıcaklığın ve basıncın oldukça yüksek olup yakıtını hızla tüketmesine sebep olmasıdır. Bu tür yıldızlar güçlü ve hızlı yaşayıp, çabuk ölürler. Şuradan bilgi alabileceğiniz Eta Carinae yıldızı, galaksimizdeki O tayf tipi anakol yıldızlarının en büyüklerinden biridir.

Belirgin Tayf Çizgileri: He+, O++, N++, Si++, He, H

Örnekleri
O5: HD 66811 [3]
O7: HD 24912 [4]
O8: HD 36861 [5]
O9: HD 214680 [6]

B Tayf Türü

Oldukça sıcak ve mavi yıldızlardır. O tayf türüne göre biraz daha mütevazi bir yaşam sürmelerine rağmen hala oldukça “güçlü” yıldızlardır. Bu sebeple yaşam süreleri O tayf türünden fazla olsa da yine de oldukça kısadır.

En çok tanıdığımız yıldızlardan Rigel (β Orionis) bu tayf türünden, B8 sınıfı bir mavi süperdevdir. Yaklaşık 8 milyon yaşında, 12.000K yüzey sıcaklığına, 80 Güneş yarıçapına, 21 Güneş kütlesine ve Güneş’in 120.000 katı ışıtma gücüne sahiptir.

Belirgin Tayf Çizgileri: He, H, O+, C+, N+, Si+

Örnekleri
B0: HD 36512 [7]
B0: Alnilam [8]
B1: Spica [9]
B5: HD 58350 [10]
B8: Rigel [11]

A Tayf Türü

O ve B tayf türünde göre gökyüzünde çıplak gözle görmeye alışık olduğumuz popüler daha fazla yıldızı barındırır. Beyazımsı mavimsi renktedirler. A0 tayf türünden, yaz üçgeninin bir parçası olan Vega yaklaşık 825 milyon yıl yaşındadır. 2.1 Güneş kütlesine, 2.5 Güneş yarıçapına ve Güneş’in 40 katı ışıtma gücüne sahiptir. Bu durum O ve B tayf türü ile kıyaslayınca oldukça sıradan görünüyor. Yüzey sıcaklığı ise ortalama 9.500 K. Vega hakkında daha detaylı bilgi için bu makalemize bakabilirsiniz.

A Tayf türü anakol yıldızlarının bir diğeri ve çok yakınımızdaki ilginç bir yıldız sistemi olan Castor için şu makalemizi okuyabilirsiniz.

Belirgin Tayf Çizgileri: H (güçlü), Ca+, Mg+, Fe+

Örnekleri
A0: Vega [12]
A1: Sirius [13]
A2: Deneb [14]
A4: Fomalhaut [15]
A7: Altair [16]

F Tayf Türü

Renkleri beyaz olan F tayf türünden yıldızlardan gökyüzünün tanıdığımız üyesi Procyon. Küçük köpek takım yıldızının en parlak üyesi Procyon(A) F5 tayf türünden bir yıldızdır. 3 milyar yıl yaşında ve 6.500 K yüzey sıcaklığına sahiptir. Aynı zamanda 1,42 Güneş kütlesinde, 2 Güneş yarıçapında ve Güneş’in ışıtma gücünün 7 katı bir ışıtma gücüne sahip. Procyon hakkında daha fazla bilgi için şu makalemize göz atmanız yeterli.

Belirgin Tayf Çizgileri: H (zayıf), Ca+, iyonize metal

Örnekleri
F0: Canopus [17]
F5: Procyon [18]

G Tayf Türü

Güneş’imizin de dahil olduğu bu tayf türünden yıldızlar sarımsı renge sahiptirler. Güneş’in yaşı 4.6 milyar(ömrü yaklaşık 10 milyar), yüzey sıcaklığı ise yaklaşık 5780 K’dir. Diğer tayf sınıflarını açıklarken verdiğimiz yarıçap, kütle ve ışıtma gücü değerleri Güneş cinsinden idi. Güneş’in bu değerleri şu şekilde:

Yarıçap:            696.000 km
Kütle:                1.99 × 10³º kg
Işıtma Gücü:   3.846 × 1026 watt

Belirgin Tayf Çizgileri: H(zayıf), Ca+, iyonize ve nötr metal

Örnekleri
G2: Güneş
G5: HD 161797 [19]
G8: HD 113226 [20]

G tayf türüne ait en yakınımızda yıldız Tau Ceti hakkında bilgi almak için burayı ziyaret edebilirsiniz.

K Tayf Türü

Gökyüzünün bir tanıdığımız üyesi daha olan Pollux K0 tayf türünden bir yıldız. Güneş’ten nispeten daha soğuk yıldızlar. Pollux 2 Güneş kütlesine, 8.8 Güneş yarıçapına ve Güneş’in 43 katı bir ışıtma gücüne sahip. Yaşı ise yalnızca 724 milyon yıl.

Belirgin Tayf Çizgileri: Ca+ (güçlü), Nötr metal (güçlü), H (zayıf)

Örnekleri
K0: Pollux [21]
K0: Arctrus [22]
K5: Aldebaran [23]

Şurada detaylı incelemesini yaptığımız, çok yakınımızdaki Epsilon Eridani yıldızı da K Tayf türüne ait bir anakol yıldızıdır.

M Tayf Türü

M tayf türünden yıldızlar anakol yıldızlarının %76’lık bir kısmını oluşturur. Düşük yüzey sıcaklıklıkları ve dolayısıyla ışıtma güçleri sebebiyle kendilerini daha az belli ederler. Hatta anakol evresine ait bilinen en parlak M tayf türü yıldız 6.6 kadir olduğundan ötürü hiçbirini çıplak gözle göremeyiz. Genel olarak kırmızı cüce olarak adlandırılan bu yıldızlar hakkında, şuradan okuyabileceğiniz daha detaylı bir makale yayınlamıştık.

Bu M sınıfı kırmızı cücelerden çok yakınımızda yer alan; Barnard Yıldızı, Wolf 359, Proxima Centauri, Lalande 21185 veSCR 1845-6357, hakkında linklere tıklayarak daha geniş bilgi almanız mümkün.

Çoğunluğu kırmızı cücelerden oluşmasına karşın çokça bildiğimiz süper dev üyeleri de barındırır. Bunlardan birisi bilinen en büyük yıldızlardan VY Canis Majoris, diğeri Orion takım yıldızının supernova adayı Betelgeuse ve bir de Antares.

Belirgin Tayf Çizgileri: Nötr atomlar (güçlü), TiO

Örnekleri
M0: Antares [24]
M1-M2: Betelgeuse [25]
M3: VY Canis Majoris [26]

*İfadelerin birçoğu, ayrıca belirtilenler dışında anakol yıldızlarına ait veriler üzerindendir.

Hazırlayan: Ögetay Kayalı

Kaynaklar
1. http://articles.adsabs.harvard.edu/cgi-bin/nph-iarticle_query?1981A%26AS…46..193H&data_type=PDF_HIGH&whole_paper=YES&type=PRINTER&filetype=.pdf
2. http://hyperphysics.phy-astr.gsu.edu/hbase/starlog/staspe.html
3. http://simbad.u-strasbg.fr/simbad/sim-id?Ident=%401035794&Name=HD%20%2066811&submit=submit
4. http://simbad.u-strasbg.fr/simbad/sim-id?Ident=hd24912&NbIdent=1&Radius=2&Radius.unit=arcmin&submit=submit+id
5. http://simbad.u-strasbg.fr/simbad/sim-id?Ident=HD+36861
6. http://simbad.u-strasbg.fr/simbad/sim-id?Ident=HD%20214680
7. http://simbad.u-strasbg.fr/simbad/sim-id?Ident=HD%20%2036512
8. http://simbad.u-strasbg.fr/simbad/sim-id?Ident=HD+37128
9. http://simbad.u-strasbg.fr/simbad/sim-basic?Ident=spica&submit=SIMBAD+search
10. http://simbad.u-strasbg.fr/simbad/sim-id?Ident=HD+58350
11. http://simbad.u-strasbg.fr/simbad/sim-id?Ident=RIGEL
12. http://simbad.u-strasbg.fr/simbad/sim-basic?Ident=vega&submit=SIMBAD+search
13. http://simbad.u-strasbg.fr/simbad/sim-basic?Ident=sirius&submit=SIMBAD+search
14. http://simbad.u-strasbg.fr/simbad/sim-basic?Ident=deneb&submit=SIMBAD+search
15. http://simbad.u-strasbg.fr/simbad/sim-basic?Ident=fomalhaut&submit=SIMBAD+search
16. http://simbad.u-strasbg.fr/simbad/sim-basic?Ident=altair&submit=SIMBAD+search
17. http://simbad.u-strasbg.fr/simbad/sim-basic?Ident=canopus&submit=SIMBAD+search
18. http://simbad.u-strasbg.fr/simbad/sim-basic?Ident=procyon&submit=SIMBAD+search
19. http://simbad.u-strasbg.fr/simbad/sim-basic?Ident=HD+161797&submit=SIMBAD+search
20. http://simbad.u-strasbg.fr/simbad/sim-id?Ident=HD%20113226
21. http://simbad.u-strasbg.fr/simbad/sim-basic?Ident=pollux&submit=SIMBAD+search
22. http://simbad.u-strasbg.fr/simbad/sim-basic?Ident=arcturus&submit=SIMBAD+search
23. http://simbad.u-strasbg.fr/simbad/sim-basic?Ident=aldebaran&submit=SIMBAD+search
24. http://simbad.u-strasbg.fr/simbad/sim-basic?Ident=antares&submit=SIMBAD+search
25. http://simbad.u-strasbg.fr/simbad/sim-basic?Ident=betelgeuse&submit=SIMBAD+search
26. http://simbad.u-strasbg.fr/simbad/sim-basic?Ident=vy+canis+majoris&submit=SIMBAD+search

3 Comments

3 Comments

  1. mustafa berk doğru

    2 Haziran 2019 at 15:07

    bu Belirgin Tayf Çizgilerinden kasıt nedir : (He, H, O+, C+, N+, Si+ )
    ne anlama geliyo yani bunlar

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Amatör Astronomi

Kuğu Takımyıldızı (Cygnus)

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 2 dakikada okuyabilirsiniz.

Kuğu Takımyıldızı, gökyüzünün en bilinen ve astronomi gözlemlerinde yön tayini için sıkça kullanılan takımyıldızlardan biridir.

Yaz aylarında, gece gökyüzüne bakarsanız eğer, tam tepenizde kanatlarını açmış güneye doğru uçan devasa ve bir o kadar da heybetli bir kuş görürsünüz. Hemen yanı başında yer alan Kertenkele (Lacerta) Takımyıldızı’ndan kaçar gibi bir hali olan bu dev kuş, Kuğu (Cygnus) Takımyıldızı’dır ve kuzey yarımkürenin en parlak takımyıldızlarından biridir.

Bizden bir hayli uzakta yer alıyor olmasına rağmen gökyüzünün en parlak 19. Yıldızı olan Deneb Yıldızı, Kuğu’nun kuyruğunda yer almaktadır. Zaten adı da bu yüzden Deneb’dir, çünkü Deneb Arapçakuyruk” anlamına gelmektedir.

Yaz Üçgeni, yaz aylarının en belirgin gökyüzü desenidir.

 

Deneb, milyonlarca yıl içerisinde bir süpernovaya dönüşerek yok olacağı düşünülen, çok büyük boyutlarda ve bir o kadar da parlak beyaz rengiyle kendini gösteren bir dev yıldızdır. Deneb ayrıca, Kuğu Takımyıldızı’nın komşusu olan Lir Takımyıldızı’ndaki Vega ve Kartal Takımyıldızı’ndaki Altair’le birlikte yaz üçgeninin köşelerini oluşturan yıldızlardan biridir. Debeb yıldızının tam karşı noktasında yani Kuğunun kafasının bulunduğu yerde Albiero Beta yıldızı yer almaktadır. Kappa Kuğu ve Mü Kuğu yıldızları ise sağlı sollu olarak Kuğunun kanatlarını oluşturan yıldızlardır.

Kuğu takımyıldızı, arkaplanında görülen Samanyolu Gökadası şeridi nedeniyle bir hayli zengin bir içeriğe sahiptir. Bu sebeple bu bölgeye basit dürbün ile baksanız bile rahatlıkla göz alabildiğine sayısız yıldız bulutları ile karşılaşabilirsiniz.

Eski dönemlerde insanlar yıldızların dizilimlerini bir şeylere benzetme konusunda oldukça yaratıcıydılar. Kuğu Takımyıldızı da bu yaratıcı benzetimlerin güzel bir örneğidir.

 

Samanyolu Gökadası, tam olarak Kuğu Takımyıldızının yer aldığı noktada ikiye ayrılır ve iki ayrı kol olarak gökyüzünde yoluna devam eder. Gökadanın bu noktada bu şekilde görünüyor olmasının en temel sebebi, arka planda yer alan yıldızları gölgeleyen ve “Büyük Çöküntü” adı ile de bilinen devasa toz bulutlarının bu bölgedeki varlığıdır.

Kuğu Takımyıldızında yer alan ve bilinen en meşhur derin uzay cisimleri; Kuzey Amerika Bulutsusu (NGC 7000), Pelikan Bulutsusu (IC 5067) ve elbette ki Peçe Bulutsusu‘dur

Hazırlayan: Sinan DUYGULU

Okumaya devam et

Dış Uzay

Galaksi Nedir? Galaksi (Gökada) Türleri Nelerdir?

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 9 dakikada okuyabilirsiniz.

Galaksi (Gökada), milyonlarca, milyarlarca yıldızın, gezegenin, kara deliğin gazın ve tozun bir arada olduğu “evren adaları”dır. Yazımızda galaksileri ve galaksi türlerini detaylıca ele alıyoruz.

Her ne kadar günümüzde gelişen teknolojiyle yeni yıldızlar, galaksiler ve onların muhteşem görüntüleriyle karşılaşsak da, bundan henüz 200 yıl kadar önce evrende sadece bizim galaksimizin bulunduğunu, diğer tüm yıldızlarınsa Samanyolu’nun içerisinde olduklarını düşünüyorduk. Ancak yeni sayılabilecek çalışma yöntemleriyle gerçeğin perdesini aralamayı başardık.

Galaksi adı verilen yıldız grupları hakkındaki çalışmalar 1610 yılında Galileo Galilei tarafından yapıldı. Galileo teleskobunu gökyüzüne çevirdiğinde geceleri silik aydınlık bir şeride benzeyen bölgenin sayısız yıldız içerdiğini fark etti. 1700’lü yılların sonlarında spiral (sarmal) bulutsular keşfedildi ancak 150 yıl boyunca sarmal bulutsuların doğaları tam olarak anlaşılamadı.

1900’lü yılların başında Adriaan Ven Maanen keşfedilen yapıların gaz bulutları olduğunu düşündü. Üstelik elinde kanıtları da vardı. Birkaç gaz bulutunun periyodunu hesapladı ve bulutsuların galaksiler olamayacağını söyledi. Ancak diğer astronomlar bu veriyle çelişkili sonuçlar elde ediyorlardı.

Bize en yakın büyük “spiral” galaksi olan Andromeda (Messier 31). Fotoğraf, NASA tarafından değil, uzman astrofotoğrafçılarımızdan Mehmet Ergün tarafından çekilmiştir.

1924 yılında Edwin Hubble keşfedilen bulutsuların galaksiler olduğunu iddia etti. Üstelik elinde daha keskin ve doğru veriler vardı. Keşfedilen bulutsuların üçünde cepheid değişkenleri buldu. Cepheid değişkenleri adı verilen bu değişken yıldızlar belirli zaman aralıklarında farklı ışınımlar yaparlar. Bu ışınımlarsa periyodik olarak birbirini takip eder ve astronomlar bu ışınım farkından yararlanarak bir yıldızın uzaklığını ölçebilirler.

Hubble’da yaptığı bu ölçümlerle spiral bulutsuların Samanyolu’ndan çok daha uzakta olduğunu belirledi. Bulutsu zannedilen gökcisimlerinin Samanyolu içerisindeki gaz bulutları değil, spiral galaksiler olduğunu böylece gösterdi. Bugün gerçeği biliyor olsak da, o dönemlerde konu hakkında pek çok farklı hipotez sunulmuştu. Bunun sebebini evrenin büyüklüğün anlama çabamız olarak niteleyebiliriz.

Edwin Hubble’ın keşfiyle evrende sadece Samanyolu’nun değil başka galaksilerinde olduğu bilgisi, evrendeki yerimizin anlaşılması ve sorgulanması açısından oldukça önemli bir sonuçtur. Bu sonucun aynı zamanda insanoğlunun evrenin büyüklüğünü anlama çabasına büyük katkısı olmuştur. Dilerseniz galaksileri daha iyi tanımak için biraz daha ayrıntıya girelim.

Messier 66 Galaksisi. Fotoğraf, Avrupa Uzay Ajansı (ESA) tarafından çekildi.

Galaksi (Gökada) Nedir?

Galaksiler, kütle çekim kuvvetiyle birbirine bağlı olan yıldızların, gaz-toz-plazmaların meydana getirdiği maddelerin ve henüz ne olduğunu bilmediğimiz karanlık maddenin oluşturduğu sistemlerdir. Yıldızlar gibi galaksiler de bir araya gelip gruplar oluştururlar. İçine aldığı galaksinin sayısına göre bir grubun fakir ya da zengin olduğu anlaşılabiliyor.

Örneğin Samanyolu, Andromeda, Triangulum (Üçgen) ve Macellan Bulutları, yaklaşık 30 galaksiden oluşan bir grupta yer almaktadır. Bizim galaksimizin de içinde yer aldığı bu gruba “Yerel Grup” adı veriliyor. Grubun en büyük galaksisi Andromeda iken galaksimiz Samanyolu ikinci sırada. Üçüncü sırada ise Triangulum Galaksisi geliyor. Grubumuzdaki diğer galaksilerin tümü ise “cüce galaksi” olarak niteleniyorlar.

Gelelim bugün ki bilgilerimize… Edwin Hubble’ın gözlemleri ve çalışmaları galaksiler hakkındaki modern bilgilerimize temel oluşturdu ve bunu bir üst kademeye taşıdı. Kendi zamanına kadar ki tüm çalışmaları bir araya getirip incelediğinde galaksilerin belirli şekilleri ve yapıları olduğunu farketti. Galaksilerin fizyolojik özelliklerini ele alarak belirli bir sınıflandırma yaptı. Hubble’ın yaptığı bu sınıflandırma yöntemine “Hubble diyapazon diyagramı” ismi verilir ve hala geçerliliğini korumaktadır. Hubble, galaksileri 3 farklı grupta topladı. Daha yakın zamanlarda ise astronomlar bu gruplara uymayan yeni bir grup daha keşfettiler. O halde Hubble’ın galaksileri sınıflandırmalarıyla devam edelim.

Galaksi (Gökada) Türleri

Eliptik galaksiler: Adından da anlaşılacağı üzere eliptik şekle sahip galaksilerdir. Dünyaya dik açıda olan eliptik bir galaksi bir Amerikan futbol topu gibi görünür. Yaşlı yıldızlardan meydana gelirler ve az miktarda gaz ve toz bulutu içerirler.

Galaksi kümelerinde gözlenen galaksilerin büyük kısmını bu tür oluşturur. Kütle açısından Güneş’e benzerler. Yaşlı yıldızlar çok olduğu gibi yeni doğan yıldızların sayısı da oldukça azdır. Hubble düzenine göre eliptik galaksiler daire biçimine yakınlıklarından aşırı ovalliğe kadar uzanan geniş bir yelpaze içinde kodlanır. “E” ile gösterilirler. (E0: daire biçimine en yakın, E7: ovalliğe uzanan)

NGC 4621, eliptik galaksilere bir örnektir.

NGC 4621, eliptik galaksilere bir örnektir (Fotoğraf NASA/ESA Hubble).

Var olan galaksilerin çoğu eliptiktir. Fakat kategorilenen galaksilerin büyük bir kısmı spiral (sarmal) galaksidir. Çünkü eliptik galaksiler oldukça büyük olsalar da çoğu küçük ve sönüktür.

Spiral Galaksiler: Kataloglarda listelenen çoğu galaksinin spiral yapıda olduğunu biliyoruz. Bu oran, yaklaşık olarak %60 kadar. Hubble, spiral galaksileri çubuksuz spiral (S) ve çubuklu spiral (SB) galaksiler olmak üzere 2 ana gruba ayırmıştı.

Çubuksuz Sarmal (Spiral) Galaksiler: Sarmal galaksiler genç ve yaşlı yıldızların birlikte bulunduğu galaksilerdir. Hale ve disk biçimleri aynı anda bulunur. Bu galaksiler 10 milyar yıl içinde yavaş yavaş oluşur. Çekirdeğinden dışarı doğru parlak denilebilecek kollar uzanır. Bu kollar sarmal galaksinin ihtişamlı görüntüsünün sebepleridirler. Spiral bir şekilde açılırlar, sabit açısal bir hızla çekirdeğin etrafında dönerler. Yıldızlar hareketleri sırasında bu kollara girip çıkarlar. Adeta atlı karıncaya binmiş gibi hareket edip, yükselir ve alçalırlar. Galaksi merkezine yakın yıldızlar ile kollardaki yıldızların hızları aynı değildir.

Çubuklu galaksilerde çekirdeği bir uçtan diğerine kateden çizgisel yapılar görülür. Samanyolu Galaksisi de çubuklu sarmal bir yapıdadır. Tüm spiralllerin üçte ikisi çubuk içermektedir. Çubuk sistemleri yıldız doğumlarını arttırmak için çok etkili ve yoğun sistemlerdir.

Sombrero Gökadası (solda) bir çubuksuz sarmal gökada örneği ve NGC 1300 (sağda) bir çubuklu sarmal gökada örneğidir.

Sombrero Gökadası (solda) bir çubuksuz sarmal gökada örneği ve NGC 1300 (sağda) bir çubuklu sarmal gökada örneğidir.

Hubble sistematiğinde spiral galaksiler S ile, çubuklu spiral galaksiler SB ile gösterilir. S’nin veya SB’nin yanına gelen harfler (a, b, c) kolların çekirdeğe göre durumunu belirtir. Kolların sıkılıklarını ya da dallanmadaki dağınıklık derecesini ve çekirdeğin boyut durumunu gösterir. Mesela; Sa sınıfındaki çubuksuz galaksilerde çekirdek büyük olmakla birlikte kollar belirsizce yayılmıştır. Sc sınıfında ise çekirdek küçüktür ve açılmış kollar ise belirgindir. “a” sınıfı küçük çekirdek ve hafif dağınık kolları için, “b” sınıfı çekirdek küçük ve daha dağınık kollar için, “c” sınıfı ise kolları en dağınık olarak tanımlanmıştır. Bu sistem çubuklu sarmallar içinde geçerlidir.

A, b, c sınıfında kolların yapısı dışında belirli farklar vardır. Sc ve SBC galaksileri daha fazla gaz ve toz içerir. Gaz ve toz bulutunun fazla olması ise yıldız oluşumunun fazla olması ile sonuçlanır.

Bazı galaksilerin diskleri ve merkezi şişkin olarak görülür fakat kolları bulunmaz. Bu tip galaksileri Hubble, “merceksi galaksiler” olarak adlandırmıştır. S0 ile gösterilir. Merceksi galaksiler, eliptik galaksi ile sarmal galaksi arasında kalan galaksi türüdür. Melez gibidir ve iki galaksinin de bazı özelliklerini taşır. Spiral kolları belirsizdir. Yıldızlardan oluşan eliptik bir halesi vardır. Şekil olarak bir merceği yandan görünüşünü andırır. Yaşlı yıldızlardan oluşurlar.

Bize en yakın iki komşu galaksimizizden biri olan Büyük Magellan Bulutu. Bu galaksi bize yaklaşık 150 bin ışık yılı kadar uzaklıktadır ve dağınık galaksiler sınıfına giren bir cüce galaksidir (Fotoğraf NASA/ESA Hubble).

Spiral galaksiler 50.000 ışık yılından 2.000.000 ışık yılına kadar büyüklüğe sahip olabilir Samanyolu’nun büyüklüğü ise yaklaşık 100.000 ışık yılıdır.

Düzensiz galaksiler: Sarmal ve eliptik bir özellik göstermeyen galaksi türleridir. Başka galaksilerle muhtemel etkileşimi sonucu oluşmuş, şekilleri tuhaf ve olağandışı özellikleri bulunan galaksilerdir. Düzensiz galaksiler evrenin %10’luk bir kısmını oluşturmaktadır. Ayrıca yıldız sayıları da normalden %25 daha azdır.

Bu galaksilerin hiçbir gruba uymaması Edwin Hubble’ın dikkatini çekmişti. Diğer galaksilerin hepsini belli bir düzen içinde sınıflandırabiliyordu ama bu galaksiler onlardan farklıydı. Hubble’a göre bu oluşumun başına mutlaka bir şey gelmiş olmalıydı. Edwin Hubble düzensiz (irregular) bir galaksi olması için galaksilerin çarpışmış olabileceği fikrini ele aldı.

Bir galaksi birleşmesi ve oluşan yeni düzensiz galaksi.

Bir galaksi birleşmesi ve oluşan yeni düzensiz galaksi.

Teleskopla incelenen görüntülerde ve yaratılan simülasyonlarda iki galaksinin –sarmal ya da eliptik- birbirine doğru hızla gelip birleşmesi sonucu düzensiz galaksiler meydana geliyordu. Böylece gökcisimlerinin birbirine çarpışmalarının evrenin oluşum sürecinin bir parçası olduğu anlaşıldı.

Evrende sürekli olarak gaz bulutları, galaksiler çarpışıyor ve bilim insanları bunları kırk yıldır gözlüyorlar. Galaksilerin arasındaki uzaklık galaksilerin çaplarının yaklaşık 20 katı kadardır. Andromeda ve Samanyolu arasındaki uzaklık 2.5 milyon ışık yılıdır.

Örneğin; bundan çok uzun yıllar sonra (yaklaşık 5 milyar yıl) bizim galaksimizde, komşu galaksimiz olan Andromeda Galaksisi ile çarpışacak. Muhtemelen biz bu durumdan etkilenmeyeceğiz. Çünkü yıldızlararası uzaklık, yıldız çapının milyon katını bulabilir. Bu da, iki yıldızın çarpışmasını neredeyse ihtimalsiz kılar.

Galaksilerin göreli hızları birkaç yüz kilometre olduğu için galaksi çarpışmaları, evrenin yoğun olduğu bölgelerinde gerçekleşir. Eğer galaksilerin hızları daha yüksek olursa duvarın içinden geçen hayalet Casper gibi birbirlerinin içlerinden geçip gidebilirler. Galaksi çarpışmaları, daha doğrusu birleşmeleri, yavaş hareket eden galaksilerde meydana gelir. Günümüzde pek az da olsa gerçekleşmektedir ve bize galaksilerin nasıl oluştuğu hakkında bilgi vermektedirler.

Galaksi birleşmelerinde yıldızlar çarpışmasalar da galaksi içlerinde gaz ve toz bulutu zaman zaman çarpışırlar. Çarpışmanın etkisiyle bulutlar enerjilerini kaybederler ve kütleçekiminin etkisine girerler. Bu etkiyle bulutların birbiriyle çarpışma sıklığı da artar. Çarpışan gaz ve toz bulutları külleri, küller kumları, kumlar çakıl taşlarını, çakıl taşları astreoitleri, astreoitler gezegenleri yada yıldızları meydana getirir.

Hazırlayan: Merve Yorgancı

Kaynaklar:

  1. Galaksilerin Çeşitliliği (Osterbrock, Gwinn , Brashear Scientific American 1993)
  2. Edwin Hubble ve Genişleyen Evren
  3. Evrenin Kısa Tarihi (Joseph Silk)
  4. Uzay Bilimi Astronomi ve Astrofizikte Temel Konular (Prof. Dr. Umur Daybelge)
  5. https://tr.wikipedia.org/wiki/Galaksi
  6. Galaksiler Çarpışıyor (Science)

Bu yazımız, sitemizde ilk olarak 4 Nisan 2016 tarihinde yayınlanmıştır.

Okumaya devam et

Amatör Astronomi

Kömür Çuvalı Bulutsusu (Caldwell 99 / Coalsack Nebula)

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 5 dakikada okuyabilirsiniz.

Kömür Çuvalı Bulutsusu, soğurma bulutsuları olarak da adlandırılan karanlık bulutsular grubuna dahildir. 109 uzay cisminin kataloglandığı ve Messier Kataloğu’nun tamamlayıcısı olarak hazırlanan Caldwell Kataloğu’nda C99 koduyla yerini almıştır.

Kömür Çuvalı (Coalsack) Bulutsusu, geceleyin gökyüzüne baktığımızda siyahlığıyla en belirgin bir bulutsu olarak karşımıza çıkar. Dünyamızdan 180 parsek (590 ışık yılı) uzaklıkta yer alan bu meşhur bulutsu; Güney Haçı (Crux) Takımyıldızı’nın bize göre güneydoğu kısmında yer alır ve Centaurus (Erboğa) ve Musca (Sinek) takımyıldızları ile de komşudur.

Fotoğraf Telif: ESO 1539b

 

Kömür Çuvalı Bulutsusu, insanlık tarihini de içine alan bir zaman diliminde, özellikle Güney Yarımküre göklerini süslemiş ve coğrafi keşiflerde kayıtlara geçirilene kadar birçok kültürün mitolojik anlatılarında yer etmiştir.

Avustralya’daki Aborjinlere göre bu nebula, gökyüzündeki “emu“ların (büyük, uçamayan bir kuş) lideri vasfındadır. Bir başka Avustralya halkı Wardamanlılara göre bu bulutsu, özellikle şekli itibariyle bir yargıcın başı ve omuzları olarak yorumlanmış ve bu yargıç, geleneksel yasaları her daim gözetlemiştir.

Avustralyalı bir yazar olan W. E. Harney’e göre Utdjungon adı verilmiş olan bu yargıç; aynı zamanda geleneksel yasalara bağlı kalındığı müddetçe yeryüzünü yok edecek olan ateşli bir yıldızın hiddetinden insanları korumaktadır. Avustralya’dan epey uzakta, Güney Amerika’daki İnkalar ise Kömür Çuvalı Bulutsusu’nu, bir tür keklik gibi düşünebileceğimiz, o bölgeye özgü tinamulara benzetmişler ve Yutu adını vermişlerdir.

Kömür Çuvalı Bulutsusu’nun emu ile olan benzerliğini ifade eden bir görsel. (Görsel Telif: abc.net.au)

 

Kristof Kolomb’un, Amerika’yı keşif yolculuğunda bulunurken filosuna ait gemilerden Nina’da kaptanlık yapan İspanyol denizci Vicente Yáñez Pinzón; 1499 yılında bu bulutsuya dair ilk gözlemi ve kaydı oluşturmuştur. Bir başka denizci ve kâşif Amerigo Vespucci tarafından ‘’il Canopo fosco’’ (İt. Kasvetli Canopus) olarak adlandırılmış ve Magellan Bulutları’nın zıttı bir yapı olarak düşünmüş olduğundan –biliyoruz ki Magellan Bulutları, göz alıcı parlaklığa sahip, birer cüce galaksilerdir– “Magellan’s Spot, Black Magellanic Cloud” (Kara Magellan Bulutu) olarak da ifade edilmiştir.

Kömür Çuvalı Bulutsusu’nun içeriğinde, birçok karanlık bulutsuda gözlemlediğimiz element ve bileşiklere rastlarız. Bunlar; donmuş su, azot, karbonmonoksit ve diğer basit organik moleküllerdir. Karanlık bulutsular; oldukça yoğun yapıda oldukları için içlerinden görünür dalga boyundan ışık geçemez ve kızılötesi dalga boyunda yapılan gözlemler sayesinde içeriğine ve ardındaki yapılara dair bilgi edinilebilir.

Bu bulutsunun ne kadar karanlık olduğunu anlamak için 1970’lerde Finlandiyalı gökbilimci Kalevi Mattila deneysel bir çalışma yayınlamış ve Samanyolu’nun parlaklığının onda biri kadar olduğunu tahmin etmiştir. Adeta dökülmüş bir mürekkep koyuluğundaki bu bulutsunun içerisinden, arkasındaki bazı yıldızların ışığı geçmeyi başarmış ve bu da yeni ESO görüntüsünde ve modern teleskoplarla yapılan diğer gözlemlerde ortaya çıkarılmıştır. Bu bulutsunun arkasında da zengin bir yıldız kümelenmesi olduğu bu sayede bilinmektedir. Bulutsu içerisinden geçerek gelen ışık bir miktar değişime uğramaktadır.

Kömür Çuvalı Bulutsusu’nun Uzun Pozlamayla Çekilmiş Bir Fotoğrafı (Fotoğraf Telif: astrophoton)

 

Görüntüde gördüğümüz ışık normalde olduğundan daha kırmızı görülmektedir. Bunun nedeni karanlık bulutsulardaki toz parçacıklarının yıldızlardan gelen ışıktaki mavi ışığı, kırmızı ışığa göre daha çok soğurması, yıldızları normalde göründüklerinden daha koyu kırmızı halde göstermeleridir. Kömür Çuvalı Bulutsusu, elbette varlığını bu şekilde karanlık bir toz ve gaz yığını olarak sürdürmeyecek; önümüzdeki milyon yıllar içinde devasa boyutlarda yıldızların, orta ölçekli yıldızların meydana geldiği ve belki de bu yıldızların oluşturduğu gezegen sistemlerine ev sahipliği yapan ışıltılı bir yapı hâline gelecek.

Yazarın Notu: Türkçemize İthaki Yayınları tarafından kazandırılmış olan, Jerry Pournelle ve Larry Niven’ın ünlü “Tanrı’nın Gözündeki Zerre” (Çev. Kerem Sanatel, 2020) adlı eseri, bu içeriği yazmamda bana ilham vermiştir. İnsanlığın 3000’li yıllarını yaşadığı ve uzayda imparatorluklar kurduğu bir gelecekten bahseden bu romanda; Kömür Çuvalı Bulutsusu, kapüşonlu bir kişinin silüeti olarak tasvir edilir ve oradaki parlak iki cisimde (biri yıldız, diğeri gezegen) uzaylıların varlığından insanlar emin olur ve onlarla ilk temas için harekete geçerler…

Yazar: Volkan Yılmaz
Editör: Kemal Cihat Toprakçı

Kaynaklar ve Referanslar: 

  1. Alındığı Tarih: Ocak 27, 2021, Alındığı Yer: http://www.bulutsu.org/evreninharitasi/darknebs.php
  2. [email protected] Bir Çuval Dolusu Kozmik Kömür – Kömür Çuvalı Bulutsusu’na yakından bakış. Alındığı Tarih: Ocak 27, 2021, Alındığı Yer: https://www.eso.org/public/turkey/news/eso1539/
  3. Coalsack Nebula. Alındığı Tarih: Ocak 29, 2021, Alındığı Yer: https://en.wikipedia.org/wiki/Coalsack_Nebula#cite_ref-6
  4. Caldwell catalogue. Alındığı Tarih: Ocak 28, 2021, Alındığı Yer: https://en.wikipedia.org/wiki/Caldwell_catalogue

İleri Okumalar İçin Kaynaklar:

  1. Dekker, E., (1990). The Light and the Dark: A Reassesment of the Discovery of the Coalsack
    Nebula, the Magellanic Clouds and the Southern Cross, Annals of Science, 47, 529-560.
  2. Henry, R., C., Holberg, J., B., & Murthy, J., (1994). Voyager Obervations of Dust
    Scattering Near the Coalsack Nebula, The Astrophysical Journal, 428, 233-236.
  3. Kerr, F., & Garzoli, S., (1968). A Search for Hydrogen in the Southern Coalsack, The
    Astrophysical Journal, 152, 51-59.

Okumaya devam et

Amatör Astronomi

Akrep Takımyıldızı (Scorpius)

• İçerik Üreticisi:

Bu yazıyı yaklaşık 4 dakikada okuyabilirsiniz.

Akrep Takımyıldızı Yay ve Terazi burçlarının arasında, ufka yakın ve enlemesine konumlanmış bir takımyıldızdır. Bu yazımızda onun hikayesinden, ilginç özelliklerinden, içerdiği önemli gök cisimlerinden bahsedeceğiz…

Bazı takımyıldızlar farklı kültürlerde çeşitli isimler ile anılırken Akrep Takımyıldızı için bu durum geçerli olmamıştır. İsmi konusunda genel olarak kültürler arası bir söz birliğinden bahsetmek mümkündür. Sadece eski Türkler ‘’Kuyruklu’’ ya da ‘’Uzun Kuyruklu’’ olarak isimlendirmiştir.

Bu takımyıldız ile ilgili eski hikayelerin ve anlatıların hemen hemen hepsi Orion’a (Avcı) bir atıf içermektedir. Klasik mitolojiye göre Avcı ile Akrep arasında ezeli bir husumet vardır. Zeus’un eşi Baş Tanrıça Hera, Avcı’nın kendini beğenmişliğinden ötürü onu cezalandırmak için Akrep’i görevlendirmiş ancak yaptıkları savaşta Avcı Akrep’i mağlup ederek, tabiri caizse ‘’bir daha gözüme görünme’’ diyerek çok uzaklara sürgün etmiştir. Bu öyle bir sürgün olmuştur ki gökyüzünde hiçbir zaman aynı anda görünmemektedirler. Ama yine de bu ebedi kovalamaca devam etmektedir; Avcı doğarken Akrep batmakta, Akrep batarken Avcı doğmaktadır…

Görsel Kaynağı: Constellation of Words

 

Ne zaman nereye bakacağımızı bilmek gökyüzü gözlemciliğinin altın kuralıdır. Akrep de Temmuz – Ağustos aylarında güneş battıktan hemen sonra güney ufkunda kendini gösterir. Avcı ile olan husumetinden ötürü geç saatlere kadar kalamayacağını tekrar hatırlatalım.

Akrep Takımyıldızı 47 üyeden oluşmakta olup, aralarından bazıları adını verecek kadar yüksek kadir seviyesinde (< 3) parlak olarak tanımlanır. Bu minvalde Akrep’e şeklini ve dolayısıyla ismini veren bazı önemli yıldızlar aşağıdaki gibidir:

  • Antares / 1,05
  • Shaula – λ Scorpii (Lambda Scorpii) /  1,60
  • Lesath – u Scorpii /  2,70
  • Acrab (Graffias) – β Scorpii (Beta Scorpii) /  2,60
  • Dschubba – δ Scorpii (Delta Scorpii) / 2,35
  • Sargas – θ Scorpii (Theta Scorpii) / 1,85
  • ε Scorpii (Epsilon Scorpii) /  1,85
  • Girtab – κ Scorpii (Kappa Scorpii) /  2,35
  • Alniyat – t Scorpii /  2,80

Yaklaşık 2000 yıl kadar önce Terazi burcunun bazı üyeleri de bu takımyıldız dahilinde sayılırdı. Ancak zaman içinde tüm gök cisimleri uzayda hareket ederek konumlarını değiştirirler. Bu konum değişimine bağlı olarak da takımyıldızların şekilleri ile isimleri arasında tutarsızlıklar görülebilir. Akrep’ten Terazi’ye kayan yıldızların isimleri, burada da aynı durumun geçerli olduğunu göstermektedir. Daha önceden Akrep’te yer alıp şu an Terazi’de bulunan, bin yıllar alan süreçte bu bölgenin çehresini değiştiren yıldızlar şunlardır:

  • Zubeneschamali (Kuzey Kıskacı) – Arapça
  • Zubenelgenubi (Güney Pençe) – Arapça
  • Brachium (Kol) – Latince

Akrep’in Yüreği Antares

Akrep Takımyıldızından bahsederken Antares’e değinmeden geçmeyelim. Antares gökyüzünün en parlak 15. yıldızı, takımyıldızının ise en parlak yıldızıdır. Dolayısıyla bu yönde yapılacak gözlemlerde önemli bir referans noktasıdır. Ömrünün son demlerine gelip kırmızı dev aşamasında olan Antares’i bizatihi diğer yıldızlardan ayırt etmek oldukça kolaydır. Kızılımtırak rengi bize Mars gezegenini hatırlatır. Zaten adı da Mars ile bağlantılıdır. Mars gezegeninin eski Grekçede adı Ares iken Antares de ‘’Anti-Ares’’ birleşimiyle isimlendirilerek, isminde hem benzerlik hem de karşıtlık barındıran tek yıldız olmuştur.

Akrep Takımyıldızı’nda Antares’in konumu.

 

Antares’in takımyıldızdaki konumu, bildiğimiz akrep hayvanının kalbinin vücudunda bulunduğu anatomik pozisyona benzerlik göstermektedir. Hem bu benzerlik hem de takımyıldızdaki en parlak yıldız olmasından ötürü Antares ‘’Akrep Kalbi’’ olarak unvan almıştır.

Bunların yanı sıra Akrep Takmıyıldızı uygun gözlem şartları altında basit bir dürbünle bile gözlemlenebilecek baş kısmında M4 ve M80, iğne/kuyruk kısmında Kelebek Kümesi ve Ptolemy/Batlamyus Kümesi gibi önemli gök yapılarını ihtiva etmektedir.

Bu güzellikler için serin yaz akşamlarında gözünüzü güney semadan ayırmayın…

Hazırlayan: Umut Can Güven
Editör: Kemal Cihat Toprakçı

Kaynaklar ve Referanslar: 

  1. Gökyüzünü Tanıyalım, M. Emin Özel, Talat Saygaç, Tübitak, 2018
  2. https://starregistration.net/constellations/scorpius-constellation.html

Okumaya devam et

Çok Okunanlar